İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 465 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 465 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demin Sayın Bakan Ertuğrul Günay, beraber politika da yaptık, o da 12 Eylül mağdurlarından benim gibi, “Darbecileri yargılayabilelim. Bu Meclis bunu demeli.” dedi. İçtenlikle katılıyorum, bütün samimiyetimle katılıyorum. İşkence izlerini kulaklarında taşıyan, kafasında on sekiz dikişi olan, defalarca içeri alınan, 12 Eylül’ün avukatı, sanığı, tanığı olan birisi olarak içtenlikle istiyorum ve birçok kişinin de istediğini biliyorum ama 12 Eylül darbecilerini, darbecileri, darbecilerin yaptığı 12 Eylül Anayasası’yla yargılayamazsınız arkadaşlar.

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Değiştiririz biz, değiştiririz.

HASİP KAPLAN (Devamla)Bunu tümden değiştirmediğiniz zaman, birinci sayfasındaki dibacesinden başlayarak değiştirmediğiniz zaman, yargılayamazsınız.

Size bir şeyi anlatmak istiyorum. Bir önerge verdim arkadaşlarımla beraber. Gelin “Yargılanabilinir” diyelim darbecilere ve gelin, zaman aşımı olmasın diyoruz insanlık suçlarında. Samimiyseniz, buyurun, samimiyete davet ediyorum ve samimiyete öylesine davet ediyorum ki gelin, 12 Eylül Anayasası’nın mimarı olan darbecileri yargılamaktan, onların Anayasa’larıyla başlayalım. Unutmayın, biraz hatırlatayım o günleri. Evet, “Söz milletin.”di. Bakın, o günlerde, referanduma kamuoyu böyle alıştırılmıştı. Bakın, iyi bakın. Sonra “Demokrasi için görev günü.” Sağcısı, solcusu, bütün basının birlikte yaptığı şakşakçılığa bakın. Sonra, Atatürk gibi poz vermiş, işte, 12 Eylül darbeci general. Buyurun, Sayın Bakanlar, Sayın Meclis Başkanı, buyurun. Bunu niye yargılayamıyorsunuz? Sizi tutan bir güç mü var? Sekiz yıldır, dokuz yıldır iktidarsınız. Sizden önceki iktidarlar, sizi tutan ne? Neden korkuyorsunuz arkadaşlar?

Eğer bir hukuk yargılanmazsa, eğer paşalar, darbeciler yaptıkları Anayasa’dan başlayarak yargılanmazsa, militarist yanları yargılanmazsa, şovenist yanı yargılanmazsa, ırkçı yanı yargılanmazsa, faşist yanı yargılanmazsa, postal yanı yargılanmazsa, kan yanı yargılanmazsa, fiş yanı yargılanmazsa, sıkıyönetim mahkemeleri yargılanmazsa, mülteci olarak Avrupa’da ve dünyada yayılmış insanlarımızın itibarı iade edilmezse, onlardan özür dilenmezse, işkencedeki sakat kalan insanlarımızdan özür dilemezse bu Meclis, eğer sıkıyönetim mahkemelerinin kararları hâlâ onların önünde bir yargı kararı gibi duruyorsa ve bunlardan özür dilenmesi becerisi gösterilemiyorsa, eğer bu Anayasa’da hâlâ Kürt dili yasaksa, eğer bu Anayasa’da eşit vatandaşlık yoksa, eğer bu Anayasa’da demokratik seçim yoksa, eğer bu Anayasa’nın hukukunu beraber yargılayamayacaksak, bütününü yargılayamayacaksak, İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesini bile kaldıramayacaksak, geçici 2’nci maddesini kaldıramayacaksak, siz neyin yargılamasından bahsediyorsunuz, söyler misiniz? Siz bize tiyatro mu oynuyorsunuz? Siz bize hikâye mi anlatıyorsunuz? Önce çıkın, hazırlığınızı, siyaseten yapacağınız hesap vermenin biçimini anlatın bize. Anlatın, inanalım, samimi olalım, beraber gidelim, beraber oy verelim, beraber çözelim bunu. Bu onur meselesidir, bu onur meselesidir. Bu onur kavgasında benim yanı başımda işkencede nasıl öldürüldüğünü, Bursa işkencehanelerinden avukat arkadaşlarımın atıldığını yaşayan bir avukatım ben. Ben arkadaşlarımın nasıl öldüğünü gördüm, ben cenazelerini kaldırdım.

Siz diyorsunuz ki “Generalleri yargılayacağız.” 27 Nisan darbecilerinin altına 1 trilyonluk zırhlı araç vererek, Şemdinli davasında “iyi çocuk” diyenlerin altına zırhlı araç vererek mi yargılayacaksınız darbecileri? Söyler misiniz, taş atan çocukları içeri tıkarak mı? Sıkıyönetim mahkemelerini, savaş hâli hukukunu ararcasına, DTP’li, BDP’li belediye başkanlarını, seçilmişleri içeri atarak mı 12 Eylül hukukundan hesap soracaksınız? Söyler misiniz? Cins ayrımcılığı mı yaparak yapacaksınız bunu? Bu kadar kolay mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 27 Nisan 2010

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook