İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Ümmet Kandoğan

Denizli Milletvekili ·

Genel Kurul, 27. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Aralık 2005 · 739 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ümmet Kandoğan, 6 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 739 kelime.

Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-12-06-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Önergemizi şu maksatla verdik: Biraz önce de konuşmamda, bu kanun tasarısının çok aceleyle hazırlandığını, belli bir altyapısının olmadığını ifade etmiştim. Şimdi, buradaki 4 üncü maddedeki bu üç aylık bir süre de söz konusu olunca, bu düşüncem daha da pekişmiş oldu.

Ben cumartesi günü Türkiye Sakatlar Konfederasyonunun 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla yapılmış olan toplantısına katıldım. Biliyorsunuz, bu sene içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir Özürlüler Kanunu kabul edildi. Ancak, orada, Sakatlar Konfederasyonunun yetkilileri şunu söylediler: Bu Özürlüler Kanunu özürlü olarak kanunlaştı şeklinde ifadede bulundular. Bunların gerekçelerini sıralarken de -o gün, o kanun görüşülürken burada ben de onu söylemiştim; tutanaklarda da var- Özürlüler Kanununun yürürlüğe girmesi için tam 13 adet yönetmeliğin çıkarılması lazım. Ben o gün buradan, kürsüden de söylemiştim, bu 13 adet yönetmeliğin çıkarılması çok uzun zaman alır; bununla ilgili, bürokratlarımız ciddî çalışmazlar şeklinde ifadelerde bulunmuştum ve cumartesi günkü kongrede de aynı ifadeler söylendi. Bu yönetmeliklerle ilgili henüz ciddî çalışmanın olmadığı söylendi.

Şimdi, burada da üç aylık bir süre var. Üç aylık süre niçin konulmuştur; şimdi altyapısı hazırlanmadığı için konulmuştur. Şimdi, ben bakıyorum, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün var, Tarım Bakanlığının okulları var. Bunlar kaç tanedir ve bunlarla ilgili komisyon üç ay ne yapacaktır?! Yani, bu, bu kadar zor mudur; niçin üç ay bunlara süre veriyoruz?

Şimdi, bugün, AK Parti Grup önerisiyle ilgili, Grup Başkanvekillerimiz geldiler, söylediler: "Bu kanun Türkiye için çok önemli." Çok önemliyse, sadece hangi okulların binalarının, gayrımenkullerin devredildiğini tespit etmek için kurulacak bir komisyona niçin üç ay süre veriyoruz? Bu komisyon eğer ciddî manada çalışırsa, bu bir ay içinde olan bir hadisedir, bitecektir. Onun için, biz, lütfen bu kanunları hazırlarken, bu kanunları burada görüşürken, bunun en kısa yoldan, en kısa şekilde hayata nasıl geçirileceğinin de hesabını yapmamızda fayda mütalaa ediyorum.

Yine bu dönemde, bu okulların yapılmasıyla ilgili olarak, yine çok önemli, sadece bu döneme hasmış gibi ifadelerde bulunuldu. Ben, bu dönemde yapılan kampanyalardaki çalışmalarından dolayı ilgilileri kutluyorum, Sayın Bakanımızı kutluyorum. Ancak, buradan bir hususu daha belirtmek istiyorum: Bunları sadece kendi döneminizle münhasır olarak kabul ederseniz, yanılırsınız.

Bakın, Denizli'de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmeden önce -altını çiziyorum- Denizli'de yapılan her 4 okuldan 1'ini Denizlili hayırseverler yaptırmıştır, Denizlili hayırseverler… Yani, geçmişte, sizin olmadığınız dönemde de bu kampanyalar ciddî şekilde yapılmış ve Türkiye'nin çok büyük sayısındaki ilinde bu kampanyalar başarılı olmuştur. Mesela, bir Kayseri örneği vardır. Kayseri'de de, Kayserili hayırseverler, Kayserili vatandaşlarımız bu iktidar döneminden önce de Kayseri'de çok büyük ölçüde okullaşma kampanyalarına katkı sağlamışlardır.

Benim kendi ilçemden bahsediyorum, Babadağ İlçesinden… Babadağ'da yapılan, geçmiş dönemde yapılan hizmetlerin altında hep Babadağlı hayırsever işadamları vardır. Onun için, bu okullaşmaların, bu yapılaşmaların, bu kampanyaların sadece kendi döneminize has olduğunu iddia edecek olursanız yanılırsınız, yanlış söylemiş olursunuz ve bugüne kadar bu kampanyalarda devletinin yanında yer almış olan vatandaşlarımızı incitirsiniz.

Yine, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın "olmayan kaynaktan öğrencilerimize ne vereceğiz" ifadesini de yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. Başka konular olduğunda, Türkiye güllük gülistanlık, ekonomi şöyle büyüyor, böyle büyüyor; Sayın Mehmet Ali Şahin de, biraz önce, Sayın Bakanımız da geldiler burada söylediler; ama, öğretmene gelince, hani oradaki kaynaklar, o çok güzel, çok büyüyen, çok kalkınan Türkiye'deki kaynaklardan niçin öğretmenlere vermiyoruz?! O zaman diyor ki Millî Eğitim Bakanımız: "Olmayan kaynaktan ne vereceğiz?" O zaman, bunu bir tespit edelim; Türkiye'de kaynak var mı yok mu; işinize geldiğinde Türkiye'de kaynaklar gayet güzel, büyüme güzel, doğrudan yabancı yatırım güzel, istihdam güzel, ihracat güzel; ama, öğretmene bir kaynak aktarımı söz konusu olduğunda, "olmayan kaynaktan öğretmenimize ne vereceğiz!.." Bunun, son derece yanlış ve üzüntü verici ifadeler olduğunu ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Yine, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza burada sormak istiyorum; meslek liselilerin üniversite imtihanına girme noktasındaki bugüne kadar yapılan haksız uygulamaların sonu ne zaman bitecek Sayın Bakanım? Bu kürsüden sizin bir hayli konuşmanız var, Sayın Başbakanın konuşması var; 50 ton, 50 kilogram taşla, ayaklarındaki taşla imam-hatip lisesi mezunlarının ve meslek lisesi mezunlarının diğer düz lise mezunlarıyla yarıştığını ifade ettiniz, haksızlık olduğunu ifade ettiniz. İktidarınız döneminde üç üniversite imtihanı geçti sayın milletvekilleri, üç imtihan; bu haksızlığı ne zaman düzelteceksiniz; ben, buradan, Sayın Millî Eğitim Bakanına soruyorum; ne zaman düzelecek bu haksızlık Sayın Millî Eğitim Bakanım? Sizin burada açık beyanlarınız var, Sayın Başbakanın beyanları var; ama, bu meselelerin de burada gelinip ciddî bir şekilde sizler tarafından açıklanması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, sürem de doldu. O bakımdan, ben, bu 4 üncü maddedeki üç aylık süre meselesinin çok uzun olduğunu ve bu sürenin bir ayla sınırlandırılması gerektiği inancımı ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 6 Aralık 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook