Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 52. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Ocak 2006 · 940 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 19 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 940 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 19 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-01-19-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı bazı okulların Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmasıyla alakalı yasa tasarısının 13 üncü maddesinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Genel Kurulu en derin saygılarımla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, bu maddeyi vesile ederek -burada, tabiî, bu 13 üncü maddede küçük bir ibare var- kanunun ruhuna uygun olarak, ben, Türk millî eğitiminin bazı problemleri üzerine Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de ÖSS'ye başvuran adayların ancak üçte 1'i -açık öğretim fakülteleri dahil olmak üzere- üniversiteye kaydolabilmektedir. Bu adaylardan ortaöğretimin son sınıfında olanların toplam adaylara oranı, yaklaşık yüzde 33 seviyesindedir. ÖSS sisteminin mevcut haliyle büyük mağduriyetler oluşturduğunu ve tatmin üretmediğini biliyoruz. Mevcut ÖSS sistemi, zaten ortaöğretim kademesini işlevsizleştirmekte ve yaklaşık 10 milyar dolarlık bir dershane pastası oluşturmaktadır. ÖSS sistemini değiştirme imkânı varken, bu yönde adım atılmalıdır diyoruz.
Adaletsiz katsayı sistemini değiştirerek, meslekî eğitim öğrencilerinin mağduriyetlerinin 2547 sayılı Yasanın 45 inci maddesindeki yükseköğretime geçiş esası değiştirilmek suretiyle düzeltilmesi olanaklıyken, neden kısmî bir çözümle imam - hatip lisesi öğrencilerine genel liseye geçme imkânı tanınmaktadır?! Bu, dindar kesimin eline horoz şekeri vermeye benzemektedir değerli arkadaşlar. Sorun, meslekî eğitime yönlendirme yapmak, meslekî ve genel lise oranını tersine çevirmek, meslekî eğitimle piyasaya ve sanayie uyumlu kılmakken, bu durum, tam da tersi sonuç doğurmuyor mu diye soruyoruz Sayın Bakana buradan.
Meslekî eğitimde geleneksel yaklaşım hâlâ korunmaya devam ediyor. Meslekî eğitimin, sanayi ve işgücü piyasasıyla entegre bir yeniden yapılanmaya tabi kılınması, meslekî eğitim standartlarının acilen oluşturulması gerekiyor. Piyasada 600 meslek icra edilirken -hatta daha fazlası- 100 mesleğin eğitimi yapılabiliyor. Üstelik, meslekî eğitim mezunlarının işsizlik oranları, düz lise mezunlarından daha yüksek. Sistemde ciddî bir çarpıklık var, buradan anlıyoruz ki. Ancak, görüldüğü kadarıyla hükümet, meslekî eğitim sorununu çözmede iyi bir noktada değildir. Yönetmelik değiştirmek suretiyle yapılmak istenen meslekî eğitim öğrencilerinin düz liselere geçişine dönük değişim, açık şekilde imam - hatip liselerinde okuyan öğrencilerimize sahte bir umut vermek dışında bir çözüm değeri taşımayacaktır; çünkü, YÖK'ün katsayıları düzenleme başta olmak üzere tüm yetkileri yerli yerinde dururken, önümüzdeki dönem bu tür mezunlara düşük katsayı uygulanmasının önünde hiçbir engel yoktur. Bu nedenle, Anayasa ve yükseköğrenim alanını düzenleyen 2 547 sayılı Yükseköğretim Yasası değiştirilmeden yapılacak bir düzenleme, maalesef, hem mağduriyetin derinleşmesine hem de meslekî eğitimin tümüyle yozlaştırılmasına neden olacaktır.
Öğretmen maaşlarının yetersizliğinden, okul, derslik, laboratuvar, öğretmen açıklarından burada bahsedildiği için geçiyorum değerli arkadaşlar, diğer arkadaşlar tarafından.
Bütün bir yükseköğretim ve meslekî eğitim sorununu yeniden imam-hatip meselesi halinde takdim edip, bu konuya sıkıştıran hükümet, çözecekmiş gibi yaparak, toplumu ve eğitim sistemini sürekli gerginlik içinde tutmaktadır. Çözüm, Türkiye'nin ortaöğretim ve yükseköğretim sistemlerinin acil olarak yeniden yapılandırılmasıdır; ortaöğretim, akademik eğitimin ağırlığının meslekî eğitime etkin bir yönlendirme yapılarak azaltılmasıdır. Diğer yandan, piyasaların ihtiyaçlarıyla uyumlu, uluslararası standartlarda ve kalitede meslek ediniminin sağlanması yönünde yeniden yapılandırılmalıdır. Bu amaçla da, imam-hatip okulları da dahil, tüm meslekî eğitimde uygulanan akıl dışı ve adaletsiz katsayı tedbiri ortadan kaldırılmalıdır.
Toplumu ve kurumları germek yerine, gerçek çözümler ortaya koymak, siyasetin temel sorumluluğudur. Bu kapsamda, Anavatan Partisi olarak, yükseköğrenim reformu için gerekli anayasa ve yasa değişikliklerinin yapılabilmesi amacıyla hükümete çağrı yaptığımız halde, sorunu anayasal planda çözecek sayısal çoğunluk Anavatan Partisi Grubunun katkılarıyla olanaklı olduğu halde, bu çağrımız, maalesef, hükümet tarafından dikkate alınmamıştır. Hâlâ toplumsal ve kurumsal mutabakattan bahsediliyor olması, hükümetin sorunu çözme isteğinin olmadığının açık bir kanıtıdır. Açıkça, hükümet, sorunu orta yerde bırakıp, bir sonraki döneme seçim dinamiği yapmak istiyor, siyasî prim elde etmek istiyor. Maalesef, milyonlarca gencimiz ve aileleri, hükümetin siyasî hesabına kurban ediliyor.
Değerli arkadaşlar, diğer bir konu: Yoğun yabancı dil uygulanan hazırlık sınıfı uygulamaları, Millî Eğitim Bakanlığınca alınan kararla, anadolu liselerinden kaldırıldı. Gerekçe olarak, yeni uygulamada, toplamda alınacak yabancı dil dersi yükünün daha fazla olacağı belirtildi. Oysa, bu yılın müfredatına baktığımız zaman, ortaöğretimin lise 1 ve 2 nci sınıflarında haftada 3'er saat olan yabancı dil dersinin anadolu liselerinde 1 inci sınıfta haftada 10 saat; 2, 3 ve 4 üncü sınıflarda ise 4'er saat olduğu görülmektedir. Bu ders saatleri, toplamda, kaldırılan eğitimdekinden daha fazla değildir. Bakanlık, yabancı dildeki öğretmen açığını kapatmak adına, çocuklarımızı yabancı dil eğitiminden mahrum eder görünmektedir. Hazırlık sınıflarının kaldırılarak yabancı dil derslerinin azaltılmasındaki esas hedef nedir? Sayın Bakana buradan soruyorum.
Yaklaşık 130 okul hiçbir altyapısı olmadan anadolu lisesine çevrildi. Bu okullardaki öğretmenler okullarından gönderiliyor, çalıştırılmıyor. Mevcut okullara anadolu lisesi tabelası takılmasıyla anadolu lisesi haline gelip gelmeyeceğini tekrar düşünmek zorunda değil misiniz Sayın Bakanım?!
Tüm Avrupa Birliği ülkelerinde okul öncesi eğitim zorunludur. Her konuda AB müktesebatına uyum sağlayan hükümet, neden okul öncesi eğitimi zorunlu kılan bir düzenleme yoluna gitmiyor? Bunu da Sayın Bakanıma soruyorum bu kürsüden.
Bakanlık, medyada geniş ölçüde yer alan, neredeyse bir kampanyayla müfredat değişikliğine gitti. Görülen odur ki, ancak 5 kitabın değişimi yapıldı. Kaldı ki, beklenen, bilgi depolamaya dayalı endoktrinasyon ve bilişimsel öğrenme işlevinin egemen olduğu öğretmen odaklı müfredatın, öğrenci odaklı, öğrenmeyi hedefleyen, ilgiyi, yeteneği dikkate alan entegre bir müfredat haline getirilmesiydi. Pozitivist düşünce ve akıl yürütme, saçaklı mantıkla yer değiştirilecekti. Maalesef, Anavatan Partisi olarak, amacına, yapı olmak istenene destek veriyor olsak da, uygulamanın, yazılan kitap içeriklerinin, bu çerçevede olmadığını müşahede ediyoruz. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, bu konuda tüm gerçekleri söylemiyor. Eğitim alanındaki akademisyenlerin büyük çoğunluğundan, yapılan müfredat değişikliğine ilişkin ciddî eleştiriler alıyoruz. Tüm ders kitapları için müfredat değişikliği ne zaman yapılabilecek Sayın Bakanım? İlgili tarafların mutabakat sağladığı değişim perspektifinin hayata geçirilmesi ne kadar vakit alacaktır? Akademik camianın değerlendirmeleri dikkate alınacak mıdır Sayın Bakanım?
Millî Eğitim Bakanlığı, yaklaşık 700 000 personele sahip bir bakanlıktır; merkez teşkilatında önemli sayıda personel çalışmaktadır. Bakanlık, meslekî eğitim dahil, üç ayrı genel müdürlüğe ayrılmıştır. Üç yıldır bakanlığın yeniden yapılanması gündemdedir; ancak, ne hizmetlerin yerel yönetimlere devredilmesi ne de bakanlığın kurumsal düzeyde yeniden yapılanması konusunda tek bir adım dahi atılmamıştır. Bakanlık hizmetlerinden öğretmenler dahi zor yararlanabilmektedir. Bürokrasinin bu kadar ağır işlediği, hizmetlerin etkin yürütülmediği…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 19 Ocak 2006