2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 502 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 502 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 17 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi, Anavatan Partisi Grubu adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ta başından beri en büyük sorunlarından birisi bürokratik dirençtir. Değerli arkadaşlarım, zaman zaman, gelen Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümetleri bürokratik direnci kırmak için çeşitli çalışmalar yapmış, bazen kısmen muvaffak olmuş, bazen de olamamışlardır; fakat, ne yazık ki, AK Parti Hükümeti işbaşına geldiği zaman, bürokratik direnç daha da azgınlaşmış, daha da kanserleşmiş ve daha da dirençli bir hale gelmiştir. Bunların sebeplerinden birisi değerli arkadaşlar, siyasî erkin, yani, milletin size verdiği siyasî gücün Sayın Başbakan tarafından elinizden alınmasıdır. Bunu en iyi AK Partili milletvekilli arkadaşlarım bilmektedir.
Bunlardan birincisi şudur değerli arkadaşlarım: Biz yeni milletvekili olduğumuz zaman, Sayın Başbakan defalarca -birkaç defa- bize şunları söylemiştir: "Bakanları rahat bırakın, rahat çalışsınlar." Bunun üzerine, bakanlar, milletvekillerini, çok özür diliyorum, amiyane tabirle, takmamaya başlamıştır. Daha sonra da, bu şımarıklık, taa bürokratlara kadar inmiştir. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz; bunu, hükümetteki değerli arkadaşlarım -ki, yüzde 90'ını seviyorum, saygım var- daha iyi bilirler; bir daire başkanının bile sizin telefonlarınıza çıkmadığını çok iyi bilmekteyiz. Ben, aslında, şunu kastetmek istiyorum; siyasî gücü, Sayın Başbakanın, sizlerin veya bizim elimizden alarak bürokratlara vermesidir. Bunlardan biri, Çevre Bakanlığı ile Orman Bakanlığının birleştirilmesi; bir diğeri, Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığının birleştirilmesidir.
Birinci derecede şunu irdelemek istiyorum:
Değerli arkadaşlar, çevre ile ormanın ne ilgisi vardır Allahınızı severseniz; eğer ilgisi varsa, bütün bakanlıklarla ilgisi vardır; tarımla vardır, kültürle vardır, turizmle vardır, her şeyle vardır. Dünyada çevre bilinci gelişirken, biz, çevre ile ormanı, Sayın Başbakanın kulağına kim üflediyse, birleştirdik. Dünyada, ileri Batı ülkelerinde Çevre Bakanlıkları müstakilken, biz getirdik, çevre bilincini de değerli arkadaşlarım, maalesef, köreltmeye başladık ve çevreyi yok ediyoruz. Çevreyi yok ediyoruz; bu arada ormancılığımıza da zarar vermeye başladık ikisi bir arada olunca değerli arkadaşlarım.
Diğer bir konu, Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığının birleştirilmesi.
Değerli arkadaşlarım, kültür, milletlerin hayatında olan en önemli unsurlardan biridir. Kültür Bakanlığı, mutlak surette müstakil olmalıdır. Eğer bir ülkede kültür yoksa, o ülkede kalkınma hızı da durur, cinayetler de çoğalır, sosyal facialar da çoğalır ve ayrıyeten, bürokrasi daha da kanserleşmiş bir hale gelir.
Bunlar da yetmedi, değerli arkadaşlarım, mevcut olan devlet bakanlıklarının çoğunu da, maalesef, Sayın Başbakan kullanmadı. Bunun anlamı nedir; yetkilerin, arkamızda yazılı olan yazıya rağmen, Büyük Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözüne rağmen, yetkilerin bürokrasiye devrinden başka bir şey değildir değerli arkadaşlarım. Devlet bakanlıkları kullanılmalıydı.
Ondan sonra ne yaptık; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin önemli kuruluşlarını, getirip çeşitli bakanlıklara -çok sayıda- bağladık. Bir atasözü vardır; "koyunu saldım çayıra, gerisini Allah kayıra." Maalesef, bakanlıklarımız da, sayın bakanlarımız da, kendilerine bağlı bu kuruluşlarla ilgilenmez hale geldiler, buraların genel müdürleri de, her birisi birer kral kesildi, siyasî iradeyi dinlemez hale geldiler değerli arkadaşlarım.
Bunlar da yetmiyor; Sayın Başbakan "inşallah, biz, gerektiği zaman, bu bakanlıkların sayısını daha da azaltacağız" diyor. Bu, vahim bir ifadedir değerli arkadaşlar. Bu, millet egemenliğinin bir avuç bürokrata teslim edilmesinden başka bir şey değildir değerli arkadaşlarım; ama, yeri geldiği zaman, Sayın Başbakan, bürokratik oligarşinin zulmünden bahsediyor. Evet…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
174 konuşma daha · 26 Aralık 2005