29 kasım filistin halkıyla uluslararası dayanışma günü ve ortadoğu'daki gerginlik hakkında
Manisa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 24. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Kasım 2005 · 790 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti), 29 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 29 KASIM FİLİSTİN HALKIYLA ULUSLARARASI DAYANIŞMA GÜNÜ VE ORTADOĞU'DAKİ GERGİNLİK HAKKINDA); konuşma 790 kelime.
Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti, Manisa). “29 kasım filistin halkıyla uluslararası dayanışma günü ve ortadoğu'daki gerginlik hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 29 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-tanriverdi-22-2005-11-29-29-kasim-filistin-halkiyla-uluslararasi-dayanisma-gunu-ve-ortadogu-dak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Birleşmiş Milletler Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, şahsım ve Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Malumunuz olduğu üzere, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 29 Kasım 1977 yılı oturumunda alınan kararla, bugün, yani 29 Kasım, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü olarak ilan edilmiştir.
Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu adına, tüm dünyadaki mazlum milletlerin sembolü olan Filistinli kardeşlerimizin Dayanışma Gününün özgürlük ve egemenliklerine vesile olmasını diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiyemizin yakın coğrafyasında birçok yakıcı ve yıkıcı gelişmeler olmaktadır. Bunların hepsini gayet dikkatle ve endişeyle takip etmekteyiz. Özellikle güneyimizde, Suriye, Irak ve Filistin bölgesinde yaşanan gelişmeler kaygı vericidir. Kasım ayının 11'inde birinci ölüm yıldönümü olan Filistin eski Devlet Başkanı merhum Yaser Arafat'ın vefatından sonra yeniden şekillenen İsrail-Filistin anlaşmazlığındaki barışa yönelik adımlar ve çabalar gelecek için umut vermekle beraber, hâlâ, nihaî ve kalıcı bir barış için daha çok çalışmak ve çaba sarf etmek gerektiğini ortaya koymuştur.
Elli yılı aşkın bir süredir devam eden İsrail-Filistin çatışmasının temelinde, 29 Kasım 1947 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 181 sayılı kararının tam ve doğru bir şekilde uygulanamaması ve Filistin Halkının vazgeçilmez haklarının elinden alınmış olması yatmaktadır. Dileğimiz ve arzumuz, Filistin'in, bir an önce, özgür uluslar topluluğu içinde, egemen ve eşit bir üye olarak yerini almasıdır. Ortadoğu'ya barış ve istikrar ancak bu şekilde gelecek ve bölgedeki tüm halklara, ekonomik ve toplumsal açıdan yeni imkânlar sunacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Filistin Halkına yönelik baskı ve kuşatmaların İsrail'e de güvenlik ve huzur getirmediği açıktır. Unutulmamalı ki, Ortadoğu'da barışın yolunun güvenlikten değil, güvenliğin yolunun barıştan geçtiği artık anlaşılmalıdır. Karşılıklı tanınmış sınırlar içinde, Filistin ve İsrail'in yan yana yaşamalarını sağlayacak kapsamlı bir anlaşmaya varılabilmesi için, görüşme masası tek çıkar yoldur. Dörtlü yol haritası üzerinde, taraflar, daha önceden açıkladıkları iyi niyetlerini somut adımlara dönüştürmeli ve masa başındaki müzakereleri sürdürmelidir; çünkü, Ortadoğu'da akan kan, her gün dökülen gözyaşı, alışılmış olağan görüntüler olarak algılanmaya başlanmıştır. Bunu kabullenmek asla mümkün değildir.
29 Kasım gününü "Filistin Halkıyla Dayanışma Günü" ilan eden Birleşmiş Milletler, bu konu üzerinde daha çok hassasiyetle durmalıdır; çünkü, Filistin halkı haksız bir şekilde topraklarından çıkarılmış, yurtlarından edilmişlerdir. Ayrıca, oradaki kaos ortamı, dünya barışını da tehdit eder bir hal almıştır.
Dünyada medeniyetler ittifakı için girişimler yapılırken, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin sadece bir sınır ve toprak değil, artık, medeniyetlerarası çatışmaya doğru gittiği endişesini taşıyorum. 2003 yılında güvenlik gerekçesiyle başlanan tecrit ve utanç duvarının inşası, bütün uluslararası camianın uyarılarına, Birleşmiş Milletlerin kararlarına, Uluslararası Adalet Divanının 2003 yılı aralık ayında İsrail'in aleyhine verdiği açık karara rağmen, halen devam etmektedir. Bu duvarın inşası tüm hızıyla sürerken, Birleşmiş Milletlerin, hâlâ İsrail tarafında karşılık bulmayan barış ve sağduyu çağrılarında bulunması, dünya kamuoyunun gözünden kaçmamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla)Sayın Başkan, müsaade ederseniz…
BAŞKANBuyurun Sayın Tanrıverdi, devam ediniz.
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; barışın her zaman savaştan ve çatışmadan zor olduğunu ortaya koyan bir gelişmeden söz etmek istiyorum. Ramazan Bayramında arkadaşlarıyla oynarken İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden 12 yaşındaki Filistinli Ahmet'in organları, babasının girişimleriyle, 6 İsrailli çocuğa hayat verdi. Evet; Filistin'de yıllardır yaşanan bu tür dehşet tablolarına karşı müthiş bir vicdan infilakı halinde cereyan eden bu tablo, yüz yılımızın değil, bin yılımızın trajedisidir. Bu tablo, vücutlarını ortadan kaldırmak için çabalayanlara karşı, yani, insanlık ayıbına karşı, insanlık vicdanının volkanlaşmasıdır. Daha açık bir ifadeyle, kendilerini öldürmeye gelenlere karşı, kendilerinde dirilen bir topluma verilen bin yılımızın dersidir. Bu davranışla, Filistinli Ahmet'in hayat veren organları diyor ki değerli dostlar "bizi öldürmeye gelen bizde dirilir." Bu, ne müthiş insanlık dersidir! Bu, ne büyük fedakârlıktır! Hayatını yok edenlere hayat veren bu soylu davranıştan daha büyük mesaj olabilir mi dersiniz?!. Filistinli Ahmet'in mesajı, hayatı; hayatı da, mesajıdır.
Her fırsatta, dünya barışı ve medeniyetlerarası ittifakı önceleyen, gündeme getiren Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İspanya'nın Barselona Kentinde düzenlenen 10 uncu AB Akdeniz Zirvesinde, bildiğiniz gibi, Lübnan, Filistin ve İsrail'le toplantıya katılan temsilcileriyle ikili görüşmelerde bulundu. Türkiye, her zaman çatışmanın ve Filistin halkının çektiği sıkıntıların sona ermesi için elinden gelen dayanışmayı ortaya koymaktadır. Tarihî sorumluluğumuz, kültürel bağlarımız ve misyonumuz, bize bu sorumluluğu yüklemektedir. Bu görev, bölgede uzun yıllardır barışı tesis etmiş bir medeniyet olarak bizlere düşmektedir; bu, tarihî bir roldür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Ocak tarihinde Filistin ve 28 Martta da İsrail tarafında yapılacak genel seçimler sonrasında, umarım, yenilenen yönetimler barış için daha kararlı ve ilkeli adımlar atarlar. Uluslararası toplumu ve kuruluşları barış için daha çok çaba sarf etmeye davet ediyorum.
Sözlerimi burada tamamlarken, hükümetimizce yürütülen çalışmalardan da güç alarak, Filistin Halkıyla dayanışmamızı daha da kararlı biçimde sürdüreceğimizi ifade ediyor, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Gününün sadece mazlum Filistin Halkı için değil, tüm ezilen, horlanan ve sömürülen dünya halkları ve insanlık için topyekûn dayanışmaya vesile olmasını diliyor; hepinize, tekrar, şahsım ve Dostluk Grubumuz adına selam ve saygılarımı sunuyorum.
Sayın Başkan teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 29 Kasım 2005