Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 1.071 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 1.071 kelime.
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 Malî Yılı Bütçe Kanun tasarısıyla ilgili, aleyhte görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ülkemiz, birçok konuda olduğu gibi, dışpolitikada da zor bir dönemden geçmektedir. Hükümet, zor ve sorumluluğu büyük kararlar almak zorundadır. Diplomasideki hassas noktalardan biri, ortak iradenin sağlıklı kararlar almadaki önemidir. Dışpolitikada ulusal çıkarlar söz konusudur. Hükümetin, Cumhuriyet Halk partisiyle, gerek partimizin bu konudaki tecrübelerinden faydalanma gerekse sağlıklı kararlar alma amacıyla, işbirliği içerisinde olmasının gerekliliğini düşünüyorum.
Dışpolitika tercihleriyle halkı yükümlülükler altına sokan bir yönetimin, politikalarında, kamuoyunun istek ve eğilimlerine kulak vermesi, demokratik meşruiyetin bir gereğidir. Hükümet, komşumuzdaki yangına çare bulmak isterken, su yerine benzin dökmeye kalkışmıştır. Buna, Cumhuriyet Halk Partisi izin vermemiştir. Bugün, 1 Mart tezkeresinin Parlamento tarafından tarihî bir kararla reddedilmesinin onurunu hepimiz yaşıyoruz. Avrupa Birliği konusunda sizlerin de gördüğü üzere, çabamız ortadadır. Hükümetin ise, uygulamalardaki eksiklikleri bir an önce gidermesi gerekmektedir.
Kıbrıs'ta seçimlerden sonra bile Kofi Annan planının bir anlaşma platformu olarak görülmesinin, anlaşmalara temel alınmasının yanlış olacağı düşüncesindeyiz. Hükümetin bu konuda sağlam bir siyasî irade göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Hükümet, belli dönemlerde dışpolitikayla ilgili önemli konularda kararlar almakta ve akıl almaz bir tavırla, Meclise veya ilgili komisyona en ufak bilgi vermemektedir. Kaldı ki, bu kararlar, Meclis yetkisinde olan kararlardır. Gerek Türk hava sahasının açılması konusunda gerekse 8,5 milyar dolarlık kredi anlaşmasında aynı tavır karşımıza çıkmaktadır.
Meclis yetkisinde olan konuların gizlilik içinde yürütülmeye çalışılmasına bir anlam verebilmiş değilim. Zaten, siyasî koşullar içeren bu anlaşmanın da kabul edilebilir bir yanı yoktur.
Yanlış izlenen politikaların faturasını ülkemiz, çok ağır bir şekilde ödemektedir. Eve Dönüş Yasası sonucu serbest bırakılanların nelere sebep olduğu görülmektedir. 15 ve 20 Kasımda İstanbul'daki patlamaların acısı hâlâ yüreklerimizdedir; başta turizm sektörü olmak üzere, birçok sektöre de telafisi zor yaralar açmıştır. Rezervasyonların iptali, turizme ağır darbeler vurmuştur. Turizm, dünyada en hızlı gelişen sektör olmasının yanı sıra en büyük gelir kaynağı konumundadır; ülkemiz açısından ise, dünya pazarlarındaki en rekabetçi ürünümüzdür. Turizm sektörü, dünya ticaretinde petrolden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye'nin turizmden aldığı pay, Akdeniz ülkeleri içerisinde, maalesef yüzde 7'dir.
Turizm Bakanlığı bütçesiyle ilgili olarak önceki dönemlerde eleştirdiğimiz hatalı yaklaşımların hâlâ devam ettiğini görüyoruz. Hemen söyleyebilirim, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesindeki geçen yıla göre artış oranını kesinlikle yeterli bulmuyorum, bariz bir farklılığın ortaya konulması gerektiğini düşünüyorum.
Sayın Bakan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlarken yaptığı konuşmasının hemen başında "bu yılki bütçemizde de, önceki yılların bütçelerindeki görünümü koruyan, sürdüren bir yaklaşım bulunmaktadır" diyerek, bence, büyük bir itirafta bulunmuştur. Sayın Mumcu, konunun önemini bilmektedir; daha önceden de ayrı dönemlerde, hem Kültür Bakanlığı hem de Turizm Bakanlığı görevlerini üstlenmiştir; ayrılan bütçelerin sadece turizm yatırımlarına bile zor yeteceğini, bunun olumsuz etkisini kendisi daha da iyi görecektir. Ancak, Sayın Bakan, maalesef, yine, kendi ifadesiyle, aynı konuşmada "bütçenin genelinde yer alan yatırım harcamalarındaki tasarruf tedbirlerinden Bakanlığımız da nasibini almıştır" demiştir.
Katma değeri en yüksek sektör turizm sektörünün candamarı olan yatırımların AKP Hükümeti bütçesinden -Sayın Mumcu'nun kendi söylemiyle- nasibini almış olması, kanımca, büyük üzüntü verici bir olaydır. Türkiye için gelişme potansiyeli en yüksek endüstri olan turizm, bütün sektörlere doğrudan gelir sağlayarak ve geleceğe yönelik istihdam imkânlarını en fazla düzeye çıkararak toplumsal refahı en kısa sürede yükseltecek bir sektördür. Turizm sektörüne aktarılan kaynaklar ve yapılan yatırımlar, kısa ve orta vadede ortalama 25 kat olarak geri dönen kaynaklar olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, başından beri, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleştirilmesine de karşı çıktık. Artık, bir endüstriye dönüşmüş olan turizmin kültürle birleştirilmesinin uzun vadede her iki alanın da zararına olacağı çok açık gözükmektedir.
Akdeniz çanağında turizm yatırımlarının en az düzeyde teşvik edildiği tek ülke, ne yazık ki, Türkiye'dir. Rekabet koşulları ve ülkenin sektörden beklentisi açısından hibe ve destek kredileri şeklinde nakdî teşviklerin sağlanması gerekmektedir. Türk bankalarının yatırımcılar lehine yurtdışına teminat vermeleri kolaylaştırılmalı, zaten, çok kıt ve kısa vadeli olan iç kaynaklar yerine, turizm yatırımcılarının dış kaynağa yönelmeleri için, Bakanlığınızın gerekli girişimlerde bulunması sağlanmalıdır.
İhracatı teşvik tedbirleri acilen aktif hale getirilirken, turizm gelirlerine ihracat gibi bakılmalıdır. Turizm sektörü yatırımlarının, Türk bankacılığında giderek daralan iştirak limiti sınırlamasından muaf tutulması ve böylelikle, başta diğer ülkeler olmak üzere turizmde ileri gitmiş tüm ülkelerle yarışabilmek koşulları sağlanması gerekmektedir.
Özellikle, ülkemiz nüfusunun genç bir nüfusa sahip olduğu gerçeği göz önüne alınacak olursa, turizm sektörünün gelişmesinin, ülkemiz ölçeğinde işsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik mücadeleye de en büyük katkıyı sağlayacağı, istihdam kaynağı haline geleceği de kuşkusuzdur. Bu bağlamda, koordineli bir şekilde hareket edilmesi gereken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da konuyla ilişkisi çok açıktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de turizmdeki KDV oranının rakip ülkelere göre daha yüksek olduğu ve bunun indirilmesi gerektiği son on yıldır bakanlık yapan herkesin kabul ettiği; fakat, soruna bir türlü çözüm getirilemediği bilinen bir gerçektir; oysa sorun, giderek sektörün uluslararası alandaki rekabet gücünü azaltmaktadır. Önceki dönemlerde soruna çözüm getirilememesinin, hükümetleri oluşturan koalisyon partilerinin farklı yaklaşımlarından kaynaklandığı öne sürüldü. Şimdi, tek partili hükümet olduğu halde turizmde KDV'nin indirileceğine ilişkin herhangi bir girişim yoktur. Hükümette bulunan bakanlar bile KDV indirimi konusunda birbiriyle çelişmektedir. Şöyle ki: Hükümetin Maliye Bakanı turizm çok önemli derken, Sayın Mumcu ise, KDV indirimini, kayıtdışı ekonomi konusunda belli bir yere gelinmesine bağlamaktadır. Şimdi, bundan ne anlamalıyız?.. Kültür ve Turizm Bakanı, turizme yapılacak desteği Maliye Bakanının icraatlarına mı bağlamıştır? Yoksa, turizmin gelişmesiyle ilgili hayatî bir meseleye hükümetin gösterdiği bir ilgisizlik mi karşımıza çıkmaktadır?
Değerli arkadaşlar, bu konu, hep konuşulmuş; ama, bir türlü çözüme kavuşturulamamıştır. Konuyla ilgili olarak bazı eski bakanlarımızın bu sorunu kendi dönemlerinde çözeceklerine dair verdikleri sözler vardır; ama, bir türlü gerçekleştirilememiştir. Umarım, sizlerin de bu konudaki yapacaklarınız lafta kalmaz ve artık, gerekli düzenlemeler derhal yapılır.
Türkiye'ye yönelik kongre amaçlı seyahatlerde görülen artış eğiliminin devam etmesi, bu alandaki bazı sorunların çözümlenmesiyle olacaktır. Ülkemizde, büyük ölçekli, yani 3 000 delegeden fazla yatırımcının yer alabileceği kongrelerin düzenlenmesine imkân sağlayan kongre mekânlarının az olması, kongre imkânlarının pazarlamasındaki eksiklikler ve turizmin var olan problemleri kongre turizminin gelişmesini engelleyen ya da yavaşlatan faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakanlığımızı, bu konuda, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum.
Ülkemizde, Antalya gibi doğal, kültürel ve tarihî özelliklerinin yanında, son beş yıl içinde kongre turizmine ağırlık verilmiş bir bölgenin olması ciddî bir avantaj oluşturmaktadır. Bu avantaj çok iyi değerlendirilerek, turizmin başkenti Antalya'ya büyük bir kongre merkezinin kazandırılması gerekmektedir; fakat, Antalya'ya direkt uçuşların olmaması, bölgenin, dolayısıyla ülkemizin uluslararası kongrelerden gerekli payı almamasına yol açmaktadır. Avrupa'nın belirli merkezlerinden Antalya'ya, ülkemizin kendi havayolu şirketi olan Türk Hava Yollarının direkt uçması sağlanmalıdır.
Karayollarımızda da durum aynıdır. Antalya-Alanya karayolu son onbeş-onaltı yıldır bitirilememiştir. Yine, Finike-Demre yolunun çalışmalarına bile başlanamamıştır. Gerçi, Sayın Bayındırlık Bakanımız bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmalarında bunun sözünü verdi; gönülden isterim ki, bu söz yerine getirilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 22 Aralık 2003