2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2009 · 1.241 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hayati Yazıcı (AK Parti), 17 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 1.241 kelime.
Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2009-12-17-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İzninizle, konuşmamın başında, geçen dönem Üsküdar’da Belediye Başkanlığı yapmış başarıyla, çok yakın dostum, kardeşim dün gece vefat etti, bugün de onun şu anda cenazesi var, ama görevim sebebiyle iştirak edemedim ama müsamahanıza sığınarak buradan kendisine rahmet, ailesine ve dostlarına başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, benim konuşmam Gümrük Müsteşarlığına ilişkin, Sosyal Yardımlaşmaya ilişkin ve Devlet Personel Başkanlığına ilişkin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.
Bildiğiniz gibi, gümrük idareleri bütün ülkeler için son derece önemli, kamu idareleri ama Türkiye’yi şöyle dikkate aldığımızda, bulunduğu coğrafyayı göz önüne getirdiğimizde, gerçekten Türkiye’nin gümrük idaresinin ne denli önem taşıdığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Gerçekten de Hükûmetimiz, gümrük idaresini bu önemli işlevine uygun olarak her yönden hem görsel olarak hem altyapı ihtiyaçlarını giderme bağlamında ve hem de teknolojik imkânları gümrüğe kazandırmak suretiyle, gümrükte iş ve işlem icra eden ticaret erbabımızın en rahat bir şekilde, en güvenli bir şekilde, en etkin bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesinin altyapısını oluşturmuş ve bu gayretini sürdüregelmektedir.
Bu anlamda, gerçekten kapılarımız modernize edilmeye başlanmıştır. İşte, son olarak modernize ederek hizmete açtığımız Kapıkule Gümrük Kapısı dünyada ikinci, Avrupa ülkeleri arasında da bir numaralı büyüklükte ve güzellikte, donanımda olan bir gümrük kapımızdır ve böylece, on sekiz kara gümrük kapımızı peş peşe, inşallah, bir plan dâhilinde, yap-işlet-devret modeliyle, öz kaynaklardan hiç para aktarmaksızın… Elbette ki yap-işlet-devret bedava değil, karşılığında mutlaka kullanım hakkı da verilmek suretiyle ama o dengeleri gözetme noktasında çok sıkı bir pazarlık yapmak suretiyle, Odalar Borsalar Birliğinin şirketiyle uzlaşarak kapılarımızı modernize ediyoruz.
Burada konuşmada ifade ettikleri gibi arkadaşlarımın, gümrük idarelerinin diğer kamu idareleriyle elektronik ortamda entegrasyona girmeleri yönündeki önerilerini tabii ki bilgi edinmedeki eksikleri olarak niteliyorum çünkü Türkiye’de gerçekten gümrük idareleri, hem Maliyeyle, bankalarla, TİM’le ve bu alanda işlem icra eden bütün kamu idareleriyle elektronik ortamda ilk entegrasyonunu tamamlayan kamu idarelerinden bir tanesidir. İnşallah, Nisan 2010 tarihinden itibaren Türk gümrüklerinde bütün işlemler kâğıtsız, İnternet ortamında gerçekleşir hâle gelecektir ve bugün de çok belli oranda -bazı alanlarda yüzde 100’e varan oranlarda- gümrük faaliyetlerimiz gerçekten elektronik ortamda ve ofislerinden, gümrük müşavirlerimizin işlemlerini yürütecek şekilde icra edebilmelerine imkân sağlayacak donanıma kavuşturulmuştur.
Gümrüğümüzün yasal mevzuatı çerçevesinde var olan eksiklileri, yüce Meclisin de burada yoğun bir çalışması sonucu Meclis ara vermeden önce giderilmiştir. Bir kez daha yüce Meclise bu anlamda teşekkür ediyorum. Gerçekten, 5911 sayılı Kanun’la Gümrük Kanunu’nun önemli eksikleri giderilmiş ve kanun çıktıktan sonra yürürlük tarihi itibarıyla 790 maddeden ibaret Gümrük Yönetmeliği 560 maddeye indirilerek yeniden düzenlenmiş, yayınlanmış ve gümrükte kanunun öngördüğü Bakanlar Kurulu kararnameleri -üç kararname- birleştirilmiş, tek kararname hâlinde yayınlanmak suretiyle, ticaret erbabımızın iş ve işlemlerinin kolaylaştırılmasının yolu açılmıştır.
Değerli milletvekilleri, kanunda yapılan yeni düzenlemeyle gümrüklerde hızlı kargo ve posta vasıtasıyla işlemlerin yapılıyor olmasının gümrük müşavirlerinin aleyhine olacağına ilişkin bir değerlendirme oldu, ki bu doğru değil. Yeni çıkarttığımız kanunda, hatırlayacaksınız, bu şekilde işlem yapacak olan kargo şirketleri ve posta idareleri faaliyetlerini yürütürken gümrük müşaviri istihdam etmek zorunda. Ama, bu, çağdaş bir uygulamadır. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin veya devletinin e-devlet uygulaması konusunda süregetirdiği yapılanmanın dış ticaret açısından en özgün örneğini de gene gümrük idaresi gerçekleştirmiş ve yılbaşı itibarıyla devreye girecektir. Bunun da devreye girmesiyle, Anadolu’nun herhangi bir yerinde küçük ve orta ölçekli KOBİ’ler 1.500 lirayı aşmayan değerdeki ürünlerini hızlı kargo ve posta vasıtasıyla İnternet ortamından yararlanmak suretiyle pazarlama imkânına kavuşacaklardır. Yani, Patnos’taki bir vatandaş, beğenilen bir ürünü varsa ürününü tanıtmak suretiyle Chicago’ya pazarlama imkânına da kavuşacak. Bunu nasıl yapacak? İşte bu hızlı kargo ve posta aracılığıyla yapacak ve hiçbir şekilde gümrük idaresiyle muhatap olmayacaktır. Tamamen işlemler hızlı kargo ve posta idareleri vasıtasıyla yürütülecek ama yanlış anlaşılmasın, bütün bunların gümrük kontrolleri ülkeye giriş kapılarında, gümrük alanlarında yapılacaktır. Böyle bir uygulamayı da hayata sokmak üzere olduğumuzu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öte yandan, gümrük alanında ihtiyaç duyulan laboratuvarları modernize ettik. Yirmi üç yerde bulunan laboratuvarları altı bölgede bölge laboratuvarı olarak yeniden düzenledik, bunlardan bir tanesi de İstanbul’da. GDO’lu ürünlerin kontrolünü yasa gereği Tarım Bakanlığı yapmaktadır. Bizim laboratuvarlarımızda GTİP standartları açısından gerekli inceleme ve tahlil faaliyeti yürütülmektedir.
Gümrük teşkilatımızın bina olarak ihtiyaç duyduğu Eskişehir yolu üzerinde sağlanmış bir arsa ihalesi ayın 4’ünde yapıldı. Sanırım ocak ayında inşallah gümrük teşkilatının hizmet binasının temelini atacak ve bir aksaklık olmazsa çok kısa zamanda tamamlayacağız.
Zaman tabii hızla akıp gidiyor, saate bakıyorum. Şimdi de sosyal yardım faaliyetlerimize ilişkin sizlerle birkaç konuyu paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, gerçekten dünyada 1990’lı yıllardan sonra artan işsizlik, yaşanan krizler dolayısıyla meydana gelen sosyal sonuçlar ve ülkemizde de kırsal alanda tarım kesiminde yaşanan sorunlar kırsal kesimin kente göçüne yol açmış ve kentte vasıfsız insan gücünün sosyal sorunlarının artmasına neden olmuştu. İşte, Hükûmetimiz bu olgudan hareketle halkımız arasındaki, sosyal kategoriler arasındaki farklılaşmayı giderme noktasında güçlü projeler geliştirmiş, öte yandan da sosyal güvenceden yoksun vatandaşlarımızın gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan imkâna kavuşmaları noktasında projelerini somut olarak hayata geçirmiştir.
Bu faaliyetlerimizi “sadaka” olarak nitelemek bana göre biraz küçümseme anlamına geliyor ama “sadaka” sözcüğü de bizim kültürümüzün bir parçası. Sadaka nedir, tarifini iyi bilmek lazım. Sadaka, gezerken, dolaşırken sizden talepte bulunan ya da bulunmayana gönlünüzden koptuğu oranda katkıda bulunmaktır. Ölçüsü size aittir ama sosyal yardım faaliyetlerinin ölçüsü var, bir plan dâhilinde yapılıyor. Öznesi belli, yüklemi belli, standartları bellidir. Bu bir projedir. Projeyi -dolayısıyla- küçümseyecek anlamda nitelemenin bir dil sürçmesi olduğunu düşünüyorum. Ama Hükûmetimiz gerçekten “Yoksullukla, yolsuzlukla, yasaklarla mücadele edeceğiz.” şeklindeki taahhüdü çerçevesinde, bütün uygulamalarını, bütün politikalarını yoksulluğun giderilmesi, gerçekten, kimsesizlerin kimi olma bağlamında somut projelerle uygulamalarını hayata geçirmekte ve buna devam etmektedir.
