2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde
Manisa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Mart 2003 · 864 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 8. NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE); konuşma 864 kelime.
Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti, Manisa). “2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-tanriverdi-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesi-8-nci-tur-gorusmelerinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı çerçevesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi üzerinde Grubumuz adına görüşlerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi şahsım ve AK Parti Grubu adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, bütçe kanunları, hükümetlerin uygulamayı amaçladıkları sosyal ve ekonomik politikaların neler olduğunu ortaya koyan temel metinlerdir. Bütçeler, devletin akıl defteridir, gelir-gider pusulasıdır. Bütçe kanunlarının malî yönü yanında ekonomik ve sosyal yönleri de vardır. Bu nedenle, bütçe kanunlarının hazırlanması, görüşülmesi, kabulü ve yayımlanması büyük önem taşımaktadır. AK Parti Hükümetinin ilk bütçesi olan 2003 yılı bütçesi üzerinde uzun uzun çalışılıp, titizlikle hazırlanarak Yüce Heyetinizin huzurlarına getirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomi politikaları, toplumun refahını artırmada ve insanlara kaliteli yaşam koşulları oluşturmada vazgeçilmez olmakla birlikte tek başına yeterli olmamaktadır. Ekonomi politikalarının sosyal politikalarla birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Etkili sosyal politika uygulamalarıyla örtüşmeyen ekonomi politikaları, toplumdan destek alamadığı için başarısız olmaktadır. Bu nedenle, biz, AK Parti olarak, ekonomik kalkınma politikalarını sosyal politikalarla dengeli bir şekilde yürütmeye büyük önem veriyoruz.
Bugün, burada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesini müzakere ediyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ekonomik politikaların sosyal politikalarla desteklenmesi yaklaşımının içini dolduran, politikaları uygulayan çok önemli bir bakanlıktır. Özellikle 58 inci hükümetimizin kuruluşuyla beraber, bu Bakanlığın işlev ve önemi daha da artmıştır. Bakanlığa bağlı ya da ilgili kuruluşlardan SSK, Türkiye İş Kurumu, Bağ-Kur; Çalışma, Dış İlişkiler, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Genel Müdürlüklerinin yanı sıra, birleştirilmiş sosyal yardım ve sosyal hizmet çalışmaları kapsamında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Özürlüler İdaresi, Aile Araştırma Kurumu, kadın sorunlarıyla ilgili teşkilatlar da bu Bakanlığa bağlanmıştır.
Değerli milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının merkez ve bağlı kuruluşlarının toplam bütçesi 101 trilyon 969 milyar Türk Lirasıdır. Ayrıca, 2003 yılı bütçesinde gelir-gider dengesini sağlamak amacıyla, SSK'ya 4 katrilyon 589 trilyon Türk Lirası, Bağ-Kura da 4 katrilyon 94 trilyon Türk Lirası olmak üzere, toplam 8 katrilyon 683 trilyon Türk Lirası tutarında transfer ödeneği öngörülmüştür. Buna göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarının toplam bütçesi 8 katrilyon 784 trilyon 969 milyar Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün bütçesi ise, 229 trilyon 993 milyar Türk Lirası olarak belirlenmiştir. 2003 yılı bütçesi içinde büyük bir paya sahip olan bütçeyle, az sonra anlatacağım kapsamlı çalışmalar ile kanunlarla Bakanlığa verilen görevlerin etkin ve verimli bir biçimde yerine getirileceğini ümit ediyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizdeki sosyal güvenlik hizmetleri, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı aracılığıyla yürütülmektedir. Bugün, SSK, sigortalıları ve onların bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleriyle birlikte, yaklaşık 35 000 000 vatandaşımıza sağlık ve sigorta hizmeti vermektedir. Bağ-Kur kapsamında da 15 000 000 vatandaşımız bulunmaktadır. Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 13'ü sosyal güvenlik şemsiyesi altında değildir. Bu kurumlara tabi olmayan vatandaşlarımız ise, sosyal yardım hizmetlerinden yararlanmaktadırlar.
Sosyal güvenlik kurumları arasında norm ve standart birliği bulunmamaktadır. Bu nedenle, kapsam içerisinde bulunan vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerde aksaklıklar meydana gelmektedir. Özellikle, SSK ve Bağ-Kurlu hastalar, tatminkâr sağlık hizmeti alamamaktadırlar. Mevcut haliyle, primli ve primsiz sistem birbirine karışmış durumdadır.
Sosyal güvenlik kuruluşlarında, başta yönetim bozukluğu olmak üzere, yıllardır yapılan yanlış ve keyfî uygulamalar nedeniyle, aktuaryal denge bozulmuştur. Uluslararası standartlara göre, 4 aktif çalışana karşılık 1 emekli olması gerekirken, ülkemizde bu oran, yaklaşık 2 çalışana karşılık 1 emekli şeklindedir.
Değerli milletvekilleri, SSK ve Bağ-Kur, ekonomik krizler nedeniyle sıkıntı içinde bulunan sigortalılardan prim tahsil etmekte zorlanmaktadır. Bugün, SSK ve Bağ-Kurun 12 katrilyon lira prim alacağı bulunmaktadır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının içinde bulunduğu bu durumun aynı şekilde sürmesi demek, sistemin kısa zaman sonra iflas edeceği anlamına gelmektedir. Bu durum, böyle devam edemez. Her şeyden evvel, istihdam üzerindeki yüklerin ve caydırıcı uygulamaların sona erdirilmesi, istihdamın teşviki için özendirici önlemler alınması gerekmektedir.
Çalışan nüfusumuzun yüzde 52'si kayıt dışındadır. Devlet, kayıtdışı istihdam sebebiyle, hem prim hem de vergi kaybına uğramaktadır. Çalışanların, bir an evvel kayıt altına alınması lazımdır.
Sayıları 1 000 000’un üzerinde olduğu bilinen yabancı kaçak işçiliğin önlenmesi için, ülkemizde çalışacak yabancı işçilerin izinlerinin tek elde toplanması hedeflenmiştir. Bu amaçla hazırlanan Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun, dönemimizde, çalışma mevzuatımıza kazandırılmıştır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SSK, Bağ-Kur, Türkiye İş Kurumu, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Genel Müdürlüğünün teşkilatlarına ilişkin kanunlar da kısa süre içinde Genel Kurulumuza getirilerek, bu alanda yaşanan idarî ve yasal boşluk sona erdirilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çalışma barışını sağlayacak girişimlerden birisi ve belki de en önemlisi, çalışma hayatında karşılaşılan yasal sorunların ortadan kaldırılmasıdır. Bu amaçla yapılacak pek çok çalışma vardır. Bunlar arasında mevzuat düzenlemeleri, önemli ve öncelikli bir yere sahiptir.
Son yıllarda, çalışma hayatında gözlemlenen ekonomik ve teknolojik gelişmeler, uluslararası ve uluslar üstü örgütlerce kabul edilen normlar dikkate alınarak, çalışma hayatını düzenleyen anayasal hükümler başta olmak üzere, 4773 sayılı İş Güvencesi Kanunu adıyla bilinen Kanun, 1475 sayılı İş Kanunu, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun, teşkilata dair SSK, Bağ-Kur, İşkur Kanunları bu çerçevede ele alınarak, sosyal tarafların da mutabakatıyla düzenlenmesi gereken temel kanunlardır.
Değerli milletvekilleri, ILO'ca; yani, Uluslararası Çalışma Örgütünce kabul edilen sözleşmelerin içhukukumuzun bir parçası haline getirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar sonuçlandırılmaktadır. ILO sözleşmelerinin uygun bulunduğuna dair 22 sözleşme, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonumuzda kabul edilmiş olup, kısa süre içerisinde Genel Kurulumuzun gündemine getirilecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mart 2003