2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Mart 2003 · 1.391 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 9 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.391 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “2003 mali yılı bütçesinde 9 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesinde-9-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerindeki bu müzakereler boyunca değerli katkılarda bulunan -iktidara mensup, muhalefete mensup- bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Bütün söylenilenler, bizatihi tarafımdan ve bürokrat arkadaşlarım tarafından kaydedilmiştir, gerekli notlar alınmıştır ve haklı olan konularda da gerekenler yapılacaktır. Öncelikle, bunu ifade etmek istiyorum; hemen ardından, şunu belirtmek istiyorum:
Değerli arkadaşlar, bu ülke bizim, bu ülkedeki problemler de bizim. Buradaki nimetleri, biz, birlikte paylaşacağız, külfetlere de, zahmetlere de birlikte katlanacağız. Bakınız, sadece Millî Eğitim Bakanlığının yeniden yapılandırılması gerekmiyor, bütün bir Türkiye'nin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Ben, Millî Eğitim Bakanlığına atanalı henüz sekiz, dokuz gün oldu. Arkadaşlarımdan, defalarca, Türkiye'deki öğrenci sayısıyla ilgili bilgiler istedim; bana, her seferinde farklı bilgiler getirilmiştir. Bir hesaba göre, Türkiye'de 17 700 000 öğrenci vardır, bir hesaba göre 18 600 000 küsur öğrenci vardır ve değişik değişiktir. Bu durum, sadece Millî Eğitimdeki öğrenci sayısında söz konusu değil.
Şimdi, değerli milletvekillerine soruyorum, Türkiye'de kaç memurumuz vardır? Bakınız, bu soruyu, Devlet İstatistik Enstitüsüne sorarsanız farklı bir cevap alırsınız, Maliye Bakanlığına sorarsanız farklı bir cevap alırsınız, Sayıştaya sorarsanız farklı bir cevap alırsınız, Devlet Personel Başkanlığına sorarsanız farklı bir cevap alırsınız; biz, bu anlamda, hesabı kitabı şaşırmış, karıştırmış olan bir yapıya bürünmüşüz, ülke olarak böyle bir yapıya bürünmüşüz. Bunun değişmesi gerekiyor. Bunu nasıl değiştireceğiz; iktidarıyla muhalefetiyle, siyasetçisiyle bürokrasisiyle, teknik elemanıyla uzmanıyla bunların üstesinden gelmek zorundayız.
Değerli arkadaşlar, demokrasilerde iktidarlar elbette önemlidir; ama, demokrasinin, gerçek anlamda demokrasi olabilmesi için, muhalefet, olmazsa olmaz şarttır. Çünkü, bütün totaliter yapılarda iktidar vardır; ama, demokrasilerde ancak muhalefete tahammül edilir ve muhalefet, olmazsa olmaz kabul edilir. Bu açıdan, Muhalefet Partisine mensup değerli arkadaşlarımızın, bize, politikalarımız, icraatlarımızla ilgili olarak söyledikleri şeyleri, biz, mutlaka önemseriz, mutlaka ciddiye alırız, eğer, gerçekten haklı iseler, bunun gereğini yerine getiririz.
Yalnız, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşan Değerli Sıvas Milletvekili Nurettin Sözen Beyin burada yaptığı konuşmada yanıldığı bazı noktalar var, onları tashih etmek istiyorum veya kendisine bilgi verilirken, yanlış bilgi verildi veya Sayın Sözen, bunca yıllık siyaset tecrübesine rağmen, üniversite hocalığına rağmen, gazete bilgilerine dayanarak burada konuşmayı tercih etti; bunu doğru bulmuyorum.
Ben, Millî Eğitim Bakanlığına geldiğim günden beri asaleten tek bir atama yapmadım. Ben, göreve başladığımın ertesi günü Sayın Müsteşar, Prof. Dr. İsmail Bircan Beyi çağırdım, kendisine, kendisiyle çalışamayacağımı ifade ettim; ancak, Sayın İsmail Bircan'la eğitimin herhangi bir sorunu üzerinde falan konuşmuş değilim. Sayın İsmail Bircan, erken seçim kararı alındıktan sonra, dönemin iktidarı tarafından müsteşarlığa getirilmiş bir arkadaşımız. Kendisi, o partiden aday olmuş ve aynı zamanda, bundan önceki üç sayın bakan döneminde Millî Eğitim'de müsteşarlık yapmış. Sayın Mumcu döneminde değiştirilmemiş olması, Sayın Mumcu'yla Sayın İsmail Bircan'ın yaklaşımlarının örtüştüğü anlamına falan gelmiyor.
Kendisi, bana "efendim, bunu saygıyla karşılarım; ama, beni, Paris'e eğitim müşaviri yapar mısınız" dedi. Dedim ki : "Şu andaki yönetmeliğimizde bu mümkün değil. Sizin, iki yıl Millî Eğitim Bakanlığında çalışmış olmanız lazım. Biz, sizi, Bakanlık müşavirliğine atayacağız, iki yılınızı doldurduktan sonra, yabancı diliniz Fransızca, Fransa'da eğitim yaptığınız için bu makuldür, sizi oraya tayin ederiz." Kendisi, bana teşekkür etti. Daha sonra, aşağıya gitti, basın mensuplarını çağırdı; bürokratlarla konuşması esnasında "efendim, biz, Sayın Bakanla farklı siyasî kadrolardan geliyoruz" demiş. Bu, basına yansıdı, sizler de biliyorsunuz, Sayın Sözen de bunu ifade etti.
Şimdi, bir bürokrat düşünün ki, gidip, basına "ben, Sayın Bakanla farklı siyasî kadrolardan geliyorum" diyebiliyor. Ben, bu sayın bürokratla çalışamam, çalışmam mümkün değil. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bir de şunu kabul edelim; ben, şimdi, Sayın Sözen'e samimiyetle şunu sorayım: Yarın, diyelim ki, CHP iktidar olsa; böyle bir şey olmaz da, varsayın ki oldu... (Gülüşmeler) Sayın Sözen de Millî Eğitim Bakanı olsa...
NURETTİN SÖZEN (Sıvas)Biraz ciddiyet...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Hayır, gayet ciddî söylüyorum.
Sayın Sözen Millî Eğitim Bakanı olsa, benim atayacağım müsteşarla çalışacak mı?..
Öte yandan, Sayın Sözen gazeteden okuyup, diyor ki: "Aynı partiye mensup olan iki bakan arasındaki şu çelişkiye bakın ki, Sayın Çelik, Sayın Mumcu'nun atadığı kadroları da tasfiye ediyor." Sayın Erkan Mumcu zamanında, Personel Genel Müdürlüğüne Sayın Nadir Alparslan ve Teftiş Kurulu Başkanlığına Sayın Muzaffer Doğan atanmış. Şu anda, Sayın Muzaffer Doğan hâlâ Teftiş Kurulu Başkanı ve Sayın Nadir Alparslan hâlâ Personel Genel Müdürü. Sayın Mumcu tarafından atanıp da benim görevden aldığım veya tasfiye ettiğim tek bir Allah'ın kulu yok Sayın Sözen! Yok böyle bir şey! Bakın, tekrar ifade ediyorum; benim dönemimde, henüz, asaleten, tek, ama tek bir atama yapılmamıştır. Gazete kupürlerinden bunu okuyarak "efendim, kadrolaşma var" artı "antilaik, Atatürk düşmanı bir kadrolaşma var" şeklinde beyan, modası geçmiş, çok ucuz bir popülizmdir arkadaşlar! (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bakınız, şunu -başta ben olmak üzere- herkesin bilmesinde fayda var: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında cumhuriyetin vasıfları ifade edilirken, Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir deniliyor. Bu ilkelere, bu prensiplere, bütün arkadaşlarım bağlıdır, bağlı olmak durumundadır. Buna aykırı hareket eden kim olursa olsun, kesinlikle takibata uğrayacaktır, kesinlikle yasaların gerektirdiği, öngördüğü cezaya çarptırılacaktır; bunu böyle bilin. (CHP sıralarından alkışlar)
NURETTİN SÖZEN (Sıvas)Bravo.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Arkadaşlar, öte yandan, bakınız, benim, o basına yansıyan "meydan okudu, kimseye hesap vermem, falan filan" dedikleri şey şudur: Ben diyorum ki, müsaade edin, birlikte çalışacağım üst düzey kadrolarını ben tayin edeyim. Bu benim en tabiî hakkım değil mi? (AK Parti sıralarından alkışlar) Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı olduktan sonra, Sayın Demirel'in Genel Sekreteriyle çalışamaz mıydı?.. Bakınız, ne oldu; Sayın Cumhurbaşkanımız kendisinin çalışabileceği bir Genel Sekreter getirdi. Sayın Başbakanlar değiştiği zaman, kendi çalışabilecekleri müsteşarlar tayin ediyorlar arkadaşlar. Bu, Türkiye'de bir siyasî gelenektir, olması gereken budur. Bakın, aslında, en şık olan -bu konuda bir yasal düzenleme yaparak- sayın bakan değiştikten sonra, müsteşar, müsteşar yardımcısı ve genel müdür düzeyindeki insanların kendilerinin istifa etmesidir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Doğru olun budur.
Ben, şunu söylüyorum değerli arkadaşlar: Bakınız, benim görevden aldığım insanlar var. Kim bu; Müsteşar Yardımcısı Sayın Remzi Sezgin; şu anda izne ayrıldı, henüz görevden alınmış değil; ama, görevden alınacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Sayın Sezgin şunun için görevden alınıyor: Teftiş Kurulu tarafından kendisine bir soruşturma açılmış ve bu soruşturma sonucu Millî Eğitim Bakanlığını 1,5 trilyon Türk Lirası zarara soktuğu tespit edilmiştir. Bu, tescil edilmiştir. Teftiş Kurulu, sadece görevden alınmasını teklif etmiyor, aynı zamanda, benden savcılığa sevk edilmesini de istiyor. Şimdi, bunu yerine getirmememi isteyen bir arkadaş var mı içinizde?! Benim yaptığım bu değerli arkadaşlar.
Ben şunu söylüyorum: Ben, başka bir gezegenden, başka bir ülkeden insan getirerek Millî Eğitim'in kadrolarına tayin etmiyorum; bu ülkenin insanını, bu ülkenin yetişmiş insanlarını tayin ediyorum. Değerli arkadaşlar, bakınız, bu ayırımcı anlayışımızı bir tarafa bırakalım.
Efendim, filan, edebiyat fakültesi mezunudur, filan, ilahiyat fakültesi mezunudur, öğretmen okulu mezunudur, imam-hatip mezunudur şeklinde bir tasnif yaparak bazı insanları değerli, kıymetli, akredite insanlar, bazılarını da akredite olmayan muzır insanlar ilan etmek, her şeyden önce bize, bu milletin vekillerine yakışmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, eğer bir insanın suçu tespit edilmemişse, sübut bulmamışsa, onu, antilaik, Atatürk düşmanı, cumhuriyet düşmanı şeklinde itham etmek, özellikle bir eğitimciye, eğitim camiasının içerisinden gelen bir insana yakışmaz. Ben, onun için, çok saygıdeğer Sözen Hocama, bundan sonra, bu tür ithamlarda daha temkinli olmasını istirham ediyorum.
Bakınız, bir gazete kupürü okudu: "Atatürkçü Bakınız, bir gazete kupürü okudu: "Atatürkçü öğretmene ceza gibi sürgün." Sözü edilen öğretmen Besim Er, Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürüdür.
HASAN AYDIN (İstanbul)Güzel!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Şimdi, Besim Er Adalar'a verilmiştir. Sebep şudur: Öğretmen evinin inşaatında yolsuzluk yaptığı iddiasıyla kendisine soruşturma açılmıştır.
HASAN AYDIN (İstanbul)Sonuç?..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Soruşturma devam ediyor.
Soruşturmanın selameti açısından, İstanbul'un bir ilçesinden diğer bir ilçesine gönderilmiştir. Yani, bunu yaparken...
HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, doğru söylemiyor, yanlış söylüyor...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade eder misiniz...
HASAN AYDIN (İstanbul)Doğru söylemiyorsunuz... Doğru söylemiyorsunuz... Sayın Bakan, ben Kartallıyım... Kartallıyım ben... Doğru söylemiyorsunuz...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın arkadaşlar, sayın grup başkanvekilleri, CHP'nin değerli grup başkanvekilleri...
HASAN AYDIN (İstanbul)Kartallıyım ben... Doğru söylemiyorsunuz... (AK Parti sıralarından gürültüler)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Arkadaşlar, bakınız, bu gruptan bazı arkadaşlarım, Sayın Bakan arkadaşıma, defalarca, ayağa kalkarak, elinde telefonla, bağıra bağıra "yalan söylüyorsun" dediler. Ben, kelimelerin altındaki manaları bilen bir insanım. Bana "doğru söylemiyorsunuz" dediğiniz zaman bana "yalan söylüyorsunuz" diyorsunuz.
HASAN AYDIN (İstanbul)Soruşturma sonuçlandı Sayın Bakan, soruşturmadan bir şey çıkmadı... (AK Parti sıralarından "Otur yerine" sesleri, gürültüler)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Sizi, konuştuğunuza, o sözleri sarf ettiğinize pişman ederim, haberiniz olsun!..
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mart 2003