İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suriye arap cumhuriyeti hükümeti arasında terör ve terör örgütlerine karşı ortak işbirliği anlaşması hakkında (s.s.713)

Hüseyin Pazarcı

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 87. Birleşim · 5. yasama yılı · 6 Nisan 2011 · 790 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Pazarcı (CHP), 6 Nisan 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TERÖR VE TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ORTAK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI HAKKINDA (S.S.713)); konuşma 790 kelime.

Hüseyin Pazarcı (CHP, Balıkesir). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suriye arap cumhuriyeti hükümeti arasında terör ve terör örgütlerine karşı ortak işbirliği anlaşması hakkında (s.s.713)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-pazarci-23-2011-04-06-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-hukumeti-aras (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 713 olan, Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda Kuzey Afrika’da, Tunus’ta başlayan ve giderek Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki diğer ülkelere de yayılan, bugün Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn gibi ülkelerde gerçekleştikten sonra Suriye’ye de sıçramış bulunan bu son gelişmelerin ilgili anlaşmaya bazı yansımaları olacağını düşünüyoruz ve dolayısıyla Yüce Meclisimizi ve ilgililerimizi bu konuda uyarmayı bir görev biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu ülkelerde meydana gelen gelişmeler, yoksulluk, yolsuzluk ve siyasi baskıların ürünü olarak ortaya çıkmış olup bu ülkelerle ülkemiz arasındaki tarihsel ve kültürel bağlar nedeniyle ve coğrafi nedenlerle buradaki olaylar Türkiye’yi doğrudan ilgilendirir bir nitelik taşımaktadır ve bu çerçevede, özellikle de bu ülkelerdeki istikrarsızlıkların Türkiye’ye yansıması söz konusu olmaktadır.

Suriye ile imzalanmış bulunan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması da bu yeni gelişmeler ışığında değerlendirilmesi gereken birtakım noktalara sahiptir.

Şunu öncelikle söylemekte yarar var ki: Söz konusu elimizdeki anlaşma, PKK ve KONGRA-GEL’e karşı yapılacak ortak mücadeledeki iş birliğini düzenleyen, örgütleyen bir anlaşmadır. Bu anlamıyla da Türkiye bakımından aslında çok beklenen, arzu edilen niteliklere sahip bir iş birliği anlaşması şeklinde ortaya çıkmıştır. Ancak, bugün, Suriye’deki koşulların değişmesi çerçevesinde, olayın ve bu gelişmelerin ilgili anlaşmaya yansıması da söz konusu olmaktadır. Bu çerçevede, birinci olarak KONGRA-GEL’le ve PKK’yla mücadeleyi esas alan, başlıca sorunu bu olan bu söz konusu anlaşmayla ilgili olarak eskiden yerleşik rejimin, yönetimin sorumluluklarını daha kolay yerine getirebileceği bir dönemde bazı sorunlar çıkmaması beklenirken bugün kendi iç dünyasında birtakım ayaklanmalarla karşı karşıya kalan Suriye Hükûmetinin ister istemez yapacağı iş birliğinde daha az etkili olması söz konusudur. Yani bu anlaşmanın bundan daha önceki dönemde vereceği sonuç, bugün aynı beklenti içinde olmamızı sağlama durumunda olmayabilecektir. Bir kere, bu olasılığı göz önünde tutarak anlaşmayı ona göre değerlendirmemiz ve ona göre uygulamamız gerekmektedir.

(x) 713 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

İkinci olarak Suriye’nin kendi iç mücadelesinde Türkiye'nin hiçbir şekilde onun o iç mücadelesinin aleti olmaması gerekmektedir. Bizim onun iç sorunlarına bulaşmamamız Türkiye'nin menfaati ve istikrarı bakımından önemlidir. Bu çerçevede, en başta her ne kadar en temel başlıca mücadele unsurunun KONGRA-GEL/PKK’ya karşı yapılması öngörülmüşse de anlaşmanın örneğin 1/b maddesi, 3 numaralı maddesi Suriye’deki terör olaylarına karşı da iş birliği yapılması isteminde Suriye’nin bulunmasına olanak vereceği için bu konuda Türkiye'nin Suriye’nin iç işlerine olabildiğince bu mücadelede karışmaması önemli bir durum arz etmektedir. “Nasıl olabilir?” derseniz, örneğin, vize anlaşmasının da kaldırıldığı hesap edildiğinde Suriye vatandaşlarının vizesiz olarak Türkiye’ye girişleri çerçevesinde, ayaklanan konumunda bulunan, Suriye Hükûmetine karşı mücadele veren kişilerin Türkiye’ye gelmesi, kolayca girmesi söz konusu olabilecektir ve bu çerçevede o zaman Türkiye'nin dikkat etmesi gereken husus, Suriye’nin kendi vatandaşlarıyla olan mücadelesinde olabildiğince sorunun dışında kalması uygun olacaktır. Antlaşmanın değişik hükümlerinin tekrar gözden geçirilip yeniden değerlendirilmesi durumunda, özellikle terör olayının değerlendirilmesinde kendi ulusal hukukunuza göre hareket etmeniz yükümlülüğü çerçevesinde, Türkiye'nin bu tür olaylarda alet olmaması söz konusu olabilecektir, sağlanabilecektir. Uygulamacıların buna özellikle dikkat etmesinde yarar vardır.

Bunun dışında, yine Suriye vatandaşlarının Türkiye’ye geçmesi durumunda Suriye’nin bu vatandaşlarını terör grubu üyesi, vesaire gibi nitelendirmesi durumunda, Türkiye açısından uluslararası antlaşmalar bakımından da bazı sorunların çıkması söz konusudur. Şöyle ki: Çok fazla örneğe girmeyeceğim ama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan hakları konusunda ülkesinde bulunulan devletin yetkisi çerçevesinde gerektiğinde onun sorumluluğunu da tanımaktadır ve Türkiye, Sözleşme’nin tarafı olarak insan haklarının uygulanması konusunda eğer Suriye vatandaşları ülkemize girer ve onlara karşı Sözleşme’ye aykırı birtakım hareketlerde bulunulursa, eylemlerde bulunursa Türk devleti, bu kez Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye'nin sorumlu tutulması söz konusu olabilecektir. Bunlar teorik sorunlar değildir, daha önce İran’daki olaylar dolayısıyla Türkiye’ye kaçan İranlılarla ilgili olarak Türkiye bu sorunları yaşamıştır ve dolayısıyla, aynı türden sorunların yaşanmamasına bu anlaşma çerçevesinde yine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, özellikle anlaşmanın 17’nci maddesinde, uluslararası anlaşmaların Suriye’yle yapılan terör anlaşmasını engellememesi gerektiği unsurunu dikkate alarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun da ayrıca hareket edilmesi gerekecektir, Suriye’den Türkiye'ye kaçan, başkaldıran veyahut da bu olaylara karışan kişiler bakımından.

Bunun dışında, bu anlaşmada bazı unsurlar vardır ki muhtemelen eskiden çok fazla düşünülmedi ama bundan sonra başka bir gözle değerlendirildiği takdirde lehimize de kullanılabilecek unsurlar içerebilecektir. Örneğin, anlaşmanın 7’nci maddesi, gerektiğinde tarafların ortak operasyonlar gerçekleştirme olanaklarını araştırması hakkı, yetkisi tanımaktadır taraflara. Dolayısıyla, Türkiye'yi, Suriye’de bu karışıklıklar döneminde rahatsız eden terör eylemleri söz konusu olursa Türkiye'nin bunu doğru değerlendirmesi, dolayısıyla, yerinde kullanma olanağından yararlanması düşünülebilecektir, araştırılabilecektir. Bu konuya da uygulamacıların dikkatini çekmek istiyorum.

Bunun dışında, KONGRA-GEL’le ve PKK’yla mücadele çerçevesinde bu anlaşma, yine Türkiye’nin lehine çalışabilecek birçok unsuru bu yeni koşullarda da içermektedir. Dolayısıyla, son gelişmeleri ciddi bir şekilde incelemek, dikkatle izlemek suretiyle Türkiye bu antlaşmadan yararlı sonuçlar elde edebilme olanağına sahip olacaktır.

Bu veriler çerçevesinde devletimizin bu verilere dikkat ederek anlaşmayı uygulaması yararımıza olacaktır.

Dolayısıyla, bu anlaşmayı destekliyoruz, hayırlı olmasını diliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 6 Nisan 2011

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook