Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İzmir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Nisan 2010 · 636 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Hasgür (AK Parti), 24 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 636 kelime.
İbrahim Hasgür (AK Parti, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-hasgur-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM HASGÜR (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin Anayasa’nın 128’inci maddesinde değişiklik yapan çerçeve 13’üncü maddesi hakkında parti grubum adına görüşlerimi paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de önce, rahmetli Erol Güngör üstadımızın 27’nci ölüm yıl dönümünde kendisini rahmetle anarak, değerli fikirleriyle aramızda hâlen yaşadığını ifadeyle, yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı dileyerek sözlerime başlıyorum.
Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, 1982 Anayasası, Batı’daki anayasal gelişmelere aykırı olarak hazırlanmış, bireyin devlete karşı korunmasını amaçlamamıştır. Birey ve toplumu siyasi bir tehdit olarak gören, onları siyasi dar bir alana hapseden bir yapıdadır. Yani halktan korkan, düşünen insandan korkan, gelişmeyi, modernizasyonu devlet düşmanlığı olarak algılayan, bireyleri devlet karşısında potansiyel bir düşman olarak gören, “halka rağmenci” bir kanun koyucunun ironilerini yansıtan bir anayasadır.
1982 Anayasası çok mükemmel bir anayasa imiş de biz bu mükemmelliği sekteye uğratıyormuşuz gibi bir tavır alınmasını doğrusu çok yadırgıyoruz. Komisyon çalışmaları sırasında birçok maddeyle ilgili hiçbir itiraz gelmezken, desteklenirken, “Üç konu dışında hepsi bizim de görüş ve isteklerimize uygundur, doğrudur.” denirken, Genel Kurulda böylesine eleştirmenin, suni engeller ortaya çıkararak, yine zihin okuyarak art niyet aramanın anlamını kavramakta âdeta zorlandığımı ifade etmek istiyorum.
Bunun yanında “Anayasa değişikliğini gelecek Meclis yapsın.” önerisinin mantığı ve vicdanı tatmin eden bir gerekçesinin olmadığını ifade etmemiz lazım. Bu siyasi tutum Türkiye’ye vakit kaybettirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Anayasa değişikliği önerisi Türkiye’yi yol ayrımına getirmiştir. Demokratikleşecek miyiz? Yoksa “Böyle geldi böyle gider.” deyip bürokratik oligarşinin tahakkümüne boyun eğmeye devam mı edeceğiz? İstiklal Marşı’nda “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” derken, 12 Eylül Anayasası zincirine vurulmuş hâlde yaşamaya hâlâ katlanan bir millet mi olacağız? Muhalefetin “Bu Anayasa değişikliği öneri taslağı bir AK PARTİ anayasası oluşturma girişimidir.” sözünü de ciddiye almak mümkün değildir. Birçok demokratik reformu içeren Anayasa değişikliği önerisinin AK PARTİ ve AK PARTİ’lilere nasıl bir çıkar sağladığını doğrusu anlamakta zorlanıyoruz. (CHP sıralarından gürültüler)
Tüm bu düzenlemeler milletimize ne avantajlar sağlıyorsa, herhâlde, AK PARTİ’lilere de, CHP’lilere de, diğer partililere de aynı oranda imkânlar sağlayacaktır. Yürürlükteki 12 Eylül Anayasası sadece Kenan Evren’e mi çıkar sağlamıştır? Yoksa, yürürlüğe girdiği günden beri 12 Eylül Anayasası bürokratik oligarşiye iktidar nimetlerini sağlarken bütün bir Türkiye’ye acı vermemiş midir? Anayasalar bütün bir ülkeye dönük düzenlemelerdir. Niçin bu gerçek dikkatlerden kaçırılıyor ya da ters yüz edilerek gündeme getiriliyor?
“Anayasa değişiklik önerilerinde özgürlükleri ve demokratikleşmeyi niye bu kadar kısıtlı tuttunuz?” demesi gereken muhalefet partileri, partimizi tenkit edeceklerine tam tersini yapıyorlar. Değişiklik paketini görmeden “Biz karşıyız.” diyor, mesela paketteki değişiklik parti kapatmada Meclis onayı getiriyor ya, muhalefetin “Hani Venedik Kriterleri, nerede?” diye sorması gerekmez mi?
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)BDP hariç.
İBRAHİM HASGÜR (Devamla)AB’nin uyguladığı Venedik Kriterleri’ne göre bir parti sadece ve sadece şiddeti savunursa kapatılıyor. “Önce bu temel kriteri Anayasa’ya sokun, sonra icabında Meclise de yetki verirsiniz.” demeli değil miydiniz?
Diğer taraftan “Bu Meclis Anayasa yapamaz.” diyenlere “Meclisin ve siyasetin kendisini inkârdır.” diyen Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan da son derece haklıdır. (CHP sıralarından gürültüler)
Seçim gününe kadar bu Meclis savaş kararı bile almaya muktedirdir arkadaşlar. 12 Eylül Anayasası’nın mevcut hâlinden kaynaklanan sorunlarımızın çözümü için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak bu Meclisin asli görevidir. Kendi asli görevini gelecek Meclise havale etmek ipe un sermektir.
Değerli milletvekilleri, 82 Anayasası’yla halkın oyuyla iktidara gelenleri yine toplum kökenli sivil demokratik güçler değil, bürokrasi denetliyor. Yasamayı halkın oyları belirliyor. Yürütme de zaten o Meclisin bir fonksiyonu. Buna karşılık, yargı, özellikle yüksek yargı yüzde 99 oranında bürokrat kökenlilerden oluşuyor. Cumhurbaşkanı atama yaparken bürokratlardan bürokrat beğenmek zorunda kalıyor. Bu durum değiştirilmeye çalışıldığında bürokratlar yaygarayı koparıyor.
Evet, Türkiye olarak CHP’nin itirazlarını anlıyoruz. CHP, yüksek yargıda kendi zihniyetinin hâkim olduğunu düşünüyor ve bu düzenin bozulmasını istemiyor.
ALİ KOÇAL (Zonguldak)Nereden çıktı ya?
İBRAHİM HASGÜR (Devamla)Sandıkla iktidara gelemeyen CHP, darbelerle ve yapılan anayasalarla hâkimiyet kuran bürokratik oligarşinin zihniyetinin iktidarda kalmasını savunuyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
104 konuşma daha · 24 Nisan 2010