İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

İsmail Özay

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 1.217 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmail Özay (CHP), 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.217 kelime.

İsmail Özay (CHP, Çanakkale). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-ozay-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZAY (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 üncü maddeyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek üzere, söz almış bulunuyorum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu madde içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez yeni bir yönlendirmeyi yapmaya çalışacağız; çünkü, bundan önceki yıllarda köye hizmet götürme çalışmaları merkezî idare tarafından, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılır ve merkezî kaynaklardan gerçekleştirilirdi. 2005 yılı içerisinde yaptığımız üç yasal değişiklikle birlikte, artık, bu hizmetlerin yürütülmesini il özel idareleri kanalıyla ve iki büyükşehir belediyelerimiz kanalıyla gerçekleştireceğiz. Ama, bununla ilgili, yaklaşık dokuz aydır, bir örnekle karşı karşıyayız. Ben bütçenin 14 üncü maddesini ele alırken, iki noktada bu değerlendirmeyi yapacağım; bir, kurumsal olarak, acaba bu hizmeti nasıl götürdüğümüz konusundaki dokuz aylık değerlendirmeyi yapacağım, daha sonra da ikinci olarak bütçe kaynaklarıyla ilgili değerlendirmeyi ifade etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, özel idare ve büyükşehir belediyelerini temmuz ayında tekrar yapılandırdık bu anlayış içerisinde; ama, esas değişikliği, 2586 sayılı Yasayı 13 Ocakta çıkardık. Özellikle, 28 Ocakta bir maddesi, geçici 6 ncı maddesi yürürlüğe girdi. Bu geçici 6 ncı madde şundan bahsediyordu: "Bakanlar Kurulu, bir yıl içerisinde, devir işlemlerinin usul ve esaslarını belirlemesi gerekir" diyordu. Ama, aradan yaklaşık onbir ay geçmiş olmasına rağmen, bu anlamda hiçbir adım atılamadı. Bunun sonucunda, özellikle Köy Hizmetlerinden il özel idaresine geçen personel konusunda büyük sıkıntılar var. Bir kere, personelin görev tanımları yok, kadroları belli değil, şube daire başkanları gibi bölümleri oluşturulmamış ve yetki sorumlulukları karmaşası var. Bu yaklaşım içerisinde, bu karmaşa nedeniyle, geçişler, yatay geçişler, istifalar, hatta yerelinde oluşan siyasî baskılar nedeniyle yaklaşık 4 800 - 5 000 civarında, ağırlığı teknik eleman olmak üzere, bu kuramlardan ayrılmalar, istifalar, emeklilikler oluşmuş durumda.

Bu yapı içerisinde, özellikle teknik hizmetlerdeki bu personel azalması, bu hizmetlerin yürütülmesi noktasında önemli eksikleri oluşturacak.

Toplusözleşmelerden kaynaklanan sosyal hakların farklı uygulanması söz konusu. Eskiden Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tek işverendi, şimdi 81 işveren var. Servis, yemek, yolluk gibi hizmetlerde aksamalar söz konusu olabiliyor. Bir kere, uygulamalar göstermiştir ki, küçük illerde, artık, tarımsal altyapıyı bu kaynaklarla yerine getirebilme olanağı, maalesef kalmamıştır. Özellikle, gölet, sulama kanalları gibi yatırımları, bu küçük kaynaklarla yerine getirmek biraz zor gözükmektedir. Hükümetin, yeni yasal düzenlemelerle, özellikle yerelinde bu hizmetler gerçekleştirilecekse, belli bir anlayışla yeni bir düzenleme yapması gerekir.

Bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Biraz önce Sayın Bakanımız da ifade etti; iktidar çevreleri, sık sık, yolsuzluğa damardan girildiğinden, hortumların kesildiğinden bahsediyor; ama, değerli arkadaşlarım, yerelde, il özel idarelerinin götüreceği hizmetler konusunda -14 üncü maddenin (c) bendinde de açık bir hüküm olarak ortaya çıkıyor- artık, tüm hizmetleri köy hizmet birlikleri kanalıyla gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Belki, pratikte şu denebilir; uzun bürokratik prosedür yerine bunu gerçekleştiririz diye düşünülebilir. Ama, değerli arkadaşlarım, köy hizmetleri birliğinin encümenleri bakın şunlardan oluşuyor: Bir kaymakam, iki il genel meclisi üyesi ve iki muhtar. Özellikle ihale komisyonlarının, teknik donanım bakımından yeterli noktada olması gerekirken, bu yapı içerisinde olması, yüzlerce, belki binlerce yeni küçük hortumun açılması anlamına gelebilir. Bu konuda dikkatleri çekmek istiyorum. Hoş, büyük hortumların, Galataportlarda, Kuşadası'nda, TÜPRAŞ ihalelerinde nasıl kesilip kesilmediği konusu da ayrıca değerlendirme konusu.

Değerli arkadaşlarım, bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Terörle mücadele konusunda, bu yasal yapılanmayla yeterli mücadeleyi yapabilme olanağı, maalesef gözükmüyor. Köye hizmet konusunda, kırsal kesime hizmet konusunda, asayiş ve sosyal öncelikler, siyasî önceliklerden daha öndedir; ama, bunları siyasî yapılanma içerisinde olan meclislere direkt olarak aktarabilmek zorlukları içerisinde olabilir; çünkü, terör belli bir istihbarat, çabuk karar verme anlayışını gerektirebilir. Güneydoğuda ve doğuda, bu anlayış içerisinde, terörle mücadelede kırsal kesime gidecek olan hizmetlerde belli aksaklıkların olması söz konusu gözüküyor.

Bir başka konuya önümüzdeki dönem açıklık getirmemiz gerekiyor. Bir meclis başkanlığı müessesesi oluşturduk il genel meclislerinde; doğaldır; ama, bunun tanımını ve tarifini yeterince yapamadık. Şimdi, bu arkadaşlarımız -doğaldır, tartışılabilir- makam aracı istiyorlar, protokolde yer istiyorlar, oda istiyorlar; bunlar önemlilikle belli gerginlikleri, belli tartışmaları oluşturuyor.

Değerli arkadaşlarım, bu bütçe konuşmasını hazırlarken, bu üç yasal düzenlemede, yirmibeş yılda yaptığımız üç yasal düzenleme konusunda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak yaptığımız eleştirileri gözden geçirme ihtiyacını hissettim, bir kısmı aklımdaydı; ama, detaylı olarak gözden geçirme ihtiyacını hissetim; ama, maalesef, üzülerek şunu söylüyorum: Orada ilettiğimiz tüm eleştiriler, maalesef, çok erken süre içerisinde su yüzüne çıkmıştır. Bundan mutluluk duymuyoruz. Keşke, o eleştirilerimizi Genel Kurulda arkadaşlarımız dikkate alabilselerdi.

O eleştirileri yaptığımızda bize söylenen şuydu:"Cumhuriyet Halk Partisi, programınızda olmasına rağmen, yerelleşmeye karşı çıkıyorsunuz." Değerli arkadaşlarım, bu yanlış anlaşılmayı o zaman da değiştirmiştik, şimdi de söylüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi yerelleşmenin karşısında değil, yerelleşmenin yanında; ama, bir şartla yanında; hiç tartışmasız, biz, yerel yönetimlerin yetkilerini artırırken, hukuksal ve demokratik denetimin artırılmasını önkoşul olarak ortaya çıkarıyorduk. İşte, biraz önce, köy hizmetleri birlikleriyle ilgili değerlendirmeyi yaptım. Denetim mekanizmasının olmadığı, Kamu İhale Kanununa tabi olmayan bir yapı içerisinde, önümüzdeki dönem, gerçekten Türkiye'de büyük sıkıntılar çekeceğimize inanıyorum.

Mesela, merkezî idare ile yerel yönetim arasındaki tanımı çok iyi yapmamız gerektiğini ifade etmiştik. Değerli arkadaşlarım, bakın, o tanım da iyi yapılmadı, neye göre iyi yapılmadı; şimdi, bakalım, valinin konumu. İl Özel İdareler Yasasının 29 uncu maddesine göre, vali, il özel idaresinin başkanı; peki, organları; il meclisi, il encümeni. İl meclisinin içerisinde vali yok, karar mekanizmasında yok; ama, il encümeninin başkanı. Değerli arkadaşlarım, valinin konumu, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir yapı içerisinde. Vali, il özel idare başkanı olarak denetleme ve vesayet yetkisi olan bir kişi; ama, encümende denetlenen kişi konumunda. Bunları bir kez daha gözden geçirmek, değerlendirmek durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, bir noktaya dikkatinizi çekerek, sürem içerisindeki söylemimi bitirmek istiyorum.

Şimdi, şüphesiz ki, bunları yerine getirirken iyi niyetle, seksen yıllık cumhuriyet tarihi içerisinde kurumların yıpranmasından, yapılaşmasından esinlenerek belli düzenlemeler yapmak istiyorsunuz. Bunları saygıyla karşılıyoruz. Gerçekten, kurumları düzenlememiz gerekiyor; ama, bu düzenlemeleri yaparken, yaptığınız yaklaşım, her yasada, her kurumu değiştirirken, bir kere bozmak, dağıtmak, ondan sonra bir araya getirmek anlayışı içerisinde oluyor.

Şimdi, baktığımızda, mesela içki yasağıyla ilgili -bir spekülasyon için söylemiyorum; ama, gündemin içerisinde olan bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum; içki yasağının da toplumda algılanması böyle- yönetmelikte doğru düzgün bir değişiklik yok; eski yönetmelik, merkezî idarenin kullandığı yönetmelik ile şu anda yerel yönetimlerin kullanması gereken yönetmelik arasında hiçbir fark yok; ama, değerli arkadaşlarım, uygulamada fark var, uygulayan makamın anlayışında fark var. Bakın, bazı makamlar, geleneklere, kurallara göre değil, saplantılara ve toplumu değiştirme amacına göre hareket ettikleri için bu aksaklıklar ortaya çıkıyor. Dış basında Türkiye aleyhinde çeşitli söylevler oluyor. Sevinerek söylüyorum, Adalet ve Kalkınma Partisinden, AKP'den arkadaşlarımızın, duyarlı arkadaşlarımızın bir kısmı, bunun yanlış olduğunu, uygulamaların eksik olduğunu söylüyorlar, ifade ediyorlar; bundan memnuniyet duyuyorum; ama, değerli arkadaşlarım, katılmadığım bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Başbakanımızın bu konudaki duyarlılığının biraz daha fazla olması gerektiğine inanıyordum; bakın, televizyona çıktığında bu değerlendirmeleri yaparken, Sayın Başbakan şunu söylüyor: "Bana kapatılan bir tane yer gösterin" diyor.

Değerli arkadaşlarım, doğrudur, şu anda kapatılan bir tane yer yoktur; ama, burası muz cumhuriyeti değil; ilkönce kapatacaksınız, sonra bölgeleri oluşturacaksınız, yönetmelikleri oluşturacaksınız… Böyle bir şey söz konusu değil; niyetiniz önemli, bu anlamdaki alınan kararlar önemli. Ha, bir kere yaptınız Kuşadası'nda; ilkönce ihaleyi yaptınız, sonra yasayı çıkardınız; o da Anayasa Mahkemesinden dönecek; ama, her zaman böyle olmaz. Sayın Başbakanın değerlendirmelerini bu noktada eksik görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakanımız, özellikle son dönemde, Anayasayla ilgili değerlendirmelerin arkasına sığınıyor; tabiî ki bundan memnuniyet duyuyoruz. İşte, mahkemelere müdahaleyle ilgili… İçki konusuna yönelik olarak da, Sayın Başbakanımız, Anayasanın 58 inci maddesinin ikinci bendinden bahsediyor ve devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden korur hükmüne sığınarak, yerel yönetimlerin bu değişikliği veya bu değerlendirmeleri yapmakta hakkı olduğunu ifade ediyor; bu değerlendirmeyi yapıyor. Doğrudur, Anayasanın 58 inci maddesinin ikinci fıkrasında bu hükümler var; ama, değerli arkadaşlarım, Anayasanın 58 inci maddesinin birinci fıkrası, devlet, istiklal ve cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

174 konuşma daha · 26 Aralık 2005

174 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook