İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 17. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302

İsa Gök

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 17. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Kasım 2008 · 1.009 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsa Gök (CHP), 13 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 1.009 kelime.

İsa Gök (CHP, Mersin). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2008-11-13-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin)Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Anlaşılan o ki bir on dakika sonra bu mümtaz kanun mevzuatlarımız arasına girecek. Son madde. Kanunumuzun adı “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı.”

Şimdi arkadaşlar, bu absürt yaklaşımı izah için bir şey hatırlatmak istiyorum size. 2007 yılının ocak ayında yine sizlerin oylarınızla bir kanun geçti Meclisten, Petrol Kanunu. Bu öyle bir kanundu ki –bu 5574 sayılı Kanun- Amerika’nın işgal altındaki Irak Hükûmetine, Meclisine kabul ettiremediği bu kanunun benzerini, sizlerin alkışlarınız arasında Türkiye kanunlaştırdı, bu kanunu. Allah’tan ki Sayın Ahmet Necdet Sezer bunu veto etti, tekrar huzura getiremediniz. Derken bu kanunun yani kabul ettiğiniz kanunun mehazının, ana kaynağının BP, British Petroleum olduğu ortaya çıktı, tekrar buraya geri getiremediniz. O kanunun başında bir kelime vardı: “Türk Petrol Kanunu.” Şimdi aynı absürt yaklaşım burada da var: “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı.” Bu kanun sıcak paraya ilişkin bir kanun, değil mi? Finansal sektöre ilişkin yani bankacılığa ilişkin. Fortis, Belçikalılara; Denizbank, Fransız-Belçika ortaklığına; HSBC, İngiltere’ye; Yapı Kredi, İtalyanlara; Akbank, bir ABD’li bankaya; TEB, Fransız; Şekerbank, Kazaklara; Eurobank Tekfen, Yunanlılara; Bank Pozitif, İsrailli bir bankaya; Turkish Bank, Kuveytlilere diye sıralama gidiyor. Sonuçta, Türkiye bankacılık sisteminin yabancıların kontrol ettiği payı yüzde 50’ye çıkıyor.

Arkadaşlar, Avrupa Birliği ülkeleri, kendi ülkelerinde yabancı payını bankalarda yüzde 20’nin üzerine asla çıkartmıyor. Bizde yüzde 50’lerde. Eğer bir de Ziraat Bankasıyla zaten Halk Bankasını da satarsanız olacak yüzde 80 ve bu kanunun adı “millî ekonomiye katkı kanunu.” Tebrik ediyorum, hakikaten tebrik ediyorum!

Bankacılık önemli arkadaşlar. Niye önemli biliyor musunuz? Çünkü finans sektörü, bir ülkede mümtazen terfi edecek sektörü -hizmet, üretim, bu sektörü- veya tasfiye edilecek olan sektörü belirler. Verdiği kredilerle istediği sektörü çıkartır ayağa, istediğini batırır, yok eder. O yüzden bankacılık sektörü tüm dünya ekonomilerinde hassas ve en önemli sektördür ama siz “millî varlık, millî ekonomi” diyerek bankaları sattınız.

Diyorsunuz ki: “Bu paralar kara para değil, sisteme dâhil paralar.”

Tabii, ben bütün AKP’li vekil arkadaşlarımızın MASAK’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) bir rehberini okuduğunu çok iyi biliyorum, mutlaka okumuşsunuzdur arkadaşlar. Bu Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi’nde MASAK kara paranın sisteme dâhilini düzenleyen on bir sistem açıklamış, bakın: “Şirinler yöntemi, parçalama yöntemi, vergi cennetleri (Offshore merkezleri), tabela bankaları (shell banklar), tabela şirketleri (paravan şirketler), göstermelik şirketler, otofinans borç yöntemi -loan back diyorlar buna, biliyorsunuzdur mutlaka bunları siz- döviz büroları var, resmî olmayan havale sistemleri var, sahte veya yanıltıcı fatura var -bunları Maliye Bakanlığımız biliyor, çok iyi biliyor- fonların fiziken ülke dışına kaçırılması falan var. Yani sizin “kara para” dediğiniz… “Biz yalnızca sisteme dâhil paraları, tevsik edilen paraları getireceğiz.” diyorsunuz ya, zaten bu paraların tümü bir şekilde sisteme giriyor arkadaşlar, siz kimi kandırıyorsunuz? Bunlar sisteme giren paralar.

Bu ekonomi anlayışı bir sanal ekonomi anlayışı arkadaşlar. Getirdiğiniz sıcak parayı siz bankacılık sektörü için getiriyorsunuz. Bu ekonominin sizin hocanız Sayın Erbakan’ın deyimiyle diğer anlatımı “rant ve faiz ekonomisi”dir. Nasıldır bu? Açıklayayım: Sizin yabancı yatırım diye anladığınız şey yalnızca Türkiye’ye gelen sıcak para. Bu yabancı yatırım değildir. Dünyanın en yüksek faizini biz veriyoruz, Türkiye veriyor. Yabancıların parasına yüksek faiz vererek Türkiye'nin sömürülmesine aracılık ediyorsunuz.

İkincisi, bir kavram kargaşası yaratılıyor. Bakın arkadaşlar -hukukta da okuttular iktisat dersini, ekonomi dersini, biz okuduk bunları- yabancılar Türkiye’ye gelip yalnızca hazır KİT’lerimizi alıyor, büyük markalarımızı alıyor, bitiriyor, sömürüyor, posasını bırakıyor. Buna da siz, yabancılar gelip fabrikamızı aldı diye “yabancı yatırım” diyorsunuz. Bunun adı plasmandır, yabancı yatırım değildir bu. Siz plasmanla yabancı yatırımı karıştırıyorsunuz. Lütfen bu plasman konusunu açıklığa kavuşturun ve bunların yabancı yatırım olmadığını, dünyada da bunlara “plasman” dendiğini “yabancı yatırım” denmediğini şu halka bir izah edin.

Arkadaşlar, o kadar millî bir kanun çıkartıyorsunuz ki bakın ben size örnek vermek istiyorum. Çin’in bir petrol devi var, CNOOC. Amerika’nın da enerji şirketi var, UNOCAL, satılıyordu arkadaşlar. Çin’in CNOOC şirketi büyük bir teklif verdi. Amerikan Hükûmeti, George Bush yönetimindeki Hükûmet devreye girdi, dedi ki: “Satılmaz.” Neden? “Ulusal çıkarlarımıza aykırı.” Neden? “Bir sektörde yabancı bir şirketi, Çin’i güçlü konuma getiriyorsunuz.” ve Amerikan Hükûmetinin, o büyük liberal Hükûmetin kararlarıyla, arkadaşlar, Amerika’nın Chevron şirketinin 1,5 milyar dolarlık düşük teklifine satıldı bu petrol şirketi, sattırmadılar dışarıya. Bundan herhâlde sizlerin alacağınız çok büyük dersler vardır.

Arkadaşlar, bu kanunun 3’üncü maddesinin (6)[okunamadı]’ncı fıkrası vardı, çok tehlikeliydi. Grup Başkan Vekilinizin olumlu yaklaşımları oldu fakat bakın, bu tür kanunlarla Türkiye'nin aslında siz mevzuat bütünlüğünü bozuyorsunuz. Nasıl bozuyorsunuz onu açıklayayım size.

Bizim bu kara para üzerine dört tane uluslararası sözleşmemiz vardır arkadaşlar:

1) Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Palermo Konvansiyonu; buna uymak zorundasınız.

2) Suç Kaynaklı Gelirlerin Aklanması, Aranması, Zaptedilmesi ve Müsadere Edilmesi Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Strasbourg Konvansiyonu; uymak zorundasınız.

3) Uyuşturucu ve Psikotrop Maddeler Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi yani Viyana Konvansiyonu; uygulamak, uymak zorundasınız.

Bu kanunlara uymuyorsunuz çünkü dünya bu tür kanunlara geçit vermiyor.

Haa, bizim mevzuatımıza da uymuyor yani ulusal mevzuatımıza da uymuyor. Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’umuz vardı, 1918 sayılı Kanun. Bu Kanun ki 1932’den beri uygulanıyordu. Hükûmetiniz döneminde, 2003 yılında 4926 sayılı bir Kanun getirdiniz, kaçakçılıkla mücadeleyi imkânsız hâle getirdiniz. Derken yetmedi, 2007’de 5607 sayılı Kanun’la bir değişiklik daha yaptınız arkadaşlar, kaçakçılıkla mücadeleyi imkânsız hâle getirdiniz. Bu mevzuat, yani şu getirdiğiniz kanunlar silsilesi elde bulunan bu Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nu dahi devre dışına bırakıyordu.

Mevzuatta bozduğunuz yalnız bu değil arkadaşlar, bunun haricinde Ödünç Para Verme İşleri, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun; bunları da fiziken uygulanamaz hâle getiriyorsunuz. Kara paranın aklanması mevzuatı, arkadaşlar, Türkiye’de bu getirdiğiniz kanundan sonra uygulanamayacaktır.

Şimdi, bunlar yapıldı, bu noktaya geldi. Amaç ne arkadaşlar? Amaç yurt dışından buraya sıcak paranın gelmesi, sisteme dâhil veya değil.

Arkadaşlar, biraz düşünün lütfen, bakın milletvekilisiniz. Almanya’da bulunan bankadaki güvenceler varken, ekonominin güvencesi varken, İsviçre bankalarındaki güvenceler varken insanlar bankalardaki paralarını niye getirsinler Türkiye’ye? Faiz için.

Bavul diyorsunuz, bavullarla, torbalarla para gelmesinden bahsediyorsunuz arkadaşlar.

Bakın, size birkaç soru soracağım: Sayın Bakanım, bu kanunun hazırlanışı bu finansal piyasadaki kriz üzerine mi yoksa daha eski tarihli mi? Ben çok iyi biliyorum ki bu kanunun hazırlanışı bir yılı geçkin bir zamana tekabül ediyor. Ya büyük bir öngörü -tebrik etmek lazım, büyük bir öngörü- ya da işin içinde başka bir şey var. Bu kanunun içerisinde, arkadaşlar…

Sayın Başkanım, bir dakikamı ilave edeceksiniz değil mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 13 Kasım 2008

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook