İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 72. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bankacılık kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s. 1078)

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 72. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Mart 2006 · 1.531 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 8 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BANKACILIK KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S. 1078)); konuşma 1.531 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Bankacılık kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s. 1078)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 8 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-03-08-bankacilik-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1078 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, aslında Bankalar Kanununda yapılan 2 maddelik bir değişiklik; ama, bu değişikliğin temel amacı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun uygulamada karşılaştığı sorunları çözmek; bu arada, kamu alacaklarına, özellikle sosyal güvenlik alacaklarına öncelik sağlayan bir düzenleme.

Değerli arkadaşlar, benden önce konuşan değerli hatip, Bankalar Kanunuyla ilgili önemli düzenlemeler yapıldığını belirtti; doğrudur. Bankalar Kanunu, uzun süredir çözüm bekleyen, sağlıklı işlemesi gereken bir kanundu; bu konuda önemli düzenlemeler yapıldı. Hatta, daha da ileriye gidildi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, özellikle batan bankalardan olan alacakların tahsili için, yine Parlamentonun ortak iradesiyle, yani, hem iktidar kanadının hem muhalefet kanadının oybirliğiyle âdeta, çıkardığı kanunlarla, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, alacakları tahsil etmesi yönünde eli oldukça güçlendirildi.

Değerli arkadaşlar, ama, yasaların çok iyi çıkması, yasaların eksik çıkması, yasalarda bazı boşlukların olması, çoğu zaman beklentilerin altında ya da beklediğimiz ölçüde sonuca ulaşamamamız sonucunu da doğurabiliyor. Eğer, bürokrasi iyi çalışmazsa, bu konuda siyasal müdahaleler bürokrasiyi yönlendirmezse, o zaman, daha sağlıklı sonuçları alabileceğimizi görüyoruz.

Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, Sayıştay Başkanlığı, 6.10.2005 tarihinde, yani, geçtiğimiz yılın sonunda, kendi genel kurulunda 2004 yılı Hazine işlemleri raporunu görüşüyor ve bu raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderiyor.

Bizi izleyen değerli yurttaşlarımıza da hemen şu açıklamayı yapalım: Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan bir organ, bir anayasal organ.

Şimdi, Sayıştay, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun da hesaplarına bakıyor, Hazine işlemlerini incelerken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile Hazine işlemlerinin ne ölçüde bağdaştığını, ne ölçüde gereklerin yerine getirildiğini bu raporda belirtiyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu rapora göre, 2005 sonu itibariyle, Hazinenin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan olan alacağı, 49 273 000 000 dolar. 49 milyar dolarlık bir alacağı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu alacak; çünkü, batan bankalara, batan bankaların içine, devlet, 49 milyar dolar bir para koymuş ve Parlamento da iradesini, görevini yerine getirmiş Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna "49 273 000 000 doları tahsil et, Hazineye olan borcunu öde" diyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, peki, öde diyor da ne oluyor? Yine, bu rapora göre "bugüne kadar -yani, raporun Parlamentoya geldiği güne kadar- 49 milyar ABD Dolarına, alacak, ulaşmıştır" diyor. Bunun, 16,5 milyar dolarlık kısmı vadesi geçmiş alacaklardır. Yani, Hazinenin öngördüğü sürede iadesi yapılmayan vadesi geçmiş alacaklardır. Bugüne kadar yapılan tahsilat ise yaklaşık 2 milyar ABD Dolarıyla sınırlı kalmıştır.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Hangi tarih?..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Raporun Parlamentoya geldiği tarih.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Tarih hangisi?..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Evet, onu da söyledim ben; herhalde siz duymadınız; ama, yine onu söyleyeyim, 6.10.2005 tarihi itibariyle.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 49 milyar dolarlık bir hazine alacağı var, ödenen para miktarı 2 milyar dolar. Elbette, bu süre içinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu çalıştı, belli satışları gerçekleştirdi, bir miktar daha para ödedi; ama, bu paranın 49 milyar dolarlık bir alacağı kapatma şansı yok. 2014'e kadar yapılan bir programlama var. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yapacağı tahsilatla ilgili bir hesaplama var; ama, bunun da çok yetersiz kaldığı görünüyor.

Şimdi, bakın, Sayıştay Başkanlığı ne diyor değerli arkadaşlar; Sayıştay Başkanlığı diyor ki: "Hazine Müsteşarlığınca, bugüne kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun elindeki varlıkların çözümlenmesinden elde ettiği veya edeceği gelir ile Hazineye olan yükümlülüğünü ne oranda yerine getirdiği veya getirebileceğine yönelik bir analiz çalışması yapılmamıştır." Kim söylüyor bunu; Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan kurum söylüyor. Kime söylüyor; Parlamentoya diyor ki: "Hazine Müsteşarlığı, gerekli çözümlemeyi, sağlıklı analizi bugüne kadar yapmamıştır." Peki, bu rapordan sonra yaptı mı, hayır, bu rapordan sonra da yapmadı.

Geliyorum başka bir konuya arkadaşlar. Şimdi, bir de niyet mektupları var. Türkiye'nin IMF'ye, Sayın Ali Babacan ile Sayın Merkez Bankası Başkanının imzalayıp verdiği niyet mektupları var. Bakın, o niyet mektuplarında da ne deniyor değerli arkadaşlar, 15 Temmuz 2004 tarihli niyet mektubu: "Hazine Müsteşarlığının, bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasının finansmanı çerçevesinde TMSF'den olan alacaklarının 2004 sonuna kadar çözüme kavuşturulması konusundaki planımız hedeflendiği gibi ilerlemektedir." Peki, değerli arkadaşlar, neyi hedeflediler; alacağın tahsili. Alacak ne kadardı; 49 milyar dolar. Ne kadarı tahsil edildi; 2 milyar dolar, belki de,5 milyar dolar olabilir; son rakamı bilemiyorum veya belli bir rakama ulaşmıştır. Peki, 2004 sonuna kadar öngördükleri şekilde gerçekleşme oldu mu; gerçekleşme olmadı. Peki, sonra ne diyor IMF'ye verilen niyet mektuplarında; "biz bu sorunu en kısa sürede çözümleyeceğiz" diyorlar. En kısa sürede ne çözümlenecek; en kısa sürede bu alacakların üzerine devletin bir bardak su içmesiyle bu sorun çözülmüş olacak. Bunu nerede söylüyor hükümet; bunu hükümet, IMF'ye verdiği niyet mektuplarında söylüyor ve bu taahhüdü yerine getiriyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, TMSF'den olan alacakların Hazine tarafından sağlıklı denetlenmediğini, sağlıklı gözetlenmediğini ve bu konuda çok ciddî olumsuz bir yapılanmanın olduğunu Sayıştay söylüyor. Ben, yine bu rapordan bir bölüm daha okuyorum izninizle: "Bugüne kadar, TMSF'nin, ikraz anlaşmalarından gelen bu yükümlülüğe yeteri kadar uyup uymadığını güvence altına alacak kontrol mekanizmaları da Hazine Müsteşarlığınca kurulup işletilmemiştir. Ayrıca, Hazine Müsteşarlığı, 4749 sayılı Yasadan gelen denetim yetkisini TMSF'den olan alacakları dolayısıyla kullanmamıştır."

Peki, değerli arkadaşlar, sizler, iktidar kanadından değerli milletvekilleri, acaba, Hazine Müsteşarlığına, TMSF ile ilgili denetim yetkinizi niye kullanmıyorsunuz diye bir soru sordunuz mu? Hani, siz demiyor muydunuz "efendim, biz yetimin hakkını koruyacağız, fakir fukaranın hakkını koruyacağız, tüyü bitmemiş yetimin hakkını hortumlayanlardan hesap soracağız." Sayın Çiçek, gelip, burada "efendim, biz bu konuda çalışma yapıyoruz" demedi mi?! Peki, nerede bu çalışmalar?! Bu çalışmalar yok. Bu çalışmaların olmadığını kim söylüyor; Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Sayıştay Başkanlığı söylüyor.

Değerli arkadaşlar, sadece bu kadar mı; hayır, bu kadar değil. Sayıştay Başkanlığı ayrıca şunu söylüyor değerli arkadaşlar: "TMSF'nin elindeki aktiflerin çözümlenmesi süreci tüm hızıyla sürerken, hazineye olan borçlarının silinmesi seçeneğinin zamanlaması uygun görülmemektedir. Yani, IMF'ye verilen niyet mektubuyla "biz, bu alacakları sileceğiz diye taahhüt edilmesi uygun değildir" diyor. Neden uygun değildir diyor; adamlar kaçacaklar, siz, zaten, sileceğinizi baştan itiraf ediyorsunuz; baştan "biz bu alacağı sileceğiz" diye IMF'ye taahhütte bulunursanız, karşıdaki adam da bu parayı ödemez. Kim söylüyor bunu; Sayıştay söylüyor yine. Peki, niye, biz o mektubu imzalayıp verdik; çünkü, birtakım güçlerin baskısı altında, bu hükümet, IMF'ye o taahhüdü yapmak zorunda kalıyor. Eğer, o baskı altında hükümet kalmazsa, bu taahhütte bulunamaz. Siz demiyor muydunuz "biz, IMF'ye karşıyız", seçim meydanlarında "IMF'nin taahhütlerini yerine getirmeyeceğiz" diye?! Şimdi geldiniz, Adalet ve Kalkınma Partisi, IMF'nin tutsağı konumuna geldi. Adalet ve Kalkınma Partisi, tüyü bitmemiş yetimin hakkını alma konusunda IMF'den talimat alıyor. Oysa, talimat alacağı yer Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıdır.

Sadece bu mu; bakın, bu raporda bir şey daha söyleyeyim değerli arkadaşlar: "TMSF'nin, hazineye aktarması gereken malî kaynakların doğru ve zamanında aktarılmasını teminen bir denetim mekanizması kurulmalıdır" diyor. Peki, kuruldu mu böyle bir denetim mekanizması; hayır. Peki, niçin kurulmadı; ona da hayır, onun da yanıtı yok. Kurulmamasının nedeni, TMSF'nin birilerinin üzerine gitmemesi için, hükümetin üzerindeki baskıdır. Hazine Müsteşarlığı, IMF'nin sözünü dinlemeyip de, Parlamentonun sözünü dinleseydi, herhalde, bu alacakların tahsili konusunda çok daha etkin bir çaba içinde olabilirdi.

Değerli milletvekilleri, size bir şey daha söyleyeyim. Sayın Çiçek burada dedi ki, muhalefet kanadına dönerek: "Siz, acaba, kredi kartları sorununu çözdük; bu, halkın gündeminde değil miydi?" Daha pek çok örnek verdi ve bunların halkın gündeminde olup olmadığını sordu.

RECEP KORAL (İstanbul)Çiçek değil, Sayın Yeni.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Sayın Yeni, affedersiniz, Sayın Yeni söyledi.

Şimdi, birinci nokta şu: Kredi kartları konusunda, acaba, iktidar kanadı olumsuz oy mu verdi; hayır. Kredi kartları konusunda, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi belli bir uzlaşma sağlamadı mı; sağladı. Uzlaşmaya zorlayan parti Cumhuriyet Halk Partisi değil miydi, daha düşük bir faiz oranı uygulansın diyen; Cumhuriyet Halk Partisiydi.

AHMET YENİ (Samsun)İktidar biziz iktidar…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)İktidar sizsiniz elbette Sayın Yeni; biz, siz iktidar değilsiniz demedik. Siz, IMF'ye karşı iktidar değilsiniz; sorununuz da orada zaten. Eğer, IMF'ye karşı da aynı iktidar dirayetini gösterebilseniz biz sizi alkışlayacağız; ama, siz, IMF'ye gelince el pençe divan duruyorsunuz…

AHMET YENİ (Samsun)25 milyar dolar azalttık dış borcu.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)…her talimatını yerine getiriyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun)Dış borcu düşürdük.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bakın, siz, bir şey daha söyleyeyim…

ALİM TUNÇ (Uşak)IMF'ye muhtaç edenlere söyleseniz…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bak, ne kadar güzel söyledi: "IMF'ye muhtaç edenlere siz şikâyet edin." Bu halkı IMF'ye muhtaç edenleri... Evet, bu halkı IMF'ye muhtaç edenler bu Parlamentonun dışında kaldılar; ama, sizler, aynı politikayı, hiç şaşmaksızın ve ödün vermeksizin aynen devam ettiriyorsunuz.

Bağ-Kur, SSK'yla ilgili de dediniz gündemdedir diye, doğrudur; ama, Bağ-Kur ve SSK'da...

AHMET YENİ (Samsun)Nereden nereye…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bakın, Sayın Yeni, çok kısa bir süre içinde tekrar bir kanun değişikliği getireceksiniz; çünkü, siz, yine, IMF'nin talimatıyla yaptınız onu. IMF dedi ki: 100 000 YTL'nin üstünde olanı ayrı, altında olanı ayrı uygulayın. Siz, diyor musunuz acaba, böyle bir af kanunu olabilir mi?! Bakın, yakında yeni değişiklikler getireceksiniz.

Biz, sadece, size şunu söylüyoruz değerli milletvekilleri: Halkın gündemindeydi, çözdünüz, güzel yaptınız, teşekkür ediyoruz. Peki, değerli arkadaşlar, bu İhlaszedelerin sorununu niye çözmüyorsunuz, bu insanlar halk değil mi?! Peki, bonozedelerin sorununu niye çözmüyorsunuz; bu insanlar bu ülkede yaşamıyor mu, halk değil mi bunlar?! Peki, İmarzedelerin sorununu niye çözemiyorsunuz, bu insanlar halk değil mi?! Onlara IMF dayattığı için çözmüyorsunuz, birileri de sizinle aynı siyasal paralelde düşündüğü için çözmüyorsunuz. Oysa, tüyü bitmemiş yetimin hakkını çözmek, bir siyasal iktidarın tutarlı, devamlı, sağlam bir politikası olması gerekir.

Biz, bir önerge vereceğiz. Biraz sonra o önergeyle ilgili olarak da AKP'nin maskesini göreceğiz, gerçek yüzünü göreceğiz.

AHMET YENİ (Samsun)- AK Partinin maskesi yok.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Türkiye Cumhuriyeti Halkı, AKP'nin gerçekten de birilerinin yanında mı, yoksa, halkın yanında mı, onu göreceğiz.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 8 Mart 2006

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook