Van yüzüncü yıl üniversitesinde meydana gelen olaylar hakkında
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 18. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Kasım 2005 · 1.715 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 15 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİNDE MEYDANA GELEN OLAYLAR HAKKINDA); konuşma 1.715 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Van yüzüncü yıl üniversitesinde meydana gelen olaylar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 15 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-11-15-van-yuzuncu-yil-universitesinde-meydana-gelen-olaylar-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Değerli milletvekili arkadaşlarım, İzmir Milletvekilimiz Sayın Kemal Anadol'un, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sekreteri…
AHMET ERSİN (İzmir)Yardımcısı, yardımcısı…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)… Merhum Enver Arpalı'nın cezaevinde intihar etmesi üzerine yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya Hükümet adına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, Enver Arpalı'ya Allah'tan rahmet diliyorum, kederli ailesine, sevenlerine başsağlığı diliyorum. Enver Arpalı, yirmiiki yıldan beri tanıdığım, mesai arkadaşım olan, işini iyi yapan, son derece onurlu bir insandı. Arpalı ailesi, Van'da köklü ailelerden birisidir ve bugüne kadar, hep olumlu hizmetleriyle bilinen, tanınan bir ailedir; ancak, Sayın Enver Arpalı'nın, böyle, son derece nahoş olan bir meseleden dolayı tutuklanmış olması, gerçekten, beni de, bütün sevenlerini, dostlarını çok üzmüştür. Hele hele, bu şekilde, trajik bir ölümle aramızdan ayrılması, sevenlerinden ayrılması, bizi fevkalade üzmüştür.
Ben, öncelikle, Sayın Anadol'a "geciken adalet, adalet değildir" kavramına veya bunu sonuç verebilecek açıklamalarına katıldığımı ifade etmek istiyorum. Eğer adalet seri olmazsa, adalet mekanizması seri işlemezse, daha sonra adalet yerini bulsa bile, o insanların mağduriyetleri, onların haysiyetleri, şerefleri, hiçbir şekilde geri getirilemez. Şüphesiz ki, iadei itibar müessesesi her zaman vardır; ancak, o arada, o insanların kendilerinin, ailelerinin, sevenlerinin, dolayısıyla, mağdur olan insanların mağduriyetinin önlenmesi mümkün değildir; ancak, bu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde meydana gelen olaydan sonra, maalesef, bunun, hükümetimizle uzaktan yakından ilgisi olmamasına rağmen, gerek Van'a giden heyetler gerek medyaya, çeşitli gazetelere beyanat veren, televizyonlara çıkıp konuşma yapan bazı milletvekili arkadaşlarımız, bunu, sanki hükümetle doğrudan ilişkiliymiş gibi, hükümet bu meselede müdahilmiş gibi meseleyi gündeme getirdiler; bu şekilde, maalesef, bir mecraya çekmeye çalıştılar.
Burada altı çizilmesi gereken husus şudur değerli arkadaşlarım: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi benim uzun yıllar şahsen çalıştığım bir üniversitedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde Sayın Yücel Aşkın 1999 yılında rektör olmuştur. Bakın, öyle akla, mantığa, hayale gelmeyecek şeyler söylendi ki… Mesela, bir parti grubu Van'a gitti ve güya Van'da yaptığı incelemeler sonucu bir rapor hazırladı. Bu raporda deniliyor ki: "Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik Van'da Yüzüncü Yıl Üniversitesinde profesör olmak istedi, profesör kadrosu almak istedi; ama, Yücel Aşkın bu kadroyu vermedi; o da, ondan öç almak için bu şekilde, işte, rektörü zor duruma sokacak bir şeyler yaptı."
Değerli arkadaşlar, ben milletvekili olduktan sonra Sayın Yücel Aşkın rektör oldu. Ben 1999'da milletvekili olup Ankara'ya geldim. Sayın Yücel Aşkın benden sonra rektör olarak atandı; bu, nasıl mümkündür?!
Başka bir şey… Ben 1999 yılında doçent oldum. Benim profesör olmam için 2001'in sonunu, 2002'nin başını beklemem gerekiyordu; yani, üniversitede beş yıl çalışma mecburiyeti var; bunu, herkes biliyor. Gerçek böyle olmasına rağmen, maalesef, gerek Anamuhalefet Partisi gerekse diğer bazı partiler, gittiler, Van'da kendi parti binalarında veya başka yerlerde duydukları dedikoduları rapor diye Ankara'ya taşıdılar.
Bakın, altı ay önce Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine yeni bir eğitim ve araştırma hastanesi inşa edilmesi için üniversite yönetiminden bir teklif geldi. Başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, Yüksek Planlama Kurulunun üyesi olan bütün sayın bakan arkadaşlarıma meseleyi götürdüm; bunun üniversitemiz için, Vanımız için ne anlama geldiğini anlattım ve aşağı yukarı 15-20 trilyonluk bir kaynak transferini gerektirecek bir şey olmasına rağmen, Yüksek Planlama Kurulundan karar çıktı. Sayın Başbakanımıza ve diğer arkadaşlarıma, yazıyı, resmî prosedürü elden imzalattım.
Burada "üniversite yönetimine baskı uygulama, üniversite yönetimini çalışmaz hale getirme" şeklinde iddialar var. Hükümetin kesinlikle böyle bir tavrı olmadığı gibi, aksine, ne zaman maddî konularda, ne zaman projelerde, ne zaman üniversitenin kalkınması, gelişmesi için bir proje gelmişse, bir teklif gelmişse, bu konuda azamî özen gösterilmiştir. Dolayısıyla, bunları ciddiyetle bağdaştırmak mümkün değil.
Gelelim Sayın Enver Arpalı'nın cezaevinde intihar etmesi olayına. Gerçekten, bu olayı duyar duymaz, ne kadar üzüldüğümü, ne kadar keder duyduğumu tarif edemem; ancak, Sayın Adalet Bakanının -malumunuz, Adalet Bakanıdır- yetkileri, neye müdahale edip edemeyeceği ortadadır.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Cezaevine ip sokmamak…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade edin; onu söyleyeceğim. Müsaade edin…
Bakın, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, buraya gelip Sayın Cumhurbaşkanımız Meclisimizin açılışında bir konuşma yaptı; yargı bağımsızlığı açısından, Adalet Bakanının, Adalet Bakanlığı Müsteşarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda olmasının bile yargı bağımsızlığına gölge düşürdüğünü ifade etti; ama, öte taraftan…
ALİ RIZA BODUR (İzmir)Doğru…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın, doğru, yanlış; o ayrı…
Öte taraftan…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Cezaevleri Adalet Bakanına bağlı Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Sayın Anadol, oraya geleceğim; müsaade et.
Bakın, siz dediniz ki: "Sayın bakanlarımız alışkanlık haline getirdi; biz 5 dakika burada konuşuyoruz, onlar gelip burada 20 dakika konuşuyor." Biz, alışkanlık falan haline getirmedik. Bu, İçtüzük gereğidir Sayın Anadol.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Biliyorum efendim.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Siz, tecrübeli bir parlamentersiniz. Biz, alışkanlıklarımızla İçtüzüğü birbirine karıştırmıyoruz. Siz, 11 dakika konuştunuz. Siz, İçtüzüğe aykırı hareket ettiniz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Dinliyorum efendim. Ben, soru sordum; cezaevleri kime bağlı?! Bağımsız mı cezaevleri?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Biliyorsanız, o zaman, müsaade edin, ben, geleyim oraya. Müsaade edin…
Şimdi, Adalet Bakanımızın soruşturmaya müdahale etmesi, soruşturmayı hızlandırması, savcıya müdahale etmesi, oradaki yargı heyetine müdahale etmesi söz konusu değildir. Yargıda bir gecikme varsa, bu, hepimizi rahatsız eder; sadece Sayın Enver Arpalı olayıyla ilgili ve Yücel Aşkın olayıyla ilgili olarak değil, her vatandaş gibi. Adalet seri işlemelidir. Sayın Başbakanımız her vesileyle, her toplantıda, hükümetimizin dört önceliğini sıralarken, eğitim, sağlık, adalet ve güvenlikten söz ediyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, yargının içerisinde bulunduğu durumu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bakın, yargının, bağımsız yargı olması gerekir. Biz göreve başladık, gittiğimiz yerlerde gördük ki, yeni adalet saraylarının açılışında gördük ki, yargı, bakımsız yargıydı, bakımsız yargı… Bağımsız yargı olması gereken yargı, bizim dönemimizde daha büyük imkânlara kavuştu; bilgisayar altyapısına kavuştu; hâkimlerin, savcıların çalışma yapabilecekleri odalara kavuştu ve gerçekten, yargıya yakışacak nezih mekânlar bizim dönemimizde ortaya çıktı.
Gelelim cezaevine… Bakın "sayın rektörlerin, Sayın YÖK Başkanının başkanlığında cezaevini ziyareti esnasında çorapları çıkarılmıştır" ifadesini, ilk defa Sayın Anadol'dan duyuyorum. Bakın, güvenlik cihazından geçerken, x-ray cihazından geçerken eğer kemer tokaları ötüyorsa, bu çıkarıldıktan sonra oradan geçiliyorsa, kemerlere el koyma… Defalarca, bakın, defalarca, ben milletvekiliyken cezaevine gittim, bayramlarda her vesileyle cezaevine gidiyoruz. Cezaevine gelip giden hiçbir vatandaş, benim kemerimi aldılar, el koydular dememiştir; ama, eğer orada bir kontrol yapılmışsa, herkes için uygulanacak olan kural bellidir.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Mustafa Bayram'a da uygulandı mı, Mustafa Bayram'a?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın, Sayın Anadol, meseleyi karıştırmayalım.
Bakın, orada…
ALİ RIZA BODUR (İzmir)Aynı mesele…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın, yargının verdiği kararları…
ALİ RIZA BODUR (İzmir)Uygulama meselesi…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade edin…
Yargının verdiği karar, yargının verdiği beraat kararına siz de müdahale edemiyorsunuz ben de edemem. Yargının verdiği tutuklama kararına siz de müdahale etmiyorsunuz ben de edemem, Sayın Cemil Çiçek de edemez.
Sonra, bakın, ip bulundurulması… Ben, bugün Sayın Adalet Bakanımıza özellikle sordum, dedim ki; bizim cezaevlerinde… Bu ip dediğimiz, herhalde bu halat falan türü bir ip değildir. Sonra, yine, dün yaptığınız açıklamada dediniz ki: "Rektörlerin ayakkabılarının bağcığı çıkarılmış." Galiba siz, karikatürize etmek için bunu söylüyorsunuz. Yok böyle bir şey Sayın Anadol. Yani, biz bunu söylediğimiz zaman kamuoyu nezdinde komik oluruz; yok böyle bir şey.
Sayın Adalet Bakanının dediği şey şudur; diyor ki: "Avrupa Konseyi üyesi olan ülkelerde, cezaevlerinde ne varsa, bizim cezaevlerinde de o var; ne yoksa, bizde de o yok."
Şimdi, neticede…
HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Hiçbirinde ip yok.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Hiçbirinde ip yok cezaevlerinin, çamaşır ipi yok, Avrupa'da yok.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın, Sayın Anadol, bir mahkûmun, bunalım geçiren, sıkıntı içerisinde olan, onuruna yediremeyen, şu veya bu sebepten dolayı, biz, hiç kimsenin kendi hayatına kastetmek gibi bir fiili işlemesini arzu etmeyiz, bunu tasvip etmeyiz; hiç kimse etmez. Eğer bir insanın kendisini asabileceği kuvvette bir ip cezaevinde varsa, bu yanlıştır; buna, Sayın Adalet Bakanımız da doğrudur falan demiyor netice itibariyle.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)"Normaldir" diyor, olması...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Ben, tabiî, o ipi görmedim; ipin vasfı nedir, nasıl girdi; onu bilemiyorum.
Sonuç, şimdi…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Ben sizden bahsetmedim, Adalet Bakanından…
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın Sayın Anadol, elbette, siz burada dokunulmazlık dosyaları olan insanlara örnek olsun falan dediniz. Hani belki ibret olsun falan derseniz, belki bu anlaşılabilir de; yani, netice itibariyle, burada dokunulmazlık dosyası olan bütün insanlara herhalde intihar etmeyi falan teklif etmiyorsunuz?!.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Dokunulmazlık kalksın diyorum; intiharı niye isteyeyim?!.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Yapmayın bunu. Bunu birbirine karıştırmayalım.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Allah'ın verdiği can... Benim gücüm yetmez. Ben dokunulmazlık kalksın diyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bitiriyorum arkadaşlar.
Arkadaşlar, bir kere şunun altını çizelim; eğer bugün Sayın rektör hastanede yatmamış olsaydı, orada, Yüzüncü Yıl Üniversitesinde olup bitenler, oranın nasıl yönetildiğiyle ilgili olarak belki burada bir iki şey söylerdim, zebunküş konuma düşmek istemiyorum; ama, yargıya intikal etmiş olan bir davadır. Ben, bunun içeriğiyle, haklılığıyla haksızlığıyla ilgili olarak herhangi bir şey söylemiyorum; ama, bütün Parlamento olarak, bütün Meclis olarak hepimiz şunu defalarca söylemeliyiz, altını çizmeliyiz; kesinlikle, her alanda olduğu gibi, adaletimizin de seri işlemesi lazım. Geciken adalet adalet değildir. Bütün kurumlardaki olumsuzluklar, eksiklikler, şüphesiz ki, adalet mekanizmasında da vardır ve Bakanımız, Hükümetimiz özellikle, bakın, maddî imkânlar sağlayarak, altyapı imkânları sağlayarak, personel sağlayarak bunların ortadan kalkması için elinden geleni yapıyor, üzerine düşeni yapıyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Savcının basın toplantısına ne diyorsunuz?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın, birbirimizi şüphesiz eleştirebiliriz. Benim sizden istirhamım şudur: Bir eleştiri, hangi hedefe yöneltilecekse, hangi şahsa ve hangi kuruma yöneltilecekse, o eleştiriyi oraya doğru yönlendirelim; ama, bu, bakın, sadece… Sayın Anadol, bakın, ben bir şeyin altını çiziyorum: Ben, Van Milletvekiliyim, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesini çok iyi bilen bir insanım. Sayın Yücel Aşkın'ı da, Sayın Enver Arpalı'yı da, orada işlenen fişlenen insanların da hepsini çok iyi bilen bir insanım.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Kardeşiniz orada, size bilgi getiriyordur.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Benim kardeşim şerefli bir devlet memurudur.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Aksini söylemedim; size bilgi getiriyor diyorum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Benim kardeşimden önce ben oradaydım.
ALİ RIZA BODUR (İzmir)Sinirlenmeyin Sayın Bakan!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Benim kardeşimle ilgili o açıklamayı yapanlar da mahcup olmuşlardır ve ortada hiçbir delil yokken, Grubunuzdan değerli bir grup milletvekili arkadaşımız gittiler ve dediğim gibi, dedikodu mahiyetinde bilgiler getirdiler ve bunu rapor diye takdim ettiler.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Grubumuza sataştı Sayın Başkan; söz hakkımız var; Gruba sataştı!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Nasıl?..
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 15 Kasım 2005