İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · SALI

209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 71. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Mart 2006 · 496 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 496 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğimiz üzere, bakanlar kürsüye çıkıp konuşma yaparken, Parlamento, bakanları büyük bir dikkatle izler, izlemeye özen gösterir. Temel nedeni de şudur: Bakanlar, sorunların odağında olup, sorunları çözmekle görevlendirilmiş siyasî kişilerdir. Dolayısıyla, bakanlar, Parlamentoya belli bir sorunu çözmek için tasarı getirirken, belli bir dikkati, özeni gösterirler, muhalefet partisinin eleştirilerine de sabırla dikkat ederler, sabırla katlanırlar ve gerekirse, tabiî kuşkusuz yanıtlarını verirler; ama, ben size, Sayın Bakanın bu kürsüde yaptığı konuşmalardan bazı örnekler sunmak istiyorum, bu tasarıyla ilgili olarak ve bundan önceki tasarılarla ilgili olarak. Bizim yaptığımız eleştirilere Sayın Bakan şöyle diyor: "Tabiatıyla, bize düşen de, bu Meclis kürsüsünden, bu görüşmeler sırasında milletimize aktarılan yanlış bilgileri düzeltmek -varsa böyle bir şey, doğrudur- birtakım gereksiz polemikleri de, aslında, çok ortaya koymadan, geliştirmeden, milletimize doğruları anlatmak olacak" ve şöyle diyor Sayın Bakan: "Sayın Anamuhalefet Partisi sözcüsünün ifadelerinin, açıkça ifade ediyorum, biraz hazımsızlıktan kaynaklandığını biliyorum, bunu da tabiî karşılıyorum."

Şimdi, Sayın Bakan, bu "hazımsızlık" sözcüğünü niye kullanıyor, onu bilmiyorum. Doktor olduğu için kullanıyorsa acaba, muayene etti mi, onu bilmiyoruz; ama, doktorluk sıfatını kullanmadan, eleştiriyi hazımsızlık olarak yorumluyorsa bu hazımsızlık sözcüğü, Sayın Bakana çok yakışıyor; çünkü, hazmedemiyor. Hazmeden bir bakan, eleştiriyi hazmeden bir bakan, gelir, burada, belli bir düşünce tutarlılığı içinde kendi görüşlerini söyler. Bizim yanlış yaptığımızı, yanlış söylediğimizi, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğimizi ifade eder. Biz de deriz ki, Sayın Bakan doğruyu biliyor, Sayın Bakanı kutlayalım; ama, Sayın Bakan öyle yapmıyor, doğruları söylemiyor.

Bakın şimdi, size niye doğruları söylemiyor, onu da söyleyeceğim. Sayın Bakan geldi, yine kürsüde diyor ki: "Siz, Türk Tabipler Birliğinin, zorunlu hizmetin durdurulmasıyla ilgili olarak yargıya başvurmasını uygun görüyor musunuz görmüyor musunuz?" Sorduğu soru bu. Aynen şöyle: "Anayasa Mahkemesine, biri yürütmeyi durdurma talebinde bulunmuştur. Siz, burada, devlet hizmeti yükümlülüğünün kaldırılması için tavır koyan, mahkemeye giden Tabipler Birliğinin yanında mısınız değil misiniz, bunu açıkça söyleyin."

Şimdi, Sayın Bakanım, siz hukuk biliyor musunuz bilmiyor musunuz?! Hukuk biliyorsanız, bu ülkede yürütmenin bütün icraatlarının, iş ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olduğunu siz bilmez misiniz?! Bize bu soruyu niye soruyorsunuz, ben onu anlamıyorum! "Yanında mısınız değil misiniz?" Haa, merakınızı gidereyim, ben sizin merakınızı: Biz, bu ülkede hukukunu arayan, hakkını arayan herkesin, her kuruluşun yanındayız. Bu kadar basit! (CHP sıralarından alkışlar) Artı, sizin de yanında olmanız lazım; siz, bir hekim değil misiniz! Hekimler haklarını ararken onları küçültmeye, onları küçük göstermeye, onları aşağılamaya, onları Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına şikâyet etmeye sizin ne hakkınız var?! Efendim, Sayın Bakan diyor ki: "Eğer siz böyle yaparsanız, ben Şavşat'a, Tekman'a, Mesudiye'ye, Dargeçit'e doktor gönderemem. O nedenle, ben, sizi onlara şikâyet edeceğim." Hani derler ya, öp babanın elini; aynı, Sayın Bakanınki de öyle. Sayın Bakanım, siz, Şavşat'a, Hakkâri'ye, Dargeçit'e, Mesudiye'ye doktor gönderemiyorsanız, o koltukta niye oturuyorsunuz?! Sizin, o koltukta oturmanızın nedeni, doktor göndermek değil mi?!

ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak)Gitmiyorlar!..

YEKTA HAYDAROĞLU (Van)Gidip geri dönüyorlar!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Güzel… Ddoktor gönderemiyorsunuz.

YEKTA HAYDAROĞLU (Van)Gönderiyoruz, istifa ediyorlar.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hayır efendim, doktor… Bir siyasal irade, isterse doktor gönderir. Güzel… Güzel…(AK Parti sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 7 Mart 2006

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook