İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 108. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 108. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Mayıs 2010 · 905 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 27 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOOPERATİFLER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.496)); konuşma 905 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-05-27-kooperatifler-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 496 sıra sayılı kooperatifler kanunuyla ilgili Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, elli yıl önce 1960’ta ülkemizde bir darbe yapıldı. Bu darbenin ilk askerî darbe olması nedeniyle, askerî vesayetin kurumlarının kökleştirilmesi sağlanarak daha sonraki on yıllarda, 70’te, 80’de birbiri peşi sıra bu darbenin devamı olan askerî darbeler yapıldı ve bugün demokrasimiz ne çekiyorsa bu darbeler yüzünden bugüne kadar çekiyor.

60 darbesinde idam edilen, dönemin Başbakanı Sayın Menderes’i ve yakın arkadaşları Zorlu ve Polatkan’ı burada saygıyla anarken, darbecileri de lanetliyorum. Ülkemizin demokrasisine dinamit koyan, vesayetini kökleştiren anlayışı geliştiren bu darbe ve darbecilerin heveslerinin tamamen kırılacağı günlerin günbegün güçlendiğinin, halkımızın da bu konuda duyarlı duruma geldiğinin hepimiz farkındayız.

Evet, bu darbede bir enteresanlık daha vardı. 1960 darbesinde doğu ve güneydoğudan “Kürt büyükleri” diye -aslında Mardin’de Ensarilerden tutun da, Hakkâri’de, Diyarbakır’da- Sivas’a toplatılması ve 55 tanesinin de idam edilmesi gibi, aklın, havsalanın almayacağı, hiçbir olayın olmadığı şeyler de yaşandı. Bugün demokrasimizi bu prangalarla tam elli yıl bugüne kadar -70, 80, 12 Eylül Anayasası- kurtulamaz duruma geldikse ve Türkiye’nin bütün sorunlarının temelinde bu darbe anlayışı yaşıyorsa, buna karşı hepimizin Meclis olarak birlikte hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Kooperatifler Kanunu ile ilgili düzenlemeye baktığımız zaman, gerçekten, sadece bir amaç hedeflendiğini; efendim, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının daha önce denetiminde olan kooperatifleri alıp, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına devrettiğimiz bir yasa tasarısını görüşüyoruz.

Evet, daha önce Bakanlık denetimi yetersiz kalmış ki, bu konuda sorunlar sekiz senede, AK PARTİ İktidarı döneminde giderilememiş ki, tekrardan böyle bir yasaya ihtiyaç duyuluyor.

Evet, 90 bin kooperatifin olduğu ülkemizde 8,5 milyon insanımızın bu kooperatiflere üye olduğu, bunların da 60 bininin yapı kooperatifleri olduğu hepimizin bildiği bir gerçek. Bu yapı kooperatiflerin büyük çoğunluğu konut ile ilgili olup sanayi merkezlerinde benzer kooperatif çalışmaları da vardır. Ancak bir gerçektir ki özellikle amacına uygun kullanılmayan, kâr hırsı ve düşük malzeme kullanılması, üyelerin aidatlarının yıllara yayılarak üyelerinin mağdur edilmesi, üyeliklerin devri, bunların tapu işlemleri, iskân işlemleri oldukça sorunlu bir alan olan kooperatifçilikte, bir kere, devletin bir planlamasının olmayışı dikkat çekiyor. Neden devletin bir planlaması yok? Şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum: Eğer Sayın Başbakan, konutlarla, TOKİ’yle uğraşacağına TOKİ’yi Bayındırlık ve İskân Bakanlığına verseydi bu yasadan daha hayırlı bir iş yapardı. Bayındırlık ve İskân Bakanlığının zaten altı boşaltılmış, görevleri boşaltılmış bir bakanlık. Eğer bu Bakanlığı gerçekten etkili duruma getirmek istiyorsa Sayın Başbakanın, 72 milyon nüfusu, dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olan Türkiye’nin bunca devasa işleri içinde TOKİ’yi Başbakanlığa bağlı tutmaması gerekirdi, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına vermesi gerekirdi. Mademki uzman orada, ehil orada, denetmen orada, hepsi orada, o zaman Sayın Başbakan niye TOKİ’yle, ihaleyle, arsayla, arsa alımıyla, satın almalarla, şunlarla bunlarla… Başbakanın başka işi mi yok? Bu ülkenin stratejisini belirleyecek bir makamın inşaatlarla uğraşmaması gerekir, bir ilgili Bakanlığı olarak da Bayındırlığın görevi dâhilindedir bu.

Maalesef kooperatifçilik anlayışımız yok çünkü kooperatifçilik anlayışımız soğuk harp döneminden kalmadır. Kolhozları ve solhozları, sosyalist yapıdaki, Sovyet yapısındaki yapılanmalar aklına gelmiştir insanlarımızın. Öyle gelmiş ki biz kooperatifçiliği yeşertmemişiz. Bırakın yapı kooperatiflerini, deniz ürünleri kooperatiflerini, tarım kooperatiflerini, tarım kredi kooperatiflerini, tarım satış kooperatiflerini, hepsini sekiz yıllık AK PARTİ hükûmetleri icraatları altında alın, bir Devlet Planlama Teşkilatının planlamasında ve Hükûmetin programında göremezsiniz. Evet, Hükûmet zaman zaman KÖYDES’i ve BELDES’i anlatıyor, KÖYDES ve BELDES’le ilgili anlatımlarını dinliyoruz. Peki, buradan sorduk, niye sizin bir tarım politikanız yok, TARDES yok? Yok, çünkü böyle bir anlayış yok, bir bakış açısı yok.

Buradan baktığımız zaman Bakanlığa bağlanmakla da sorun çözülmüyor. Peki, yerel yönetimler kime bağlı? İçişleri Bakanlığına. Yerel yönetimlerin imar planları, şehir planlaması, bilmem yetkileri, belediye meclisinin kararları ne olacak? O zaman Bayındırlık ve İskân Bakanlığına veriyorsunuz da bu denetimde belediyelerin, yerel yönetimlerin o zaman görev sorumluluğu, ilişkisi ne olacak? İşte, burada, gerçekten yine de yasanın yeterli bir şekilde düzenlenmediğini...

Bakın, işte Hükûmetin 3’üncü maddeyle ilgili önergesinde alelacele... Daha buraya indirdiler yasa tasarısını, hemen de önerge verdiler. Ya, denetçilik olmaz. Denetçilik... Zaten böyle bir kadro yok. Kardeşim, kadro yok da sekiz yıldır iktidardasın, bu kooperatiflerin 10 binin üzerinde alacak-verecek davası mahkemelerde görülürken, bunlar kavgalara neden olurken, insanların mülkiyet hakları ihlal edilirken ne yapıyordunuz? Niye sekiz yılı kaybettiniz? Evet, bunu sormak gerekiyor. Yine de ehvenişer bir yasa tasarısı olarak tezahür ediyor. Belki bu Bayındırlık ve İskân Bakanlığının alt birimleri boşaltıldı, bu konuda daha denetimli bir görev yapabilir. Bu konuda, bu tasarının soruna köklü bir çözüm getiremediğini söylemek istiyorum.

Yine, bir şeyi ifade etmek istiyorum: Gerçekten, benim, Plan Bütçe Komisyonunda daha önce Millî Eğitim Bakanlığının YÖK’le ilgili, üniversitelerin kurulmasıyla ilgili dün yaptığımız bir görüşmede Sayın Bakana şunu söyledim: Muğla’da öğrenciler öldürülüyor dedim. Manisa’da olay oluyor dedim. Karabük Üniversitesinde oluyor, İzmir’de oluyor, Ankara’da oluyor ve bunların yerlerini saydım; Tokat’ta oldu, Trabzon’da oldu dedim. Son yıllarda, son bir yıl içinde özellikle Doğu ve Güneydoğulu öğrencilere yönelik bir saldırı planının olduğunu ve maalesef bunun odağında da YÖK’ün olduğunu, YÖK’ün eylem destek planı, tıpkı Balyoz Planı gibi gizli genelgeler gönderdiğini söyledim üniversitelere, hatta il millî eğitim müdürlüklerine. Sayın Bakan ve YÖK’ün temsilcisi, dün, bana, çıktı dedi ki: “Hayır, böyle bir gizli genelge yoktur.” dedi, “Böyle bir yönetmelik yoktur.” dedi. “Muğla’daki olay” dedi “sadece bar çıkışı sarhoş bir grubun bir başka gruba sataşmasıyla olmuştur.”

Arkadaşlar, bu kadar basit değil. Her bar çıkışı çıkan Doğulu, Güneydoğulu diye üniversite öğrencilerine mi saldırıyor? Ankara’da, İzmir’de, Manisa’da, Balıkesir’de, Karabük’te, bu saydığım yerlerde bu eylem destek planının, maalesef ve maalesef YÖK’ün bir tezgâhı olarak tezahür ettiğini ifade etmek istiyorum. Bunu öğrenmek, bunu... Dün Sayın Bakan “Böyle bir şey yok.” dedi. Sayın Bakanın “yok” dediğine işte gizli belgesinin fotokopisini vereyim, isteyen baksın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 27 Mayıs 2010

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook