Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mart 2010 · 1.020 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 3 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN HALKOYUNA SUNULMASI HAKKINDAKİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S.:462)); konuşma 1.020 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi (s.s.:462)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-03-03-anayasa-degisikliklerinin-halkoyuna-sunulmasi-hakkindaki-kanunda-degis (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, Mecliste çözemediklerimizde, beceremiyorsak, birlikte uzlaşamıyorsak, konuşamıyorsak, çözemiyorsak, o zaman gidecek bir adresimiz var, halka gitmek.
Bu yasayla yüz yirmi gün altmış güne iniyor. Buna karşı olunmaz. Halka gitmek için yollara mayın konulmaz, barikat konulmaz, halka en kestirmeden gitmek en doğrusudur. Seçim de yakındır, o kadar uzak değil. Ha sonbahar, ha ilkbahar, bir bahar vakti hep beraber sandığa gideceğiz. Yarını beklesek de beklemesek de yarın gelecek. O zaman biraz daha makul düşünürsek çok daha iyi olacak diye düşünüyoruz.
Bakın, bizim bu Anayasa konusunda düşüncemiz çok açık. 5 tane general bir araya geldi, bir anayasa yaptı, bu Anayasa’yı otuz senedir değiştiremiyoruz. Şu hazin tabloya bakın.
AK PARTİ’nin içinde de o dönemde Mecliste olanlar vardı biliyoruz, Sayın Erbakan döneminde, Cumhuriyet Halk Partisi de vardı, MHP de vardı. Generaller Meclisi de kapattı -İstiklal Savaşı’ndan bu yana ilk kez kapandı- partileri de kapattı, Zincirbozan’a götürdü. Şimdi dönmüşüz, o paşaların darbe Anayasası meşru, bu Meclisin yapacağı anayasa meşru değil diyoruz. Bu ne mantıktır? Bu ne çelişkidir? Yazık ya! Yazık değil mi? (BDP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Şimdi “Meclis anayasa yapamaz.” Demin Sayın Hatip açıkladı, Meclis… İşine gelince siyasi partiler yapıyorlar ama. Ne yapıyorlar? Bağımsız aday Hasip kaplan, arkadaşları milletvekili olmasın diye seçim pusulasına adımızı küçük yazıyorlar, listeye alıyorlar. Ama bir şey daha yapıyorlar, bunun da açıklanması lazım, AK PARTİ’yi de bu konuda sorguluyorum:
Yüzde 10 seçim barajında niye uzlaşıyorsunuz? Ne ihtiyacınız var kardeşim? İktidar partisine soruyorum: Mademki oylarınıza, tabanınıza güveniyorsunuz, niye yüzde 10 seçim barajına sığınıyorsunuz? Siyasi Partiler Yasası, Anayasa değişikliği de gerektirmiyor. Ne güzel uzlaşıyorsunuz. Bak, hiç sesiniz çıkıyor mu? Üç tane parti buradasınız, işte CHP, MHP, AK PARTİ. Demek ki, uzlaştığınız noktalar var. Bu uzlaştığınız noktalar, adalet, temsil, halkın özgür iradesinin Meclise yansımasının önündeki nokta. Bu noktada uzlaşıyorsunuz. Bu konuda bununla onur duyuyor musunuz? Diyebiliyor musunuz ki: “Bu yaptığımız doğru da… Ee, AK PARTİ Anayasa değişikliği yapamaz veya bir başka parti bu konuda böyle bir şey yapamaz?”
Halk, tabii soruyor: “Kırk yıldır niye liderler değişmiyor?” Kırk yıldır partiler niye değişmiyor? Değişmez ki kardeşim! Ya şu seçim barajını 3’e indirin. Yüzde 3, 20 kişilik Meclis grubu çıkaran oy oranıdır, 2 milyon seçmene tekabül ediyor. Ama “Yok, değiştirmeyiz.” Niye? AK PARTİ diyor ki: “Değiştirirsem Saadet Partisi gelir.” Gelirse gelir, halk getirirse getirir. Sizin ömrünüz bitmişse halk başkasını getirir, getiriyor. CHP diyor ki: “Sarıgül’ün partisi geliyor, aman yüzde 10’da kalalım.” MHP de diyor “Ya Büyük Birlik Partisi gelirse?” DSP de diyor: “Yani bize de bir kapı açılsa.”
Ya, arkadaşlar, ne oluyor yani? Şimdi, uzlaştığınız nokta bu. Böyle bir seçim sisteminde uzlaşıyorsunuz. Uzlaştığınız noktaları koyun ortaya. Şimdi, bunu koymuyorsunuz. Ondan sonra “Biz ciğeri kediye teslim etmeyiz.” Ya, sekiz senedir ciğeri kediye teslim etmişsiniz de yeni mi uyandınız Allah aşkına? Sekiz senedir kimin sayesinde AK PARTİ iktidar?
Yani bakın, bunları konuşmadığımız zaman Makyavelist bir çizgiye geliyoruz. Makyavel ne demişti 15’inci yüzyılda: “Evet, politikada amaç, iktidarı ele geçirmek ve korunmasıdır. Bütün araçlar bunun için uygundur, mübahtır.” diyor. Böyle bir anlayış olabilir mi?
Bu Anayasa’nın 74 tane maddesi değişmiş, birlikte de değiştirilmiş. 2001’de mevcut bütün partilerin katılımıyla değişmiş. Daha sonra da değişmiş. 2004’te de değişmiş ve 2004’te bir şeyi daha değiştirmişsiniz beraber. O zaman tahterevalli siyaseti yapıyordunuz iki parti, AK PARTİ ve CHP. Biri iktidar, biri ana muhalefet. O zaman bizler yoktuk. Orada Terörle Mücadele Yasası’nı değiştirdiniz üstelik Avrupa Birliği ilerleme raporlarına dayanarak düşünce özgürlüğü ile ilgili, dernek özgürlüğü, gösteri özgürlüğü ve bir şey daha yaptınız o günlerde: Çocukları çocuk olmaktan çıkarıp büyüttünüz, 12 Eylül’ün yaşını büyütüp idam ettiği Erdal Eren gibi. Ne yaptınız? Çocukları, terörle mücadele özel ağır ceza mahkemelerinde yargılamanın insafına bıraktınız. O çocuklar, şimdi yaşları kadar ceza alıyor. Ama o zaman buluştunuz, o zaman uzlaştınız. Bu nasıl iştir? Çocuklar bugün yirmi sene ceza alıyor sayenizde. Ne oluyor da bugün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu konusunda değişikliğe hepimiz “Evet” demiyor muyuz? Diyoruz. Peki, niye ortak bir komisyon kurmayalım? Burada birbirimizi laflayacağımıza, söyleyeceğimize, o Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili düzenlemeyle ilgili, her parti grubu kendi projesiyle gelse ve kamuoyuna dese ki: “AK PARTİ böyle bir düzenleme getiriyor: Yargıç bağımsızlığının teminatını kaldırıyor. Yargıda kadrolaşmak istiyor. Benim de projem bu: Ben, yargıçların yeniden, şöyle, şöyle seçilmesini istiyorum. Kendi içlerinden seçilmesini istiyorum, daha sonra Meclise gelmesini istiyorum.” Peki, bu projelerinizi koymanıza bir engel var mı? Yok. Ne? Bu: “Parti iktidar da olsa, bu Meclis Anayasa değişikliği yapamaz…”
Siyasi Partiler Yasası’na geliyor; her gün parti kapatılıyor, ülke partiler mezarlığına döndü, bütün partilerin uzlaştığı konular var, “Aman, bu konu da değiştirilemez…” Niye? “E bir yetki tartışması var. Meclise mi verelim?” Ya, başsavcıların insafına bırakmışsınız bu ülkede parti kapatmayı. Bir başsavcı, sabah kalkıyor, akşam oturuyor, parti kapatmaktan başka bir şey düşünmüyor ama kafasındaki ve düşüncesindeki partileri kapatmıyor; işi gücü yok, bakıyor: “E, Kürt mü bunlar? Kapatalım. E, bunlar farklı mı düşünüyor? Kapatalım.” Her gün oturuyor, iddianame yazıyor. Artık, bilgisayarlarında hazır iddianame var. E, şimdi, bırakın, demokrasilerde halk sandıkta partileri kapatsın, halka bırakın, bunu zorlaştırın. Parti kapatma bir idamdır, bir tüzel kişiliğin idamıdır. O zaman, parti kapatmaları Türkiye gündeminden çıkaralım. Buyurun, projelerinizi koyun, “Biz, böyle, böyle düşünüyoruz…” Biliyoruz, MHP’nin bir çalışması vardı, bir ara açıklandı da. E, CHP kalkıyor, Sayın Genel Başkanı diyor ki: “Hukukun kapattığı iki parti…” Allah’tan korkun ya! Barış ve Demokrasi Partisi adına bu kürsüdeyiz, daha dava açılmadı. Bizi yargılamadan mahkûm bile ilan ettiniz; el insaf, el insaf!
Hadi bırakalım, hadi bırakalım, o Anayasa Mahkemesi hangi hukuku uyguladı? Kenan Evren Anayasası’nın hukukunu. Kim o Kenan Evren? O Evren Paşa, darbe yapan paşa. O darbe yapan paşanın hukukuyla yargılanmışız ve bugün 3 Mart, biliyor musunuz, 1994, burada DEP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırıldığı gün? O günleri unutmayın. Şimdi de Ahmet Türk, Aysel Tuğluk’un milletvekilliği düşürülüyor. Ama diyorsunuz ki: “12 Eylül, Kenan Evren Anayasası’nın hukukuyla bu partiler kapatıldı.” İyi de, o Kenan Evren, o 12 Eylül, o hukuk sizleri kapatmadı mı? Sizlerin partilerini kapatmadı mı? Sizi Zincirbozan’a götürmedi mi? El insaf! Sayın Anadol, ben bizzat avukatken sizi Başsavcı Süleyman Takkeci’ye İstanbul’da teslim etmedim mi? Daha ne diyeyim, ne diyeyim Allah aşkına? Yani azıcık, darbeler karşısında, azıcık, hukuk karşısında… Sizinle bir gün kapıda bekledik teslim olmanız esnasında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
61 konuşma daha · 3 Mart 2010