İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 16. BİRLEŞİM · SALI

Gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, habur gümrük kapısındaki araç kuyruğuna ilişkin (6/1105, 1117, 1120,1307, 1457), bitlis milletvekili mehmet nezir karabaş'ın, sözleşmeli personele ilişkin (6/1176), tunceli milletvekili kamer genç'in, istanbul büyükşehir belediyesinin sanat ve meslek eğitimi kursları ihalesine ilişkin (6/1282, 1283,1306, 1335), ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın, seçimlerle ilgili açıklamasına ilişkin (6/1318,1694),tokat milletvekili reşat doğru'nun, özürlü istihdamına ilişkin (6/1329),kütahya milletvekili alim ışık'ın, düşük nüfuslu belediyelerin mali durumlarına ilişkin (6/1351), malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun, kpss sonuçlarına göre yerleştirmedeki sisteme ilişkin (6/1363),ardahan milletvekili ensar öğüt'ün, sosyal yardımlara ilişkin (6/1871,1896, 2118,2120),adana milletvekili hulusi güvel'in, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonuna ilişkin (6/2034)

Hayati Yazıcı

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 16. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Kasım 2010 · 3.551 kelime · yaklaşık 18 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hayati Yazıcı (AK Parti), 9 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ'ÜN, HABUR GÜMRÜK KAPISINDAKİ ARAÇ KUYRUĞUNA İLİŞKİN (6/1105, 1117, 1120,1307, 1457), BİTLİS MİLLETVEKİLİ MEHMET NEZİR KARABAŞ'IN, SÖZLEŞMELİ PERSONELE İLİŞKİN (6/1176), TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'İN, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN SANAT VE MESLEK EĞİTİMİ KURSLARI İHALESİNE İLİŞKİN (6/1282, 1283,1306, 1335), ORDU MİLLETVEKİLİ RIDVAN YALÇIN'IN, SEÇİMLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASINA İLİŞKİN (6/1318,1694),TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN, ÖZÜRLÜ İSTİHDAMINA İLİŞKİN (6/1329),KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ ALİM IŞIK'IN, DÜŞÜK NÜFUSLU BELEDİYELERİN MALİ DURUMLARINA İLİŞKİN (6/1351), MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN, KPSS SONUÇLARINA GÖRE YERLEŞTİRMEDEKİ SİSTEME İLİŞKİN (6/1363),ARDAHAN MİLLETVEKİLİ ENSAR ÖĞÜT'ÜN, SOSYAL YARDIMLARA İLİŞKİN (6/1871,1896, 2118,2120),ADANA MİLLETVEKİLİ HULUSİ GÜVEL'İN, SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMAYI TEŞVİK FONUNA İLİŞKİN (6/2034)); konuşma 3.551 kelime.

Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul). “Gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, habur gümrük kapısındaki araç kuyruğuna ilişkin (6/1105, 1117, 1120,1307, 1457), bitlis milletvekili mehmet nezir karabaş'ın, sözleşmeli personele ilişkin (6/1176), tunceli milletvekili kamer genç'in, istanbul büyükşehir belediyesinin sanat ve meslek eğitimi kursları ihalesine ilişkin (6/1282, 1283,1306, 1335), ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın, seçimlerle ilgili açıklamasına ilişkin (6/1318,1694),tokat milletvekili reşat doğru'nun, özürlü istihdamına ilişkin (6/1329),kütahya milletvekili alim ışık'ın, düşük nüfuslu belediyelerin mali durumlarına ilişkin (6/1351), malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun, kpss sonuçlarına göre yerleştirmedeki sisteme ilişkin (6/1363),ardahan milletvekili ensar öğüt'ün, sosyal yardımlara ilişkin (6/1871,1896, 2118,2120),adana milletvekili hulusi güvel'in, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonuna ilişkin (6/2034)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 9 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2010-11-09-gaziantep-milletvekili-yasar-agyuz-un-habur-gumruk-kapisindaki-arac-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul)Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; gerek Başbakanımıza yöneltilen gerekse selefime ve şahsıma yöneltilen soruları cevaplamak üzere huzurlarınızdayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Kamer Genç’in (6/1283) esas sayılı sorusuyla alakalı olarak, İsrail’in Gazze’de başlatmış olduğu harekât sonrası dost ve kardeş Filistin halkının karşı karşıya bulunduğu sıkıntıların hafifletilmesi amacıyla Başbakanlıkça bir hesap açılmış ve açılan bu hesap çerçevesinde Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü görevlendirilmiş ve bu çalışma kapsamında, kampanya süresince, Millî Eğitim Bakanlığı 19 milyon 919 bin 46 TL, Diyanet İşleri Başkanlığı 32 milyon 540 bin 630 TL, TRT Genel Müdürlüğü 4 milyon 618 bin 255 TL yardım hesaplarında toplanan miktarlar, kampanyanın bitiş tarihi olan 1 Mart 2009 tarihinde Başbakanlık Filistin-Gazze İnsani Yardım Merkezi hesabına aktarılmıştır. Başbakanlık, yardım hesapları dâhil tüm hesaplarda 68 milyon 535 bin 5 TL, 325 bin 424 ABD doları, 3 milyon 345 bin 107 euro, 420 İngiliz sterlini ve 2 bin 904 İsviçre frangı toplanmıştır. Hâlihazırdaki 55 milyon 485 bin 492 TL, 337 bin 941 ABD doları, 3 milyon 623 bin 913 euro Vakıfbank Finans Market Şubesinde değerlendirilmektedir.

Toplanan yardım hesaplarından 11 milyon ABD doları Türk İşbirliği Kalkınma Ajansına, 3 milyon 500 bin ABD doları da Gazze’de acil ihtiyaçların karşılanması amacıyla Kızılay Genel Başkanlığına verilmiştir.

Yine Sayın Kamer Genç’in Başbakanımıza yönelttiği (6/1287) esas sayılı soruya cevap olarak… 09/03/2009 tarihinde Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Aydın ilini ziyareti sırasında Mustafa Sercan Özyurt isimli şahıs devlet büyüklerine lisanen hakaret olayının şüphelisi olarak Aydın Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan tahkikat evrakıyla birlikte mevcutlu olarak cumhuriyet başsavcılığına çıkartılmıştır. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır ve sonuçta, savcılıkça, Aydın Çocuk Mahkemesince daha doğrusu ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Yine Sayın Genç’in Başbakanımıza yönelttiği (6/1306) sayılı sorularına cevap olarak şunları arz etmek istiyorum: Bilindiği gibi ülkemizin Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği adaylığına ilişkin bilinen yaklaşımı ve endişeleri konunun gündeme geldiği andan itibaren tutarlı bir şekilde müttefiklerimizin dikkatine getirilmiş ve dikkatleri çekilmiştir. Bu çerçevede, ülkemiz tam yetkiyle üyesi olduğu günümüzün en etkin güvenlik örgütü olan NATO’nun çıkarlarını, başarısını ve etkinliğini ön plana çıkaran ve gözeten sorumlu bir müttefik bilinciyle hareket etmiş, karikatür krizinin idaresinde izlediği tutum ışığında Rasmussen’in Genel Sekreterlik görevine getirilmesinin özellikle NATO’nun öncelikli hedef olarak belirlediği Afganistan’daki misyonunun başarısı ve nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerle geliştirmekte olduğu ilişkiler üzerinde doğurabileceği olumsuz etkiye ağırlıklı olarak dikkat çekilmiştir. Bahse konu endişelerimiz esasen bazı müttefiklerince de önceden paylaşılmış olmakla birlikte, 3-4 Nisan tarihli Strazburg Zirvesi’nde ülkemiz dışında tüm müttefiklerin Rasmussen’in adaylığını desteklediği bir tabloyla karşı karşıya kalınmıştır. İşte, Türkiye, bu çerçevede doğabilecek başka bir krizin ülkemize daha büyük zararlar vermesini önlemek amacıyla tutumunu değerlendirmiş ve beklentilerimizin uygulamaya geçirilmesi kuşkusuz zamana yayılı bir süreci ön plana almak suretiyle tekrar tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu bağlamda, Rasmussen’in Medeniyetler İttifakı Toplantısında yaptığı beyan, ülkemizin endişelerinin giderilmesi yönünde atılmış ilk adımı teşkil etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Yaşar Ağyüz’ün yine Sayın Başbakanımıza yönelttiği sorulara cevap olarak şunları ifade etmek istiyorum: 1 Mart 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26’ncı maddesiyle kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranlarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenmesi ve belirlenen oranların üç ayda bir açıklanması hükmü getirilmiştir. Söz konusu 26’ncı maddenin gerekçesinde, bankaların kredi kartlarına uyguladıkları faiz oranlarının büyük farklılıklar göstermelerine ve bazı bankaların sektör ortalamalarının oldukça üzerinde faiz uygulamalarına dikkat çekildiğini bilmektesiniz. Merkez Bankasına verilen söz konusu yetkiyle bu uygulamanın önüne geçilmesinin ve makul düzeyde faiz oluşumuna ortak zemin hazırlanmasının amaçlandığı belirtilmiş ve yayımlanan tebliğler ile Merkez Bankasınca belirlenen faiz oranları azami oranlar olup, bankalar bu oranları geçmemek üzere kredi kartı işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını serbestçe belirleyebilmektedirler.

Son olarak, 16 Haziran 2010 tarih ve 27613 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair 6 Sayılı Merkez Bankası Tebliği ile 1 Temmuz 2010 tarihinden geçerli olmak üzere kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı Türk lirası için yüzde 2,69; yıllık yüzde 32,28 ve aylık azami gecikme faiz oranı ise Türk lirası için yüzde 3,19; yıllık ise 38,28 olarak belirlenmiş ve ABD doları, euro için akdi ve gecikme faiz oranlarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Sonuç olarak, kredi kartı kullandırımları, alınan mal, hizmet ve nakit çekimleri gibi hizmetler karşılığının banka tarafından nakden karşılanmasını gerektiren işlemlerdir. Bu özellikleriyle normal kredi işlemlerinden farklılık gösteren kredi kartı işlemlerine ilişkin faiz oranları da, kredi kartı hesap bildirim cetvelinde yer alan tutarlara ilişkin ödemelerin zamanında ve tam olarak yapılmasını teminen genel bir uygulama olarak normal tüketici kredisi faiz oranlarından daha yüksek tutarlarda belirlenmekte ve uygulanmaktadır. Bu nedenle, kredi gereksinimi olan kredi kartı sahiplerinin bu gereksinimlerini kredi kartları yerine tüketici kredileri yoluyla karşılamaları onların yararına olacaktır. Bu vesileyle buradan ifade etmek istiyorum.

Yine Sayın Başbakanımıza Sayın Rıdvan Yalçın’ın yönelttiği sorulara cevap olarak şunları ifade etmek isterim: Anayasa’nın “Seçimlerin genel yönetim ve denetimi” kenar başlıklı 79’uncu maddesinde “Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin olarak karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi -bildiğiniz gibi- Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.

Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir…” Ve görevlerini bu şekilde sürdüren bir seçim denetim yargısı işlevini görmektedir.

Özel kanunlara göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında uygulanacak hükümleri belirleyen 298 sayılı Kanun’un bu konuya ilişkin hükümleri de çok açıktır. Kısaca, “Seçim işlerinin yürütülmesi” kenar başlıklı 9’uncu maddenin birinci fıkrasında “Seçim işleri, seçim kurullarınca yürütülür.” denilmektedir. İlçe seçim kurullarının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde “İlçe çevresinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.

Soru önergesinde konu edilen hususlarla ilgili olarak yirmi ağır ceza mahkemesi cumhuriyet başsavcılıkları ile yapılan yazışmalar sonucunda 10 Haziran 2009 tarihi itibarıyla sekiz ağır ceza mahkemesi cumhuriyet başsavcılığında soruşturmalar bulunduğu, bunlardan ikisi hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, on beş soruşturmanın ise hâlen derdest olduğu bilinmektedir. Sorunun cevabını bu şekilde ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Reşat Doğru’nun gene Başbakanımıza yönelttiği sorulara cevap olarak… Türkiye İş Kurumunca 2008 yılında toplam 21.967 engelli vatandaşımız ayrım yapılmaksızın işe yerleştirilmiştir. Tabii bu sayı İş Kanunu’na tabi olarak çalışan işletmelerle alakalıdır. Yine bu vesileyle ifade edeyim ki, kamuda memur statüsünde dolu kadroların yüzde 3’ü oranında özürlü istihdamını yasa öngörmekte. Bu oran bir hayli aşağıdaydı. Bunu da yaptığımız çalışmalarla, gösterdiğimiz gayretle ve 2010 yılı bütçesine ayrıca öngörülen kadrolar dışında özürlüler için kadro öngörmek suretiyle 2010 uygulamalarında inşallah yıl sonu itibarıyla 21 bini aşmış olacağız ve hedefimiz 49 bin olan sayıya erişimini sağlamak.

Diğer taraftan, 26/5/2008 tarih ve 26887 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5763 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesiyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ek 1’inci maddesinin (a) bendinde yer alan “yüzde 0,7” oranı “yüzde 1” olarak değiştirilmiştir. Terörle mücadele sırasında malul sayılmayacak derecede yaralananlar askerî hastanelerde kendilerine verilen sağlık kurulu raporu ve terörle mücadelede yaralandığını belgeleyen komutanlık yazısıyla birlikte, komutanlık yazısındaki tarih, yoksa, rapor tarihleri dikkate alınarak Türkiye İş Kurumuna kayıt yaptırmakta ve bu şekilde istihdamları sağlanmaktadır.

Gene Sayın Başbakanımıza Sayın Kamer Genç tarafından yöneltilen (6/1335) esas numaralı soruya cevap olarak… Sorudaki söz konusu ihaleye daha önceki ihalelere katılıp teklif veren beş firma davet edilmiş, kamu ihale mevzuatına göre, istekli firmaların verdiği teklif fiyatlar üzerinden değerlendirilmiş, Kamu İhale Kanunu’na göre kırım yapılarak değil, firmalar tarafından yapılan teklifler üzerinden değerlendirme yapılarak 11 milyon 71 bin 738 TL bedelle ihalesi gerçekleştirilmiştir. İhale bedeli, Kamu İhale Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle belirlenmiş olan kıstaslara göre sonuçlandırılmıştır.

Sayın Zekeriya Karaman’ın ortağı ve eski ortağı ya da yönetim kurulu üyesi olduğu firmalar 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında büyükşehir belediyesinden, sanat ve meslek edindirme kurslarının açılması ve organizasyonu hizmet alımı işi, pazarlık usulü (2004), İstanbul sanat ve meslek eğitimi kursları ve seminerleri organizasyonu hizmet alımı işi, açık ihale usulü (2005-2006), İstanbul sanat ve meslek eğitimi kursları ve seminerleri organizasyonu hizmet alımı işi, açık ihale usulü (2006-2007, 2008-2009), eğitim ve öğretim yılı, İstanbul sanat ve meslek eğitimi kursları ve seminerleri –İSMEK- hizmet alımı işi, açık ihale usulü (2008-2009), 2009 yılı İstanbul Darülaceze Müdürlüğü dört aylık sakin bakım hizmet işi pazarlık usulü ihalelerini almıştır. Bu ihaleler için toplam 159 milyon 714 bin 957 TL -KDV hariç- ödenmiştir.

Sayın Alim Işık’ın yine Sayın Başbakanımıza yönelttiği sorulara cevap olarak… 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri gereğince İller Bankasınca genel bütçe ve vergi gelirleri tahsilatı toplamının yüzde 2,85’i büyükşehir dışındaki belediyelere, yüzde 2,50’si büyükşehir ilçe belediyelerine, yüzde 1,15’i, il özel idarelerine ayrılmakta. Ayrılan belediye paylarının yüzde 80’lik kısmı belediyelerin nüfusuna, yüzde 20’lik kısmı ise Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından tespit edilen gelişmişlik endeksine göre belediyelere dağıtılmaktadır.

Yine 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’un 2’nci maddesinde “Bakanlar Kurulu bu maddede belirtilen oranları 2 katına kadar artırmaya veya kanuni haddine kadar indirmeye yetkilidir.” denilmek suretiyle payların artırılması hususundaki yetki Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Az nüfuslu belediyelerin burslarının yeniden yapılandırılarak ödemelerinin kolaylaştırılması konusunda ise yürütülen bir çalışma bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, şimdi de şahsıma ve selefime yöneltilen soruları cevaplıyorum.

Sayın Yaşar Ağyüz’ün tarafıma yönelttiği (6/1105) esas sayılı sorusuna cevap olarak… Türkiye'nin en büyük sınır kapılarından biri olan Habur Sınır Kapısı’nda günlük ortalama 4.500 araç, 7.500 yolcu giriş-çıkış işlemi yapmakta, petrol ve türevlerini taşıyan kamyonlar haricindeki araçlarda işlemler on-on beş dakika içerisinde tamamlanmaktadır. Habur Sınır Kapısı’nın Irak’taki karşılığı olan İbrahim El-Halil Sınır Kapısı’nın fiziki kapasitesinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle zaman zaman oluşan aksaklıklarla ilgili her zaman derhâl müdahil durumdayız. Ayrıca, konuyla ilgili olarak Sayın Yaşar Ağyüz’e 06/08/2010 tarih ve 17778 sayılı yazımızla daha detaylı cevap verilmiştir, bunu da burada ifade ediyorum.

Sayın Yaşar Ağyüz’ün yine tarafıma yönelttiği (6/1120) esas sayılı sorusu az önce cevapladığım soruların tekrarı mahiyetindedir. Dolayısıyla, az önce sizinle paylaştığım cevabı, Habur Sınır Kapısı’yla alakalı cevabı, burada tekrarlamakla yetiniyorum.

Öte yandan, yine Sayın Yaşar Ağyüz’ün tarafıma yönelttiği (6/1117) esas sayılı sorularına cevap olarak…

Birinci sorunun cevabı: Muhtaç ailelere dağıtılmak üzere Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünden alınan kömürlerin tamamı torbalı kömürlerdir.

İkinci sorusunun cevabı olarak, kömürler vakıflara torbalı olarak teslim edildiği için vakıfların bu hususta yaptığı herhangi bir işlem bulunmamaktadır.

Üçüncü sorunun cevabı olarak, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün kömür torbaları alımıyla ilgili yapılan herhangi bir ihalesi bulunmamaktadır. Kömürlerin ihalesi, torbalanması ve illere ulaştırılması Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda bulunmaktadır.

Dördüncü soruya cevap olarak, kömürler, Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından torbalı ve nakliye dâhil olacak şekilde ilgili vakıflara teslim edildiği için nakliyeye yönelik herhangi bir ihale Genel Müdürlükçe söz konusu değildir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Mehmet Nezir Karabaş tarafından selefim Sayın Başesgioğlu’na yöneltilen sorulara cevap olarak şunları arz ediyorum: “Kamu kurumundaki sözleşmeli personel sayısı kaçtır?” şeklindeki sorunun cevabı 267.045’tir.

Diğer soru: 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, resmî dairelerle ilgili kişiler arasındaki işlemlere ait kâğıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği hükme bağlanmış, bu nedenle damga vergisi ödemektedirler. Kamu idarelerinde görev yapan sözleşmeli personelden sözleşme bedelleri üzerinden tahsil edilen damga vergisi, adı geçen Kanun’un ekindeki 1 sayılı cetvelin, “Belirli parayı ihtiva eden kâğıtlar” başlıklı bendindeki düzenleme çerçevesinde mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerden binde 8,25 oranında alındığı bilinmektedir. Bu hükmün Damga Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesinde sayılan tüm kamu idareleri tarafından uygulanması yasal bir zorunluluktur.

Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, gene selefim Sayın Başesgioğlu’na yönelttiği sorulara cevap olarak şunları arz ediyorum: Kamu görevine ilk defa atanacaklar için yapılacak sınavlar hakkında genel yönetmelik hükümleri gereği KPSS sonuçlarına göre gerçekleştirilen merkezî yerleştirme işlemleri, kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyacını bildirmelerini müteakip ÖSYM Başkanlığınca bu kadro ve pozisyonların KPSS tercih kılavuzlarıyla ilan edilmesi ve adayların kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonu tercih eden adaylardan en yüksek puanlı olandan başlamak üzere ÖSYM Başkanlığınca bilgisayar ortamında gerçekleştirilmektedir. Bu itibarla, merkezî yerleştirme işlemlerinde daha önce tercih yapılması sebebiyle düşük puanlı adayların yerleştirilmesi gibi bir uygulama kesinlikle söz konusu değildir. Ayrıca, her bir kadro ve pozisyon için aranılan niteliklerin farklılık göstermesi sebebiyle bazı sınıflara ait kadro için oluşan taban puan ile başka bir sınıfa ait kadronun taban puanı da farklılık gösterebilmektedir. Her bir yerleştirme işleminde kurumların ihtiyaçları doğrultusunda ilana çıkılan kadrolar ve nitelikleri değişmekte ve hâliyle oluşan taban ve tavan puanlar da farklılık göstermektedir. Ancak hiçbir suretle aynı kadro veya pozisyonu tercih eden adaylardan daha düşük puanlı olanın yerleştirilmesi söz konusu değildir, böyle bir şey de mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Yaşar Ağyüz’ün İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansıyla alakalı yönelttiği (6/1457) esas sayılı sorusuna cevap olarak şunları ifade etmek istiyorum:

Birinci sorusuna cevap olarak… İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti o zamanki Yürütme Kurulu Başkanı Nuri Çolakoğlu’yla, Yürütme Kurulu üyeleri; Şekib Avdagiç, Nuri Tuna, İskender Pala, Gürhan Ertür, Metin Sözen 25/2/2009 tarihinde görevlerinden istifa etmişlerdir. İstifa eden Sayın Başkan ve üyeler istifalarıyla ilgili herhangi bir gerekçe belirtmeksizin tamamen kişisel tasarruflarıyla hareket ettiklerini, herhangi bir olumsuzluğa veya engellemeye yönelik açıklamada da bulunmamak suretiyle bu durumu teyit etmiş bulunmaktadırlar. Bunun tam aksine her zaman Ajans yönetiminin destekçisi olacaklarını, 2010 Projesi’ne katkıda bulunmak adına kendilerine düşen görevi yerine getirmeye devam edeceklerini beyan etmişlerdir ve bu çerçevede istifa edenlerden Şekib Avdagiç 14/4/2009 tarihinde İTO temsilcisi olarak Yürütme Kurulu üyeliğine, bilahare tarafımdan da 17/4/2009 tarihinde Yürütme Kurulu Başkanlığı görevine atanmıştır, hâlen bu görevi sürdürmektedir. Nuri Çolakoğlu, Gürhan Ertür, İskender Pala ve Metin Sözen ise Ajansın Danışma Kurulu üyeliğinde görevlerini sürdürmektedirler.

İkinci soruya cevap olarak... İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreterliği görevini 12/4/2009 tarihine kadar yürüten ve hâlen Başbakanlık Başmüfettişi olarak görev yapmakta olan Eyüp Özgüç kamu deneyimi açısından yeterli tecrübeye sahip, başarılı bir bürokrat olarak bu görevine atanmıştır. Ancak yeniden oluşturulan Yönetim Kurulu önceki deneyimlerine bağlı olarak Ajans içerisinde yeniden bir yapılanma gereği duyarak görevden almış ve görev değişikliğine gitmiştir. Bunlar arasındaki uyumsuzluk tamamen yönetim anlayışından kaynaklanmaktadır, herhangi bunun ötesinde başka bir sebebi bulunmamaktadır.

Sayın Reşat Doğru’nun tarafıma yönelttiği soruya cevap olarak... Tokat ilinde 2008-2009 yıllarında kurumumuz tarafından kaç kişiye, ne miktar yardım yapıldığı soruda sorulmaktadır. Tokat ilinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından 2009 yılında 23.095 kişiye 5 milyon 220 bin 980 TL yardım yapılmıştır. 2010 yılı Eylül ayı itibarıyla ise 19.612 kişiye 1 milyon 850 bin 967 TL yardım yapılmış bulunmaktadır. Ben bu vesileyle şunu ifade edeyim: Ben Bakanlık görevini üstlendiğim günden bu yana, her yıl sonunda, bir önceki yıla ait Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Genel Müdürlüğünün yaptığı faaliyetleri iller ölçeğinde detaylandırmak suretiyle bütün milletvekili arkadaşlarımın Meclisteki ofislerine gönderiyorum. Aslında gönderdiğim bu dokümana bakılsaydı 2009 yılındaki verilerin orada yer aldığını görmeleri mümkün olacaktı. Bu vesileyle hatırlatıyorum, 2010 yılına ait iller itibarıyla faaliyetlerimizi içeren broşürleri de inşallah 2011 yılının ilk aylarında sizlerin Meclisteki ofislerinize göndereceğim.

Sayın Ensar Öğüt’ün tarafıma yönelttiği sorularına cevap olarak, ki, bu soru (6/1871) esas numarasıyla gündemde kayıtlı bulunmaktadır… 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 3’üncü maddesinde de belirtildiği gibi, belediyeler idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişiliği niteliği taşıyan yerel kuruluşlardır. Bu bağlamda, karar organları aracılığıyla bütçe durumlarına göre yardım yapabilmektedirler. Belediyelerin yaptıkları yardımların, yiyecek paketleri ve kömür yardımları vesaire, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları aracılığıyla yapılan yardımlarla bir ilgisi bulunmadığından, bu konuda Genel Müdürlüğümüzde herhangi bir veri bulunmadığını herhâlde takdir edeceksiniz, ancak Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Genel Müdürlüğü TÜBİTAK iş birliğinde yürütülen ve bana göre Türkiye’nin çok önemli projelerinden birisi olan Bütünleşik Sosyal Hizmet Projesi’ni yarılamış, sona doğru devam ettiriyoruz. 2009-2010 yılında bu projenin gerçekleşmesi için bütçeye ödenek konmuştu. Üç yıllık bir program öngörülmüş. 2010 bütçemizde de yine ödenek bulunmaktadır. İnşallah, bir aksilik olmazsa, 2011 yılı sonunda Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Projesi tamamlandığında Türkiye’nin bu alana ilişkin hane ölçeğinde bir envanteri ortaya çıkacak ve herkesin, hem belediyelerin hem sivil toplum kuruluşlarının hem kamunun kullanacağı müşterek bir veri tabanı oluşturmuş olacağız. Her şey şeffaf bir durumda görülecek.

Üçüncü sorusuna cevap olarak, 2009 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 2 milyon 500 bin aileye -3 milyon 84 bin kişi bu ailede yaşayan- 12 milyon 407 bin adet yardım yapılmıştır.

Yine, Sayın Ensar Öğüt’ün tarafıma yönelttiği ve gündemde (6/1896) esas numarasıyla kayıtlı sorusuna cevap olarak, 657 sayılı Kanun’da memuriyete girişte on sekiz yaşın tamamlanması şartı bulunmakta ancak üst yaş sınırı belirlenmemiştir; giriş yaşı var, üst yaş itibarıyla bir kayıt yok. Bu konuda kurumların özel kanun veya diğer mevzuatta düzenleme yapabilmelerine yasa imkân vermektedir. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında, uzmanlık kadrolarının da aralarında bulunduğu, mesleğe özel yarışma sınavıyla girilen ve belirli bir süre yardımcılık dönemini müteakip yeterlilik sınavına tabi tutularak atama yapılan kadrolar için ilgili mevzuatlarında üst yaş sınırı tespit edilebilmektedir. Genel olarak uygulanmakta olan otuz yaş sınırının uygun olduğunu biz de değerlendirmekteyiz bu meslekler için. Bu tür mesleklerin üst yaş sınırı belirlenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmamakta; az önce de ifade ettiğim gibi bu meslekler niteliksel özellikler taşıdığı için üst yaş sınırının konması da gerekli bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Hulusi Güvel’in şahsıma yönelttiği ve gündemde (6/2034) esas numarasıyla kayıtlı sorularına cevap olarak şunları arz ediyorum heyetinize:

Birinci sorunun cevabı olarak, 2008-2010 yılları itibarıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gelirlerinin 3294 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde sayılan gelir kalemlerine dağılımı şöyledir:

Kanun ve kararnamelerle kurulu bulunan fonlardan, 2008 yılında 5 milyon 235 bin 980 TL, 2009 yılında 8 milyon 751 bin 326 TL ve Nisan 2010 itibarıyla 2 milyon 965 bin 267 TL.

Trafik para cezası hasılatının yarısı olarak, 2008 yılında 122 milyon 375 bin TL, 2009’da 61 milyon 288 bin 459 TL, 2010 yılında gene nisan itibarıyla -2010’a ilişkin rakamlar nisan ayı itibarıyladır- 45 milyon 994 bin 904 TL.

Vergi ve harç gelirlerinden alınan paylar olarak, 2008 yılında 1 milyar 827 milyon 675 bin 680 TL, 2009 yılında 1 milyar 693 milyon 62 bin 210 TL, 2010 yılında 540 milyon 650 bin 160 TL.

RTÜK reklam geliri hasılatından, 2008 yılında 11 milyon 849 bin 468 TL, 2009 yılında 10 milyon 124 bin 990 TL, 2010 Nisan ayı itibarıyla 14 milyon 683 bin 540 TL.

Diğer çeşitli gelirler -iade, bağış vesaire- 2008 yılında 66 milyon 633 bin 587 TL, 2009 yılında 67 milyon 830 bin 192 TL ve 2010 yılında 21 TL.

Faiz gelirleri 2008 yılında 4 milyon 118 bin 339 TL, 2009 yılında 1 milyon 745 bin 457 TL.

Toplam olarak ifade etmek gerekirse 2008 yılında 2 milyar 37 milyon 888 bin 054 TL, 2009 yılında 1 milyar 847 milyon 802 bin 634 TL ve Nisan 2010 itibarıyla 604 milyon 293 bin 891 TL Fona kaynak aktarılmıştır.

2’nci sorunun cevabı da bu ifade ettiğim rakamlar içerisinde yer almaktadır.

3’üncü sorunun cevabı olarak, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına her ay düzenli olarak periyodik pay aktarılmaktadır ve bu vakıflara aktardığımız periyodik paylar da yıl sonunda dağıtacağımız kitapçıklarda detaylı olarak sizlere sunulacaktır.

Yine Sayın Ensar Öğüt’ün tarafıma yönelttiği ve gündemde (6/2118) esas numarasıyla kayıtlı sorusuna cevap olarak, devlet memurları kanun tasarısında yer alan geçici görevlendirmeye ilişkin madde ile memurların kurumlar arası geçici süreli görevlendirilmeleri konusu günün ihtiyaçlarına göre tasarıda yeniden düzenlenmektedir. Getirilen düzenleme ile geçici görevlendirme yapmak isteyen kurumun talebi ve memurların çalıştıkları kurumun izni, 4’üncü ve daha yukarı bir dereceden boş bir kadronun bulunması, sürenin bir yılda altı ayı geçmemesi, memurların mesleği ile ilgili olması ve memurun muvafakatinin alınması gibi objektif kriterler belirlenerek memurların belirli koşullar altında ve belirli süreler ile kurumlar arasında geçici görevlendirilmelerine imkân sağlanmaktadır. Bir başka deyişle sınırsız, kontrolsüz, genel, statüsü belirsiz bir geçici süreli görevlendirme değil, süresi belirli, sınırları ve koşulları mevzuatta tespit edilmiş bir geçici görevlendirme uygulaması tasarıda tasarlanmış ve hayata geçirilmesi hedeflenmiş bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, son olarak, Sayın Ensar Öğüt’ün tarafıma yönelttiği ve gündemde (6/2120) esas numarayla kayıtlı sorularına cevap olarak şunları sizinle paylaşmak istiyorum:

1’inci sorunun cevabı olarak: Söz konusu kanun tasarısında kademe ilerlemesinin koşulları “Memurun bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması ve bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması” olarak açık bir biçimde belirlenmiştir.

Sicil sisteminin kaldırılmasına paralel olarak “Olumlu sicil almak” kademe ilerlemesi için gerekli şartlar arasından tasarıda çıkarılmıştır.

Bu hüküm uyarınca uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasıyla memurun kademe ilerlemesinde bir sorun yaşanmayacaktır.

Diğer taraftan, mevcut kanunda altı yıllık sicil notu 90 ve üzeri olanlara ilave bir kademe ilerlemesi verilirken, sicil sisteminin kaldırılmasına paralel olarak bu koşul “Son on yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almama” olarak değiştirilmektedir.

Bu hükümlerde memurun kademe ilerlemesini sınırlayıcı bir düzenleme olmadığını görmektesiniz.

2’nci sorusuna cevap olarak: Söz konusu kanun tasarısında yapılan düzenlemeyle, bazı üst düzey kadrolara atanacakların özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürelerin maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın dikkate alınması öngörülmektedir. Mevcut madde metninde özel sektörde veya serbest olarak geçirilen sürelerin altı yılı sayılabilmektedir. Şu an yürürlükte bulunan mevzuat buna amir bulunmaktadır.

Tasarıyla çok sınırlı sayıda kadro için bu görevlere sadece dışarıdan atama gibi bir uygulama söz konusu olmayacaktır. Bu düzenlemeyle özel sektörün deneyim ve birikiminden kamunun da yararlanmasına imkân sağlanmakta. Düzenlemenin, kamu hizmeti niteliğinin ve kalitesinin artırılmasında yararlı olacağı düşünülmüş ve tasarı bu mantık içerisinde hazırlanmıştır. Hâlen, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yirmi beş madde dolayında değişikliği içeren, uzmanların çalışması, memurların yükselmesi, yer değiştirmeleri, memurlarla ilgili sicil düzeninin kaldırılması, daha objektif kriterlerin sağlanmasını içeren tasarı Bakanlar Kurulumuzdan Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş, Plan Bütçede bulunmaktadır.

Son olarak şunu ifade etmek isterim: Önergeler ve Başkanlıkça da okunan sorularda, tabii, çok nesnel olmayan -bana göre- değerlendirmeler var. Elbette ki ben cevap vereceğim. O değerlendirmelerin doğru olup olmadığını dikkate almaksızın sadece soruları cevapladım. Mutlaka o sorular içerisinde yer alan, işte “Yoksulluk arttı.” vesaire gibi çok nesnel olmayan nitelemelerin de altını çiziyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

14 konuşma daha · 9 Kasım 2010

14 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook