Türk silahlı kuvvetleri stratejik hedef planının gerçekleştirilmesi maksadıyla gelecek yıllara sari taahhütlere girişme yetkisi verilmesi hakkında (s.s.816)
Mersin Milletvekili ·
Genel Kurul, 66. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Şubat 2006 · 1.610 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Özcan, 22 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ STRATEJİK HEDEF PLANININ GERÇEKLEŞTİRİLMESİ MAKSADIYLA GELECEK YILLARA SARİ TAAHHÜTLERE GİRİŞME YETKİSİ VERİLMESİ HAKKINDA (S.S.816)); konuşma 1.610 kelime.
Hüseyin Özcan (Mersin). “Türk silahlı kuvvetleri stratejik hedef planının gerçekleştirilmesi maksadıyla gelecek yıllara sari taahhütlere girişme yetkisi verilmesi hakkında (s.s.816)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 22 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-02-22-turk-silahli-kuvvetleri-stratejik-hedef-planinin-gerceklestirilmesi-ma (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planının Gerçekleştirilmesi Maksadıyla Gelecek Yıllara Sari Taahhütlere Girişme Yetkisi Verilmesi Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik
(x) 816 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Yapılmasına Dair 816 sıra sayılı kanun tasarısı hakkında Grubum adına söz almış bulunmaktayım; şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum Yüce Meclisi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, devletin varlığını güvenli bir şekilde devam ettirmesi için, millî güvenlik ve savunma ihtiyaçlarının, millî hedefler doğrultusunda çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında da, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı ve Millî Savunma Bakanlığı bütçesi kapsamındaki tüm kuruluşların aynı kapsamda değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Ayrıca, Türkiye'nin stratejik konumu, gelişimi, şimdiki durumu ve geleceğe yönelik gelişim potansiyeli, dengeli bir millî güvenlik ve savunma ihtiyacını daima önplanda bulundurtmayı zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin aktivitelerinin iç ve dış güvenliğe yönelik plan, programları ile savunma sanayiinin, ülkenin ekonomik gücü ve yapısıyla paralel bir gelişmede olması gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunma harcamalarının nasıl planlandığıyla ilgili sizlere bilgi vermek istiyorum.
Türkiye'de, savunma harcamalarının ve bunlara ait kaynakların belirlenmesi Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde yapılan planlama, programlama ve bütçeleme sistemi çerçevesinde yürütülmektedir. Planlama, orta olarak on yıl, uzun vadeli onbir, oniki yıl içerisinde, askerî strateji ile stratejik hedeflerin ve kuvvet yapısının belirlenmesi. Programlama, planlamayla belirlenen hedeflerin, kaynaklar bazında nasıl gerçekleştirildiğinin bir zaman boyutu üzerinde projelendirilmesi gerekmektedir. Bütçeleme ise, on yıllık tedarik programlarında belirtilen muhtemel kaynak tahsislerinin her yıl için, o bütçe yılında, nereye, ne maksatla, ne kadar tahsis edileceğinin kararlaştırılması işlemidir.
Türk Silahlı Kuvvetlerine tahsisi muhtemel kaynakların değerlendirilmesi yapılırken, genel ekonomik göstergeler, büyüme hızı, dışticaret dengesi, fiyat ve maliyet artışları, dış yardım ve kredi imkânları, kalkınma planları, hükümet programı gibi etkenler çerçevesinde plan döneminde savunma harcamalarına ayrılabilecek kaynak boyutlarının ne olabileceği değerlendirilmektedir.
Değerli milletvekilleri, savunmaya ayrılan kaynağın en önemli bölümünü Millî Savunma Bakanlığı bütçesi oluşturmaktadır ve bir sonraki yıla ait bütçe çalışmalarına cari yılın ilk yarısında başlanmaktadır. Bu çerçevede, fiyat tespiti ve fiilî kadro komiteleri oluşturulmakta ve bütçenin hazırlanmasında esas alınacak ilkeleri açıklayan bir dizi direktif yayımlanmaktadır.
Programa uygun olarak ihtiyaçlar en küçük birlik seviyesinde belirlenmekte, hazırlanan taslak bütçeler Millî Savunma Bakanlığı bütçe teklifi olarak, her yıl temmuz ayının sonunda, önce Maliye Bakanlığında, daha sonra da Parlamentoda yapılacak inceleme süreci içinde Maliye Bakanlığına gönderilmektedir.
Bütçenin en önemli bölümlerinde ise, stratejik planlamada yer alan modernizasyon projeleri, askerî personelin yasalarla belirlenmiş beslenme ve giyim istihkakları, inşaatlar, bina onarımları, görev yollukları, akaryakıt, elektrik, su, tedavi, ilaç ve ihtiyaçları vesaire bu ana hizmet grubunda bulunan ödeneklerle sağlanmaktadır. Bu grupta yer verilen modernizasyon harcamalarının en önemli bir bölümü, ekonomik alanda yatırım kategorisinde bulunmakla birlikte, bütçenin fonksiyonel ayırımına göre, Devlet Planlama Teşkilatı denetimine tabi olmadığından cari gider olarak kabul edilmektedir.
Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin dağılımına baktığımızda ise, Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin gayri safî millî hâsıla içerisinde payının ortalama yüzde 2,5; konsolide bütçe için yüzde 9,7 civarında olduğu görülmektedir.
Diğer taraftan, Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin ortalama olarak yüzde 30'u personel giderlerine, yüzde 68,9'u ise cari harcamalara, kalan kısım ise yatırım ve transferlere harcanmaktadır. Elbette ki, Millî Savunma Bakanlığımız ve askerlerimiz içerisinde emekli olan ve görevde olan birsürü askerlerimizin, gerçekte, mevcut olan bu maaşlarla yetinemediğini görüyoruz ve personellerimizin, teknik elemanlarımızın da özel sektöre kayması, gerçekten malî sıkıntı içerisinde, hatta, kart sıkıntısı içerisinde olan birsürü personelimizin, yetişmiş elemanlarımızın askeriyemiz içerisinde özel sektöre gitmemesi de dikkat çekicidir.
Yapılan bu çalışmalardan sonra, orta ve uzun vadede Türk Silahlı Kuvvetlerinin kuvvet yapısı ve bu yapının ihtiyacı olan ana sistemler, harbe hazırlık ve harekâtı idame ile inşaat konularında ulaşmayı amaçladığı hedefleri ortaya koyan stratejik hedef planı yapılır. Stratejik hedef planının hazırlanmasından sonra, bu plana dayanılarak on yıllık tedarik planlama hazırlanır. Bu programda belirlenen kuvvet yapısı ve güce ulaşmak amacıyla müteakip on yıl boyunca kaynakların arzu edilen yetenekler içerisinde tahsisini içeren bir dokümandır. Çeşitli kaynaklardan sağlanması öngörülen malî kaynakların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları belirler ve yıllık bütçelerin hazırlanmasına esas teşkil eder. Uygulamaya başlanılan programlar üç ayda bir gözden geçirilerek, gerekli düzenlemelere tabi tutulur.
Türkiye'de savunma bütçesi, gerek planlama gerekse harcama aşamasında, diğer bakanlık bütçesinde olduğu gibi, kontrol ve denetime tabidir. Bu kontrol ve denetimin gelişmesi de her zaman desteklenmelidir. Durum böyleyken, bazılarının söylediği "Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde, yasama, yürütme ve yargı bağlamında hiçbir organın denetimi ve yetkisi yoktur" şeklindeki sözler doğru değildir ve gerçekten de ülkenin öz evlatlarından oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını yaralamaktadır.
Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin asıl görevi dış tehditlere karşı ülke güvenliğini korumak ve savaşta, barışta, içte ve dışta tehdit unsuru olan gelişmelere karşı her an hazır durumda olmaktadır. Bu hazır durumda olmak da, ciddî bir planlama, eğitim, teçhizat ve stratejik planlama ister.
Dışpolitika ve içgüvenlik denildiğinde ise, akla, ilk öncelikle, bizim için en önemli konu olarak Irak ve PKK gelmektedir. Bu kapsamda ise ülkemizin güvenliği için büyük önem taşıyan komşumuz Irak'taki gelişmelerin gittikçe belirsizliğe büründüğü bir gerçektir. Türkiye, Irak'ın siyasî birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemine inanmaktadır. Çünkü, Irak'ın toprak bütünlüğü, yalnızca Irak'ta değil, tüm bölge istikrarının tesisi için en önemli yapı taşlarından biridir. Irak'ta istikrarın sağlanmasına yönelik adımlar atılırken, bazı grupların, Kerkük'ün demografik yapısını değiştirmeye yönelik çabaları da devam etmektedir. Irak'ta kabul edilen geçici idarî yasa, Kerkük'ün nihaî statüsünün belirlenmesini, Irak'ta nüfus sayımının yapılmasına ve anayasasının kabulüne kadar ertelenmiştir.
Bu itibarla, Irak geçici hükümetinin Kerkük'ün demografik yapısının değiştirilmesine engel olacağını beklemeden hükümetin faaliyete geçmesi beklenmektedir. Anavatan Partisi olarak, aksi gelişmelerin Kerkük için adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasını imkânsız hale getirilmesinin yanında, Irak'ın toprak ve siyasî bütünlüğünü dahi tehdit edebileceğinden ciddî endişe duymaktayız.
Böyle bir gelişmenin ise, Türkiye için ciddî bir güvenlik sorunu olarak görülmesi kaçınılmazdır. Bunun bütün ilgili taraflarca açıkça anlaşılmasında bölge istikrarı bakımından yarar görülmektedir.
Anavatan Partisi olarak, bölge için çok ciddî sorunların çıkmasını engelleyecek çözümün, Kerkük'ün özel statüde bir yapıya kavuşturulması ve bu yapının korunması şeklinde olacağını değerlendirmekteyiz. Zaten geçici idarî yasanın 53 üncü maddesi de Kerkük'ün bu özel durumuna işaret etmektedir.
Değerli milletvekilleri, ülkemizin güvenliği için Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaklaşık son yirmi yıldan beri güneydoğuda olan bu eylem hareketleri ve sıkıntılarımız her geçen gün daha büyümüştür ve 2000 yılına göre, bugün ise 5 kat daha artmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü rakamlarına göre, PKK/KONGRAGEL terör örgütünün 2002 yılında gerçekleştirdiği terör olaylarının sayısı 255 iken, 2004'te 935 olmuştur; yani, 5 katı kadar artmıştır. Bir daha tekrarlanmaması için hükümetin gerekli tedbiri almasında yarar vardır diye düşünüyoruz.
Değerli arkadaşlar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Irak'a ilişkin 28 Mayıs 2004 tarihli kararının 8 inci maddesiyle, Irak'taki uluslararası güce, terörist hareketlerin önlenmesi ve caydırılması görevleri verilmiştir. Aynı kararın 17 nci maddesiyle de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Irak'a yönelik ve Irak'tan komşu bölgelere olabilecek terörist hareket ve eylemlerin önlenmesiyle ilgili sorumluluklarını bütün ilgili ülkelere bir kez daha belirtmektedir. Bu çerçevede, Irak'taki uluslararası gücün terörizmle mücadele sorumluluğu aynen devam etmesine rağmen, nedense PKK'ya yönelik hiçbir şey yapılmamıştır. Bunlarla birlikte, bu hükümet tarafından dışpolitikada tamiri imkânsız zararlar ve geri dönülmesi imkânsız kararlar verilmektedir. Mesela, Avrupa Birliğine, müzakerelere başlamak için, 3 Ekim 2005 tarihli Müzakere Çerçeve Belgesi ve 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirve Kararı metinleri kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk-Yunan sorunlarında, ABD'ye, IMF bağlantılı kredi ve finansal destek için, Irak'taki 2001 yılında millî siyaset belgesinde son şekli verilen kırmızı çizgiler konusunda tavizler verilmiş ve ulusal çıkarlarımız ayaklar altına alınmıştır.
Değerli milletvekilleri, tekrar konumuza dönersek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılamasında stratejik hedef planının önemli bir yer tuttuğunu söylemeliyiz. Bu kapsamda, 3833 sayılı Kanun gereği, anılan planda yer alan modernizasyon projeleri ve kaynak miktarları her yıl Bakanlar Kurulu onayına sunulmaktadır. Ayrıca, stratejik hedef planında yer alan önemli ve parasal boyutu büyük modernizasyon projeleri, Başbakan başkanlığında, Genelkurmay Başkanı, Millî Savunma Bakanı ve Savunma Sanayii Müsteşarının katılımıyla oluşturulan Savunma Sanayii İcra Komitesinde karara bağlanarak, onay ve kontrolden geçmektedir.
Sonuç olarak, açıklanan bu süreç, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına tahsis edilen kaynakların da, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinin hazırlanması, planlanması, programlanması ve denetimiyle aynı kurallara tabi olduğunu açıkça göstermektedir. Bu bağlamda, Türk Silahlı Kuvvetleri, kendine tahsis edilen kaynakları, mevcut yasal çerçevesinde, her türlü, kontrol ve denetime açık olarak, en etkin ve şeffaf şekilde kullanmaktadır.
İşin teçhizat ve mal tedariki boyutuna baktığımızdaysa, ihtiyaç duyulan sistem için de, savunma sanayii kuruluşlarıyla önceden ortak çalışma yapılmadığından, genelde, tedariklerin, yurt dışından satın alma veya yabancı ülkelerdeki bir sistemin yurt içinde üretimi yoluyla yapıldığını, bu nedenle de, ar-geye dayalı tedariklerin gerçekleştirilmediğini görmekteyiz.
Değerli milletvekilleri, bu şekildeki uygulamaların, millî teknolojinin ve savunma sanayiinin gelişmesini olumsuz yönde etkilediği unutulmamalıdır ve artık bu tarz uygulamalara son verilip, en üstün teknoloji kullanılan savunma sanayii oluşturulmalıdır.
Tedarik sistemindeki bir diğer sorunsa, halen tedarik faaliyetlerini yürüten teşkilatın yetersiz olmasıdır. Tedarik faaliyetleri, birden fazla kuruluş tarafından çok az sayıda uzman personel kullanılarak ve aralarında yeterli koordinasyon sağlanmadan yürütülmeye çalışılmaktadır. Dahası, tedarikle ilgilenenler, ana sistem tedarikinden ziyade satın alma faaliyetlerine ağırlık vermektedir.
Bu kapsamda bir diğer önemli konuysa, savunma sistem tedarikinin yasal dayanağını oluşturan 2886 sayılı Devlet İhale Yasası ile 3238 sayılı Savunma Sanayii Müsteşarlığı Yasasının ülkemizdeki millî savunma sanayiinin kurulması ve geliştirilmesinde yetersiz kalmasıdır. Yasanın, tekliflerin değerlendirilmesinde millî şirketlere avantaj sağlamaya yönelik maddesi de uygulanmamaktadır. Savunma sanayii, ancak ve ancak yerli şirketlerle birlikte güçlendirilir. Dünyanın en stratejik bölgesinde bir kilit ülke konumunda olan ülkemizin, kendi savunma sanayiine yeterince önem vermemesi affedilemez bir hata olarak görülmektedir.
Aynı şekilde, bir vahim hata olarak da, 3238 sayılı Savunma Sanayii Müsteşarlığı Yasasında yabancı sermaye ve yabancı teknoloji kullanılması önplana çıkarılmış, savunma sanayiinde hedefin millileşme olduğu âdeta ikinci plana itilmiştir. Tedarik sistemimizin başka bir sorunu da, ihtiyaç tespiti, planlama, programlama, bütçeleme, program yönetimi, lojistik destek, off-set ve bu gibi faaliyetleri yürütebilecek çeşitli disiplinlerde eğitilmiş ve görev sürekliliği sağlanmış personelin istihdam edilemeyişi de bir noksanlıktır.
Son olarak, Sahil Güvenlik Komutanlığının bazı görevlerinin, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması kapsamında belediyelere veya Denizcilik Müsteşarlığına verilmesi güvenlikle ilgili gelişmelerin tek elden ve koordineli bir şekilde gerçekleştirilen şimdiki yapıya ciddî sekteler vuracağı bilinmelidir.
Bu vesileyle bütün Meclisi saygıyla selamlıyorum; bu kanunun, başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Saygılar sunuyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 22 Şubat 2006