İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 81. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)

Kamil Erdal Sipahi

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Nisan 2010 · 494 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamil Erdal Sipahi (MHP), 1 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 494 kelime.

Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2010-04-01-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir)Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunuyorum. 6’ncı madde üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Önce şunu belirtmekte fayda var: Bu Mecliste hiç kimse Türkiye’de üniversite kurulmasına karşı değil, fanatik Alman düşmanı hiç değil, ancak millî onur ve gururun korunması, dış ilişkilerin en önemli kuralı olan mütekabiliyet ilkesinin Batı kompleksi veya muhip zihniyetiyle ihlal edilmesine de hassasiyet göstermek, bu yüce Mecliste siyasi parti ve görüş farkı olmadan her Meclis üyesinin görevi değil mecburiyeti.

Yasanın dayandığı anlaşmada bir Alman koordinatör var. Rektörlüğün, senatonun ve idari kurulun faaliyetleri hakkında kendisine bilgi arz ediliyor, danışılıyor. Fakültelerde ise Alman fakülte koordinatörleri var. Anlayacağınız araziyi, binayı, altyapıyı sağlayıp, sürekli giderlerini karşılayacağımız bu güya devlet üniversitesinde rektör ve dekanlarımız Alman koordinatörlerin vesayeti altında görev yapacaklar. Kusura bakmayın, böylesine devlet üniversitesi denmez, koloni üniversitesi denir.

Yıllardır Almanya’da 3 milyona yakın vatandaşımız için entegrasyon, uyum sorunu bahane edilir. Ne bizler ne oradaki vatandaşlarımız ne yapsak yaranamayız. Sonunda, yabancılar konusunda güya en yumuşak olan Yeşiller Partisinin eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer kafalarının arkasındakini söyledi, “Türkler için en iyi entegrasyon asimilasyondur.” dedi, kurtuldu. Hiç izaha, yoruma gerek yok.

Alman eğitim sisteminde ortaöğretim üç kategoridir. En üstteki Gymnasium’larda Türk öğrenci sayısı elin parmaklarını geçmez, yani önleri daha ortaöğretimde tıkanır. İkinci kategoride Realschule’ler vardır, üç beş Türk öğrenciye lütfen rastlarsınız. En alt kademelerde en vasıfsız Alman öğrenciler için mevcut Hauptschule’ler ise Alman’dan çok Türk öğrenciyle doludur. Bu da belki bir meslek eğitimine katılırlarsa, bir işte çırak diplomasını alma imkânını sağlar onlara. Tabii, bu Türk çıraklar Alman iş yerlerinde iş bulamayacakları için Türk iş yerlerinde çırak olmak için akraba, hemşehri aramaya başlarlar; sonunda kaderleri Türkiye’deki gençlerle aynıdır: “Ne iş bulsam yaparım.” Ama Almanlar nezdinde, işlerini ellerinden alan, işsizliğin ve ekonomik krizin sorumlusu sadece Türklerdir.

Şimdi, işsizlik konusuna değinelim: AKP sayesinde dünya işsizlik sıralamasında ilk üçte yer almaya başladık. Son bir araştırma vardı, herhâlde izlediniz. Gayriresmî 7 milyona yaklaşan işsizlik 22-25 milyon insanımızı, yani aile ferdini etkilemekte. İşsizlerin yüzde 42’sini evinde hiç çalışan olmayanlar teşkil ediyor, yani bu evler aç. İşsizlerin yüzde 25’i üniversite mezunu ve bunların yüzde 36’sı sigortasız, yüzde 32’si ise asgari ücretle çalışmaya razı. İşte, üniversite mezunlarımızdan manzaralar.

Konuya dönelim: Üniversite kurulacaksa neden İstanbul? Neden Boğaz’da Beykoz ve neden orman arazisi? İstanbul’daki bir avuç ormandan AKP yandaşlarınca yağmalamakla bitmeyen kısmı da sözde Alman dostluğuna mı peşkeş çekilecek?

Sayın Başbakan Almanya’da Türk lisesinden bahsedince Alman basını haddini bilmezlikle suçladı. Alman muhalefet sözcüsü “Bu, Almanya’ya hakarettir.” dedi. Alman Başbakanı ise “belki” ile, “bir gün” ile, “fakat” ile savuşturdu. Biz burada neyi tartışıyoruz?

Gelmişken Alman Başbakanına jest yapalım konusunu da aydınlatmakta fayda var. Kime, neyin jestini yapıyoruz? Şansölye Merkel gayet açık ifadeyle fikirlerini söyledi. “Ankara Protokolü’nü imzaladınız; liman ve havaalanlarınızı Rumlara açın. Vize konusunu aklınıza bile getirmeyin. Avrupa Birliği için 35 başlıktan 27-28’ini açabilirsek, adı olur ‘imtiyazlı ortaklık’ işte bizden bu kadar.” İşte, Bayan Merkel’in söyledikleri. Tabii, kapalı kapılar ardındakileri bilemiyoruz. Ziyaret sonucu bizim açımızdan fiyasko. Kimse allayıp pullamaya kalkmasın.

Tabii, Frau Merkel’in Deniz Feneri’ne açıktan değinmemesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 1 Nisan 2010

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook