İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal güvenlik kurumu teşkilatının kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.222)

İzzet Çetin

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 107. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Temmuz 2003 · 969 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İzzet Çetin (CHP), 16 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.222)); konuşma 969 kelime.

İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Sosyal güvenlik kurumu teşkilatının kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.222)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-07-16-sosyal-guvenlik-kurumu-teskilatinin-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, şahsım adına, söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan kanun tasarısına baktığımız zaman, tasarının, ilkönce, 16 Mayıs 2000 tarihinde zamanın Başbakanı Sayın Ecevit tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildiğini görüyoruz. Şimdi de, tasarı, 22 nci Yasama Döneminde güncelleştirilerek Meclisin önüne getirilmiş bulunuyor; yani, AKP olarak, yine, kucağınızda bulduğunuzu söyleyeceğiniz bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız; ama, üzülerek ifade edeyim, konuşmacı arkadaşlarım da belirttiler, bu yasa tasarısının hangi mantıkla hazırlandığını çok anlayabilmiş değilim.

Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminde bir tıkanma olduğu, burada bir sorunun varlığı, herkes tarafından bilinen bir gerçek. Eğer, ortada bir sorun varsa, bu sorunun ne olduğu iyi tanımlanmalı ve bu soruna çözüm bulacak önermeler de ona göre kurgulanmalı.

Sosyal güvenlik alanında getirilen düzenlemelerin, her şeyden önce, sosyal tarafların beklentilerine uygun, bireylerin çıkarlarını gözeten ve onların sosyal güvenlik haklarına sahip çıkar biçimde kendi kişisel yararlarını sistem içinde gördükleri, bir başka deyişle, gönül rızalarına uygun ya da en azından reddedemeyecekleri düzenlemeler olması gerekir. Sosyal güvenlik gibi bir konuya getirilen acele yaklaşımlarla soruna çözüm bulabilmenin olanağı yoktur. Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Sayın Güler, bunun, çok çağdaş bir düzenleme olduğunu her ne kadar belirtmiş olsa da, SSK eski Genel Müdürü, şimdi milletvekili olan arkadaşım Sayın Kılıçdaroğlu'nun da biraz evvel belirttiği gibi, böyle bir kurumun kuruluş mantığını anlayabilmiş değilim. Her şeyden önce, Türkiye'de devletin yapısının hantal olduğunu, bürokrasinin fazla olduğunu ve pek çok kurum arasında yetki ve kavram kargaşası olduğunu söylüyoruz.

Bu, Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun Tasarısına baktığımız zaman, ülkemizde var olan sosyal güvenlik kurumları içerisinde norm ve standart birliği sağlamak, finansman ve aktuaryel hesaplarını kontrol etmek, denetlemekle, vesaire, gerekçelendirilmiş; ama, norm ve standart birliği sağlayabilmek için, her şeyden önce, sosyal güvenlik kurumlarından Emekli Sandığının bunun içinde ele alınması, birlikte değerlendirilmesi gerekir. Elbette, Çalışma Bakanlığımız, bağlısı olarak, SSK, Bağ-Kur ve İşsizlik Sigortası Fonunu yürütmekle görevli olduğu için, İş Kurumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak faaliyetlerini sürdürüyor.

Yine, Sayın Güler'in belirttiği, hepimizin de bildiği gibi, şu anda, bu Bağ-Kur ve SSK'nın temel kanunları yok. İŞKUR'u geçtiğimiz haftalarda yasalaştırdık, Meclisimizde yürürlüğe girdi. Orada yapmış olduğumuz düzenlemeyi de çok iyi anımsıyorum; İŞKUR'u da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı bir kurum olarak bu Meclisten geçirdik.

Değerli arkadaşlarım, şimdi biz, bir taraftan bürokrasiyi azaltacağız diyoruz; ama, Bakanlığa bağlı, yeniden, koskoca bir kurum ihdas ediyoruz ve Bakanlığın altında da ilgili kuruluşlar... O ilgili kuruluş dediğimiz kurumların -mevcut uygulamadan önceki; yani, şu anda temel yasaları olmadığı için- eski yasal düzenlemelerine baktığımızda, hepsi özerk kurumlar idi; SSK ve Bağ-Kur. Genel müdürleri, yönetim kurulları, genel kurulları var. İdarî ve malî açıdan özerk kurumları, bu Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının ilgili kurumu haline getiriyoruz ve bu kuruluş da doğrudan bakanlığa bağlı. Zaten, bu kurumların çöküntü içine girmesinin asıl nedeninin, çok fazla siyasal müdahaleler olduğu, herkes tarafından bilinen bir gerçek iken, şimdi, doğrudan doğruya bakanlığa bağlı olan bir kuruluşun ilgili kurumu haline getirilmeleri, bu kuruluşları, daha işlevsiz hale getirecek.

Şimdi, bu Sosyal Güvenlik Kurumunun teşkilat şemasına baktığımız zaman, tam bir hantal yapı. Gerçekten, Sayın Bakan bu konuda ne kadar araştırma yaptı, nasıl oldu bilemiyorum; ama, şemasını iyi incelediğinizde göreceksiniz ki, müsteşar, müsteşar yardımcısı, altında genel müdürler, altında bir sürü müşavirlik, sonra daire başkanlıkları, sonra şube müdürlükleri, diğer alt birimde memurlar ve taşra teşkilatı; koskoca bir hantal yapı.

Eğer, bizim, yeniden birilerine bir kadro açmak, bir yerlerde görev vermek gibi bir düşüncemiz yok ise, gelin, bunu sağlıklı bir şekilde ele alalım. Eğer, yapılması gereken işlem çok acil ise, SSK ve Bağ-Kurun da, -İŞKUR'da olduğu gibi- yasal düzenlemelerini yapıp, onların var olan sorunlarına kısa süreli çözüm bulduktan sonra, yapılması gereken, Emekli Sandığını da içerecek bir şekilde, sigorta dallarına göre, yani, Türkiye'nin de imza koyduğu ILO sözleşmesine uygun tarzda, yönetim kurulu ve başkanın altında, sigorta dallarına göre yeni bir sosyal güvenlik şemsiyesini oluşturup, bütün kurumları tek çatı altında birleştirmektir.

Bakınız, çelişkilerle dolu dedim. Burada, yasa tasarısına baktığımız zaman görüyoruz ki "Finansman ve Aktüerya Daire Başkanlığı" diye bir başkanlık oluşturuluyor; ama, arka taraftaki cetvellerde belirtilen kadrolara baktığımız zaman, bir tek aktüer kadrosu ihdas edilmemiş. Ne var; sosyal güvenlik uzmanı.

Değerli arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi bir bakanlık, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü ya da Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ya da bu fonların finansman işleriyle uğraşan herkes bilir ki, sosyal güvenlik uzmanlığı ile aktüer uzmanlık çok farklı kavramlardır ve farklı görevlerdir. 1980'den sonra, Sosyal Sigortalar Kurumunun, Aktüerya Daire Başkanlığı kaldırıldıktan sonra, hesapları allak bullak oldu; nerelere, nasıl kullanıldığı belli olmaz bir konuma geldi.

Şimdi, şunu kabul ediyoruz: Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'de, sosyal güvenlik sistemi, sosyal devlet uygulamalarının terk edilmesiyle birlikte, iyice çöktü. Gerçekten, pek çok az gelişmiş ülkede olduğu gibi, ülkemizde de, sosyal güvenlik hizmetlerinin, devlet tarafından, yurttaşlarına, Anayasanın 60 ıncı maddesinde belirtildiği şekilde götürülmesi yerine, birtakım hizmetlerin özelleştirilmesi, bazı hizmetlerin piyasalaştırılması, piyasadan satın alınması yöntemleriyle, Sosyal Sigortalar Kurumu, giderek, yurttaşlarına, sosyal güvenlik şemsiyesini taşıyamaz konuma geldi.

Tabiî, ülkemizde, sigorta hizmetlerine baktığımız zaman, bir yanda sosyal sigorta -ki, zorunlu prim ödeme esasına bağlı- diğer yanda sosyal yardım ve sosyal hizmet anlayışları çerçevesinde sürdürülüyor. Bunlar, sadece, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığıyla değil; bunun yanında, sosyal hizmet alanında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi, karşılıksız, sürekli hizmet veren kuruluşlar olduğu gibi, belirli sürelerde yardım yapan kurumlar da mevcut. Eğer, sosyal güvenlik şemsiyesini bir bütün olarak ele almak gerekiyor ise, bütün düzenlemeleri, yani, sadece, SSK, Bağ-Kur, İŞKUR ve Emekli Sandığı değil, mesela, belediyelerimizde, yerel yönetimlerde de zaman zaman rastladığımız, örneğin, İstanbul Belediyesindeki Darülaceze gibi kuruluşların da düzenlemelerini bir bütün halinde ele alarak, ülkemizin bu acil sorununa parmak basmak ve çözüm bulmak gerekir.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, hem Plan ve Bütçe Komisyonunun raporunu hem Bakanlığın hazırladığı metni hem de karşı oy yazılarını tek tek inceledim. Gerçekten, Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı, yasalaştığı takdirde, bu alanda hizmet üretmeyecek, sorun üretecektir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 16 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook