Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.93)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 120. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Haziran 2008 · 1.018 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 19 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.93)); konuşma 1.018 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.93)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-06-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-3 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın arkadaşlarımın sorularına, sorulma sırasına göre cevap vereceğim.
Sayın Öztürk der ki: “Hükûmet, niçin, bağışçılardan bağış alma yerine vergilendirme yoluna gitmiyor, doğrudan kaynak sağlamıyor?”
Değerli arkadaşlar, dünyanın her yerinde üç sektör vardır: Devlet sektörü vardır, özel sektör vardır, bir de “üçüncü sektör” dediğimiz bir sektör vardır. Bütün kalkınmış medeni ülkelerde bu üçüncü sektör çok güçlüdür; bu, vakıf sektörüdür. Bu, dediğim gibi, özellikle sivil toplum örgütlerinin oluşturmuş olduğu bir sektördür. Bu sektörden destek almak, her ülkede, özellikle kalkınmış medeni bütün ülkelerde cari olan bir şeydir.
Ayrıca, biz bütün işi bu sektöre havale etmiş değiliz. Bakın, son rakamları açıklıyorum: Biz, iktidarımız döneminde 122 bin adet derslik yaptık, bunların sadece 28 binini hayırseverler yaptı, diğerlerini de kamu kaynaklarıyla yaptık. Bir hayırseverimiz, diyelim ki bir ilköğretim okulu, bir lise yaptığı zaman da adını veriyoruz.
Biraz önce arkadaşlar “İşte, uygunsuz bir şey yaparsa ne yapacağız?” dediler. Sayın Kaya da bir parça cevap verdi.
Arkadaşlar, aleni uygunsuzluk söz konusu olduğu zaman… Diğer arkadaşlarımın da sorularına cevap mahiyetinde olacak. Efendim taahhüdünü yerine getirmezse… Biz diyoruz ki zaten buradaki protokolde, Sayın İbrahim Çeçen eğer taahhüdünü yerine getirmezse isim hakkından sarfınazar etmiş olacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu ismi nasıl verdiyse o ismi geri de alacak yani. Dolayısıyla burada bir anormallik söz konusu değil.
Sayın Taner’in, efendim, laboratuvarlara verme fakültelere verme yerine niye kampüse veriliyor? Kampüsü bir bütün olarak değil de bir laboratuvar, bir fakülte yapsaydı, sizin dediğiniz yolu tercih ederdik.
YÖK Başkanının sözleriyle ilgili olarak ben kürsüden Hükûmetimizin ve Bakanlığımızın ne düşündüğünü ifade ettim, burada ilave edecek bir şey yok. Efendim, hangi metotla değiştirilecek? Yasama metoduyla değiştirilecek.
Sayın Kaplan’ın Ahmedi Hani’yle ilgili bir sorusu var. Ahmedi Hani, gerçekten, bu toprakların yetiştirdiği büyük bir edebiyatçı ve büyük bir düşünce adamıdır. Yani şu anda eğer Doğubeyazıt’ta bir yüksekokul yapılır da ismi verilirse bence de bu şık düşer ama bu, üniversitelerin kendi verecekleri kararlarla oluyor bildiğiniz gibi. Biz kanunla üniversite kuruyoruz. Ama fakültelerin, birimlerin, yüksekokulların vesairenin isimleri senatolar tarafı veriliyor.
Diğer taraftan, Sayın Uslu’nun bir sorusu var: Efendim, bir yıl geçmiş, bir yıldan beri herhangi bir işlem, herhangi bir bağışta bulunmuş mudur? Değerli arkadaşlar, bu Ağrı Üniversitesinin henüz rektörü bile mevcut değildir. Sayın Çeçen, aslında, yasama Meclisini, yani bizi bekliyor. Uzun zamandır, komisyondan geçmesine rağmen, gündemdeki yoğunluk sebebiyle bir türlü bu kanunu görüşemedik. Bu kanun geçtikten sonra sözü edilen ek protokol kendisiyle imzalanacak. Malumunuz, rektörlerin atamasıyla ilgili kanunu dün birlikte kabul ettik ve rektörler de atandıktan sonra oturulup Sayın Çeçen’le bu mesele bağlanacaktır. Bir de “Bu protokolde ‘100 milyon dolar’ ifadesi geçmiyor.” dendi arkadaşlarım tarafından. Biz bu protokolü imzalarken, Sayın Çeçen, bütün kamuoyuna açık bir şekilde bunu deklare etti, ifade etti, bütün televizyon kayıtlarında var. Bu, arkadaşlar, 120 de olabilir, 110 da olabilir, 80 de olabilir, 70 de olabilir. Netice itibarıyla, bu iş adamımızın bütün kampüsü tek başına yapmayı taahhüt etmesidir esas olarak. Yani netice itibarıyla metrekare hesabı yapacak değiliz burada.
Efendim, “Hükûmetten hangi işleri almıştır?” Değerli arkadaşlar, ben hangi iş adamının, altı yıldan beri, Hükûmetten hangi işleri aldığını buradan bilemem ve bununla da bir ilgisinin olduğu kanaatinde değilim. Netice itibarıyla, eğer sizin bildiğiniz, Sayın Çeçen’le ilgili olumsuzluk varsa, bir iş adamı olarak bir yolsuzluktan eğer söz ediyorsanız, bir yanlışlıktan söz ediyorsanız, Meclisin huzurunda bunları söyleyin. Yani bunları ima etmenin de bence bir anlamı yok.
Sayın Özdemir “Ağrı Dağı” ismine sevindiğini, daha sonra bu ismin alındığına üzüldüğünü ifade ediyor. Değerli arkadaşlar, Ağrı Dağı, birileri bir başka şekilde ifade etse de, üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etse de -malumunuz Ermeniler, özellikle diaspora, Ağrı Dağı’nın kendi sembolleri olduğunu söylüyorlar- bu, bizim topraklarımızdadır, bize aittir. Ağrı Dağı, zaten biliyorsunuz, Ağrı’nın merkezinde de değil, 100 kilometre ötededir, Doğubeyazıt’tadır. Ama Ağrı Dağı’nın bir kutsallığı falan söz konusu değildir. Dolayısıyla, buraya takılmanın bir anlamı yok.
Değerli arkadaşlar, öte taraftan…
OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Türk toprağının her karışı kutsaldır Sayın Bakan! Bu ne demek ya!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Arkadaşlar, çarpıtmayın lütfen! Ne dediğimi ben çok iyi biliyorum.
Araştırma görevlileriyle ilgili olarak, araştırma görevlilerinin daimî kadroya atanması …
OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Allah Allah! Yeni mi çıktı bu yani! Ağrı Dağı kutsaldır!
OKTAY VURAL (İzmir)Birileri rahatsız oldu herhâlde!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Arkadaşlar, çarpıtmayalım. Bu memleketin her karış toprağı bu vatan çocukları için, herkes için elbette kutsaldır. Benim “kutsal”dan neyi kastettiğimi siz çok iyi biliyorsunuz.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Ama çok iyi çarpıtıyorlar.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Yaman’ın Muş Alparslan Üniversitesiyle ilgili olarak sorduğu bir soru var. Muş’a 8 kilometre uzaklıkta, geniş bir arazi üzerinde Muş Alparslan Üniversitesi için gerekli araziler tahsis edilmiştir. Bu tahsis işlemi tamamlanmıştır.
Tekrar, Sayın Işık’ın yine ek protokolle ilgili soruları var. Bu sorulara cevap verdiğimi sanıyorum.
Sayın Akkuş’un farklı olarak disiplin yönetmeliğiyle ilgili bir sorusu var. Değerli Milletvekilim, bununla ilgili yazılı bir soru önergeniz olursa ben bunu YÖK’e havale ederim; gördüğünüz eksiklikleri, yanlışlıkları, varsa çarpıklıkları ifade edersiniz; onlardan gerekli şeyi sorarız, gerekli düzenlemeler varsa yapılır.
Yabancı dil sınavının, özellikle “ÜDS” dediğimiz, akademik personelin girmiş olduğu yabancı dil sınavının gerek formatı gerekse içeriği bence de doğru değildir. Bunun değiştirilmesi gerekiyor. Biz bunu YÖK’le de müzakere ettik. Her insanın, bildiğiniz gibi, aynı sorulardan sınava tabi tutulması, tıpçıların da, ziraatçıların da, mühendislerin de, sosyal bilimcilerin de aynı tür sorulara muhatap tutulması ve gramer ağırlıklı bir sınav yapılmasının doğru olmadığını ben de ifade ediyorum. Gerek içerikle ilgili olarak gerekse de bu sınavın formatıyla ilgili olarak bir değişiklik yapılması gerektiği yönünde YÖK’e bir yazı yazdığımı da…
RIDVAN YALÇIN (Ordu)Önerdik, reddettiniz.
OSMAN ÇAKIR (Samsun)Önerimize katılmadınız Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Ama sizin dediğiniz o değildi.
Arkadaşlar, bakın, her ana bilim dalından sınav yapılmasını istiyorsunuz. Tıpta kulak-burun-boğazdan tutun ürolojiye kadar kimse…
OKTAY VURAL (İzmir)Hayır, hayır… O değil.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Veya tıp, mühendislik… Bu şekilde bir sınav yapılamaz, merkezî bir sınav yapılamaz. Bunun ne kadar zor olduğunu akademisyenler çok iyi bilir.
OKTAY VURAL (İzmir)Biz de akademisyeniz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sizin sorduğunuz soru, yalnız, bu benim söylediğim mahiyette bir soru değildi değerli arkadaşlar.
Evet, ben Değerli Başkan, arkadaşlarımın bütün sorularına cevap verdiğimi sanıyorum.
Saygıyla arz ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 19 Haziran 2008