Birkaç örneği sizlerle paylaşmak istiyorum. Mesela, değerli milletvekilleri, her eğitim-öğretim yılı başında, yedi yıldır, 13 milyon öğrencinin kitapları masalar üzerinde teslim edilmektedir. Bu bir sosyal projedir ve bu projenin kaynağı Sosyal Yardımlaşma Fonundan karşılanmaktadır ve 2009 yılında bu faaliyet için tahsis ettiğimiz kaynak 235 milyon TL’dir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü aylık periyodik ödemelerini gerçekten objektif kriterlere göre, nüfus kriteri, sosyal gelişmişlik ölçütü, Devlet İstatistik Enstitüsünün ölçütünü dikkate almak suretiyle yaptığı bir hesaplama sonucu Türkiye genelinde faaliyet yürüten 973 vakfa her ay muntazam şekilde göndermektedir. Bunların kime verileceği, yardımların nasıl yapılacağı belirlenmiş ölçütlere göre vakıf mütevelli heyetleri tarafından takdir edilmekte ve ihtiyaç sahiplerine erişimi sağlanmaktadır. Sadece, biz, vatandaşlarımıza yardım etmiyoruz, maddi imkânsızlık içerisinde, sosyal güvenceden yoksun vatandaşlarımızın iş kurmalarını teminen proje destekleri de veriyoruz. Böylece yoksul vatandaşlarımız işlerini kurmak suretiyle geleceğe yönelik, sosyal yardımlaşmanın yükü olmaktan da kendilerini kurtarmış oluyor. Böylece ekonomik bir boyutu da bulunmaktadır.
Bir şeyden daha söz edip diğer konuya geçmek istiyorum. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü gerçekten e-devlet uygulaması kapsamında “SOYBİS” ismini verdiğimiz sosyal yardım bilgi sistemini devreye sokmuş bulunmaktadır. Değerli milletvekilleri, masa başından hizmette, tek tuşla hizmet edebilmenin yolunu bu projelerle sağlamış bulunuyoruz. Vatandaş bugüne kadar 12 ayrı kamu idaresinden 24 sorunun cevabını toplayarak yardım alabiliyordu. Sosyal güvenceden yoksun vatandaşlar âdeta fakirliklerini, yoksulluklarını ispat etme külfetiyle karşı karşıya bırakılıyordu. Bugün o yükü onların üzerinden almış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü ve vakıflarla entegre olmak suretiyle vakıf mütevelli heyetleri bu yükü yüklenmekte ve sağlamaktadırlar. Vatandaş sadece geliyor, kimlik bilgilerini veriyor “Bana ait bilgilerin sosyal yardım amaçlı olarak kullanılmasına, değerlenmesine izin veriyorum, müsaade ediyorum.” beyanında bulunuyor, imzalıyor. Yedi saniye içerisinde o kişinin vergi mükellefi olup olmadığı, sosyal güvenlik kurumundan herhangi birisinden ücret alıp almadığı, Tarım Bakanlığından tarım desteği alıp almadığı, Vakıflar Genel Müdürlüğünden yardım alıp almadığı, Sosyal Yardımlaşma Genel Müdürlüğünden ŞNT vesaire ismi altında yardım alıp almadığı, araç sahibi olup olmadığı, künyesi ortaya çıkıyor ve vatandaş yönlendirilerek yardımına erişmiş oluyor. Bu projeyi de sağlayan arkadaşlarıma huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.
Son olarak, Devlet Personel Başkanlığının faaliyetlerinden kısaca söz etmek istiyorum. Gerçekten, Devlet Personel Başkanlığı kuruluş kanununa baktığımız zaman işlevi son derece önemli, son derece geniş alanda faaliyet göstermesi gereken bir kamu idaresi. 1960 yılında kurulmuş…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
79 konuşma daha · 17 Aralık 2009