Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Ocak 2008 · 525 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hayati Yazıcı (AK Parti), 31 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 525 kelime.
Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 31 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2008-01-31-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul)Teşekkür ediyorum.
AB için böyle bir Kanun çıkartılması gerekli mi? Değerli arkadaşlar, başından beri vurguluyoruz, komisyonlardaki görüşmelerde ifade ettik, Genel Kurulda bir kez daha ifade ediyorum ki, bu Kanun, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamak, Türk vatandaşlarının hamiyetperver duygularının önünü açmak amacıyla düzenlenmektedir ve bizim kamu idaresi içerisinde çok önemli işlevi bulunan, hele hele İktidarımız döneminde büyük atılımlar gerçekleştirmiş olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ve vakıf müessesesinin güçlendirilmesi amacıyla bu Kanun çıkartılmaktadır.
Yarın ileride -elbette ki, Parlamento iradesi üzerinde kimsenin ipotek koyması mümkün değildir- Parlamento gerek görürse, ihtiyaçlar hasıl olursa Kanun’u değiştirmek ya da yeni kanun çıkartmak gerekirse, o, yüce milletimizin temsilcisi bulunan Meclisin takdirindedir.
Sayın Akcan’ın yönelttiği ikinci soru da “Kurucularda aranan şartlar hafifletilmiş, hamiyet amacıyla, hayır amacıyla kurulması gereken vakıflarda hırsızlar, dolandırıcılar nasıl vakıf kurabilir” deniyor.
Değerli arkadaşlar, bir insanın ömür boyu, hayat boyu suçlu olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. İnsanlar suç işlerler, cezalarını çekerler. Ama hırsız da, dolandırıcı da hayır yapmak istiyorsa, elinde malı mülkü varsa, bunu tahsis etmek istiyorsa “Hayır, sen bunu yapamazsın” deme hakkımızın olmadığı inancındayız. Bu amaçla, hüküm giymiş vatandaşlarımızın vakıf kurmalarının yolu açılmıştır, ancak bu şekilde sicilleri bulunan kişiler kendi kurduğu vakıf dahi olsa vakfa yönetici olamaz. Bunu açık seçik olarak Kanun’da ifade etmiş bulunuyoruz.
Sayın Akçay “Denetleme raporları bakanlara, Başbakana verilmektedir.” diyor. Bu denetleme raporları devletin yönetim düzeni içerisinde bakana ya da Başbakana gelmez; denetlemekle görevli, kontrol etmekle görevli Genel Müdürlüğe gelir. Elbette ki, Genel Müdürlük zaman zaman bağlı bulunduğu Bakanı bilgilendirir veya Bakan bilgi ister, bilgi alır.
“Yurt dışından alınan paralar var, suç duyurusu yapıldı mı?” denildi. Yurt dışından kimin, hangi vakfın, ne ölçüde, ne miktarda, nereden para aldığı konusunda bize ulaşmış bir bilgi yok ve gene ifade ettiğiniz tarzda, bu doğrultuda faaliyetleri dolayısıyla hakkında suç duyurusu yapılmış bir vakıf da olmadığını kamu görevlisi arkadaşlarım bana şu anda ifade ettiler, ben de bunu sizlerle paylaşıyorum.
ERKAN AKÇAY (Manisa)Bunlar doğru değil Sayın Bakanım.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul)Kamu görevlisi arkadaşlarım bana ifade etti, ben sizlerle paylaşıyorum, ama ben şunu da ifade edeyim değerli arkadaşlar: Burada sorulan, gündeme getirilen konular üzerinde, ben daha sonra ayrıntılarıyla duruyorum. Siz “Doğru değil.” diyorsanız bunun üzerinde duracağım ve size de yazılı cevabını ayrıca ileteceğim.
Sayın Ural diyor ki: “1936 Kanunu’nda mal mülk edinmek yasaklanmıştı. Atatürk’ün yasakladığı bu cemaat vakıflarına, devrim kanunlarına da aykırı olarak, mal edinme imkânı getiriyorsunuz.” Şunu çok üzülerek ifade etmek istiyorum, belki imkân bulursam kalkıp açıklama da yapacağım yeri geldiğinde: Bunları biz çok fazla irdelemeden bu beyanlarda bulunuyoruz. Değerli arkadaşlar, cemaat vakıfları, 1935 yılında çıkartılan 2762 sayılı Kanun gereği, kendilerinden istenen, 1936 yılında istenen beyannameleriyle vakıf statüsüne kavuşmuşlardır. O tarihten önce, Osmanlı Döneminde bunlar birer hayır kurumu ve cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk bunu sağlamıştır. Mal mülk edinemiyordu diye bir durum kesinlikle söz konusu değil. Cemaat vakıfları, 1936 yılından 1974 yılında verilmiş Hukuk Genel Kurulu kararına kadar taşınmaz iktisap ediyorlar, bağış kabul edebiliyorlardı. Dolayısıyla bu bilgi doğru değil.
KADİR URAL (Mersin)1974’te niye yasaklamışlar o zaman Sayın Bakan? Yapmayın, etmeyin!..
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Bakanım, o bilgide gerçekten yanlışlık var. 1936 ila 2002 arasında mal edinemezler.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul)Hayır…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 31 Ocak 2008