Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.103)
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 69. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Şubat 2008 · 773 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamil Erdal Sipahi (MHP), 26 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERİ YASAK BÖLGELER VE GÜVENLİK BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.103)); konuşma 773 kelime.
Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir). “Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.103)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2008-02-26-askeri-yasak-bolgeler-ve-guvenlik-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili söz almış bulunmaktayım.
Konuya girmeden önce, beş gündür Kuzey Irak dağlarında, 2-3 bin metre yükseklikteki arazide, eksi 20 dereceyi aşan soğukta, kar örtüsü, yer yer tipi altında, yalnız hainlerle değil, tabiatla da savaşmak zorunda olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, kahraman Mehmetçikleri saygıyla selamlıyorum, başarılar diliyorum; aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı diliyorum. Tanrı Mehmetçiği korusun.
Bu kahramanlar ülkenin bütünlüğü için canlarını ortaya koyarak mücadele ederken Cizre’de hain ellerin aziz bayrağımızı indirmesine, dün Diyarbakır’da hain sürülerinin bölücü gösteri yapmasına müsaade ve müsamaha edilmesine, Mehmetçiğin sırtından kahramanlık gösterisi yapan Hükûmetin bu konulardaki acz ve kararsızlığına, tepkisizliğine anlam veremiyoruz. Hükûmetin beş yıllık acz ve kararsızlığının nelere mal olduğunu, dışarıda teslimiyet, içeride teröristlerin insafa gelmesini bekleyerek hangi noktaya gelindiğini artık anlamış olduğunu sanıyoruz. Yapılan operasyonun geniş kapsamlı, uzun süreli olarak uygulanmasını, terör kamplarının uzun süre kullanılamayacağı, PKK-Peşmerge iş birliğinin sona erdirileceği bir güvenlik bölgesi tesisiyle devamını bekliyoruz.
Bugün değişiklikleri görüşülecek olan Askerî Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, 22 Aralık 1981 tarihli 2565 sayılı olup 37 maddeden ibarettir. Bu Kanun da daha önceki 1110 sayılı Askerî Memnu Mıntıkalar Kanunu’nun yürürlükten kaldırılmasıyla yürürlüğe giren bir kanundur.
Askerî yasak bölgeler, yurt savunması bakımından hayati önemi haiz askerî tesisler ve bölgeler ile sınırların güvenlik ve gizliliğini sağlamak için bunların çevrelerinde, kıyılarında ve havalarında tesis edilen bölgelerdir. Kara askerî yasak bölgeleri, deniz ve hava askerî yasak bölgeleri olarak ayrılırlar,
(x) 103 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
önem ve önceliklerine göre birinci ve ikinci derece askerî yasak bölgelerden meydana gelirler. Güvenlik bölgeleri ise, özel güvenlik bölgeleri ve askerî güvenlik bölgeleri olmak üzere iki şekilde mütalaa edilirler. Bunlardan özel güvenlik bölgeleri, kamu ve özel kuruluşlara ait stratejik değeri haiz her türlü tesislerdir. Yasak bölge dışında kalan askerî tesisler ise askerî güvenlik bölgesi içerisinde mütalaa edilirler.
Şimdi, ben konunun bütünüyle ilgili bazı hususları Sayın Bakanın nezdinde Hükûmetin bilgilerine ve ilgilerine sunuyorum:
1) 1110 sayılı Askerî Memnu Mıntıkalar Kanunu’ndan bu yana askerî yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleriyle ilgili hükümler ve bunların uygulamaları sürekli yumuşatılmış ve gittikçe güvenliği tehdit eder hâle gelmiştir. Bu konudaki yumuşatmalarda dikkatli olunmalıdır.
2) Bu Kanun, bir dizi başka kanunlarla birlikte yeniden değerlendirilmesi, asgari koordine edilmesi gereken bir konudur.
3) Bu Kanun ile hudut mevzuatı arasında mutlaka yeni bir koordineli çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.
4) Bu tip kanunların askerî ve mülki, idari, adli yapılanma arasında gerek merkezî bağlamda gerekse yerel bağlamda karşılıklı bilgilendirme, yorum ve koordinesine acilen ihtiyaç vardır. Örnek, hudutla ilgili mevzuatın ve yasak bölgelerin, hudut illerindeki makamlar arasındaki koordinesi gibi.
5) Şehirleşme ve çarpık yapılaşma gibi nedenlerle birçok askerî birlik şehrin ortasında kalmıştır. Bu nedenle, yeni bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.
6) Askerî güvenlik bölgelerinin de kendi içerisinde, aynen yasak bölgelerde olduğu gibi, birinci derece ve ikinci derece gibi sınıflandırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır bundan sonraki safhada. Bir cephanelik ile sosyal tesisin aynı şekilde mütalaa edilmemesi uygun olur kanaatindeyim.
7) Gizlilik tedbirleri alınması hususu, bu askerî yasak bölgeler konusuyla ilgili olarak, 2004 yılında kara askerî yasak bölgeleri için göz önüne alınmıştır ve 2004 yılında bu Yasa’da yapılan bir değişiklikle, kara askerî yasak bölgeleri için, işte, bu “…fotoğraf çekilmesi, harita yapılması, kroki yapılması yasaktır.” şeklinde bir hüküm getirilmiştir. Ancak, bu güvenlik bölgeleri, 2004 yılında yapılan değişikliklerde, ya bilerek yer almamıştır veya unutulmuştur.
Şimdi güvenlik bölgeleri de bu gizlilik tedbirleri içerisine alınmaktadır Sayın Bakanım. Acaba, bir konu hâlâ unutulmuş mudur, unutulmamış mıdır, bu konuyu takdirlerinize sunuyorum: Deniz ve hava yasak bölgeleri ile özel güvenlik bölgeleri de bu tip gizlilik tedbirlerine dâhil edilse idi uygun olmaz mıydı? Yoksa, bunlar da ileride, aynen, şimdi güvenlik bölgeleri için, askerî güvenlik bölgeleri için olduğu gibi ilave değişikliklere zaman içerisinde, aynen bu yasada olduğu gibi gerek duyulacağı kanaatindeyim, ancak bu işi muhakkak ki daha sonra değerlendirmek gerekiyor.
Sekizinci konu olarak şu hususu arz etmek istiyorum: Stratejik tesislerin birbiri ardınca Hükûmetimizce yabancılara satılmasının ardından, bu tesislerin özel güvenlik bölgesi olması gittikçe komik hâle gelmeye başlamıştır. Nedenine gelince, kanun gereğince özel güvenlik bölgeleri için bazı örnekler vereceğim. “Özel güvenlik bölgeleri içindeki gerçek ve tüzel kişilere ait mallar kamulaştırılır.”
Bir başka hüküm: “Yetkili makamın izin verdiği kişilerden başkası giremez.”
Şimdi soruyorum: Hükûmetimiz sayesinde bu stratejik tesislerden -PETKİM, TÜPRAŞ, Telekom tesisleri gibi- birçoğu yabancılara satıldı. Şimdi bunların tapusu yabancıda. Şimdi, buraya giriş çıkışlarla ilgili olarak güvenlik bölgeleri konusunda ne düşüneceğiz? Ne yazacağız? Ben, bunun tereddüdü içerisindeyim. Kapılara, eskiden “Yabancılar giremez.” yazıyorduk. Bundan sonra, bu gidişle, korkarım ki “Yetkililer dâhil Türklerin girmesi yasaktır.” levhası konulacak. Çünkü, onların tapuları artık yabancılarda. Bu acı komediyi milletimizin takdirlerine bırakıyoruz.
Değişikliğe bütünüyle olumlu oy kullanacağımızı belirtiyor, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 26 Şubat 2008