İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu (s.s.:498)

İbrahim Binici

Şanlıurfa Milletvekili ·

Genel Kurul, 115. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Haziran 2010 · 1.816 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Binici, 10 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VETERİNER HİZMETLERİ, BİTKİ SAĞLIĞI, GIDA VE YEM KANUNU (S.S.:498)); konuşma 1.816 kelime.

İbrahim Binici (Şanlıurfa). “Veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu (s.s.:498)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2010-06-10-veteriner-hizmetleri-bitki-sagligi-gida-ve-yem-kanunu-s-s-498 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli üyeler; 498 sıra sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gıda güvenliği, halk sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolü nedeniyle, tüm dünyada gelişmişlik düzeyinin önemli bir göstergesi olarak görülmekte, Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde önemli bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır. Gıda güvenliğinin sağlanması yeterli hukuki ve teknik alt yapıya, bu alanda çalışmakta olan personel sayısı ve niteliğinin iyileştirilmesine, bununla birlikte süreci iyi yönetebilecek siyasi ve bürokratik irade ve anlayışa gereksinim vardır. Bunun gerçekleştirilmesinde nesnel, bilimsel ve ülke gerçekleriyle uyumlu, halkımızın ve ülkemizin çıkarlarını koruyan bir mevzuat temel gerekliliktir.

Yeni yasa taslağı, ülkemizin kanun yapma tekniğine aykırı olarak birden fazla birbiriyle ilintili ama bağımsız çalışma alanını aynı metin içine zoraki olarak sokma girişiminin ruhsuzluğunu da taşımaktadır. Taslak hem içeriği hem hukuk tekniği hem de Avrupa Birliği mevzuatına uyumu anlamında birçok yetersizlik içermektedir. Gıda güvenliğini sağlamaya yönelik çözüm üretmek yerine, gıda alanı, hayvansal ürünlere indirgenmekte ve taslağın tek bir mesleğin öne çıkarılması kaygısıyla hazırlandığı izlenimini de vermektedir. Gıda güvenliği kavramı, bilimsel içeriğinin ötesinde, bir meslek grubunun bütün gıda alanına hâkim olma anlayışına kurban edilmek istenmektedir. Gıda alanındaki düzenlemeler veteriner hizmetlerinin altında kaybolmuştur. Oysa veteriner hizmetleri, gıda güvenliği temin eden unsurların sadece bir alt grubunu temsil etmektedir. Sürecin tek bir meslek üzerinde tanımlanması, gıda güvenliğinin sağlanması amacını daha da güçleştirecektir. Halkımız yeni tehditlerle karşı karşıya kalacaktır.

Taslağın bu şekliyle yasalaşması durumunda, gıda güvenliği işlevinin azalmasına bağlı olarak halk sağlığını olumsuz yönde etkileyecek sorunlar da oluşacaktır. Halk sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerinin tam anlamıyla uygulanması, insan tüketimine sunulan her türlü gıda maddesinin Gıda Yasası kapsamında yer almasıyla mümkündür.

Taslağın tanımlar kısmında resmî veteriner hekim yetkilendirilmiş, veteriner hekim gibi bir mesleği işaret eden tanımların yapılması, denetim, resmî kontrol ve başka tüm görevlerin veteriner hekimler üzerinde gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum gıda güvenliği sürecinde görev alan diğer mesleklerin yok sayıldığının ve Bakanlığın konuya nesnel yaklaşmadığının göstergesidir.

Resmî veteriner hekim tanımıyla kamuda yetkilendirilmiş, veteriner hekim tanımıyla ise özel sektörde veteriner hekimlere alan genişletme ve istihdam yaratma çabalarının yasa aracılığıyla zorlandığı açıkça görülmektedir.

Hayvan sağlığı, hayvan refahı ve zootekni, veteriner sağlık ürünleri, veteriner tıbbi ürünleri gibi bölümlerinde sadece veteriner hekimine işaret eden vurgulamalar varken, hem yukarıdaki çalışma alanlarında hem de bitki sağlığı gıda ve yem bölümlerinde eş değer yetkiye sahip mühendislerin yer almaması, özellikle gıda bölümünde mühendislerin adının bile geçmemesi de düşündürücüdür.

Taslak, veteriner hekim ile yardımcı sağlık personeli arasında doğan bir görev ayrımı tanımlaması yaparken aynı yaklaşımı mühendis ve yardımcı personel için göstermeyerek mühendislik meslek disiplinlerini görmezden gelme anlayışını sürdürmektedir. Veteriner sağlık ürünlerinin toptan satışının eczacı ve veteriner hekim sorumluluğunda yapılabileceği ifade edilirken bitki koruma ürünlerinin neredeyse herkes tarafından satılmasına izin verilerek bu alanda da mühendislik meslek disiplinleri gözden kaçırılmaktadır. Taslak, veteriner tıbbi ürünler için reçete yazma ve bunu uyguluma yetkisini yalnızca veteriner hekimlere tanırken bitki koruma ürünlerinde reçete yazma yetkisi kamuda çalışan tekniker, teknisyenlere de verilmekte, zirai mücadele ilaç bayilerine reçete yazma yetkisi tanımamaktadır.

Taslak, hayvansal üretimle ilgili olarak genelde konuya ilişkin eğitim almış mühendislerin, özelde ise zootekni bölümü mezunu mühendislerin özlük haklarını görmezden gelerek bu alanda geçerli mevzuatı tanımayı âdeta reddetmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde üretim koşullarıyla şekillenmiş yaygın üretim anlayışı gereği hayvansal ürünler yüzde 70 oranında tüketilmektedir. Oysa ülkemizin üretim yapısı ve tüketim anlayışı bunun tam tersi bir seyir izlemektedir. AB uyum sürecinde aday olan ülkelerin kendi tüketim profilinin ve geleneksel ürünlerin korunması çeşitli belgelerle ya da raporlarla yer almaktadır. Ayrıca, AB’nin yayımladığı mevzuat hükümlerine göre tüm gıda maddelerinin üretim ve dış ticaretinde “resmî kontrolör” adı altında mühendisler imza yetkisine sahiptir. Dolayısıyla AB ülkelerinde denetim ve kontrol hizmetlerinin tek bir meslek tarafından yürütüldüğü doğru değildir.

Yasa taslağının “Sorumluluklar” bölümünde “Piyasaya arz edilecek gıda ve yemlerden hangilerinin onay alacağı, onaya tabi gıda ve yem işletmeleri, işin nevine göre, konu ile ilgili lisans eğitimi almış en az bir personel çalıştırmak zorundadır.” hükümleri de yer almaktadır.

Veteriner ürünleriyle ilgili bölümde veteriner hekimlerin görevi net biçimde tanımlanırken gıda ve yem üretim yerlerinin hangisinin onaya tabi tutulacağına ilişkin yetki Bakanlığa bırakılmaktadır. Söz konusu taslakta sorumlu yöneticilik uygulamasının tamamen kaldırıldığı da görülmektedir. Taslakta Bakanlığın kontrolör ve mücadele hizmetleriyle ilgili uygun göreceği görevler için kurum ve kuruluşların görevlendirileceği hükmüne de yer verilmektedir.

Sayın Başkan, değerli üyeler; resmî kontrol sosyal devlet anlayışı içinde merkezî hükûmetin yapması gereken görevlerden biridir ve devlet olmanın gereğidir.

Bu bağlamda, denetim ve kontrol sistemlerinin etkin ve yaygın şekilde devlet eliyle yerine getirilmesi gerekmektedir. Yapılacak denetim ve kontrol görevlerinin ücretlendirilmesi, birilerinin çıkar sağlama eğiliminin dışa vurumudur. Sorumlu yöneticilik uygulamasının sektöre yük olduğunu ve kaldırılması gerektiğini savunan anlayışın hizmetlerin özelleştirilmesi durumunda işletmelerin çok daha büyük bir mali yükle karşı karşıya kalacağını görmezlikten gelmesi anlamlıdır. Risk analizi kapsamında yer alan risk değerlendirmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi gibi görev ve işlevler birbirinden ayrı kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekirken taslağa göre bu görevlerin tümünü Bakanlık üstlenmektedir. Bu taslak hazırlanırken konuyla ilgili odaların görüşleri alınmamıştır fakat AKP Hükûmeti her alanda yaptığı gibi sadece ilgili odaların fikirlerini alarak bu önerilerin hiçbirini de dikkate almamıştır. Bu, tümüyle antidemokratik yaklaşım sonuçlarını bir kez daha vahim yanlışlar içeren bir taslak ile kendisini göstermiştir.

Bu taslak, veteriner hekim odaklı bir çalışma düzeni kurarken ziraat mühendislerinden söz bile edilmemektedir. Bu kanun kapsamında verilen görevleri Bakanlık adına yapmak için resmî veteriner hekim vardır da neden aynı görevi yapmak üzere tanımlanan resmî ziraat mühendisi yoktur? Bazı resmî görevleri yürütmek üzere Bakanlık tarafından yetki verilen Bakanlıkta görevli veteriner hekimler dışındaki yetkilendirilmiş veteriner hekim vardır da neden aynı görevleri yapmak üzere yetkilendirilmiş ziraat mühendisi yoktur. Bu soruların bilim ve meslek etiğine uygun yanıtlarını bulmak da olanaksızdır. Buna karşılık aynı Bakanlıkta en üst düzeyde yürütülen veteriner hekim lobisinin yarattığı meslek taassubu gıda sektörünün disiplinler arası bir çalışma alanı olduğu görmezden gelinebilmekte, Bakanlıkta görevli yetkili ziraat mühendisi bürokratlar ise bu duruma sadece seyirci kalmaktadırlar.

