2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 38. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Aralık 2004 · 1.136 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Demirel (CHP), 23 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) TARIM VE KÖY İŞL.BAKANLIĞI,ULAŞTIRMA BAKANLIĞI); konuşma 1.136 kelime.
Kemal Demirel (CHP, Bursa). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-7-nci-tur-gorusmelerinde-tarim-ve-koy (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL (Bursa)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinizi en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Ulaştırma, yolcuyu, yükü, en kısa sürede, en ucuza, en güvenli şekilde istenilen noktalara ulaştıracak bir ulaşım sistemidir. Bütün sektörlerde olduğu gibi, ulaştırma sektörü de, arz ve talep doğrultusunda gelişmek zorundadır. Her geçen gün ekonomisi büyüyen ve zenginleşen dünyada, bu gelişmelere paralel olarak daha güvenli, daha ekonomik ve daha konforlu bir ulaşım zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Ulaştırma konusunda, ülkemizde, planlı çalışmalar yapılmamaktadır. Üstelik, beş yıllık kalkınma planlarında öngörülen ulaştırma hedef ve politikaları da dikkate alınmamakta, bunun yerine, yıllık ve politik projelerin uygulanması yoluna gidilmektedir. Sonuçta, ulaşım türleri arasında ciddî dengesizlikler ortaya çıkmakta; gerek yük gerekse yolcu taşımacılığında karayolu, diğer taşıma türleri önüne belirgin bir şekilde geçmektedir.
Ulaştırma Bakanlığı kapsamında bulunan en önemli ulaşım araçlarından bir tanesi Türk Hava Yollarıdır. Ulu önderimiz Atatürk "istikbal göklerdedir" sözüyle, hava ulaşımına, Hava Kuvvetlerine ve hava taşımacılığına önem verilmesi gerektiğini yıllar öncesinden saptamış ve bu yönde çalışmaların desteklenmesini istemiştir.
Genel itibariyle baktığımızda, hava ulaşımı konusunda birçok ülkeden daha iyi durumda olduğumuz söylenebilir; ama, bu görüşün, eski yıllarda yapılan çalışmalarla sağlandığı ve son yıllarda kalitenin yükseltilmesi için çaba harcanmadığı dikkat çekmektedir.
Türk Hava Yolları, sahip olduğu deneyimiyle birçok sıkıntının üstesinden gelir düşüncesi, son zamanlarda, eğitimli çalışanların emeklilikleri ve benzeri sebeplerle kurumdan ayrılmaları ve yeni personelin yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan kişilerden oluşması, bu ulaşım sektörümüzün de tehlikeli gelişmelere açık olduğunu göstermektedir.
Türk Hava Yolları yönetiminin son zamanlarda personel açığını nasıl karşıladığı belirsizdir. Personel açığının kapatılması için, çalışan personelin çalışma saatlerinin artırıldığı yönünde iddialar ortaya atılmıştır. Personelin yetersizliği, yapılan işlerde kalite ve özeni düşürecektir.
Türk Hava Yolları özelleştirme kapsamında olmasına rağmen, 2 800 000 000 dolarlık olduğu söylenen 36 adet uçak alımı için anlaşma yapılmış bulunmaktadır. Bu anlaşmaların Almanya ve Fransa'yla Avrupa Birliği görüşmeleri öncesi yapıldığı da açık bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
Bu uçakların alınması, AKP İktidarının, havayollarının özelleştirilmesiyle ilgili politikalarında değişiklik mi olacaktır sorusunu aklımıza getiriyor.
Üstelik, 11 Eylülden sonra, dünyada havacılık sektörü çökmüştür ve sayısız uçak çok ucuza kiralanmak için hangarlarda bekletilmektedir. Dünyada ve Türkiye'deki bütün özel sektör bu uçakları ucuza kiralamayı tercih ederken, Türk Hava Yollarının neden uçak alımına yöneldiği açıklanamamaktadır.
Değerli milletvekilleri, demiryollarına bakıldığında ise, 1923 yılında, cumhuriyetin ilanıyla birlikte, ulusal sınırlar içerisinde kalan yaklaşık 4 000 kilometrelik demiryolu uzunluğumuz, 1950'ye gelindiğinde 2 katına çıkmıştır.
Bugün, ülkemizde, 8 697 kilometre anahat olmak üzere, tali hatlarla birlikte toplam 10 984 kilometrelik demiryolu ağımız mevcuttur.
Bu rakamlar, 1950'li yıllardan bu yana demiryollarımızda ciddî bir yatırım yapılmadığını açık bir şekilde ifade etmektedir. Kısacası, demiryollarına en büyük yatırım cumhuriyet döneminde gerçekleştirilmiştir. Bu rakamlar, 1950'li yıllardan sonra bir kenara bırakılmış ve karayolu teşvik edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, 1985 yılından beri, Devlet Demiryolları, ülkemizde, zarar eder duruma düşürülmüştür. Karayolu ulaşımına destek verilmesi, Devlet Demiryollarındaki gelişmeyi engelleyen etmenlerin başında gelmektedir.
Bugün, karayollarında 90 kilometrelik, otobanda 120 kilometrelik hız yapılırken, Avrupa'da ve dünyada, demiryollarındaki hız 250 kilometreye kadar çıkmaktadır.
Demiryolları, trafik kazalarının en aza indirilmesi açısından önemli bir ulaşım aracıdır. Demiryolları, bağımsızlık sembolüdür! Demiryolları, özgürlük sembolüdür! Demiryolları, Türkiye Cumhuriyetinin sembolüdür! (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü, 10 uncu Yıl Marşında olduğu gibi, "demir ağlarla bu ülkeyi ördük" dediler; ama, ne yazık ki, cumhuriyet sonrasında yapılan çalışmalarla, demiryolları, âdeta, üvey evlat muamelesi durumuna düşürülmüş ve kaderiyle baş başa bırakılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, burada, çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. 1900 yılından 2002 yılına kadar, yüziki yıl içerisinde, ülkemizde yaşadığımız depremlerde ölen insan sayısı 100 000; ama, ne yazık ki, son yirmiiki yılda trafik kazalarında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 125 000! Bu da, ulaşımın çarpıklığından ortaya çıkan acı bir tablo.
Değerli arkadaşlarım, yine, bildiğiniz gibi, Pamukova'da tren kazası meydana geldi ve tren kazasıyla birlikte, demiryolları, ülkemizin gündemine oturdu. Keşke, bu acı faciayı yaşamamış olsaydık.
Bilim adamlarının tüm uyarılarına rağmen, demiryolları çalışanlarının "yapılmamalı" ısrarlarına rağmen, Ulaştırma Bakanlığı, dünya literatüründe bulunmayan bir buluş yaparak, "hızlandırılmış tren"i hizmete sundu. Yıllardır herhangi bir yatırım yapılmayan sistemlere yeni bir isim vermek, bu sistemi yeni hale getirmiyor; sonuçta da, bu tür bir facia bağıra bağıra geliyor. Tabiî, bunların sorumluları ortada. Kim bu sorumlular; Başbakan mı, Ulaştırma Bakanı mı, Devlet Demiryolları Genel Müdürü mü, makinistler mi, raylar mı; yoksa, demiryollarına ve devlete güvenerek trenlere binen vatandaşlarımız mı?
Bu tren kazalarında hayatını kaybeden yurttaşlarımızın hesabını kimler verecek? Yaralılarımızın yarasını kimler saracak? Sekizde 4 kusur ne olacak?
Değerli milletvekilleri, siyasî kadrolaşma, faciaya giden yoldaki en önemli adım olmuştur. Bilimden uzak, demiryolculuk deneyimi olmayan, ehliyetsiz "her şeyi biz biliriz" anlayışıyla hareket eden ve ülkemizin 140 yıllık demiryolculuk kültüründen habersiz bu ekip, yanlış uygulamaları ve eleştirileri dikkate almayan tutumlarıyla faciayı âdeta davet etmiştir.
Umarım bundan sonra, hem demiryollarına hak ettiği değer verilir hem de halkımızın gözünde kötü bir yere gelmiş olan demiryolları, halkımıza yeniden sevdirilir; çünkü, ulaşım sorununun çözüm anahtarı demiryollarıdır.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk "demiryolları, bir ülkenin toptan, tüfekten daha önemli bir silahıdır. Demiryolları, ülkenin bayındırlık, bolluk yoludur" diyerek, demiryollarının önemini ortaya koymuştur.
Değerli milletvekilleri, denizcilik sektörüne baktığımızda ise, dışticaretin geliştirilmesi, ekonominin dışa açılarak dünya ekonomisiyle bütünleşmesi ve diğer ekonomik hedeflerin gerçekleşmesi için son derece önemli bir yere sahiptir.
Gemi trafik yönetim sisteminin başarılı bir şekilde hizmet vermesinin sağlanması için gerekli unsurlar tam olarak oluşturulmalıdır.
Boğazlarımızın fizikî şartları ve büyüklükleri ortadadır. Boğazlardaki yükartışı, her geçen gün kendini göstermektedir. Tedbirler alınsa bile, bu trafik artışından dolayı ortaya çıkan olumsuzluklar, denizlerimizin olduğu kadar, her geçen gün, denizlerimizin altındaki kirlilikle, ekolojik dengenin altüst olmasına neden olmaktadır.
Değerli milletvekilleri, STCW (Gemiadamlarının Eğitimi, Belgelendirilmesi ve Vardiya Standartları Sözleşmesi) uluslararası alanda gemiadamları yetiştirmek için standartları ortaya koymaktadır. Ülkemizin 1989 yılında imzaladığı bu sözleşme, 29 Eylül 2003 tarihinde, ondört yıl geriye dönük işlerliği olacak şekilde Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Bu durum, hukukî tartışmalara yol açmaktadır.
Değerli milletvekilleri, yaşanan kazalar ve aksaklıklar, Ulaştırma Bakanlığına bağlı kuruluşlarda oluşan kadrolaşmaların ehil olmayan kişilerce doldurulduğunun açık göstergesidir.
Hangi bilimsel çalışmayı ortaya getirirseniz getirin, eğer, planları uygulayacak nitelikli elemanlarınız yoksa, nitelikli kadrolarınız yoksa, belli bir süre sonra o kurumun işlevini yitirmesi, kaybetmesi kaçınılmazdır.
Değerli milletvekilleri, karayolu taşımacılığı, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve 25 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan Karayolu Taşıma Yönetmeliğiyle daha işler hale getirilmeye çalışılmıştır. Ancak, bu yönetmelik kamyoncu esnafının durumunu çok ciddî şekilde sarsmıştır; âdeta, kontak kapatma noktasına getirilmişlerdir. Önce, ruhsat verilmesi için kasım ayının 24'üne kadar 1 milyar lira yatırma mecburiyeti getirilmiş, kasımın 26'sından sonra yatırılması gereken ücret de 1 500 000 000 liraya çıkarılmıştır.
Değerli milletvekilleri, Hazine, para toplayacağım diye, bu yönetmelikle, canını dişine takarak, eskimiş bir arabada, bütün kazancını mazota ve yedek parçaya yatırarak yaşam mücadelesi veren kamyoncu esnafımızı can çekişir hale getirmiştir.
AKP İktidarı döneminde mazot fiyatları yüzde 30'ün üzerinde artmıştır. Kamyoncularımız ve taşımacılarımız zaten zor durumdadır. Çıkarılan bu yönetmelik, bu esnafımızı her geçen gün daha zor bir kıskacın içine hapsetmektedir.
Ayrıca, bu yönetmelik, bireysel taşımacılık yapan kamyoncunun taşımacılık yapabilmesi için asgarî 25 tonluk bir taşımacılık kapasitesine sahip olmasını zorunlu kılmaktadır. Bu zorunlulukları, ülkemizdeki taşımacıların yerine getirmesi mümkün görünmemektedir. Bu uygulama, taşımacılığımızı da yabancı sermayeye devretmek için yeni bir yöntem midir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 23 Aralık 2004