Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 5. Birleşim · 5. yasama yılı · 12 Ekim 2010 · 821 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 12 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI HAKKINDA(9/3)); konuşma 821 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2010-10-12-milli-egitim-eski-bakani-huseyin-celik-in-gorevini-kotuye-kullanmasi-h (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ve 54 arkadaşının hakkımda vermiş olduğu soruşturma önergesiyle ilgili olarak yöneltilen ithamlara cevap vermek, aslında cevap verilecek çok fazla bir şey olmamakla birlikte, Meclise ve Meclisin değerli mensuplarına duyduğum saygıdan dolayı açıklamalar yapmak üzere huzurlarınızdayım.
Değerli arkadaşlarım, gerek Amasya Milletvekilimiz Sayın Avni Erdemir Bey, gerek Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Fikri Işık Bey aslında benim konuşmama hiç ihtiyaç bırakmayacak şekilde meseleyi ortaya koydular.
Bu soruşturma önergesinin veriliş amacı çok bellidir, içerik diye bir şey söz konusu değildir ve görüyorum ki arkadaşlar, eğitimdeki sürekliliği, temel paradigmalarla yöntemleri birbirine karıştırıyorlar.
Değerli arkadaşlarım, halefim Sayın Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu Hanımefendi, aslında bizim getirdiğimiz sınav sisteminin dayandığı temel paradigmalarla ilgili en ufak bir değişiklik yapmamıştır, soru stiliyle ilgili en ufak bir değişiklik yapmamıştır. Bakın, soruların ağırlığı, dayandığı dersler, ilköğretim başarı puanı gibi aslında SBS’de getirilen esaslarla ilgili en ufak bir değişiklik yapılmamıştır. OKS’de ne vardı arkadaşlar? OKS’de Türkçe, matematik, fen ve sosyaldan soru soruluyordu, ilköğretim başarı puanı diye bir şey yoktu.
Değerli arkadaşlarım, okulda yabancı dil dersi öğrenciler tarafından gereksiz görülüyordu; tasarım ve teknoloji gereksiz görülüyordu; beden eğitimi, müzik, resim dersi gereksiz görülüyordu; bilgisayar, trafik, çevre dersi gereksiz görülüyordu. Çocuklar “Beni Anadolu lisesine taşıyacak, fen lisesine taşıyacak olan ders önemlidir, gerisi önemli değil.” gibi bir mantığa kapılmışlardı. O öğretmenler de, bu derslerin öğretmenleri de öğretmenliklerinden haz duymuyorlardı. Bir kere yapılıyordu, çocuk treni kaçırdığı zaman arkasından başka tren de gelmiyordu.
Sayın Fikri Işık gayet güzel fade etti, quizler, vizeler; sınavın ağırlığı bölme esasına dayalıdır. Bunlar ifade edildiği için ben bu detaylara girmeyeceğim. Yalnız bu soruşturma önergesinde üzerinde en çok ısrar edilen şey “hiç kimseye sormadan, kendi başına” gibi ifadeleri yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, 10 Temmuz 2006 tarihinde süreç başlatılmıştır. Bir buçuk yıl sanal ortamda, İnternet ortamında, yüz yüze yapılan görüşmelerde bu sistemle ilgili olgunlaşma, demlenme ve meselenin pişmesi takip edilmiştir ve bu süreç tanınmıştır. 44.148 öğrenci üzerinde anket yapılmıştır, 3.158 öğretmen üzerinde anket yapılmıştır. Öğrencilerin yüzde 86’sı sınavların üç yıla ayrılmasını ve üç yıl ayrı ayrı yapılmasını istemiştir, öğretmenlerin yüzde 88’i bunu istemiştir. EARGED, Millî Eğitim Bakanlığı Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığının şu klasör büyüklüğünde yaptığı bir araştırma vardır. İsteyen bütün arkadaşlarıma bunu takdim etmeye hazırım.
Şimdi, değerli arkadaşlar, işin bu tarafına girmeyeceğim. Sayın Sevigen burada bütün referandum boyunca Cumhuriyet Halk Partili arkadaşların bir yaptığını bir daha tekrarladı. Bunu siyaset kurumu adına ayıplıyorum. Birisinin yolsuzluğundan eğer dem vurursanız, birinin ihaleye fesat karıştırmasından dem vurursanız bunu ispat etmekle mükellefsiniz, aksi takdirde müfteri yani iftiracı olursunuz.
Ben şunu söyledim bütün çıktığım televizyon programlarında: Sayın Başbakanımızla, Hükûmetimizle, bakanlarımızla, partimizin değerli mensuplarıyla ilgili -sekiz yıldır merkezî hükûmette, iktidardayız, 2004’ten beri de mahallî idarelerde iktidardayız- bizi yolsuzlukla itham edenler bizimle ilgili kaç dosyayı cumhuriyet savcılıklarına teslim ettiniz?
KAMER GENÇ (Tunceli)Memlekette cumhuriyet savcısı kaldı mı?
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Eğer bildiğiniz bir yolsuzluk varsa siz bunu ispat etmiyorsanız, bunu mahkemelere teslim etmiyorsanız bu suça ortaksınız demektir, ortaksınız, muhalefet görevinizi yapmıyorsunuz demektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Şimdi, burada bir laf atacaksın, bir şey söyleyeceksin, çekip gideceksin.
KAMER GENÇ (Tunceli)Denetimi kaldırdınız, denetimi…
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Arkadaşlar, çamur at, tutmazsa duvarda izi kalır mantığını halk yüzde 58’lik oy oranıyla size iade etmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu siyaset sistemi iflas etmiştir. Bırakın, varsa bildiğiniz…
Ben, Meclisin huzurunda şunu söylüyorum: Bakın, ben, bir buçuk yıl oldu Millî Eğitim Bakanlığından ayrılalı. Eğer bir buçuk yıl sonra bile Sayın Mehmet Sevigen’in rüyalarına giriyorsam, bravo bana, demek ki çok güzel işler yapmışım ben. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bakın, Ziya Paşa’nın bir beyti var…
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Ölen çocuklar nasıl öldüler? Neyi değiştirdiler?
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)…diyor ki: “Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz/ Görünür kişinin mertebe-i aklı eserinde.” Biz eserlerimizle konuşuyoruz.
Sayın Avni Erdemir Bey söyledi, OECD 2009 yılı raporunda diyor ki…
Bakın, Lokman Ayva, bizim, normal, bildiğimiz gözü görmeyen, gönül gözüyle gören insan, bu son raporu bana elektronik postayla gönderdi. Lokman Ayva bunu gördü de arkadaşlar, siz niçin bunu görmüyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bakın, OECD’nin son raporu ne diyor, biliyor musunuz: “Türkiye'nin 2003’ten 2009’a kadar sergilediği başarıyı tebrik ediyoruz. Bunu dünyayla paylaşın.” İngilizce metin şu anda yanımda -biraz önce Mehmet Sağlam Hocama verdim, “Hocam, bir de siz bakın.” dedim- hepinizle paylaşmaya hazırım.
Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Endeksi’ne göre Türkiye 2002’den 2009 yılına kadar, eğitimde, değerli arkadaşlar, ülke sıralamasında 102’nci sıradayken 74’üncü sıraya çıkmıştır, 28 basamak birden çıkmıştır. 28 basamak sıçrama yapmıştır millî eğitimde bu ülke. Bunu görmek lazım ama ille de bir şeyi eleştirecekseniz…
KAMER GENÇ (Tunceli)Millî eğitimi bitirdiniz.
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Değerli arkadaşlar, bakın, amaç…
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Sayın Bakan, biraz şu çocuklardan bahseder misiniz?
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)…benim halefim olan Değerli Bakan arkadaşımla benim aramı açmak, AK PARTİ’lilerin arasına fitne sokmaktır.
MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Devlet ne kadar zarara uğradı, onu bir söyler misiniz. Sadece o kadar, başka bir şey istemiyorum.
HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Yalnız size şunu söyleyeyim: Bu fitneler AK PARTİ’nin pazarında müşteri bulmaz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 12 Ekim 2010