Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Haziran 2008 · 608 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 608 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Sayın Atılgan’ın sorusuna cevap veriyorum: Sayın Atılgan Amerika’dan, Avrupa’dan bazı örnekler verdi. Üniversitelerin bütçeleri ve üniversite öğrencilerinin kişi başına yapmış oldukları harcamalardan söz etti ve Türkiye’yle bunun bir mukayesesini ve bizdeki rakamları istedi.
Değerli arkadaşlar, eğer Avrupa ülkeleriyle bu mukayeseyi yaparsanız, doğru bir mukayese yapmış olmayız. Şüphesiz ki bizim ulaşmak istediğimiz hedefler ve rakamlar bunlardır. Kişi başına millî geliri 45 bin dolar olan bir ülkede üniversitelerde öğrenci başına yapılan harcamayla, şüphesiz ki, bizimkinin bir olmayacağı açıktır. Ancak bir mukayese olması için ben de Sayın Atılgan’a bir rakam vermek istiyorum: 2002 yılında Türkiye’de bir üniversite öğrencisi başına yapılan harcama 1.463 dolardı, şimdi bu 3.800 dolara çıkmıştır. Bu iyi bir gelişmedir. Türkiye'nin imkânları arttıkça, bütçesinin ebadı büyüdükçe şüphesiz ki bunun üniversite öğretim üyelerine de, öğrencilerine de yansıması söz konusudur. İyiye doğru bir gidiş vardır, daha da iyi olacaktır diye ben temenni ediyorum ve bu yöndeki gayret de devam ediyor.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Gayrisafi millî hasılaya oranı nedir Sayın Bakan?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Altay’ın Sinop’la ilgili, Turizm ve Otelcilik Okuluyla ilgili sorusu var. Doğrusu şu anda bu hangi aşamadadır, bunu ezbere bilmiyorum. Ama bize gelen bu tür ihtiyaçları biz derhâl ilgili bakanlıklara, kuruluşlara sorarak, onlardan görüş alıp Bakanlar Kuruluna iletiyoruz. Bununla da ilgileneceğim.
Öte yandan, ÖSYM’nin hesabında biriken 300 trilyonluk paranın yüzde 25’inin sadece yeni üniversitelere aktarılması söz konusu değil. Özellikle bilim adamı yetiştirme öncelikli mesele olacak. Bilim adamı yetiştirilirken de şüphesiz ki yeni kurulan üniversitelerin ihtiyaçları önceliklidir. Yani orada görüşülen buydu Sayın Altay.
Sayın Öztürk’ün Mersin Uygulama ve Araştırma Hastanesiyle ilgili sorusuna şunu söylüyorum: 60 trilyon… Yılda 15 trilyon ödeneği var, bu dört yılda biter. Şüphesiz ki, eğer yatırım ödenekleri artarsa, ek bir kaynak bulunursa bunun dört yılda değil iki yılda bitmesi bizim de temennimizdir. Böyle bir kaynak olursa bunu vermek için biz de can atarız. Ama bugünkü şartlarda tahsis edilmiş olan budur.
Öte yandan ÖSYM’nin bu biriken parası şu anda 300 trilyon Türk lirasıdır.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Bakanım, Komisyon raporlarında YTL olarak geçmiş, onun için sordum.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)300 trilyon TL değil YTL diye geçmiş... O zaman 300 milyon diyeceksiniz siz buna. Yani, bugünkü YTL olarak hesapladığınız zaman belki yanlışlık yapılmıştır.
Ayrıca, doçent olan bir arkadaşın YÖK başkan vekili olarak atanmasını soruyor Sayın Öztürk. Değerli arkadaşlar, yasal olarak YÖK başkan vekilliğine getirilecek kişinin bırakın profesör olması, akademisyen bile olması gerekmez.
Şimdi, Sayın Doğramacı’dan itibaren hatırlamaya çalışın. Birçok, akademik unvanı olmayan, Maliye Bakanlığından daha önce gitme, yani uzman olan, çeşitli kuruluşlarda uzman olarak çalışmış olan insanlar da YÖK başkan vekilliği yaptı. YÖK başkan vekilliği yapabilmek için ille de profesör olma gibi bir şart yoktur, YÖK üyesi olmak yeterlidir. Bu açıdan bunu… Efendim, orada bir doçent var, biz de profesörüz, biz rektörüz, o bizim amirimiz konumundadır… Bu, amir-memur ilişkisi değil. YÖK Başkanı profesör unvanlı birisidir ama YÖK Başkanının altında bu işlemleri yapacak olan YÖK başkan vekillerinin profesör olma mecburiyeti yoktur değerli arkadaşlar.
Sayın Paksoy, daire başkanlarının -genel sekreterde sanırım problem yok da- genel sekreter yardımcılarının, özellikle diğer kurumlarla mukayese edildiği zaman ücretlerinin düşük olduğunu söyledi.
Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanımız, özellikle personelden sorumlu olan Bakanımıza ve Maliye Bakanına Bakanlar Kurulunda talimat verdi, Bakanlar Kurulunun aldığı karar budur. Aynı işi yapanların, aynı unvanı taşıyan insanların aynı ücretleri alması, yoklukta eşitlik değil varlıkta eşitlik konumuna gelmesi için bir çalışma yapılıyor. Bu çarpıklık maalesef sadece orada değil. Devlet Su İşlerinde çalışan mühendisle, diyelim ki Merkez Bankasında çalışan mühendis arasında astronomik rakamlar var veya devletin iki bakanlığı arasında ciddi çelişkiler var. Bunların hepsinin düzeltilmesi yönünde bir çalışma yapılıyor. Bir bütün olarak, ümit ediyorum ki bunlar düzelir.
Sayın Başkanım, arz ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 18 Haziran 2008