Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 90. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Nisan 2010 · 826 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 21 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 826 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin önerisi lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, konuştuğumuz konu oldukça önemli. SSK’dan emekli, dul, yetim 4 milyon 605 bin kişi, BAĞ-KUR’dan 1 milyon 783 bin kişi, Emekli Sandığından 1 milyon 660 bin kişi yani 8 milyon kişiyle ilgili bir konuyu konuşuyoruz; aileleriyle beraber aldığınız zaman 20 milyon kişiyi yakından ilgilendiren bir konu.
Peki, çalışan işçilerin onda 1’inin sendikalı olduğu ülkemizde 8 milyon emeklinin 800 bininin örgütlü olduğunu biliyor musunuz? Evet, dünyanın 17’nci büyük ekonomisiyiz. Biz, sosyal devlet olmanın, sosyal adaletin, sosyal eşitliğin gereği olarak bu konuda ne yaptık?
2010 bütçesine bakıyorum: Halkı, emekçileri borca mahkûm eden bu bütçe yüzde 3,5 büyüyeceğine, özel tüketim harcamaları yüzde 2,5, dolaylı vergilerde artış yüzde 18,2’le gelir hedefi konuluyor. Hemen arkasından bakıyoruz, iki yılda temel harcama kalemleri karşısında reel olarak maaşların kaybı ne? Yüzde 40’a ulaşan kayıplar yaşanıyor. Şimdi, krizin etkisiyle bunlar yaşanırken diğer yandan, otomatik olarak doğal gaza, petrole, akaryakıta, elektriğe, suya, şekere, gıda maddelerine de zam geliyor. Bir de devlet rutin olarak her ocak ayında vergi harçlarına, mahkeme harçlarına, pasaport harçlarına, araç vergilerine otomatik zam yapıyor.
Şimdi, bunun karşısında emeklinin hakkını nasıl koruyacağız, nasıl korunması lazım? Parlamenter sistemlerde hükûmetlerin programında bu yer alır. Elimde Hükûmet Programı var, 2007. Özenle okudum, üşenmedim, “Bu konuda sosyal devletle ilgili bir şey var mı?” diye. “Biz kimsesizlerin kimsesi olacağız.” diye bir cümle buldum. Şimdi, 8 milyon kimsesizin, -burada jammerler çalışmıyor herhâlde, telefonum çalıyor- 8 milyon kişinin de herhâlde bunun içinde olması gerekiyor. Sonra üşenmedim, sonraki yıllara baktım. 2008, Sayın Başbakanın buradaki konuşmasını aldım. Yine “Sosyal devlet, sosyal eşitlik, sosyal adalet, emekliler, ücretlerle ilgili bir şey var mı?” diye baktım, onu da bulamadım ama bir cümle buldum yani onu odalarınıza asabilirsiniz: “Cumhuriyet tarihinin sosyal yönü en güçlü bütçelerinden biridir.” diyor. Asın, altına da “Recep Tayyip Erdoğan” yazın iftiharla.
Şimdi, niye bunu söylüyorum? Bağışlayın. Evet, emekli işçilerle ilgili İstanbul 5. İş Mahkemesinin Anayasa Mahkemesine gönderdiği bir dava var. Ücret farklarını alamıyorlar, vergilerini alamıyorlar, birçok sıkıntıları var. Artık, Hükûmet, 8 milyon emeklisiyle mahkemelik durumda. Mahkemelik olmuşsunuz kardeşim, bunun ötesi var mı? Sorun çözememişsiniz, emekliniz gitmiş mahkemeye. Nasıl gitmiş? Bu haklarını elde etmek için.
Sonra, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının verilerini aldım. “Evet, gerçekten, emeklilerin durumu iyi değil, biz de çok para vermek istiyoruz ama imkânlarımız dâhilînde -aynen tutanaktan okuyorum- vergi vermek istiyoruz. Vergilerinden aldığımız gelir, emeklilik primi gelirlerinin aylık giderleri karşılamada 2008’de yüzde 60.” diyor. Yani zaten emeklilerden yüzde 60 prim alıyorsunuz yani zaten para alıyorsunuz. Evet, sosyal devlet olmanın bir özelliği, bunu geri ödeyeceksiniz. Fakat OECD ülkeleri içindeki rakama bakıyoruz, gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 4,6, Türkiye'ye bakıyoruz yüzde 1,5’larda.
Şimdi, ben bunu söylemeyeceğim. Yalnız, bu maaşlarla ilgili, lütfen, bir yanlışım varsa bütün gruplar beni doğrulasın veya düzeltsinler diye… Şimdi, 2007… 2008, bir yıl sonra, Sayın Başbakan diyor ki: “SSK’da ortalama emekli aylığı 276 iken 538 oldu.” 2008, Sayın Başbakan diyor ki: “598 oldu, yüzde 132,7 arttı.” Yani 60 lira artmış arkadaşlar, bu nasıl oluyor, yüzde 132? Sayın Başbakan diyor ki: “BAĞ-KUR esnafı: 2007’de 566 TL’ye çıkardık maaşını.” 2008’de, bir sene sonra diyor ki: “En düşük BAĞ-KUR esnafının emekli aylığı 468 TL.” Arkadaşlar bu nasıl artmış yüzde 214,1? Şimdi söyler misiniz, 566 rakamını 2007’de alıyor ama 2008’de 468 TL!
ÖZDAL ÜÇER (Van)Başbakan matematik bilmiyor!
HASİP KAPLAN (Devamla)Şimdi hadi onu geçtik, çiftçi emeklisine bakıyoruz: 2007’de 335 alıyor, bir sene sonra 312 YTL. Arkadaşlar, yani şimdi bu rakamlar, diyor ki: “Yüzde 372,7 oranında artmış.” Dalga geçmeyin arkadaşlar, vatandaşla dalga geçilmez. Yani vatandaşla dalga geçerseniz, vatandaş da sandıkta sizinle dalga geçer, bunun ötesi yok.
Bakın, mehter marşı gibi bir ileri iki geri. Hangisi doğru? Düzeltin lütfen bunu. Bu, hükûmet belgeleri, burada da 2010 bütçesinin görüşmeleri var. Tabii, bunlar çok önemli değil. Şu an Avrupa Sosyal Şartı’nı okusam, “Bunun önlemlerinin alınması gerekiyor.” diyor teker teker. O da önemli değil. Ne önemli peki? Bu ara Anayasa önemli değil mi? Evet, Anayasa, eski model, 80, Kenan Evren modeli bir Anayasa’nın rektefiye ediyorsunuz hortumlarını, şasilerini değil, bujilerini, farlarını değiştiriyorsunuz. Şasi aynı şasi, kaporta aynı kaporta, model aynı model; siz şimdi üç dört madde değiştirdiğiniz zaman bunun değişeceğini mi sanıyorsunuz?
Şimdi, bu Anayasa, ırkçılık, postal, işkence, kan, fiş, yasak, depolitizasyon, zulüm kokmuyor mu? Çıkıp biriniz “Kokmuyor.” dese amenna! Peki, niye farklılıkları yok sayan bu Anayasa, kültürleri yok sayan bu Anayasa, en temel hakları ve emekçilerin haklarını, yani emeklilerin haklarını yok sayan bu Anayasa, bağımsız yargıyı yok sayan bu Anayasa vesayetçi değil mi, militarist değil mi, şovenist değil mi, faşist değil mi? Otuz senedir bu deli gömleğini sırtımızda taşıttıran sağ iktidarların, sağ hükûmetlerin günahı, vebali büyüktür; sağ hükûmetlerin bunda günahı, vebali büyüktür. Bugünkü Anayasa ile de günahınız, vebaliniz asla ayrılmayacak. Çünkü hukuk yok, özgürlük yok, eşitlik yok, adalet yok. Siz neyi savunacaksınız bu Anayasa’da söyler misiniz?
Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusunun 72 milyonun elinde olduğunu bilmiyor muyuz? Her vatandaş hissesi oranında tapusuna sahiptir bu ülkenin. Milyonlarca Kürt, milyonlarca farklı kimlikler, dinler, diller, mezhepler, milyonlarca Alevi yurttaş, milyonlarca emekçi aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusunu beraber taşıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
90 konuşma daha · 21 Nisan 2010