Taslak, veteriner hekim ile yardımcı sağlık personeli arasında doğal bir görev ayrımı tanımlaması yaparken aynı yaklaşımı ziraat mühendisi ve yardımcı personel arasında göstermeyerek ziraat mühendisliği mesleğine ilişkin süregelen tutum da sürdürülmektedir.

Sayın Başkan, değerli üyeler; bu anlayış Bakanlığın hem savcı hem yargıç olma isteğini açığa çıkarmakta, Avrupa Birliği uygulamalarına ters düşmektedir. Avrupa Birliğinde risk değerlendirmesi bağımsız kurumlarca yapılmakta, risk yönetimi sorumlu kamu kurumları tarafından gerçekleştirilmektedir.

Taslağa göre, veteriner sağlık hizmetleri, biyolojik ürünler ile bitki sağlık ürünlerinin üretimi, ihracatı, ithalatı ve piyasaya arzı konularında onay gerekirken, gıda ve yemde hangi ürünlerin onaya tabi olacağının Bakanlıkça belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Veteriner biyolojik ürünlerin tamamının onayının bir veteriner hekime ya da veteriner hekim çalıştırana verileceği, veteriner sağlık ürünlerinde ise kimya mühendisi, kimyager, eczacı ya da veteriner hekime sorumluluk verileceği kesin hükme bağlanmışken, insan yaşamının sürdürülmesinin temel öğesi olan gıda maddelerinin üretildiği iş yerlerinde hangisine onay verileceği belli değildir. Sadece “Onaya tabi işletmelerde işin nevine göre konuyla ilgili en az lisans eğitimi almış personel çalıştırmak zorundadır” hükmü, ciddiyetsiz ve sorumsuz bir anlayışı yansıtmaktadır.

Taslak, tarım sektörü ve ziraat mühendisliği, su ürünleri mühendisliği mesleğiyle ilgili düzenlemeler getiren birçok yasayı yürürlükten kaldırarak, içeriğindeki yanlış hükümlere toplumu ve mesleğimizi mahkûm etmektedir.

Taslak, üretim yapımız, ekolojik faktörlerimiz, mikroklima özelliklerimiz ve genetik zenginliğimiz dikkate alınmadan, ülkemiz gerçeklerinden uzak bir şekilde hazırlanmıştır. Taslağın, ilgili tarafların katılımı ve işin uzmanlarıyla birlikte yeniden ele alınarak düzenlenmesi büyük bir önem taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ziraat mühendisi ve ziraat teknisyeni, teknikerler arasında bir fark görmeyen tavrını bu taslakta da sürdürmektedir. Nitekim Bakanlık, tüm ziraat teknikeri ve teknisyenlerine, zirai mücadele bayisi açma hak ve yetkisiyle kamuda çalışan ziraat teknikeri ve teknisyenlerine bitki koruma ürünlerinin reçete yazma yetkisini ziraat mühendisleriyle eş bir düzeyde vermiştir. Taslak, veteriner sağlık ürünlerinin toptan satışının eczacı ve veteriner hekim sorumluluğunda yapılabileceğini ifade ederken, bitki koruma ürünlerinin neredeyse herkes tarafından satılmasına izin vererek bu alanda da ziraat mühendisliği mesleğine ilişkin saygısız tutum teyit etmektedir. İlgili yönetmeliklere dayalı olarak da, uygulamada, aynı Bakanlıkta, bitki koruma ürünlerinin okuryazarlar, ilkokul mezunları, ortaokul mezunları, lise mezunları, tekniker ve teknisyenler tarafından satılmasında bir sakınca görmemektedir; oysa bu alandaki ziraat mühendislerinin görev ve yetkileri yasa ve tüzükten ileri gelmektedir.

7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun’un 2’nci maddesi, zirai mücadele alanında ziraat mühendislerini yetkili kılmıştır. Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Tüzük’ün “Zirai Mücadele, Zirai Karantina ve Tarım İlaçları” başlıklı 5’inci maddesi, her türlü hastalık ve zararlılar konusunda teşhis, ilaç ve metot önerisi, mücadele, planlama, ithal, ihraç, depolama, pazarlama, dağıtma, karantina alanlarında ziraat mühendislerinin münhasır görev ve yetkilerini açıklamaktadır. Veteriner ilaçlarında veteriner hekimleri yetkili sayan Bakanlığın, bitki koruma ürünlerinde ziraat mühendislerinin yasa ve tüzükten ileri gelen yetkilerini yok saymaya çalışması izah edilebilir bir nitelik taşımamaktadır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; bu çifte standart dahi, Türkiye’de gıda güvenliğini korumakla görevli Bakanlığın bu alanı doğru bir şekilde düzenleme gereğinde ne denli geri düşmüş olduğunu açıklamaya yeterli bir göstergedir.

Taslak, veteriner tıbbi ürünleri için reçete yazma ve bunu uygulama yetkisini yalnızca veteriner hekimlere tanırken, bitki koruma ürünlerinde reçete yazma yetkisini kamuda çalışan teknikerlere, teknisyenlere de tanımakta, zirai mücadele ilaç bayilerine reçete yazma yetkisi tanımamaktadır. Görüldüğü gibi, veteriner tıbbi ürünlerinde tavsiyede bulunmak, reçete yazmak, uyguluma yapmak yetkilerinin tamamı yalnızca veteriner hekimlere verilmektedir. Buna karşılık, taslakta, bitki koruma ürünlerinin uygulamasında ziraat mühendislerinin yetkisinden söz edilmemektedir, bunun yerine “Bakanlıkça, bitki koruma ürünleri için reçete düzenleme yetkisi verilenler.” deyimi kullanılmaktadır. Taslak, hayvansal üretimle ilgili konularda genelde ziraat mühendislerinin, özelde ise zootekni bölümü mezunu ziraat mühendislerinin özlük haklarını görmezden gelerek bu alanda geçerli mevzuatı tanımayı âdeta reddetmektedir.

Taslağın “Canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerin sevkleri ile hayvan satış yerleri ve satışa ilişkin sağlık koşulları” başlıklı 8’inci maddesi, ticari veya değil tüm hayvansal ürünler, sperma, ovum ve embriyo gibi üreme ürünlerinin sevkine ilişkin hususların Bakanlıkça belirleneceği hükmünü taşımaktadır. Kendisi bir idare olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı geçerli mevzuata uymakla yükümlüdür. Mevzuatı baypas etmeye yönelik olarak her türlü yetkiyi Bakanlığın tasarrufuna bırakan bu düzenleme, gelecekte yapılacak yanlış işler için âdeta şimdiden zemin hazırlamaktadır. Bakanlık da yürürlükte olan yasa ve tüzük hükümlerine uyarlı işlem tesis etmek ve düzenleme yapmak yerine her alanda olduğu gibi bu alanda da her şeyi belirlemeyi kendi yetki alanında görerek bilim ve hukuk yerine keyfîliği egemen kılmaya çalışmaktadır. AKP Hükûmeti, bu keyfîlikle yetinmeyip bu taslakta, gıda işletmelerinde sorumlu yöneticilik müessesesini kaldırarak toplam 6.300 ziraat mühendisi, su ürünleri mühendisi ve balıkçılık teknolojisi mühendisinin işini kaybetmesine neden olacak bir düzenlemeye imza atma cüretini gösterebilmektedir. Bunun yanında, halk sağlığını da riske etmekten çekinmemektir.

Taslak, tarım sektörü ve ziraat mühendisliği, su ürünleri mühendisliği, balıkçılık teknolojisi mühendisliği mesleğiyle ilgili düzenlemeler getiren birçok yasayı yürürlükten kaldıracaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlayınız Sayın Binici.

İBRAHİM BİNİCİ (Devamla)Taslağın içeriğindeki yanlış hükümler, toplumu ve ziraat, su ürünleri ve balıkçılık teknolojisi mühendisliğini mahkûm etmektedir. Bu kanun, birçok hükmü itibarıyla, yürürlükten kaldıracağı yasal düzenlemelerden daha geri hükümler taşımaktadır.

Tüm bu değerlendirmelerle, taslağın, gerçekten katılımcı ve demokratik ortamlarda, işin uzmanlarıyla birlikte yeniden ele alınarak düzenlenmesinin büyük önem taşıdığı açıkça ortadadır. Şunu çok açıkça ifade ediyorum: Ziraat Mühendisleri Odasına üye 44 bin ziraat, su ürünleri, balıkçılık teknolojisi ve tütün teknolojisi mühendisinin özlük haklarını görmezden gelen ve gasbeden kanunun, bu içeriğiyle kabul edilmesi düşünülmemelidir.

Böyle bir yasal düzenlemenin olumlu tarım hizmetleri geliştirmeyeceğini düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

107 konuşma daha · 10 Haziran 2010

107 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook