İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 69. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mart 2010 · 1.708 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 4 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVUSTURYA CUMHURİYETİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MACARİSTAN CUMHURİYETİ ROMANYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA NABUCCO PROJESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASI (S.S.447)); konuşma 1.708 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-03-04-avusturya-cumhuriyeti-bulgaristan-cumhuriyeti-macaristan-cumhuriyeti-r (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nabucco Projesi olarak kısaca adlandırılan anlaşmanın onaylanmasıyla ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin enerjide geçiş ülkesi olması, enerji kaynaklarının Türkiye’den geçmesi şüphesiz ülkemizin yararına ve biz de böylesi bir anlaşmanın onaylanmasının ülkenin hayrına olduğunu düşünüyoruz. Ancak Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Türkiye, hatta Almanya da bu sözleşmede bir taraf durumunda. Bunlar imzalanırken sözleşmenin teknik, hukuk boyutları bir yana, enerji politikalarımız açısından da ayrıca irdelenmesi gerekiyor.

Tabii, bütün araştırmalar, stratejiler şunu gösteriyor: Enerji, dünyada güvenlik problemiyle başa baş bağlantılı. Dünyanın son on beş yılındaki çatışmalar, önümüzdeki otuz kırk yılın politikalarının belirlenmesi, ABD’nin Irak’a müdahalesi, Afganistan’a müdahale, bütün bunların temelinde enerji politikaları yatmaktadır.

Şimdi, bakıyoruz, önümüzde bir İtalya-Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı Projesi ayrıca var kısaca “ITGI” olarak adlandırılan. 10 milyar metreküp civarında doğal gazın Türkiye ve Yunanistan’dan İtalya ve Avrupa’ya nakli planlanıyor. İşte, o arada Silvio Berlusconi’ye bir yumruk saldırısı olunca biraz askıya uğradı, sekteye uğradı, yani yumruktan etkilendi. Yumruktan boru hattı da etkilendi, gecikti biraz doğrusunu isterseniz, üç ay içinde zirve yapılması düşünülüyordu.

Tabii, bu arada, Türkiye, Rusya’ya Nabucco’yu desteklemesi veya 500 milyon dolarlık doğal gaz borcunun ertelenmesi için bir nükleer enerji gündeme geldi o arada.

Bunlara, böyle başlıklar olarak değiniyorum ama bunların hepsi sıradan konular değil.

Şimdi, Türkiye'nin Rusya’dan al ya da öde anlaşmasıyla aldığı veya tüketemediği 500 milyon dolarlık bir gazın Bulgaristan’a satılacağı söylentileri oldu.

Şimdi, Hazar gazını taşıyacak olan bu anlaşmada hükme bağlanması düşünülen Nabucco, Hazar Havzası doğal gazını Avrupa’ya taşıyacak 3.300 kilometrelik boru hattının yüzde 60’ının Türkiye'den geçişini öngörüyor.

Hattın ortakları, işte, Türkiye, Avusturya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan. Türkiye'den BOTAŞ, Bulgaristan’dan Bulgargaz, Romanya’dan Transgaz, Macaristan’dan MOL, Avusturya’dan OMV ve Almanya’dan RWE şirketleri eşit hisseye sahip. Projenin 2014 yılında bitirilmesi hedefleniyor.

Yine, boru hattı Hazar-İtalya kesimi de 2.100 kilometre. İtalyan enerji şirketi Edison, İtalya-Yunanistan arasındaki nakil kapasitesindeki yüzde 80’lik kullanım hakkına sahip. Hattın 300 kilometresi Türkiye'den geçiyor, İtalya’yla anlaşılması durumunda hemen proje başlayacak ve sanıyorum 2013 bitme tarihi olarak düşünülüyor.

Tabii, enerji deyince elektrik, elektrik deyince Edison akla geliyor, fakat bizim ülkemizde de Edison’un kemiklerini sızlatırcasına, işkencelerde de bol bol kullandığımız elektrik, şu günlerde sürekli kesintiler, sanayi çarşılarındaki yetersizlik, otomatik zam ve ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılar düşünüldüğü zaman “Biz doğru bir politika izliyor muyuz?” sorusunu getiriyor.

Hemen hemen her gün elektrikler kesiliyor, ama hesap soran yok. Elektrikli cihazlar bozuluyor, bunun hesabını veren yok. Gaz kesiliyor canı istediği zaman bazı ülkelerin, bunun hesabını soran yok.

Peki, Türkiye nasıl oluyor, bir enerji bölgesinin ortasındaki bir köprü, bir ada, bir stratejik ülke olarak niye bu kadar dışarıya muhtaç, niye hâlâ yüzde 90 oranında dışarıdan enerji ithalatı yapıyor? Bu sorunun cevabını bir türlü tartışamıyoruz.

Geçen, Avrupa’da, Avrupa Parlamentosundaki bir toplantıda bize “Türkiye’yi niye Avrupa Birliğine almıyorlar?” diye bir soru yöneltmişlerdi. ”Türkiye’yi Avrupa Birliğine alırlarsa Avrupa Parlamentosuna 80 tane milletvekili gelecek, bunların da 30 tanesi bizden olur, Barış ve Demokrasi Partisinden, sizin de çok güzel bir Kürt sorununuz olur. Ama 80 milletvekilinin gelmesi sizi korkutuyor.” dedim. Tabii ki, en büyük grup olacak Türkiye. 80 milletvekilinin gelmesi korkutuyor. Oradan bir soru daha sordukları zaman Berlusconi ile Almanya Başbakanı için “Vallahi, siz de biraz düşünürseniz bundan sonra iyi olur, bizimle iyi geçinmezseniz arada bir Avrupa üşür.“ dedim. Niçin üşür? İşte bu projeler, bu enerji geçiş hattı Türkiye’den geçtiği zaman elbette bizim de elimizde birtakım kozlar olacak, onlar da bunun hesabını biliyor ve Türkiye’ye ilişkin olarak da önümüzdeki dönem politikalarını ona göre şekillendiriyorlar.

Biz tabii ki, para kazanmak istiyoruz, ülkemiz kazansın istiyoruz, enerjimizi kendi ülkemizde kaynağından kazanalım istiyoruz. Bizim temel amacımız bu. Peki, bu konuda doğru mu yapıyoruz? Bence doğru yapmıyoruz. AK PARTİ hükûmetlerinin en büyük hatalarından birini söyleyeyim: Açılım politikasında “enerjide açılım” parantezini açamadığı için… Bakın, çok açık söylüyorum, “enerjide açılım” parantezini açarak başlamış olsaydı açılımda en ciddi, doğru adımı atmış olurdu. Çünkü Orta Doğu’nun ve geleceğin, önümüzdeki kırk yılın belirleyicisi olan enerji hangi havzalardan gelecek?

Katar’dan gelecek doğal gaza bakalım: Katar’dan Kerkük-Yumurtalık üzeri. İran’dan gelecek olan petrol, doğal gaza bakalım: Yine doğudan geliyor. Hazar’dan gelecek petrol ve doğal gaza baktığımız zaman, yine güney hattından, doğu bölgesinden geliyor.

Şimdi, bu boru hatlarının geçtiği bütün alanlar, Kuzey Irak dâhil, İran dâhil, hatta Suriye dâhil ve Kafkasya dâhil 45 milyon Kürt nüfusunun yaşadığı bir bölgeden geçiyor. O zaman, enerji politikası ve açılımda, çok ciddi bir şekilde açılımın, güvenlik artı demokrasi artı barış boyutuyla, çok köklü bir şekilde bu boyutuyla ele alınması gerekiyor. Bu alınmadığı takdirde, boru hatlarının, gelecek Katar doğal gazının veya İran üzerinden gelecek enerjinin geçişi durumunda rahat bir ülke olamayacağımız gerçeği var. O zaman, çok iyi değerlendirip, yeni bir stratejiyle, Türkiye, dünyanın enerji koridoru olacaksa, bu koridorda yaşayan bütün insanlar, bütün halklar öncelikle bundan yararlanmak zorundadır. Yani bunun yararlanma yöntemini, yolunu bulduğumuz zaman barış içinde bunun çok ciddi boyutlarda çözümü de sağlanmış olur.

Bakın, merkezi Londra’da bulunan… “Avrupa Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü…” Bu, herkesin tartıştığı bu stratejik konular, maalesef bizde tartışılmıyor. Enerjiyle ilgili bir araştırma önergesi vermiştik, Meclise geldi. Böylesine önemli bir konuda araştırma yapılması talebimiz reddedildi.

Şimdi, burada, Türkiye'nin büyük ve hızla gelişen bir ekonomi ve stratejik bir konuma sahip olduğu da ifade ediliyor. Evet, eğer planlanan boru hatlarının tamamı yapılırsa dünyadaki petrolün yüzde 10’unun ve doğal gazın yüzde 15’inin Türkiye'den geçeceği belirtiliyor. Peki, burada, baktığımız zaman bu petrolün gideceği ülkeler Avrupa Birliği. O zaman neden Türkiye'den vazgeçebilsin? İşte sorun burada. Avrupa Birliğinin geleceğinde, politikalarında Türkiye daha çok önemli bir yer almaya başlayacaktır.

Kafkaslardaki enerji koridorunda da anahtar ülke Türkiye. Onun için Osetya’daki, Abhazya’daki, Gürcistan’daki bütün sorunlar Türkiye'nin sorunudur. Ermenistan’la sorunları çözmek zorundayız. Her 24 Nisan yaklaştığında görüyoruz, Amerikan Kongresi hareketleniyor, Fransa hareketleniyor ve bütün bunlar geliyor, sadece komşuluk ilişkileri değil, enerji koridoru ve yeni enerji politikalarında da bu sorunun artık zamana yayılmadan, mutlak bir çözümünün şart olduğunu ortaya koyuyor.

Tarihe bakıyoruz, bakın, 19’uncu yüzyılın ilk yarıları; buharlı makineler icat oldu, dünya tarihinde yeni bir dönem başladı. Neydi bu dönemin adı? Sanayi Devrimi. Sanayi Devriminin arkasından makinelerin üretimdeki rolü anlaşıldı. Bu sefer, o makineleri daha iyi çalıştıracak enerji arayışları başladı. Bu sefer, kömüre alternatif olabilecek bir güç ve enerji arayışı 20’nci yüzyılda petrolün keşfiyle son buldu. Bugün petrol sahalarının büyük bölümü, onu ilk kullanan Batılı devletlerin sınırları dışında kalsa bile, mücadelenin daha çok bu geniş alanlara taşması, bugün dünya üzerindeki petrol kaynaklarının belli başlı iki sahada, yani Orta Doğu petrol havzaları ile Orta Asya’daki petrol havzalarında bulunması, Türkiye'nin de koridorun anahtarı durumuna gelmesi stratejisini çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

İster kabul edelim ister etmeyelim, bakıyoruz, dünyada, dergiler, yazılar, Türkiye’deki Kürt sorununun da çözümü konusunun enerjiyle çok yakın bağlantısı olduğunu ortaya koyuyor; aslında, gelişmeler de bunu gösteriyor.

Yine, İsrail’le enerji koridoru çalışmalarımızın, sadece akıllı füzeler, gece uçuş sistemleri, elektronik harp kameraları, mini insansız uçaklar, ileri teknoloji sistemleri olmadığı, bir de enerji boyutu olduğunu biliyoruz. İsrail Enerji ve Altyapı Bakanı Joseph Paritzky, geçenlerde, Zorlu Enerji grubu ile İsrail Dorad Enerji şirketinin imzaladığı ortaklıklar, İsrail’de üç doğal gaz çevrim santrali çabaları…

Bakın, Türkiye, devlet olarak Şırnak kömür havzasındaki Türkiye Kömür İşletmelerini “Orada güvenliği sağlayamıyorum.” diye kapattı, özelleştirdi, özele verdiler fakat Ciner Grubu-Park Holding Silopi’de termik santral kurabiliyor. Demek ki şirketler devletten daha güçlü. Onların güvenlik nedeniyle kapattıklarını, şirketler, gidebiliyor, taa da dağın başında, Cudi Dağı’nın eteklerinde çok rahatlıkla kendi termik santrallerini kurabiliyorlar. Burada da üzerinde durulması gereken bir nokta var.

Zaman zaman Ermenistan’la ilişkiler Azerbaycan’la ilişkileri gerginleştiriyor ve yakın tarihte bunun örneklerini gördük. Evet, hoş olmayan şeyler de yaşandı ve Azerbaycan’la aramızdaki Şahdeniz gazı konusundaki anlaşmazlık yakın tarihimizde not almamız gereken bir konu.

Nabucco Konsorsiyumunun tepe yöneticileri bir an önce bu çalışmanın başlatılması gerektiğini söylüyorlar, doğru olan da budur. Çalışmalara baktığımız zaman ilgi çeken bir konu daha var. Rusya’nın bölgemizde 2’nci petrol üreten büyük güç olması, bunu dikkate almak zorundayız. Bugün Türkiye'nin Rusya ile olan ticari hacmine baktığımız zaman hızla gelişen bir ticari hacimden söz edebiliriz.

Yalnız, burada, bu sözleşmede dikkat edilmeyen bazı şeylere vurgu yapmak istiyoruz. Şimdi, Türkiye’de kaynak enerjisine yönelme yok, 24 yerli, 24 yabancı 48 şirket faaliyeti devam ediyor. En son, Şırnak ili Cudi Dağı’nda Cudi-1 petrol kuyusunda petrol bulundu. Sultan Abdülhamid döneminde, 1901’de Türkiye'nin bir petrol haritası çıkarılmıştı ve bu petrol haritasına göre Türkiye'nin güneydoğusu petrolün olduğu yer; Batman, Mardin, Şırnak, Siirt, Hakkâri bölgeleri. Yine, Abdülhamid’in petrol haritası bugün de verileri doğruluyor, Azerbaycan güzergâhından, Kafkaslardan, Karadeniz’den Romanya’ya kadar olan kuşak, yani Karadeniz’de petrol yataklarının olduğu yönünde çok güçlü veriler var. Sinop-1 arama gemisi, biliyorsunuz, Boğaz’dan geçti. Türkiye’nin Brezilya’yla ilk ortak çalışması, 300 milyon dolarlık bir çalışma ve umut vadediyor. Yani bu haritaya göre de sadece Trakya’nın Karadeniz’e yakın olan kesimlerinde doğal gaz ve petrol verileri olduğu belirtiliyor. Esasen o alana bakıldığı zaman kömürün olduğunu görürüz. Amasra-Bartın-Zonguldak kuşağında da aynı şekilde kömür yataklarının çok yaygın olduğunu görürüz.

Bugün Türkiye'nin ham petrolü yüzde 95 Güneydoğu’dan, doğal gazı yüzde 52 Güneydoğu’dan, geri kalan doğal gaz Trakya’dan. Arama yüzde 20 karada, yüzde 1 denizlerde.

Şimdi, biz istediğimiz kadar geçiş enerjisinin anahtar ülkesi olursak olalım, bu geçecek petrol Türkiye'nin ithal enerjiden kurtulmasını sağlamıyor. Hatta ve hatta yüzde 5’ini karşılamıyor. Bizim 50-60 milyar lira ithal enerjiye verdiğimiz parayı, otomatik zamları karşılamıyor ve bu bizi, Türkiye'yi, zorunlu olarak yeni bir kaynak enerjisi üretme, kendi denizlerinin içinde kuyular açma, Güneydoğu’da her alanda petrol kuyuları açmaya yöneltiyor. Gidin Şırnak’a, -zaten yakında Meclisten bir araştırma komisyonuyla gideceğiz inşallah ve ben göstereceğim- bütün dağlarına taburlar, tugaylar, tümenler yapılmış Şırnak’ın; bir noktadan sekiz tanesini sayabilirsiniz. Oysaki arada bir cılız ışık yanar, o da Cudi-1 petrol kuyusudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla)Bağlıyorum Sayın Başkan.

Şimdi, biz kömürümüzü çıkarmamışız, petrolümüzü çıkarmamışız, dağların tepelerine beş yıldızlı turistik otel yapacağımıza bolca karakol yapmışız, bu karakollarla sorun çözmeyi aramışız. Bu, sorun çözmez.

Sayın Bakan bir noktayı hatırlatmadan geçemeyeceğim. Bunu dikkate almanızı ve teknik elemanlarla bunu konuşmanızı istiyorum. Bu Nabucco Projesi’nin hukukunda şöyle bir tabir var. Madde 6’da var, Yargı: “Ulusal mevzuat, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliğinin üyesi olan taraf devletler bakımından Avrupa Birliği hukuku uygulanır.” diyor.

Unutmayın, Gümrük Birliği Anlaşması’nı imzaladığımız 95’den bu yana Avrupa Adalet Divanının aldığı her karar Türkiye’yi bağlamaktadır. Bu konuda, bu sözleşmenin yargılama noktasına baktığımız zaman, vergi muafiyetleri var ama, uluslararası yükümlülükler olarak Nabucco şirketlerinin hukuku açısından bir netlik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla)…göremiyoruz. Bu, ileride -risk bölgesindeyiz, fırsat bölgesi kadar risk bölgesi de var- savaşlar, çatışmalar sonucu kesilmeler olabilir. Bunun sonucunda gideceğimiz mahkemeyi çok iyi bilmemiz lazım, buna göre hazırlıklı olmamız gerekir diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 4 Mart 2010

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook