İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Hüseyin Olan

Bitlis Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 77. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Mayıs 2024 · 452 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Hüseyin Olan (DEM Parti), 2 Mayıs 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 452 kelime.

Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis). “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-olan-2024-05-02-maden-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tek (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=123380

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HÜSEYİN OLAN (Bitlis)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, bu Maden Yasası’nı, 10 Şubatta İliç’te göz göre göre gelen facianın sonucunda siyanür göçüğünün altında kalan 9 işçiden 7’sinin hâlen göçük altında kaldığı bir ortamda görüşüyoruz ne yazık ki.

Türkiye’de yapılan her seçimde Meclis aritmetiğini oluşturan siyasi partilerin milletvekilleri Meclise işçilerin ve emekçilerin de oylarıyla taşınmaktadır. Buna rağmen, tüm kanunların, ana ekseriyetini yüzde 3 ila yüzde 4’e tekabül eden sermayenin çıkarlarını koruması; kısacası işçiden, emekçiden alınan yasama ve yürütme yetkilerinin patronlar için kullanılıyor olması da ayrı bir sosyolojik paradokstur.

Yirmi iki yıllık iktidarınız süresince hazırladığınız bütün kanun teklifleri sermaye sahiplerini daha da zenginleştirirken bu ülkenin asıl gücü olan işçi ve emekçileri günbegün fakirleştirmiştir. İktidarın uyguladığı bu bilinçli politikanın temel amacı; yoksulluk, yokluk düzenini daha da derinleştirerek tüm hak arama ve örgütlü mücadele bilincini ortadan kaldırmaktır. Bu bağlamda en temel anayasal haklardan olan grev, eylem, protesto hakları iktidarın keyfiyetçi, hukuksuz uygulamalarıyla engellenmiştir. Fakat insanların aşla, işle tehdit edildiği bu baskıcı ve zulüm iktidarının sürdürülebilir olmadığı gerek geçtiğimiz yerel seçimlerde gerekse dün 1 Mayısta alanlarda net bir şekilde görülmüştür.

Bugüne kadar iktidarlar kendi sermaye gücünü yaratma amacıyla çalışma yaparken AKP iktidarı Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayatarak yarattığı çatışma ve kaosla, tek adamla otoriter, totaliter ve dikta ortamında sadece kendi sermaye gücünü oluşturmakla kalmamış, toplumu bir bütün hâlinde fakirleştirme yöntemini de hedeflemiştir. İşte, düne kadar “orta sınıf” olarak adlandırdığımız bir yapı, bugün ortada olmayan bir sınıf hâline geldi. Dolayısıyla, artık ya sermaye sahibisindir ya da sermaye sahiplerine bağımlı bir konumdasındır.

Kısacası AKP, kapitalizm neyi emrediyorsa onu gerçekleştirmiştir. Yerel seçimler tam da bu yönden önemli ve kıymetliydi. AKP’nin sermayeyi belediyeler üzerinden finanse ettiği, sermayeninse AKP'nin varlığını koruyabilmek adına emekçiyi sömürdüğü ve yıkılmayacaklarını varsaydıkları bu düzen 2024 yılında gerçekleşen seçimle büyük bir kan kaybı yaşamıştır. Sermayenin, belediye kasalarını birer ATM’ye çevirdiği gerçeğini belediyelerin astronomik borçlarından anlayabilmek mümkündür.

Bugün nüfus oranına vurduğumuzda mevcut belediyeler içinde en fazla borcu bulunan Tatvan Belediyesinin borcu 1.5 milyar TL'ye yakındır. Bu borç, AKP tarafından Tatvan halkına yüklenmiştir. Tatvan halkına ait 145 adet gayrimenkulün satıldığı ama borcun katlanarak arttığı bir belediye ancak sermayeyle birlikte el ele bu hâle getirilebilir. Bu da yetmezmiş gibi misafirlere ikram edilen kahve paketlerini de belediyeden giderayak çaldılar; buna “Edep yahu, edep!” denir. Sermayeyi yolluksuz bırakmamak adına halkı yolsuz ve susuz bırakan bir talan düzeninden bahsediyorum. İşte bugün konuştuğumuz kanun teklifi de aynı diğer kanun tekliflerinde olduğu gibi sermayeye hayat suyu taşımanın yol ve yöntemlerini barındıran bir kanun teklifidir.

Değerli milletvekilleri, üzerine söz aldığım maddeyle, 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu’nda bazı değişiklikler öngörülüyor. Doğal bir tekel alanı olan enerjinin üretim ve dağıtımının kamusal bir faaliyet olarak gerçekleşmesi gerekirken neoliberal politikalar sonucunda enerjiyi kontrol eden kamu kuruluşları önce parçalandı, sonra işlevsizleştirildi ve ardından özelleştirmelerle sermayeye peşkeş çekildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 2 Mayıs 2024

Günün kaydı →
89 konuşmanın tamamı →