Ağrı ilinin ekonomik, sosyal ve güncel sorunları hk.
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 36. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Şubat 2003 · 1.511 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 25 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AĞRI İLİNİN EKONOMİK, SOSYAL VE GÜNCEL SORUNLARI HK.); konuşma 1.511 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Ağrı ilinin ekonomik, sosyal ve güncel sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-02-25-agri-ilinin-ekonomik-sosyal-ve-guncel-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
KÜLTÜR BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Ağrı Milletvekilimiz Sayın Cemal Kaya Beyin, Ağrı İlinin sorunları üzerine yapmış olduğu konuşmaya, hükümet adına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Cemal Kaya'nın barış ve kardeşlik temennilerine katılarak konuşmama başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Kaya'nın, "biz, Ağrı için ayırımcılık istemiyoruz, hükümet, İzmir'e, İzmit'e, diğer vilayetlere nasıl bakıyorsa, bize de öyle baksın" şeklindeki ifadesini biraz daha öteye götürmek istiyorum. Buna katılmıyorum; biz, Ağrı'ya, Hakkâri'ye, Van'a, Bayburt'a ve diğer geri kalmış vilayetlere, eğer, İzmir'e baktığımız gibi, Kocaeli'ne baktığımız gibi, Bursa'ya baktığımız gibi bakarsak, bu, adaletsizlik olur. (AK Parti sıralarından alkışlar) Çünkü, pozitif ayırımcılık diye bir şey var değerli arkadaşlar.
Geçen dönem -bilmiyorum şu anda aramızda mı- Köy Hizmetlerinden sorumlu Devlet eski Bakanımız Sayın Mustafa Yılmaz Beye dedim ki: "Sayın Bakan, 5 200 kilometre köy yolu ağı bulunan Van Vilayeti için, toplam 20 kilometre asfaltlanacak yol koymuşsunuz programa. Peki, bu, doğru mudur, adil midir?". Mustafa Bey, o malum babacan tavrıyla, dedi ki: "Hüseyin Bey, sen ne diyorsun, biz, bunu yüzde 100 artırdık." Doğru söylüyordu; çünkü, bir önceki yıl 10 kilometreydi, yüzde 100 artırınca, 20 kilometre oldu. Ben de dedim ki: "Sayın Bakan, sizin bunu yüzde 100 artırmanız, Sayın Mail Büyükerman'ın, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ikinci turda, oylarını yüzde 250 artırmasına benziyor." (AK Parti sıralarından alkışlar) Daha önce 3 oy almıştı, ikinci turda 7 oy alınca, böylelikle, oyları yüzde 250 artmış oldu.
Değerli arkadaşlar, bölgeler arasındaki kalkınmışlık farkı, ülkemizin en büyük problemlerinden birisidir. Bu, kanayan bir yaradır; bu, âdeta kangren hale gelmiştir. Ben, Sayın Cemal Kaya'nın Ağrı İliyle ilgili olarak söylediklerini, doğu ve güneydoğunun toplam 23 olan vilayetinin, aşağı yukarı 16-17'si için söyleyebilirim. Kendisi doğru söylüyor, Ağrı, gerçekten, Türkiye'de en geri kalmış, sefaletin en dizboyu olduğu, hizmetlerin en az gittiği 5 vilayetten birisidir. Dolayısıyla -tekrar söylüyorum- biz, eğer, Ağrı'ya, Bursa'ya baktığımız gibi, Kocaeli'ne baktığımız gibi, İzmir'e baktığımız gibi bakarsak, bu doğru olmaz, bu konuda pozitif bir ayrımcılığın olması gerektiğine inanıyorum.
Nitekim, devletimiz, hükümetlerimiz, Parlamentomuz, bunun farkına vararak, zaman zaman "kalkınmada öncelikli yöreler" diye bir kavram geliştirmiş; fakat, üzülerek ifade ediyorum ki, geçen süre içerisinde, bu kalkınmada öncelikli yöre kavramını, maalesef, her meseleyi sulandırdığımız gibi sulandırmışız. Önce, doğu ve güneydoğuda terörün kurbanı olan, gerçekten geri kalmış olan vilayetlerle başlayan bu süreç, zamanla, gele gele 50 küsur vilayete çıkmış. Biliyorsunuz, özellikle bu kalkınmada öncelikli yörelerde vergi muafiyetine dayalı olan 4325 sayılı Yasanın da zaten hükümleri artık yok, bu yasanın süresi dolmuş vaziyettedir. Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, biz, özellikle geri kalmış yörelerimizle ilgili olarak çok mastır düzeyde programlar, planlar geliştirip, bu yörelerimize pozitif bir ayrımcılık yapmak zorundayız.
Bakınız değerli milletvekilleri, Sayın Kaya da söyledi "aç olan insan her türlü kötülüğü yapabilir" dedi; buna da katılıyorum. En tehlikeli insan, kaybedecek şeyi olmayan insandır. Sayın Kaya'nın bu söylediği tablo, herhalde, son üç ay içerisinde oluşmadı. Bunun bir öncesi var, bir birikimi var; âdeta, yuvarlanan bir kartopu gibi büyüye büyüye bizim hükümetimiz döneminde çok ciddî bir problem olarak önümüze gelmiş bulunuyor. Bunu çözmek durumundayız.
Bakınız, iktidara gelir gelmez... Bu yörelerimizin en büyük problemlerinden birisi sağlık problemidir. Bugüne kadar, hükümetimiz işbaşı yaptığı günden beri, Ağrı İline 33 sağlık personeli tayin edilmiştir; bunların 11'i tıp doktorudur ve bunların 6'sı uzman tıp doktorudur.
Millî Eğitim açısından, bu yörelerimizde çok ciddî problemler var. Biliyorsunuz, doğunu birçok vilayetinde, maalesef, hâlâ, taşıma usulüyle eğitim yapılıyor. Taşıma suyla değirmen dönmediği gibi, taşıma suyla eğitim de olmaz. Bunu bitirmek zorundayız. Ağrı İlimizde, şu anda inşaatı devam eden YİBO'lar, Millî Eğitim Bakanlığımız tarafından öncelikli olarak bitirilecektir. Önümüzdeki süreçte bunlar bitirilecektir.
Sayın Kaya'nın en çok üzerinde durduğu, doğrudan gelir desteğiyle ilgili problem de bizden önceki hükümetten bize miras kalmış bir problemdir.
Değerli milletvekilleri, aslında -Sayın Tarım Bakanımız da bugün Grubumuzda açıkladı- bunun işleyişi sağlıklı bir işleyiş değil. Doğrudan gelir desteği kavramını, bizim, modern Batı ülkelerinde, dünyanın gelişmiş ülkelerinde nasıl yapılıyorsa o şekilde ele alıp, yeniden bir şekle sokmamız gerekiyor.
Bakınız, Ağrı İlinde -Sayın Kaya doğru söylüyor, ödenmeyen iki vilayetten birisi Ağrı'dır- problem şudur: 1016 vatandaşımızın yanlış beyanı vardır. Bu 1016 yanlış beyan, önemli bir rakam tutuyor. Dolayısıyla, burada müfettişler yeniden araştırma yapıyorlar. Bu araştırmanın sonucunda, yeniden bir düzenleme yapılacak ve Ağrı İlimizdeki vatandaşlarımıza da onların hak ettiği doğrudan gelir destekleri verilecektir; ama, bu sürecin hızlandırılması için, Sayın Tarım Bakanımız ve Bakanlığımız, üzerine düşeni yapıyor, gerekli adımlar atılıyor.
Ağrı devlet hastanesi yıllardan beri bitirilemiyor, Patnos devlet hastanesi yıllardan beri bitirilemiyor; ama, bizim hükümetimiz döneminde, gerek Ağrı devlet hastanesinin gerekse Patnos devlet hastanesinin 2003 yılı içerisinde bitirilmesi için gerekli ödenek ayrılmıştır; Ağrımız da, Patnosumuz da, hak ettiği hastaneye kavuşacaktır.
Yine, Sayın Cemal Kaya'ya, sayın milletvekilimize hak vereceğim bir başka konu, bizden önceki dönemlerde, Türkiye çapında kamu yatırım harcaması kişi başına 44 000 000 lira iken, Ağrı Vilayeti için, bu, kişi başına 11 700 000 liradır. Bu da, oradaki geri kalmışlığı, oradaki sefaleti, yine bu şekilde, bu zihniyette devam ettiren bir çarpıklıktır; bunların giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bakın, hükümetimiz döneminde, bu 4 vilayeti; Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan'ı içerisine alan, Avrupa Birliğine katılım öncesi malî yardım fonundan yararlandırılmak üzere, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından çok önemli bir çalışma başlatılmıştır; bu çalışmanın sona ermesiyle bu vilayetlerimize ciddî kaynaklar aktarılacaktır.
Değerli milletvekilleri, Doğu ve Güneydoğu'nun geri kalmış vilayetlerinde, bugünkü kaynaklarla, bugünkü imkanlarla, bir anda sanayileşmeyi gerçekleştirmek, bir anda istihdamı artırmak mümkün görülmemektedir; bir de bunun fizikî problemleri var. Ancak, özellikle bu sınır vilayetlerinde -ki, Ağrı bunun içerisindedir- derde deva olacak çözüm, sınır ticaretinin geliştirilmesidir.
Biliyorsunuz, sınır ticareti, diğer yatırımlar ve projeler gibi değildir. Sanayie yatırım yapmaya kalkışsanız, bunun sonuçlarını beş on yıl sonra alırsınız; hayvancılığa, tarıma yatırım yaparsanız, bunun sonuçlarını birkaç yılda ancak alabilirsiniz; ama, sınır ticaretinde eğer bir iyileştirme yapılırsa, bunun sonuçlarını ertesi gün piyasalarda görmeniz mümkündür.
Biz, hükümet olarak, sınır ticaretini yeniden ayağa kaldırmak, yeniden canlandırmak için çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Dışticaretten sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Kürşat Tüzmen, değişik vesilelerle, siz değerli milletvekillerimizin huzurunda çalışmalarını anlattı, Parlamentoya bu konuda bilgi verdi. Bu işin en hararetli takipçilerinden birisi de benim; çünkü, ben, Van milletvekiliyim ve sınır ticaretinin olmamasından dolayı mustarip olan, sıkıntı çeken vilayetlerin başında Van Vilayeti gelmektedir, Ağrı da bunlardan birisidir. Sınır ticaretiyle ilgili gelişmeler, en kısa zamanda sonuçlandırılacaktır. Aslında, bu Irak problemi gündemde olmasaydı, sınır ticaretiyle ilgili mesele çoktan çözülmüş olacaktı.
Değerli milletvekilleri, sanayi yatırımlarının teşvik edilmesiyle ilgili hükümetimizin çok ciddî çalışmaları vardır; ancak, biz, sanayi yatırımlarını teşvik ederken, orada yatırım yapmak isteyenlere malî kaynağı doğrudan vermek şeklinde bir teşvik sistemini düşünmüyoruz. Bizim, öncelikle;
1.- Hazine arazilerinin yatırımcılara bedava tahsis edilmesi,
2.- Bu yörelerimizde, bölgelerimizde çok ciddî vergi muafiyetleri getirilmesi,
3.- Yapacakları yatırımlar esnasında, ihtiyaç hissettikleri makine, teçhizat, ekipman konusunda çok ciddî gümrük kolaylıklarının sağlanması; pazarlamada bunlara öncelik tanınması ve kolaylaştırıcı tedbirler alınması,
Yönünde çalışmalarımız, gayretlerimiz var. Dediğim gibi, inşallah, şu anda karşı karşıya bulunduğumuz acil problemler en kısa zamanda ortadan kalkar ve bunlar, teker teker Parlamentomuzun önüne gelir.
Biliyorsunuz, Gürbulak sınır kapısı, doğu ve güneydoğudaki en önemli sınır kapılarımızdan birisidir; son derece işlek olan, transit taşımacılığa açık olan bir sınır kapımızdır. Buradaki bina yeniden inşa edilmiştir; mevsim şartları müsait olmadığı için açılışı yapılmamıştır, yapılamamıştır. Sayın Başbakanımızla birlikte, Ağrı milletvekillerimizin de olduğu bir heyetle, inşallah gidilecek ve Gürbulak sınır kapısı binası yeniden açılacaktır.
Değerli arkadaşlar, tekrar, şunu ifade etmek istiyorum: Bu ülkenin birliği, dirliği için, bu ülkede barış ve huzurun olması için, gelir dağılımındaki adaletsizlik mutlaka ve mutlaka giderilmelidir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik açısından, Türkiye, dünyanın ilk 5 ülkesi arasına girmektedir; yolsuzluk, rüşvet gibi konularda, biz, dünya liginin başlarında bulunuyoruz. Türkiye'deki sefaletin sebebi, Türkiye'deki yoklukların, kıtlıkların, geri kalmışlığın temel sebeplerinden birisi, hepinizi bildiği gibi, yolsuzluklardır ve genel anlamıyla korropsiyondur. Bu korropsiyon niye önlenemiyor?.. Bir Pakistanlı arkadaşıma sordum; dedim ki: Pakistan'da en önemli özellik nedir? Durdu, durdu; bana, İngilizce dedi ki: "Zannedersem korropsiyondur."
Korropsiyon, genel manada çürümedir, yozlaşmadır, yolsuzlukların her çeşididir. Bunun önüne niçin geçilemiyor, niçin engelleyemiyoruz; rüşvetin önüne, zimmete geçirmenin önüne, haksızlıkların önüne, ihalelere fesat karıştırmaların önüne niçin geçemiyoruz? Bu, aslında, yasal bir problem de değil. Ülke olarak, bu konuda bir seferberlik başlatmak zorundayız. Bir aklanma, bir temizlenme, bir şeffaflaşma programı çerçevesinde, hepimiz; ama, AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, şu parti, bu parti demeden, bu ülke için yüreği çarpan, bu ülkenin endişesini içinde hisseden ve yarınlarımızda çocuklarımıza daha güzel bir ülke bırakmak isteyen bütün insanlar bu sürece katkıda bulunmalıdır.
Değerli milletvekilleri, önlenememesinin temel sebeplerinden birisi, çok geniş bir çerçevede, çok geniş katmanlar tarafından paylaşılıyor olmasıdır. Onun için, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin saygıdeğer milletvekilleri olarak, milletin temsilcileri olarak hepinize, ben, hükümetimiz adına şu çağrıda bulunmak istiyorum: Türkiye, 1970'li yılların, o, âdeta soğuk savaş şartlarının getirdiği, restleşmeye, küfürleşmeye dayalı siyaset anlayışını, 3 Kasım seçimleriyle birlikte bir tarafa bırakmıştır. İktidarıyla muhalefetiyle, elbette, muhalefet hakkınızı saklı tutarak -elbette, söylemeniz gerekenleri yine söyleyerek, tenkitlerinizi yine yaparak- biz, hep birlikte bu sürece katkıda bulunmak zorundayız. Türkiye için, kendimiz için, geleceğimiz için ve çocuklarımız için bunu yapmalıyız.
Doğu ve güneydoğuda olağanüstü hal kaldırıldı. Olağanüstü halin kalkmasından sonra, aslında, seçimler öncesinde bizim düşündüğümüz, orada bir ekonomik olağanüstü halin ilan edilmesiydi; adı konulmasa bile, ekonomik bir olağanüstü halin ilan edilmesiydi. Eğer, bunu yapabilirsek, gelir dağılımındaki adaletsizliği asgarîye indirebilirsek, bölgeler arasındaki kalkınmışlık düzeyini asgarîye indirebilirsek, bu ülkenin birliği, dirliği,huzuru daha bir istediğimiz, arzuladığımız şekilde olacaktır.
Ben, bu vesileyle, bu açıklamaları yapma şansı verdiği için Ağrı Milletvekilimiz Sayın Cemal Kaya'ya da huzurlarınızda teşekkür ediyorum ve Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 25 Şubat 2003