İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 105. BİRLEŞİM · SALI

Türk silahlı kuvvetleri personel kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifleri (s.s.:361)

Kamil Erdal Sipahi

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 105. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Haziran 2009 · 2.340 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamil Erdal Sipahi (MHP), 16 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:361)); konuşma 2.340 kelime.

Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir). “Türk silahlı kuvvetleri personel kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifleri (s.s.:361)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2009-06-16-turk-silahli-kuvvetleri-personel-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir)Sayın Başkan, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

361 sıra sayısıyla gündeme gelen 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 83 ve 113’üncü maddelerinde yapılacak değişikliklerle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Üç parti milletvekillerince verilen kanun tekliflerinin 21 Nisan 2009’da Millî Savunma Komisyonunda görüşülmesinin ardından bu teklifler birleştirilmiştir.

1’inci maddede, kendi nam ve hesabına yüksek lisans öğrenimi yapan astsubaylarımıza, subaylarda uygulandığı gibi yüksek lisans öğrenimi kıdemi verilmesi öngörülmektedir. Böylece, uygulamadaki bir eşitsizlik giderilmiş olacak, aynı zamanda astsubaylarımızın kendilerini geliştirme ve bu gelişimin Türk Silahlı Kuvvetlerine yansıması teşvik edilmiş olacaktır.

2’nci madde ise, subay ve astsubay nasbedildikten sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına yurt içindeki fakülte ve yüksekokullarda öğrenim ve meslekleriyle ilgili ihtisas yapanların bu eğitimde geçen sürelerinin tamamı yerine yarısı mecburi hizmetten sayılacaktır. Bu maddede yapılan değişiklikle, sadece yurt içi okullardaki ihtisas esas alınmış, yurt dışındaki staj, kurs ve öğrenimle, yurt dışı sürekli görevlerle ilgili bir değişikliğe gidilmemiştir. Yurt içi ihtisasla ilgili yapılan düzenleme, özellikle öğrenim ve ihtisas süreleri uzun olan tabip subaylarımız için bir rahatlama getirecektir.

Ben, bu vesileyle, başta emeklileri olmak üzere değerli astsubaylarımızın, jandarma uzmanlarımızın ve uzman erbaşların daha önce de bu kürsüden dile getirdiğim önemli sorunlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şu anda Türk coğrafyasının her köşesinde beni dinleyen, peşkeş çekilmeye çalışılan sınır boylarında canı pahasına görev yapan ve asil Türk milletinin namus ve şerefi adına hudutlarda bekleyen değerli astsubaylarımızı, uzman jandarmalarımızı ve uzman erbaşlarımızı, emeklileri dâhil, en iyi dileklerimle selamlıyorum ve bu silah arkadaşlarıma, şu andaki problemlerini dile getirirken, o problemlerin en kısa zamanda giderilmesi için de Milliyetçi Hareket Partisi olarak elimizden gelen her türlü mücadeleyi sürdüreceğimizin sözünü veriyorum.

23 Ocak 2009’da Genelkurmay karargâhında yapılan bir bilgilendirme toplantısında şu hususlar belirtilmişti: Türk Silahlı Kuvvetleri hizmet tazminatları yüzde 25 artırılacak; emekli astsubaylarımıza aylık 100 Türk lirası seyyanen zam yapılacak; uzman jandarmaların göreve başlangıç derece ve kademeleri 11’e 1’den, emsalleri gibi 10’a 1’e yükseltilecek; uzman jandarma ve uzman erbaşların ilerleyecekleri kademeler 3’e 8’den 2’ye 6’ya çıkarılacak; ayrıca özlük hakları, eğitim seviyeleri, sosyal hakları ve yetkileriyle ilgili çalışmalar sonuçlandırılacaktır. Bu konulardaki tekliflerin Genelkurmay Başkanlığınca ve daha sonra Millî Savunma Bakanlığınca Başbakanlığa sunulduğu açıklanmıştı bu toplantıda. Daha sonra 29 Mart 2009 mahallî seçimleri öncesinde, Sayın Millî Savunma Bakanımız, İzmir’de, Balçova TEMAD’a vaki ziyaretinde emekli astsubaylarımıza benzeri açıklamalar da yapılarak bu konudaki düzenlemeler için söz vermişlerdi. Bu konuda edindiğimiz bilgiyle bu düzenlemelerin aşamalar hâlinde yapılacağı bilgisini edinmiştik. Birinci etapta, astsubay ve uzman emeklilerine seyyanen ayda 100 liralık bir artışın olacağı, ayrıca lise mezunu emekli astsubaylarımızın kendilerinden sonrakiler gibi meslek yüksekokulu mezunu sayılması yolunda intibaklarının yapılacağı, ikinci etapta ise uzman erbaş emeklilik yaşlarının yeniden düzenleneceği ve jandarma uzmanların 1’inci dereceye yükseltilip astsubay ek göstergesinin 2/3’ünün ödeneceği yolunda bilgiler aldık. Bu konuların Sayın Başbakana sunulduğu ancak Maliye Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığının menfi tutum takındıkları konusunda da bilgi almıştık. Şu anda bu gelişmeler hangi aşamada bilmek istiyoruz. Bizimle beraber emeklileri başta olmak üzere vefakâr, cefakâr, fedakâr astsubaylarımız, jandarma uzmanlarımız ve uzman erbaşlarımız yurdun en ücra köşelerinde, en zor görev şartları altında, kendileriyle aynı kaderi paylaşan aile fertleriyle birlikte bu gelişmelerin sonucunu merak etmekteler. Terörle mücadelede 300’den fazla şehit veren astsubaylarımız ve 400’den fazla şehit veren uzmanlarımız cevap beklemekteler.

Yaklaşık bir ay önce TEMAD Genel Merkezi’ni ziyaret etmiştim. Sağ olsunlar beni onur üyeliğiyle onurlandırdılar. Ben, zaten gerek TEMAD’ın gerekse uzman erbaşlarımız ve uzman jandarma derneklerimizin onur üyesi değil, tabii üyesi olmaktan büyük gurur duymaktayım. Bu ziyaretimde bir emekli astsubay arkadaşım bana bir dosya verdi. Yirmi yıldan fazla hizmet karşılığı 3’üncü derecenin 1’inci kademesinden 2.200 ek göstergesi ile bu astsubay arkadaşımın emekli aylığı 845 TL 11 kuruştu. Verdiği resmî belgeye üç tane de ek vardı: Birincisi, Kastamonu Makine Yüksekokulunda okuyan; ikincisi, Cumhuriyet Üniversitesinde tahsil gören; üçüncüsü, ilköğretim okulu 7’nci sınıftaki 3 çocuğunun öğrenim belgeleri. Benim alırken ve tetkik ederken boğazımın düğümlendiği bu bilgilerin sahibi arkadaşım ve benzerleri adına, canı pahasına görev yapıp açlık sınırı altında yaşamaya değil sürünmeye mahkûm edilen silah arkadaşlarım adına gelişmeler ne etaptadır, ne yoldadır ben de bilmek istiyorum.

Sayın Bakanım, astsubaylarımızın durumlarıyla ilgili olarak 2 Mayıs 2008’de makamlarınıza bir yazılı soru önergesi vermiştim, 30 Haziran 2008’de bunun cevabı geldi. Uzman jandarmaların sorunlarıyla ilgili 6 Mayıs 2008’de hem Millî Savunma Bakanına hem İçişleri Bakanına soru önergesi vermiştim, 9 Haziran 2008’de ona cevap geldi. Uzman erbaşlarımızın sorunlarıyla ilgili olarak 6 Mayıs 2008’de yine Bakanlığınıza verdiğim soru önergesine de 30 Haziran 2008’de cevap geldi. Verilen cevapların bir ortak noktası vardı: “Sorunlar yakından bilinmektedir, takip edilmektedir ve bu konuda gerekli düzenlemeler yapılmaktadır ve takip edilmektedir.” Bu konuda örneğin 2008 tarihli soru ve cevapları bir yana bırakıyorum –ki makamınızca ve imzanızla verilmiştir- bu nasıl bir düzenlemedir ki, bu nasıl bir tetkiktir ki aradan on iki ay geçti, on üç ay geçti bir tek satır ilerleme yapılamadı? Bu nasıl bir düzenlemedir ki Genelkurmay Başkanlığının yaptığı açıklamanın üzerinden neredeyse beş buçuk ay geçti hâlâ bir sonuç alınamadı? Örneğin başka meslek gruplarının emeklilerine seyyanen zam yapılırken onay verenler, sıra 845 lira emekli aylığıyla üç çocuk okutan emekli astsubayımıza gelince mi aksi tavır takındılar? Başbakana 61 milyon dolara uçak alıp 150 milyon dolarlık yeni bir uçağın hesabını yapan Maliye Bakanlığımız, açlık sınırı altında bıraktığı, canıyla kumar oynayan emekli astsubayına, uzmanına 100 lira para bulamadı mı? Biraz önce belirttiğim ve artık sabırsız bir beklenti hâline getirilen konuların en kısa sürede sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Bu konuda sabır sınırları aşılmıştır.

Bu arada, astsubaylarımızın uzun süredir gündemde olan bir sorunu da 1’inci derece 4’üncü kademe ve karşılığı gösterge konusudur. İki yıl önce komisyonda kabul edilip sonra nedense geri çekilen bu konu, bir anlamda Meclisimizin astsubaylarımıza bir borcudur. Emirleri altındaki sivil personel 1’inci derece 4’üncü kademeye ulaşabilmekte, ama onların amiri olan astsubaylarımız ulaşamamaktadır. Konu, maddi boyutu bir yana, bir prestij, bir onur meselesi hâline gelmiştir.

Biliyorsunuz, 5 Şubat 2009’da 322 sayılı bir yasa görüşülmüştü. Bu görüşme öncesinde yapılan Millî Savunma Komisyonu toplantısında Milliyetçi Hareket Partisi, AKP ve CHP milletvekillerinden 7 kişi bir önerge hazırladık. Bu önerge, tasarının 29’uncu maddesine yapılacak bir ekti. Bu önerge aynen şöyleydi: “5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi emekli astsubayların müktesep hakları saklı kalmak kaydıyla bu kanun yürürlüğe girmeden önce emekli astsubayların intibakları ek 8/A ve 8/C sayılı cetvele göre yapılır. Bunlara geçmişe ait bir fark ödenmez. Ek 8, 8/A, 8/B, 8/C cetvellere 1’inci derece 4’üncü kademe karşılığı 1.500 gösterge eklenir.” Bu değişiklik Komisyonda her üç partinin milletvekillerince uygun görüldü. Ardından 5 Şubat 2009’da Genel Kurulda tasarı görüşülmeye başlandı. Değişiklik tasarıda yer almayınca Milliyetçi Hareket Partisinden 5 milletvekili bu hususu bir değişiklik önergesiyle Meclise sunduk.

Sonuç: Her üç partinin Millî Savunma Komisyonunda “Evet.” dediği değişikliğe, Hükûmet “Hayır.”, AKP Grubu “Hayır.” Şimdi soruyorum: Hükûmet -muhalefet partileri bir yana- 5 AKP’li milletvekilinin evet dediği bir konuya neden hayır demiştir? Kendi milletvekillerini mi saymamaktadır, yoksa Millî Savunma Komisyonunu ciddiye mi almamaktadır? Bize hayır denmesine alıştık, ancak kendi milletvekillerinize hayır denmesinin esrarını çözemedik.

Sayın Bakan, seyyanen zam ve lise mezunu emekli astsubaylarımızın meslek yüksekokulu mezunu olarak intibakları konusundaki beklentilerin olumlu sonuç vermesi yanında, yakından bildiğiniz bu 1’e 4 derece meselesinin uygun gösterme rakamıyla birlikte artık yılan hikâyesi olmaktan çıkarılmasını bekliyoruz.

Değineceğim diğer konu, yine, 322 sayılı yasanın kabulü esnasında önerdiğimiz ancak reddedilen bir diğer konu. Bu yasayla, hatırlayacaksınız, terörle mücadelede şehit olan yükümlülerin, yani erbaş ve erlerin erkek kardeş ve çocuklarının askerlikten muaf tutulması kabul edilmiştir Genel Kurulumuzda. Millî Savunma Komisyonuna bu tasarı ilk geldiğinde sadece “erkek kardeşler” ibaresi vardı, Millî Savunma Komisyonunda buna “erkek çocuklar” ibaresi de ilave edilmiştir. Ancak, Komisyonda görüşülüp de karara bağlanamayan ve Genel Kurulda Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerince değişiklik önergesi hâlinde sunulan teklifimiz, bir başka teklifimiz vardı. Şuydu: Bu hakkın sadece erbaş ve erlere değil, bütün bir ömrünü ülkesine adamış subay, astsubay, jandarma uzman ve uzman erbaşlarımızın kardeş ve çocuklarına da uygulanması. Teklifimiz buydu.

Sayın milletvekilleri, şehitler arasında ayrım yapamazsınız, şehitleri profesyonel-amatör diye sınıflandıramazsınız. Şehit kardeş ve çocukları askerlik yapmayacaksa, bu tüm şehit kardeş ve çocukları için geçerlidir. Birbirinin kucağında şehit düşüp aynı dinî ve millî işlemleri yaptığınız, aynı bayrağa sarıp aynı şehitliğe gömdüğünüz şehitlerin emanet bıraktıkları kardeş ve çocukları arasında, tekrar ediyorum, ayrım yapma hakkınız yoktur.

Bir ay önce Lice’de aynı zırhlı aracın içerisinde yan yana 8 erbaş ve er ile 2 tane uzman erbaşın şehit düştüğünü hatırlayacaksınız. Yani, bu 8 erbaş ve erin emanet bıraktıkları çocukları ve kardeşleri ile 2 uzman erbaşın emanet verdikleri kardeş ve çocukları hakkında nasıl ayrı yasal mevzuat uygularsınız? Bu nasıl bir vicdandır? Bu nasıl bir yasal düzenlemedir?

Bu konu ya farkında olunmadan bu tasarıda gözden kaçırılmıştır veya bu konuya “Hayır.” diyen AKP’li sayın milletvekillerimize bu konu bu kadar açıklığıyla anlatılmamıştır. Böyle bir ayrım yapılamayacağı konusunda hepinizin aynı hassasiyeti taşıdığınıza eminim. Bu konu, Hükûmet “Hayır.”, AKP Grubu “Hayır.” denecek bir konu değildir.

Bu nedenle, Sayın Bakana hepinizin adına, şehit kardeş ve çocukları adına sesleniyorum: Lütfen, subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaş kardeş ve çocuklarının da bu haktan faydalanarak eşitlik sağlayacak bir tasarıyı en kısa sürede getirin. Tüm parti grupları olarak bu tasarıyı seve seve destekleyeceğimizden eminim.

Şimdi, uzman jandarma kardeşlerimizin sorunlarına değineceğim: Uzman jandarmalar ile ilgili uygulama çok eski bir jandarma geleneğidir. 50’li, 60’lı yıllarda yapılan bu uygulama bir ara sonuçlandırılmış ancak ihtiyaç nedeniyle 1988’de tekrar kurulmuş bir müessesedir. Ben, uzman jandarma konusuna gelmişken, kısa süre önce kuruluş yıl dönümü kutlanan Jandarma Genel Komutanlığımızın tüm personeline en içten saygılarımı sunuyorum. Kuruluş günlerini, hem bir jandarma çocuğu hem de bünyesinde iki defa görev yapmaktan onur duyduğum jandarma teşkilatını bu vesileyle tekrar kutluyorum.

Yaklaşık 25 bin kişilik önemli bir kitle karşımızda durmaktadır uzman jandarmalarla birlikte. En ücra köy karakollarında, jandarma özel harekât timlerinde aile fertleriyle birlikte çok zor şartlarda görev yaparlar. Sık sık uzman erbaş uygulamasıyla karıştırılan bu kardeşlerimiz devlet memurudur. Bu yönleriyle subay ve astsubaylarımızdan farkları yoktur. Mesleğe girer eğitim alırlar, terfi ederek emeklilik hakkını kazanırlar. 3466 sayılı Yasa’ya göre lise ve dengi okul mezunu olarak askerî okula alınırlar ve bir yıllık eğitim alırlar. Okul tabanına göre 10’uncu derecenin 1’inci kademesinden işe başlamaları gerekirken ortaokul mezunu gibi 11’inci derece 1’inci kademeden işe başlarlar yani işe başlamalarıyla ilgili, işe alınmadaki yasal düzenleme ile işe başlamalarındaki ücret birbirine aykırıdır. Bu nasıl bir iştir anlamak mümkün değil. Ortaokul mezunuymuş gibi emekli edilirler bu lise mezunu jandarma uzmanlar ve 824 lira emekli maaşı ile açlığa mahkûm edilirler. Üstelik 25 bin uzman jandarmadan 18 bini daha sonra İçişleri Bakanlığının bu konudaki bir projesi icabı yüksekokul bitirmişlerdir. Düşünün, 25 bin kişilik bir grup, 18 bini yüksekokul mezunu, geri kalanları lise mezunu ve bunlar ortaokul mezunu olarak işe başlıyorlar, ortaokul mezunu olarak emekli oluyorlar. Vicdanınız razı olur mu sayın milletvekilleri?

Uygulamalar eksiklik değil yanlışlıktır, büyük bir yanlışlıktır ve bu yanlışlık 1988’den bu yana düzeltilmemiştir. Sayın Bakan, ben size ve bağlantı itibarıyla Sayın İçişleri Bakanına sesleniyorum: Bu yirmi bir yıllık yanlış artık sona ersin. Bu arkadaşlarımız işe alınma şartları doğrultusunda lise mezunu olarak işe başlayıp öyle emekli olsunlar. Aralarında yüksekokul mezunu olanlara da subay ve astsubaylarda olduğu gibi hakları verilsin. Bu eşitsizlik, bu yirmi bir yıllık eşitsizlik ve kanunsuzluk lütfen giderilsin.

Uzman jandarmalar devriye komutanı, tim komutanı gibi kadrolu görevlerde yer aldıkları hâlde temsil tazminatlarına layık görülmemiştir. Bu haksızlık da giderilmelidir.

Diğer yandan, subay ve astsubayların harp okulu ve astsubay meslek yüksekokulunda geçen yani eğitimde geçen süreleri emekliliğe sayıldığı hâlde, jandarma uzmanlarımızın okulda geçen bir yıllık süresi emeklilikten sayılmamaktadır. Bu konuda açık bir haksızlık ve eşitsizlik söz konusudur.

Gene 322 sayılı malum Yasa Tasarısı Millî Savunma Komisyonunda görüşülürken, gene üç partinin milletvekilleri -AKP’li, CHP’li, MHP’li- gerekirse geriye doğru borçlanma yoluyla eğitim süresinin emeklilikten sayılması konusunda bir değişiklik önergesi verdik, üç partinin milletvekilleri. Ancak konu dikkate alınmadı. 5 Şubat 2009’da bu tasarı Genel Kurulda görüşülürken, bu defa Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan 5 milletvekili aynı konuda değişiklik önergesi verdik. Yani her üç parti milletvekillerinin uygun gördüğü, imzaladığı bir değişikliği, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak Genel Kurulda tekrarladık. Sonuç, Hükûmet “Hayır.” AKP Grubu “Hayır.” klasiği yaşandı. Sayın Hükûmet ve AKP Grubundaki arkadaşlarımızın, kendi partilerinden konuyu bilen 5 sayın milletvekilinin aynı konudaki destek ve imzalarından herhâlde haberleri yoktu. Bize “Hayır.” demenize alıştık da kendi milletvekillerinize neden “Hayır.” dendiğinin izahını yapamıyoruz. Sanıyorum her olumlu teklife “Hayır.” demeye o kadar alıştınız ki, imzalayan AKP’li bile olsa “’Hayır’da hayır vardır.” batıl inancından kurtulamıyorsunuz.

Son olarak uzman erbaşlarla ilgili bazı sorunlara değineceğim. Bu sorunları Emekli Uzmanlar Derneği ziyaretimde bana sunulan bir dosyadan onların diliyle aynen ifade ediyorum:

”Bizler görevlerimizi her türlü imkân ve şartta ifa etmiş, büyük bir çoğunluğumuz sağlık sorunlarından dolayı emekli olmuş şanslı uzman erbaşlarız. Sorunlarımızı dile getirmek, anılarımızı paylaşmak ve birbirimizin sosyal, hukuki işlemlerinde birbirimize yardım etmek için Emekli Uzmanlar Derneği çatısı altında bir araya geldik. Kendimizi şanslı olarak görüyoruz, zira, emeklilik sebebi bir hastalığa yakalanmasaydık 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu hükümleri gereği birçoğumuz emekli olamayacaktık. Yani, bizler hasta olduğumuza seviniyoruz. Birçok insanın üzüntüden kahrolacağı cinsten hastalıklara sevinilen başka bir meslek grubu, dalı var mı bilmiyoruz, sizlerin de bildiğinizi sanmıyoruz ama işin gerçeği böyle.” Devam ediyor arkadaşlarımız: “1986 yılında bugünler düşünülmeden, insan mefhumu gözetilmeden yürürlüğe giren 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu nedeniyle 2008 yılı içerisinde hiçbir güvencesi olmayan, kaderlerine terk edilen arkadaşlarımızın isimleri de mevcuttur.

Sayın Vekilim, ömrümüzün en güzel yıllarını vatan savunmasına vakfeden biz uzman erbaşlar kırk beş yaşından gün aldığımız yıl sözleşme feshiyle görevlerimizden ayrılmak zorunda kalıyoruz. Malumunuz olduğu üzere 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na göre emekli olmak için yirmi beş yıl prim ödenmiş olması gerekmektedir. Kırk beş yaşına kadar vatan savunmasından başka bir şey düşünmeden görev yapan bizler, bu yaştan sonra üniversite çağına gelmiş çocuklarımızın geçimi için kapı kapı iş aramak zorunda kalıyoruz. İşsizlik sorununun ve bu kadar genç nüfusun iş aradığı bir ortamda ilk sorulan soru ise ‘Kaç yaşındasın?’ oluyor. Lanetli gibi, bulaşıcı hastalığı olan bir vebalı gibi bakılıyor yüzlerimize Sayın Vekilim.

Bizler hakkımız olmayan bir şey istemiyoruz. Bizler ve silah arkadaşlarımız sadece geleceğinden endişesi olmayan, sosyal olarak da hakkımız olan eşitlik ilkesine uyulmasını istiyoruz. Hiçbir kamu kurumundan bizler kadar meşakkatli ortamlarda istihdam edilen personel yok. Bizler kadar geleceğinden endişeli, yıpranmış, omuzları çökmüş başka personel de yok.

Kimse bir dakika sonra hastalanmayacağına garanti veremez. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun hükümleri gereği emekliliği gerektirmeyen bir sürü sıhhi arıza var. Bizler üç aydan fazla aralıklı da olsa istirahat etmemizi gerektiren bir hastalığa yakalanınca sözleşme feshiyle kaderlerimize terk ediliyoruz. Bizler hastalıklarımızı gizliyoruz ve sağlığımız bizleri yatağa düşürünceye kadar görevlerimize devam etmeye çalışıyoruz.

Sayın Vekilim, aynı karakollarda, aynı görevi ifa ettiğimiz kişilerden daha fazla bir isteğimiz yok.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 16 Haziran 2009

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook