İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 112. BİRLEŞİM · CUMA

Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)

İbrahim Binici

Şanlıurfa Milletvekili ·

Genel Kurul, 112. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Haziran 2010 · 766 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Binici, 4 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)); konuşma 766 kelime.

İbrahim Binici (Şanlıurfa). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2010-06-04-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)Sağ olun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesine ilişkin Barış ve Demokrasi Partisinin görüşünü açıklamak üzere huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki, hepinizce malum, özellikle son iki ayda Türkiye’de can kayıpları had safhaya ulaştı ve biz her kürsüye çıktığımızda, her basın açıklamamızda -bu canların hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır- gidişatın iyi olmadığını açıklıyoruz ama ne yazık ki devlet, özellikle AKP Hükûmeti bu konuda duyarsız kalmaktadır.

Dün Şırnak ilinde yine terör estirildi. Son süreçte ülkemizde çatışmalı sürece dikkat çekmek amacıyla yapılmak istenen barış yürüyüşünde, İsrail’i gölgede bırakacak, pervasızca, faşist, ırkçı bir saldırıyla, başta milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız ve seçilmişlerimiz ile halkımıza karşı gerçekleştirilen bu saldırıda Şırnak Milletvekilimiz Sayın Sevahir Bayındır hedef alınmıştır, bizzat polis tarafından linç edilmek üzere ayağı kırılmıştır. Şunu açık söylüyoruz: Başta bu talimatı verenlerin, saldırıyı gerçekleştirenlerin derhâl görevlerinden alınmaları… Aksi takdirde, bu sorumluluğu yerine getirmediği takdirde, bu saldırganların arkasında AKP İktidarı ve onun Sayın İçişleri Bakanının bulunduğu halkın gözünden kaçmayacaktır. (BDP sıralarından alkışlar) Şunu söylüyoruz: Soruşturmanın selameti açısından, AKP Hükûmetinin orada Şırnak Valisini ve Emniyet Müdürünü geçici de olsa görevden alması gereği hukukun bir kaçınılmazıdır ama burada bizzat suçu işleyenler yine panzerin başında o halkın üzerine yürüyecekse, bunun adı, Sayın Bakanım, açık ve net, devlet terörüdür!

Konuma geçiyorum değerli arkadaşlar. Ülkemizin en temel ve yakıcı sorunu olan Kürt sorununun çözümünde kilometre taşı olabilecek ana dilde eğitim hakkının serbest bırakılmasıyla ilgili düzenleme ne yazık ki tartışmalara bile dâhil edilmemiştir. Bu konudaki katı ısrarın, sorunlarımızın katlanarak devam etmesi dışında, hiçbir gelişmeye katkı sağlayamayacağı ortadadır.

Yine, bu hafta ataması yapılacak olan müdür başyardımcılığı atamasındaki kıstas Ek-2’nin dikkate alınması, liyakatin esas alınmadığının net göstergesidir. Ek-2 tamamıyla iktidarın kadrolaşmasını sağlamayı amaç edinmiş bir uygulamadır. Açık ve net ifade ediliyor ki Ek-2, öğretmenlerimizi, iktidar yandaşı ve diğerleri diye sınıflandırmak için uygulamaya konulmuştur.

Bir öğretmenin Ek-2 belgesi ne demek, onu sizinle paylaşayım: Ek-2 bir öğretmenin yıl içinde aldığı ödülleri ifade etmektedir. Bu ödüller, maaşla ödüllendirme, takdir ve teşekkür gibi benzeri ödülleri ifade etmektedir. Bu ödülleri bir öğretmenin alabilmesinin bir tek ölçütü vardır, bu ölçüt, ne yazık ki iktidar partisine yakınlığınızla alakalıdır. Eğer yerel ve genel seçimlerde AKP’nin seçim çalışmalarına katılmış iseniz, AKP kongrelerine, parti faaliyetlerine, şölenlerine katılmış iseniz Millî Eğitim Bakanlığımızca ödüllendirilmeyi hak etmiş olursunuz. Bu tutumun aksi yönünde davranmış iseniz de AKP Hükûmeti yine öğretmenini ödüllendirmekten kaçınmamıştır. Bakanlığımız bu personeline idari ve adli soruşturma açarak çeşitli cezaları vermekten çekinmemiştir. Hatta halk arasındaki ifadeyle bu tarz personelini sürgüne göndermiş, buna da çok güzel bir hukuki terim yapıştırmıştır. Ne demiş Sayın Bakanlık? “Zorunlu yer değiştirme.” Bu ifadeyi de sürgün kavramını meşrulaştırmak için kullanmaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığımız çeşitli sınavlar açmaktadır. Bu sınavlara her personel girebilmektedir ancak bu sınavları kazanan bazı personelin dünya görüşü AKP zihniyetiyle örtüşmeyince Millî Eğitim Bakanlığımız devreye girerek hemencecik bu problemi çözmektedir. Nasıl mı? Mülakatla. Mülakat sınavında kimler AKP’nin memuru ise sınavı geçiyor. Devlet memurları ise sahipsiz oldukları için bu sınavda elenmektedirler. Maalesef bu, AKP iktidarlarının bir gerçekliğidir. Bu uygulamalar neticesinde Millî Eğitim Bakanlığımız çöküyor mu? Hayır, sadece binlerce öğrencimiz üniversite sınavlarında sıfır puan alıyor. Hem zaten herkesin okumasına da gerek yok, değil mi Sayın Bakanım?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda yürürlükte bulunan Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği evlere şenlik. Küçük bir ilçede bulunan iki okuldan birisi zorunlu hizmet süresinde sayılıyor iken diğer okul zorunlu hizmetten sayılmıyor. Bu uygulamayı hangi mantıkla uyguluyorsunuz, anlamak mümkün değildir. Yapılan uygulamaların gözden geçirilmesinde büyük fayda olacağı kanısındayım.

Millî eğitim, herkesin önemi üzerinde mutabık kaldığı konuların başında gelmektedir. Dolayısıyla AKP Hükûmeti bu gerçeği görerek harekete geçmelidir. Salt iktidarın gücünü kullanarak dilediği politikaları uygulamaya koyarsa geleceğimizi de kaybetme riski ortaya çıkacaktır. Eğitim, iktidar hırsına kurban edilmeyecek kadar hassas bir konudur. Her alandaki kadrolaşmanızı anlıyoruz, en azından eğitim dünyasından uzak tutulması gerektiğini AKP Hükûmetinin de anlayacağını varsaymak istiyorum.

Millî eğitimimizin çok ciddi sorunları bulunmaktadır. Kalan süremde de bu konuyu sizlerle paylaşacağım. Eğitim dünyasını kaosa sürükleyen problemin çıkış noktaları ve uygulamadaki hataları burada bir cevizin kabuğu içine sığacak şekilde ifade etmeye çalışayım:

Eğitim ve öğretimin amacı, çocukları üç alanda kapasitelerinin yüksek noktasına ulaştırmaktır. Bu üç alan, zihinsel, bedensel ve duygusal alanlardır. Bunların her biri en az diğeri kadar önemlidir.

Bildiğiniz gibi, uzun süredir okullarımız çocuklara sadece bilgi yükleme yarışına mahkûm ettiler yani sadece zihinsel alanda faaliyet gösterdiler. Bu bile tam anlamıyla olmadı. Çocuklarımızın zihinsel yeteneklerini yani anlama, kavrama, akıl yürütme, hatırlatma, soru sorma, problem çözme, hayal gücünü çalıştırma gibi yetenekleri geliştirmeyi amaçlaması gereken zihinsel eğitim, sadece test sınavlarında doğru cevap seçeneğini hatırlatma yeteneğini geliştirmekle sınırlı kaldı, gerçek öğrenme sağlanamadı.

Bedensel ve duygusal eğitim ise tümden unutuldu desek yanlış olmaz sanırım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 4 Haziran 2010

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook