Çalışma saatleri ve konuları hk.
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 108. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mayıs 2006 · 1.040 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 30 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.040 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 30 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2006-05-30-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; AKP Grubunun getirmiş olduğu önerinin aleyhinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, tabiî, grup önerisi birtakım maddelerden müteşekkil olsa bile, bunun özünü, Cumhurbaşkanımızın, bir daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderdiği Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun gündeme alınması oluşturuyor.
Değerli arkadaşlarım, ben anlayamadım; acaba, AKP Grubu neden Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununu alelacele Mecliste geçirmek istiyor, kanunlaştırmak istiyor. Bakın, bu kanun görüşmelerine başlamadan evvel, daha, Cumhurbaşkanımıza giden bundan önceki tasarı, temel kanun olarak görüşülme kararını aldınız, yedi bölüme çevirdiniz. Bunun yasalara aykırı olduğunu ileri sürdük, Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdük ve temel kanun olarak, burada tartışmadan, maddelerin başlıklarını bile okumadan, genel hukuk kurallarını hiçe sayarak, güya yasalaştırdınız, gönderdiniz; ama, geri geldi. Şimdi, yine ne yapacağınız çok belli değil; ama, grup önerinize bakılırsa yine bölümlere ayıracaksınız. Geçtiğimiz tasarıdaki 7 bölümü şimdi 6 bölüme düşürüyorsunuz; topu topu 15 madde. Nasıl görüşeceğiniz, herhalde, gündem konusunun belirlenmesinden sonra ortaya çıkacak.
Bu kanun tasarısının toplumun bütün kesimleri tarafından tartışıldığı, görüşlerinin alındığı, bir konsensüs oluştuğu söylenegeliyor tarafınızdan; ama, gerçek öyle değil. Kamu emekçileri sendikaları, işçi sendikaları, toplumun bu yasadan etkilenecek kesimlerinin birinci derecede sorumlu başkan ve yöneticileri az evvel buralarda idi. Hepsi bu kanuna karşı. Bu kanun tartışılmadı, bu kanun Mecliste yeteri kadar konuşulmadı. Gerçekten, bu kanun tasarısını şimdi yine temel kanun olarak geçirecek olursanız yetmiş milyonun karşısına nasıl çıkacağınızı ben düşünemiyorum; ama, hem Sayın Kapusuz hem Fatsa biraz evvel lehte konuşmalar yaptılar. Ben buraya gelirken, 99 yılındaki kanun tasarısının, o kanunun, 4447 sayılı Kanunda konuşma yapan AKP milletvekillerinin -Fazilet Partisinde sizinle birlikte hareket etmeyip buraya gelmeyenleri kastetmiyorum; yani, şu anda Saadet Partisinde olanları kastetmiyorum- AKP içindeki bakan ve milletvekili arkadaşlarınızın konuşmaları burada. Neydi o kanunun özü o zaman; kademeli geçiş sağlıyordu; emeklilik yaşını kadınlarda 58, erkeklerde 60'a çıkarıyordu. Üstelik de bunun meyvesi 2016-2020 yılında alınabilecek; daha sonuçları görülmedi. Siz, 58-60 yaşa şiddetle karşı çıkarken, bugün, 68'i gösterip 65'e çektiniz; yani, çalışanları, çalışacak olanları bundan sonra, ölümü gösterip hastalığa razı etme politikası izlediniz. Emeklilik hakkını gerçekten, tamamen -kamu kesimi hariç- fiilen imkânsız hale getirdiniz. İçinizdeki bayan arkadaşlara soruyorum: 65 yaşına gelen bir bayanı özel sektörde, havaalanlarında, uçaklarda hostes olarak çalıştırırlar mı?! Otellerde, resepsiyonlarda çalıştırırlar mı?! Fiilen imkânsız hale gelmiş bir emekliliği, bir kadının, hiç olmazsa, görmesi gerekmez mi?!
Değerli arkadaşlarım, bakınız, 9 000 gün prim ödeyebilmek ve bunu emekli hakkı olarak kullanabilmek, sadece kamu kesimine özgü. Esnek çalışma biçimlerinin tamamı İş Yasasına derç edildi tarafınızdan. Hiçbir özel sektör çalışanının, özellikle de tarım ve ormanda çalışanların emekli olabilmelerinin hiç olanağı kalmadı. Şimdi, siz, acele ediyorsunuz. Niye; IMF bastırıyor. Sayın Fatsa az evvel diyor ki: "Sosyal güvenlik yetmiş milyonun gündemi." Evet, doğru söylüyor, yetmiş milyonun gündemi; ama, yetmiş milyon, sosyal güvenlik haklarının yok edilmesini istemiyor, emeklilik yaşının yükseltilmesini istemiyor, prim ödeme gün sayısının artırılmasını istemiyor, sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesini istemiyor, 130 lira aylık gelirinden fazla olanların katkı payı ödemesini istemiyor, 18 yaşından büyük evlenmemiş ya da dul kızların anasından babasından kalan sosyal güvenlik hakkının AKP Grubu tarafından elinden alınmasını istemiyor, emeklilik maaşlarının, maaş bağlama oranlarının düşürülmesini istemiyor.
Değerli arkadaşlarım, daha bunları çoğaltmamız mümkün. Bakınız, ben size buradan, çok ünlü, deneyimli, tecrübeli bir siyasetçimizin 99 yılında yapmış olduğu bir konuşmadan bir paragraf okuyacağım; diyor ki: "Değerli arkadaşlar, vicdanlarınıza hitap etmek istiyorum. Milletten almış olduğunuz yetkiyi kötüye kullanmayınız, haksızlık yapmayınız; dolayısıyla, çalışanların haklarıyla ilgili olarak radikal birtakım kararları getirip, iktidar çoğunluğunuzla buradan geçirmek istiyorsunuz. Bu insanları, hem haksız bir uygulamaya muhatap ediyor hem de huzursuz ediyorsunuz. Sosyal güvenlik kuruluşlarının imkânlarını, varlıklarını, yönetimini, radikal kararlar alarak bir şekil verdikten, onları belirli bir düzenleme noktasına getirdikten sonra, ne yapalım, böyle radikal bir kararı alıp almama kararını ondan sonra verelim diyemezsiniz.
Birçok broşür, milletvekili arkadaşlarımıza, mutlaka intikal etmiştir. Bunlardan bir tanesinde ilginç bir karikatür var. Bakınız, bu karikatürde, uçurumdan aşağıya, işçi, tek eliyle tutunmuş, düşmek üzere, zahmet çekiyor, emekli zahmet çekiyor, dürüst işveren de zahmet çekiyor; ama, birileri, tuzu kuru olanlar ise, âdeta, ayaklarıyla ve tokmaklarıyla bunları oradan aşağıya itmek için çaba sarf ediyorlar."
Bu sözler kime ait değerli arkadaşlarım?! Daha altı yıl evvel, bu sözlerin sahibi, biraz evvel buraya gelip dürüstlükten, yetmişüç milyondan, sosyal güvenlik haklarından dem vuran Salih Kapusuz'a ait. (CHP sıralarından alkışlar)
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Doğru söylemişim...
İZZET ÇETİN (Devamla)Şimdi, tokmağı IMF'yle birlikte eline almış, işçiyi, memuru, emekliyi, yoksulu, AKP Grubunu da arkasına takmış, uçurumdan yuvarlamaya çalışıyor. Bu mu senin adaletin?! Bu mu sizin adaletiniz?!..
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Böyle bakarsan, böyle olur; böyle bakmaya devam et!
HARUN AKIN (Zonguldak)Değişti, değişti ve gelişti!..
İZZET ÇETİN (Devamla)Bakınız, değerli arkadaşlarım, aradan altı yıl geçti, kötü gidişiniz ortaya çıktı. Toplumun bütün kesimleri, AKP'ye verdiği oy nedeniyle eline küfrediyor. Hızlı bir kaçış başladı sizden. Yeniden muhalefet olacaksınız, yeniden iktidar…
MEHMET KILIÇ (Konya)Anketlere bak, anketlere!...
İZZET ÇETİN (Devamla)Sayın Unakıtan, otur orada, laf atma!..
MEHMET KILIÇ (Konya)Unakıtan nerede ya?!
İZZET ÇETİN (Devamla)Ben, buradan baktığım zaman, onu aklayan 341 kişiyi birer Unakıtan olarak görüyorum. Bundan niye rahatsız olacaksın?! Her biriniz bir Unakıtan'sınız! Bunun itirazı olabilir mi?!
Değerli arkadaşlarım, bakın, bir başka arkadaş diyor ki: "Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı ülke gerçeklerine uygun değildir. Çalışanları mezarda emekliliğe mahkûm eden bu tasarı, emeklilere hayat hakkı tanımamaktadır; yaşlılık aylığının hesaplanmasında yeni bir yönetim getirmektedir. Üstelik bu düzenleme, emekli aylık gelirlerinde artış sağlayacağı iddiasıyla düzenlenmektedir."
Sayın Fatsa, bunları 99'da da sen söylemişsin...
HARUN AKIN (Zonguldak)O da değişti, gelişti!..
İZZET ÇETİN (Devamla)Bakınız, bir başka Bakanınız ne diyor... Değerli arkadaşlar, insanda birazcık tutarlılık olur; dün dündür, bugün bugündür siyaseti iyi bir siyaset değildir. Sosyal güvenlik gibi, toplumun bütününü ilgilendiren bir konu en az onbeş, yirmi, otuz, kırk yıla göre hesap edilen aktüeryal hesapları yapılarak ortaya konulur; ama, 99'da yapılan yanlış, size göre yapılan yanlış, 2003'te "reform" diye yeniden düzeltilmeye çalışılıyor; hem de o günkü koşullardan çok daha ağırını gündeme getirerek.
Size yakışan nedir biliyor musunuz; mademki 99'da bunları söylediniz... Gerçekten, sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi bir zorunluluk, sosyal güvenlik kuruluşlarının birbirine yaklaştırılarak tek çatı altında toplanması bir ihtiyaç. Evet, ihtiyaç, katılıyorum; ama, hiç olmazsa, içinizde üç dört tane bakan, onlarca milletvekili, o dönem bu tasarının, o günkü 4447'nin aleyhinde konuştunuz; hiç olmazsa, IMF'ye, ya, kusura bakma kardeşim, biz bunu bu şekliyle çıkaramayız, daha beş yıl evvel Mecliste biz bunları savunduk, deme yürekliliğini niye gösteremiyorsunuz?!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 30 Mayıs 2006