İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı

Hüseyin Ekmekcioğlu

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 38. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Aralık 2004 · 1.306 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 23 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) TARIM VE KÖY İŞL.BAKANLIĞI,ULAŞTIRMA BAKANLIĞI); konuşma 1.306 kelime.

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-7-nci-tur-gorusmelerinde-tarim-ve-koy (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 malî yılı bütçe görüşmelerinde, yedinci turda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının bütçesi hakkında görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, tarım, yetmiş milyonu besleyebilen, toplam istihdamın yüzde 40'ını bünyesinde barındıran, her şeye rağmen hâlâ ülke ekonomisine ciddî döviz katkıları sağlayan bir sosyal güvence alanıdır; ama, ne yazıktır ki, tarım sektörü günümüzde hâlâ sıkıntılar çekmektedir. Bu çıkmazdan kurtulabilmek için, öncelikle altyapıya bakışımızın yenilenmesi gerekmektedir.

Ülkemiz tarım sektörünün üretim ve pazarlama alanlarındaki sorunlarının uzun yıllardır aşılamamasının temel nedeni, tarım politikalarındaki yetersizliklerdir. Bu çıkmazdan kurtulmak için öncelikle yapılarımızın gözden geçirilmesi lazım. Genel ve kısa vadeli politik duruma endeksli olarak destekleme fiyatı ve girdi desteklemeleri arasına sıkışmış, yapısal önlemler içermeyen uygulamalar, sektörün bugün içerisinde bulunduğu sorunların ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu nedenle, öncelikli olarak tarım politikasının belirlenmesine ilişkin yeni kurumsal yapılanma ve ardından da politik içeriklerin yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Tarım politikamız, uluslararası para kuruluşlarına teslim olmuştur. Üreticimizi düşünmemiz, kendi millî politikalarımızı gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Üreticimizin, çiftçimizin çekmiş olduğu cefa ve işkence unutulmayacaktır.

Tarımda 2004 yılının iyi bir yıl olmadığı ortadadır. Bunun için kalıcı çözümler üretilmelidir. Büyüme oranı son üç yılda ortalama 0,4'te kalan, 2003 yılında ise yüzde 2,5 oranında gerileyen tarım sektörünün, 2004 ve 2005'te küçülmeye devam etmesi beklenilmektedir.

Değerli arkadaşlar, üreticilerimiz, ürünlerini, maliyetine, hatta, maliyetinin altında satabilmektedir. Birkaç örnek vermek istiyorum: Geçen seneki satış fiyatı kilogram başına 400 000-500 000 lira olan portakal, bu yıl 350 000 liraya inmiştir; alan, satan yoktur. Üreticinin bahçede ortalama 350 000 liradan sattığı elma, tüketiciye 1 500 000 liradan ulaşmaktadır. Asıl parayı aracıların kazandığı, elma üreticisinin de, milyonlarca tüketicinin de bu işten zarar gördüğü, bir gerçek olarak önümüzdedir.

Dünyada elmayı en çok üreten ülkelerden biriyiz. Yine, dünyada elmayı en çok tüketen ve tükettiği elmanın yarısını telef eden tek ülkeyiz. Dünyada elma üreten ülkeler arasında Türkiye, yıllık ortalama 2 000 500 tonluk üretimiyle üçüncü sırada yer almaktadır; fakat, buna rağmen, dünya elma ihracatından aldığımız paylar yüzde 1'ler civarındadır. Elmaya verilen ton başına 40 dolar ihracat primi yetersiz kalmaktadır. Bu primle ihracatçı ihracat yapamaz duruma gelmiştir. Üretimin yüksek olmasına karşın, ihracatta aynı başarıdan söz etmek mümkün değildir. Hatta, elma üretiminde dünyada üçüncü olan Türkiye, ne yazık ki, Şili ve Arjantin'den elma ithal etmektedir.

Elma üretim bölgelerinde, üretici, alıcı bulamamaktan şikâyetçidir. Ayrıca, fiyatların düşük kalmasından yakınan üreticiler, ithalatın durdurulmasını ve ihracatın desteklenmesini talep etmektedir. İhracat destek primleri mutlaka yükseltilmelidir.

Sayın milletvekilleri, seracılık, 1999 yılına kadar, hiçbir sorun yaşamadan, çiftçimize büyük gelir sağlarken, 1999'dan sonra, yöre halkının ürettiğini satamamasından kaynaklanan sorunlardan dolayı sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Üretimdeki girdi fiyatlarının yüksek olmasından dolayı üretici mağdur edilmiştir, perişan edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, yıllardır devam eden, kendi kendine gelişmeye açık olan seracılıkta devletin hiçbir katkısı olmamıştır. Sera üreticisi zor günler geçirmektedir. Seracılık, birim başına en fazla maliyete sebep olan, gerek ilaç gerek gübre gerekse tohum girdileriyle dönüm başına maliyeti en fazla olan bir sektör olmasına karşın, bu konuda şu ana kadar yapılmış bir şey yoktur. İhraç gücü de, maalesef, devlet tarafından yönlendirilememektedir. Bu anlamda, bu ürünlerin bir bölümü üreticimizin elinde kalmakta, fiyat istikrarı da sağlanamamaktadır.

Pancarda da durum aynıdır. On yıl önce üretici başına 70 ton pancar alan devletimiz, bu yıl üretici başına 7 ton pancar alabilmiştir. Pancar üreticisi, kota fazlası nedeniyle, ürününü tarlada çürümeye terk etmiştir. Üreticilere "üretmeyin" denilmektedir. Üretim yapılmadan, toplam 285 milyar dolar olan borçlarımız nasıl eritilecektir, sizlere soruyorum sayın milletvekilleri.

Tarımdaki gerilemenin temelinde, hiç şüphesiz ki, tarım ürünleri üretimindeki olumsuzluklar vardır. Tarımsal ürün ekim alanları daralırken, verimler giderek düşmektedir. Üretimdeki azalma, Türkiye'nin tarımsal dışticaretinde açık vermesine yol açmaktadır. Başta elma ve muzun ithalatı derhal durdurulmalıdır. Kaçak ürünlere karşı önlem alınmalı, doğrudan gelir desteği ve prim ödemeleri zamanında yapılmalı, pazarlama sıkıntısı çekilen ürünlerde ihracat desteği mutlaka verilmelidir. Aksi takdirde, tarım küçülmeye devam edecektir.

Bazı ürünlerimizde olduğu gibi, narenciyede de ihracat destekleme primleri düşürülmüştür. Geçen yıl ton başına ortalama 90 dolar olan ihracat destekleme primleri, bu yıl, mandalina ve portakalda ton başına 35 dolara, limonda ton başına 40 dolara düşürülmüştür ki, bu primlerle ihracat yapmak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, muz üretimindeki sorunlar devam ediyor. Anamur ve çevresinde muz dikimi yapmaya elverişli 38 000 dekarın, şu anda, sadece 10 000 dekarı kullanılıyor. Bu oran, Antalya, Gazipaşa ve Alanya'da da aynı durumdadır. Oysa, Türkiye'nin, muz ithalatı için her yıl ödediği 100 000 000 dolar döviz, bölge üreticisine düşük faizli kredi olarak verilse, kalan boş alanların tamamında muz yetiştirilebilir.

Türkiye, tarımsal üretim anlamında, artık, kendi kendine yetebilen bir ülke değil. Giderek de, üretmekten çok, tüketen bir toplum oluyoruz. Her geçen gün başka ülkelere olan bağımlılığımız artıyor.

Pamuk, çok yönlü bir endüstri bitkisi olması nedeniyle, çiftçi, tüccar ve pamuğa dayalı sanayici, ihracatçı kesimi ilgilendiren ve çok geniş bir kitleyi kapsamaktadır. Türkiye, dünya pamuk üretiminin yüzde 5'ini sağlayan ve üretimde yıllar itibariyle 5 inci, 6 ncı sırada olan bir ülkedir. Üretici veriminde ise, üretici ülkeler arasında 1 inci sırada yer alan büyük bir pamuk üreticisidir; maalesef, sahipsizdir. Üreticiyle beraber tüccar, sanayici ve bütün kesimler mağdur olmaktadır. Tabanfiyatlarının düşük, maliyetlerin ise, çok yüksek olması, bütün üreticileri perişan etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çalışan nüfusun yüzde 43 kadarı tarımda istihdam edilmektedir. Gayri safî millî hâsılada ise tarımın payı yüzde 16'dır. Bu da göstermektedir ki, çiftçi, emeğinin karşılığını tam olarak alamamaktadır. Gayri safî millî hâsıladaki payın hiç olmazsa yüzde 30'lara çıkarılması gerekir ki, çiftçi, bir yıl sonra toprağını ekmeye teşvik edilebilsin.

Bir zamanlar, Türkiye, gerçekten, toprakları üzerindeki tarımsal üretimiyle insanını besleyebilen, yeterli olmamakla birlikte, ihracat yapabilen bir ülke idi. Coğrafî konumunun, iklim özelliklerinin, geniş ve verimli toprakların sağladığı bu avantajı, maalesef, yitirdik; yeterli verimliliği sağlayamıyoruz.

AB müzakere sürecinde, en büyük sorunlardan birinin, gerçekçi politikalar üretilmeden, yetersiz teşviklerle desteklenen tarım sektöründe yaşanacağını düşünüyorum. Globalleşme sürecinde, tasfiye olmasını önlemek için, Türkiye'de tarım sektöründe gerçek bir atılımın gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Türkiye'nin bir tarım vizyonu politikası ve hedefi yoktur. Bu nedenle, AB ile müzakerelerde önemli sorunlar yaşanabilir.

Tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarının düşürülmesi, kırsal kesimde elektrik kullanımının yaygınlaştırılması ve kırsal kesimde tarımsal sanayii geliştirmek için, elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18'lik KDV oranının düşürülmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, tarım ürünleri için olmazsa olmaz girdilerden gübre, 2002 yılında 385 000 Türk Lirası iken, 2003'te 450 000 lira, 2004'te ise 540 000 liraya çıkmıştır. Temel girdi fiyatlarının bu derece arttığı durumlarda üreticilerin maliyetleri de artmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Lütfen tamamlayın efendim.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Devamla)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ancak, çiftçilerin ürünlerini sattıkları fiyatlar artmamaktadır, aksine, azalmaktadır.

Üretimi doğrudan ilgilendiren mazot fiyatları artarak devam etmektedir. 2002 yılında litresi 1 224 000 lira olan mazot, 2003'te 1 355 000 liraya, 2004 yılında ise 1 809 000 liraya çıkmıştır. Sayın Başbakan, 29 Nisan 2003'te Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada, çiftçilere, mazot fiyatlarında litre başına yaklaşık yüzde 35 gibi bir indirim sağlayacağını belirtmiştir. Sayın Başbakanım, nerede verdiğiniz bu sözler? Unutuldu mu? İnanıyorum ki, Türk Halkı unutmayacaktır.

Dünya Bankasının son üç yıldır Türk tarımına yönelik uygulamaya koyduğu projelerin 2005'te sona ermesiyle tarımda yeni bir döneme geçilecektir. Bu dönemde, hükümetin, tarımda büyümeyi teşvik edecek politikalar üretmesi gerekmektedir. Büyüme hızındaki düşüşün nedenleri, doğal felaketlerde ya da üretim fazlalığında aranmamalıdır; sorun, yine politika eksikliğindedir.

Uygulamada da sorunlar bulunmaktadır. Tarım il ve ilçe müdürlüklerimizin, tarımın çeşitlendirilmesi ve üretimin artırılması konusunda üreticiye şu andaki durumundan daha fazla destek vermesi gerekmektedir. Bu müdürlükleri bürokratik işlerden kurtarmak, üretimle ilgilenmelerini sağlamak, sahaya indirmek, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının öncelikli hedeflerinden olmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel sorunumuz, az önce de belirttiğim gibi, tarım ve hayvancılığa yönelik belirlenmiş ve uygulamaya sokulmuş bir devlet politikasının olmayışıdır. Hayvancılığı geliştirmeye yönelik, hayvansal üretim ağırlığı uzun vadeli ve istikrarlı yeni tarım politikaları belirlenerek, devlet tarafından desteklenmelidir. Hayvancılık, ancak böylece, üreticiye gelir kazandıran, özendirilmiş bir sektör konumuna getirilebilir.

Bu amaçla, bölgesel farklılıklar dikkate alınarak işletme büyüklükleri belirlenmeli, kredilendirme ve damızlık hayvan dağıtımı, suni tohumlama olanakları gibi çeşitli destekleme tedbirleriyle sektörel yapı mutlaka güçlendirilmelidir.

Hayvancılıkta genel olarak maliyetin yüzde 70'ini yem girdileri teşkil etmektedir. Maalesef, yem hammaddelerinin yaklaşık yüzde 60'ı ithal olup, dövize bağlı bulunmaktadır. Bu nedenle de, hayvansal ürün fiyatları yüksektir. Hayvansal ürün maliyetini düşürücü, tüketimi teşvik edici politikalar geliştirilmelidir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 23 Aralık 2004

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook