İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · SALI

Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 27. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Aralık 2005 · 888 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 6 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 888 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-12-06-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 71 inci yılı münasebetiyle, saygıdeğer Türk kadınlarını candan kutluyorum ve daha da büyük haklarla donatılmalarını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce 4 üncü madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Denizli Milletvekili Sayın Haşim Oral'ın, Sayın Bakana sorduğu bir soruyla alakalı fikirlerimi serdetmek istiyorum. Sorduğu soruda Sayın Başbakanın ve Sayın Millî Eğitim Bakanının kitaplardaki resimlerinden bahsettiler. Haklı bir soruydu ve Sayın Bakan da pişkin pişkin, A4 kâğıdının bir tarafında Sayın Başbakanın, bir tarafında da Sayın Millî Eğitim Bakanının resimleriyle, birlikte, çocukların eğitim ve öğretim yıllarını kutluyorlarmış…

Değerli arkadaşlar, bizim geleneğimizde ve yasalarımızda camie, kışlaya, mektebe siyaset girmez demiyor muyuz; bu, apaçık mektebe siyasetin girmesi olgusundan başka bir şey değildir ve apaçık bir propagandadır. Dolayısıyla, bu tutumlarını kınıyorum ben!..

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon)Yazık sana!..

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Yazık "yazık" diyene!.. Yazık "yazık" diyene!..

Değerli arkadaşlar…

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon)Yazık sana!..

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Dinle, dinle, çok önemli şeyler söyleyeceğim. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Dinle… Dinle…

Değerli arkadaşlar, geçen hafta, bazı kurumların, devlet kurumlarındaki okulların Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmasıyla ilgili bir maddede söz aldığımda, Sayın Bakan çıkıp, söylediğim bazı sözlerden dolayı…

Ben kötü bir şey söylemedim. Orada bir "şaibe" kelimesinden bahsettim. Sayın Bakan Türkologdur, "şaibe" kelimesinin ne anlama geldiğini çok iyi bilir "şek ve şüphe" anlamına gelir. Ben şek ve şüphe anlamında kullandım burada. Belki bundan alınmış olacak. Belki de Batı'daki sayın bakanların, Batı'daki bakanların haklarında şaibe çıktığı zaman, istifa etmeleri gereği konusundaki düşüncelerimden rahatsız olmuş olacaklar ki, benim söylediğim sözleri aynen iade ettiğini söyledi.

Değerli arkadaşlar, bir Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanına ve hiçbir bakana bu ifade yakışmaz; bu bir sokak lisanıdır. Kınıyorum Sayın Bakanı da bu sözlerinden dolayı. Ben herhangi bir suçlamada bulunmadım, şaibenin anlamını burada bildirdim.

Kalktılar, Sayın Millî Eğitim Bakanı güzelce izah ettiler, durumu anlattılar, inandık, kabul ettik. Biz söylenen sözlere inanırız; ama, burada şu fikrimi de beyan etmek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarih içerisinde ve bundan sonra olacak işlerde siyasî erki, ekonomik ve ticarî rant olarak kullananları ve kullanacak olanları telin ediyorum, kınıyorum arkadaşlar. 72 000 000 insanın hakkı vardır. Böyle bir şeyi asla ve katiyetle yapma durumunda değiliz değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bir defa, AK Partinin birçok konuda olduğu gibi, millî eğitim konusunda da reddi mirasları vardır; şimdi bunları açıklamak istiyorum. AK Parti iktidara geleceği zaman -seçim meydanlarında eğitim konusunda en önemli vaatlerinden biri- meslek liseleri ve imam-hatip liseleri önündeki katsayı sorununu kaldırma vaatlerinde bulunmuştur; başörtüsü sorununu çözeceği vaatlerinde bulunmuştur; fakat, bunların hiçbirisini gerçekleştirmemiştir; bunları bilerek yapmamışlardır. İşte, bu iki durum AK Partinin reddi miraslarıdır.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Din sömürüsü yapma.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Ben burada din sömürüsü yapmıyorum arkadaşlar. Benim üniversiteyi bitirmiş dört çocuğum var, ikisini imam-hatip lisesinde okuttum, çocuklarımdan birisi de ilahiyat fakültesi mezunudur. Sadece siyasî olarak değil, bir veli olarak da ben bunun ıstırabını çekmiş insanım. İyi dinliyor musun değerli meslektaşım?..

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Bağırma, yeter.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Akıllı ol.

Değerli arkadaşlarım, ondan sonra, iktidar olduktan sonra çıkıp timsah gözyaşları döküyorsunuz.

Bakın, şimdi size bir belge sunuyorum. Bu, AK Partinin suçüstü yakalanışının bir fotoğrafıdır. (AK Parti sıralarından "ayıp" sesleri)

Sayın Abdüllatif Şener, çok büyük, dürüst, kaliteli bir devlet adamıdır; kendisine her konuda güvenirim ve sınırsız derecede bir saygım vardır. Bakın, Posta Gazetesinin 21.11.2005 tarihli nüshasında ne diyor: "AKP'nin Ankara'daki Siyaset Akademisinde ders veren Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener'e, geçen cuma, bir partili ‘başörtüsü sorununun çözüleceğine dair söz verdiniz; ama, yerine getirmediniz’ diye sitemde bulundu. Şener, bu konuda söz vermezsek bu kez oy alamıyoruz itirafında bulundu. Bakan Şener, haydi ben sözümü tutmadım, peki, siz seçmen olarak neden beni, bunlar yerine getirilecek sözler değil diye uyarmadınız diyerek AKP'ye oy veren seçmeni de suçladı." Değerli arkadaşlar, işte bu suçüstü yakalanışın bir fotoğrafıdır.

Ben burada ne demek istiyorum: Değerli arkadaşlar, samimî dindarları oyalamayın, onları istismar etmeyin. Ben bunları demek istiyorum değerli arkadaşlar. Bunlar reddi mirasınız; mağdur bıraktınız.

İktidara gelmeden önce seçim meydanlarında ve o süreç içerisinde Sayın Başbakan için "kimsesizlerin kimsesi" diye bir slogan vardı. Haşa, kimsesizlerin kimsesi Cenabı Allah'tır. O söz bir şirktir; ben onu kabul etmiyorum; ama…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)O zaman itiraz etseydin.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Sus ve dinle! Sus ve dinle; ben hep itiraz ettim. İl başkanıydım, hep itiraz ettim "bu, şirktir" dedim. Ama, siz, geldiniz iktidara, kimselilerin kimsesi oldunuz. Bunu, burada açıklamak durumundayım.

Sadece durum bundan ibaret değildir. Leyla Şahin davasında -bu da eğitimimizin bir sorunsalıdır değerli arkadaşlar- Sayın Dışişleri Bakanı demeç veriyor "yasakları savunmak kimseye şeref kazandırmaz." Maalesef, birçok hükümet üyesinin olduğu gibi, Sayın Dışişleri Bakanı da dışarıya karşı sol gözünü kırpıyor, iç kamuoyuna karşı sağ gözünü kırpıyor. Sol gösterip sağ vuruyorlar. Bakın, burada, itiraflar var değerli arkadaşlar.

RECEP KORAL (İstanbul)Yine gazete haberi mi?!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Haber bu, haber; çıksın yalanlasın. Sayın Bakan, çıksın, yalanlasın bu haberi.

Değerli arkadaşlar, bakın "yasak savunmasını Gül istedi" Arkadaşlar, yasak savunmasının ifadeleri var burada; avukatın ifadeleri var. Bakın, buradan okumak istiyorum değerli arkadaşlar: "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ulemaya sorulması gerektiğinin…" (AK Parti sıralarından gürültüler) Küçük, arkadaşlar...

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa)Maddeyle ne ilgisi var?!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Maddeyle ilgisi var, maddeyle ilgisi var arkadaşlar. Orada savunma yapan avukatımız, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin avukatı Şükrü Alpaslan "bu yasağı savunmayı, Sayın Dışişleri Bakanı istedi" diye itiraf ediyor. Arkadaşlar, bu, ikiyüzlülüktür; bu, sığmaz… (AK Parti sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 6 Aralık 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook