2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)
İzmir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 40. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2009 · 582 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Hasgür (AK Parti), 23 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 582 kelime.
İbrahim Hasgür (AK Parti, İzmir). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-hasgur-23-2009-12-23-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
İBRAHİM HASGÜR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, sağlanan Hazine garantileri ve dış borcun ikraz yoluyla 4749 sayılı Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşların kamu yararına yönelik projeleri için dış kaynaklardan daha uygun koşullarla finansman sağlaması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, kurum vade ve faiz oranı gibi krediye ilişkin koşullarda avantaj sağlamaktadır.
2010 yılı bütçesinde garantili imkân ve dış borcun ikrazı limiti 3 milyar dolardır. Peki, söz konusu limit 3 milyar dolar olarak nasıl belirlenmiştir? Bu limit, kuruluşlardan gelen talepler ve talepte bulunan kuruluşların risk seviyeleri dikkate alınarak belirlenmektedir. Böylelikle bütçenin üzerine gelecek yük azaltılmış olmaktadır. 2009 yılı için 4 milyar dolar olarak belirlenen limitin Kasım sonu itibarıyla ancak 1,7 milyar dolarlık kısmı kullanılmıştır.
Bunun yanında, 2010 yılında Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek koşullar çerçevesinde ve elde edilecek kaynaklar Hazineye aktarılacak şekilde, kamu kurum ve kuruluşlarınca ihraç edilecek sertifika, senet ve benzeri finansman enstrümanlarına sağlanacak garanti tutarına ilişkin limit 2 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Fakat 2005 yılından bu yana bütçe kanunlarında yer alan söz konusu yetki kapsamında herhangi bir limit kullanımı söz konusu olmamıştır.
2003 yılından önce bütçe kanunlarından ikrazen ihraç edilecek özel tertip senetler için herhangi bir limit belirlenmemekteydi. 2003 yılından itibaren ikrazen ihraç edilecek özel tertip senetler için her yıl bütçe kanunlarıyla bir limit belirlenmektedir. Bu çerçevede, ikrazen ihraç edilecek özel tertip ihraç miktarı her yıl başlangıç ödeneklerinin belirli bir yüzdesiyle sınırlandırılmakta -ki bu 2010 bütçesinde yüzde 1’dir- ve bütçe dışında yer alacak işlemlere limit getirilerek mali disipline katkı sağlanmaktadır.
2010 yılında uygulanacak bütçeye baktığımızda öngörülen borçlanma, para ve kur politikası, AK PARTİ Hükûmetinin kriz lobisine teslim olmayacağını göstermektedir. 2009’un bu son günlerinde, uluslararası ekonomi çevrelerinde Türkiye’nin notu sürekli artıyor, Türkiye’ye duyulan güven her geçen gün tazeleniyor. Geçen bir yıl içerisinde elli iki ülkenin kredi notu düşürüldü. Buna rağmen, dünyada sadece Türkiye’nin kredi notu 2 kademe yükseltildi. Bu, AK PARTİ Hükûmetinin bir başarısıdır.
AK PARTİ hükûmetleri döneminde kamu kesimi borçlanma gereğinde önemli iyileşmeler sağlanmıştır. 2000 yılında yüzde 8,9 olan kamu kesimi borçlanma gereğinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2001 yılında yüzde 12,1 ile zirve yapmış, 2002 yılında yüzde 10 civarında gerçekleşmiştir. Bu oran son yıllarda yüzde 1’in altına indirilmiştir. Kriz yılı olan 2009 yılını dâhil etsek bile, hükûmetlerimiz döneminde kamu kesimi borçlanma gereğinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ortalama yüzde 2,4 olmuştur. Bu oran, 1990 2002 dönemi ortalamasıyla karşılaştırıldığı zaman son derece düşüktür: Yüzde 8,9’a karşılık yüzde 2,4.
Borç stoku, pek çok ekonomistin bildiği gibi, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de artış göstermiştir. Sadece bu artışa bakarak endişeye düşmek, ekonomistlerce yersiz olarak değerlendirilmektedir. Zira, bir ülkeyi borç krizine sürükleyen miktarın, hatta oranın artmasından daha önemlisi, borç maliyetlerinin yüksekliğidir. Borcu miktar ve hatta oran olarak bile yüksek olan bir ülkenin bu borçları eğer uzun vadeli ve düşük faizli ise bu ülke çok uzun süreler krize neden olmaksızın yüksek borçla yaşayabilir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum da budur. Kaldı ki Türkiye, Avrupa Birliği tanımlı borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı itibarıyla da 2004 yılından bu yana Maastricht Kriterlerini karşılıyor ve krize rağmen 2009 yılında da karşılamaya devam etmiştir.
Öte yandan, toplam kamu borç net stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2000 yılında yüzde 42,9 iken krizle birlikte 2001 yılında yüzde 66,3’le zirve yapmış, 2008 yılında ise yüzde 28,2’ye inmiştir.
IMF’in “Fiscal Monitor: November 2009” isimli yayınında ülkelerin 2009 yılı borç yükü ve birincil bütçe dengesi göstergelerine göre Türkiye, Güney Kore’den sonra devlet borçlarını ödeme kapasitesi itibarıyla en yüksek ülke olarak gösterilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
114 konuşma daha · 23 Aralık 2009