İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 87. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Nisan 2006 · 1.194 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 12 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU TASARISI VE SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER HK. (S.S.1102)); konuşma 1.194 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 12 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-04-12-sosyal-guvenlik-kurumu-kanunu-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sos (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de yaşayan bütün bireyleri birebir ilgilendiren bir tasarı, ne yazık ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmeyecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde hiç alışık olmadığımız, 320 maddelik 5 yasa, sanki 17 madde görüşülecekmiş gibi bir karar alındı AKP Grubu tarafından. Eğer görüşmeye kalkarsak bu şekliyle, her maddeye düşen süre 10 saniye ile 25 saniye arasında değişiyor.

Düşünün değerli milletvekilleri, her bireyi birebir ilgilendiren bir yasa, nasıl oluyor da, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ancak 10 saniye görüşülebiliyor?! Acaba, 10 saniyede, yurttaşlar bizim konuşmalarımızın ne olduğunu anlayacaklar mı; acaba, AKP Grubunu oluşturan milletvekili arkadaşlarımız 10 saniye içinde -ki, maddenin okunması bile 10 saniyeyi aşıyor- bunun ne anlama geldiğini bilecekler mi; bilmeyecekler tabiî. Bilmemeleri de gayet doğal; çünkü, onlar, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının talebini değil, IMF'nin talebini yerine getirmek için şu sıralarda oturuyorlar. Siz, eğer IMF'nin niyet mektubuna "biz, bu yasayı bu tarihe kadar çıkaracağız" diye yazıyorsanız, taahhüt ediyorsanız, o taahhüdün arkasında duruyorsanız, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları kendileri için ne getirildiğini bilmiyorlar; ama, IMF bunların hepsini biliyor. Sizin bunu temel kanun yapmanızın temel gerekçesi, burada maddeler görüşülmesin, vatandaşın cebine nasıl el uzatacaksınız, vatandaş onu öğrenmesin. Sizin temel hedefiniz bu.

Değerli arkadaşlar, Sayın Fatsa konuşurken dedi ki: "Siyasî partilerin seçim bildirgelerinde tek çatı modeli vardı." Ve bizim bildirgemizi de okudu. Doğrudur; bizim bildirgemizde sosyal güvenlik sisteminde reform yapılması, sosyal güvenlik sisteminin tek çatı altında toplanması, ayrılıkların kaldırılması; ama, yoksullukta değil, refahta buluşulması vardır. Sizin hedefiniz, yurttaşları yoksullukta buluşturmaktır. Bizim hedefimiz de, varlıkta, refahta buluşturmaktır. Temel ayrılığımız zaten budur.

Şimdi diyorsunuz ki: "Siz verdiğiniz sözün arkasında durmadınız." Niye söylüyorsunuz bunu "bizim getirdiğimiz kanuna niye evet demiyorsunuz?" Sizin getirdiğiniz tasarı, adam gibi tasarı olsa, biz de destekleriz. Buraya gelen tasarılar vardı, CHP Grubu desteklemedi mi bazı tasarıları; destekledi.

Buna niye karşıyız, isterseniz, onu kısaca söyleyeyim, vaktimin yettiği süre içinde. Şimdi diyorsunuz ki bu yasanın 1 inci maddesinde: "Kurum, idarî ve malî açıdan özerktir."

Değerli arkadaşlar, özerk kurumun anlamı şudur, idarî özerkliğin, malî özerkliğin anlamı şudur: Günlük siyasî politikalarla bu kurumlara müdahale edilmesinin önünü kesiyoruz demektir. Bunun için ne yapıyorsunuz; malî özerklik getireceksiniz. Ne yapıyorsunuz; idarî özerklik getireceksiniz. 1 inci maddede getirmişsiniz. Peki, sonra ne yapmışsınız; başkan, kurumun başkanı, bakanın iki dudağı arasında görev yapacak. Böyle bir özerk kurum bana gösterebilir misiniz acaba? Sermaye Piyasası Kurulu Başkanının, acaba, bakanın iki dudağı arasında mı bulunduğu koltuk, görev süresi; hayır, yasayla teminat verilmiştir. BDDK Başkanına yasayla teminat verilmiştir; Tütün Üst Kurulu Başkanına yasayla teminat verilmiştir. Peki, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanına yasayla niye o güvenceyi vermiyorsunuz; hangi gerekçeyle vermiyorsunuz?! Getirin onu, destek verelim; ama, onu getirmiyorsunuz. Neden; çünkü, diyorsunuz ki, Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanı, benim iki dudağımın arasında olsun onun görev süresi, beğenmezsem görevden alacağım.

Değerli arkadaşlar, sosyal güvenlik kuruluşlarının bu noktaya gelmesinin temel nedeni bu kötü siyasettir. Siz, bu kötü siyasetin önünü tıkamıyorsunuz, bu kötü siyasete destek veriyorsunuz. Bakın, geçen hükümetler döneminde, bir bakan döneminde, sadece bir bakan döneminde, üç yıl görev yapan bir bakan, 9 kez, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanını değiştirdi. Bu kurum ayakta kalabilir mi; bu kurum yaşayabilir mi?! Peki, buna önlem getiriyor musunuz; hayır, getirmiyorsunuz. Sayın Başbakan, geçiyor, AKP Grubunda toplantı yapıyor, sizlere diyor ki: "Türkiye Cumhuriyetinin en büyük reformunu getiriyoruz." Bu mu reform?! Bu, sistemi deforme etmektir, bunun reformla falan bir ilgisi yoktur.

Bir başka önemli nokta değerli arkadaşlar; o kadar gariplikler var ki bu tasarıda; diyorsunuz ki… Ha, tasarının iyi yönü de var, onu da söyleyeyim; örneğin, yönetim kurulu, 5 seçimle gelen, 5 atamayla gelenle oluşuyor. Eskiye göre iyidir, böyle olması da doğaldır; ama, bakın, bir şey yapıyorsunuz değerli arkadaşlar; diyorsunuz ki, en fazla üyeye sahip ilk 3 işveren sendikası konfederasyonları tarafından belirlenen 9 temsilciden birisi seçilecek. Türkiye'de kaç tane işveren sendikası konfederasyonu var?! AKP Grubu içinde işveren arkadaşlarım var; kaç tane işveren sendikası konfederasyonu var; 1 tane var, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu. Nereden çıktı 3 tane; hangi gerekçeyle çıktı 3 tane?!

AGÂH KAFKAS (Çorum)1 tane olsa ne olur, 3 tane olsa ne olur!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Sayın Faruk Çelik diyor ki: "Niye verdiğiniz sözün arkasında durmuyorsunuz, niye bu tasarıyı desteklemiyorsunuz?" Bunun neresi desteklenir?!

Yine diyorsunuz ki… Bakın değerli arkadaşlar, tasarıyla, bir başkanlık kuruyorsunuz, altında da 4 tane genel müdürlük var. 4 genel müdürlüğün biri de Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü; yani bununla, primini ödeyemeyen veya yoksullara veya herhangi bir nedenle sosyal sigorta kapsamına alınması gereken kişilere belli ödemeler Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak.

Biz, bir önerge verdik, dedik ki: Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğünün içine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünü de alın. Niçin; çünkü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün yeri Başbakanlık değildir, bu kurumun içidir; ama, siz reddettiniz. Niye reddettiniz değerli arkadaşlar?! Ret gerekçesini söyleyeyim size: Bir başbakan düşünün, bir ülkede bir başbakan düşünün. Elinde binlerce dolarlık kol saati, lüks arabasıyla, ramazan ayında bir gecekonduya gidiyor. O gecekonduda bir evi açıyor -önceden haberli habersiz, onu bilmiyoruz- o eve konuk oluyor. Arkasında bir kamera ordusu… (AK Parti sıralarından "kim" sesi)

ALİM TUNÇ (Uşak)Sen de konuk ol.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Sayın Başbakan efendim, Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

ALİM TUNÇ (Uşak)Sen de konuk ol.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Arkasında bir kamera ordusu, oturuyor sofraya.

1- Dini siyasete alet ediyor ramazan ayında oraya gitmekle.

2- O yoksul ailenin yoksulluğunu yetmiş milyon insana teşhir ediyor.

Bana söyler misiniz, bir insanının yoksulluğunu yetmiş milyona teşhir etmek, hangi ülkenin, hangi vicdanın, hangi yasanın göbeğinde vardır?!

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Bu modeller böyle!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Böyle bir şey yoktur arkadaşlar! Siz, sosyal güvenlik getireceğim diyorsunuz, değil mi? Siz, sosyal güvenlik getirmiyorsunuz, siz sosyal devlet getirmiyorsunuz, siz lütuf devleti getiriyorsunuz. "Ben lütfettiğim kadar senin yoksulluğun giderilir. Ben lütfetmezsem, senin yoksulluğun giderilemez" diyorsunuz. Bunun anlamı budur. Niçin, siz, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünü bunun içine almıyorsunuz; çünkü, o genel müdürlük aracılığıyla trilyonları AKP il başkanlarının emriyle birilerine dağıtacaksınız. Seçim bölgesinde, seçim zamanında, seçim yatırımı yapacaksınız. Niçin, bunları kurumsallaştırmıyorsunuz?! Buraya getirin, koyun; ama, bunları getiremezsiniz. Dediğim gibi, sizler, dini siyasete alet etme konusunda, takıyyecilik konusunda birebir bir parti... Bu konuda sizin elinize kimse su dökemez. Bundan, bir sefer, kesinlikle, biz de eminiz, siz de emin olun.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Kendi marifetlerinden bahset.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bizim marifetlerimiz, bizim boğazımızdan haram lokma inmemesidir; ama, sizin boğazınızdan haram lokma indiyse, ben onu bilemem. (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)İSKİ'de de öyle diyorlardı!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Geliyorum, bir başka olaya.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)İSKİ'de de öyle diyorlardı!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Siz Ali Diboları açıklayın; yolsuzluk olayına girerseniz, siz onun altında kalırsınız. Hele bakın şu illerde yapılanlara, sizin milletvekillerinizin nasıl ihale pazarlıkları yaptıklarına, onları anlatmayalım, şimdi o konulara girmeyelim; çünkü, vaktimin yarısını zaten geçirmiş durumdayım.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Haram diye diye, dini siyasete alet ediyorsun.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Dini siyasete alet etmek, Adalet ve Kalkınma Partisinin geleneksel tavrıdır Sayın Milletvekilim; dini siyasete alet etmek budur. (CHP sıralarından alkışlar) Siz, ramazan ayında yoksulların evine gidip, yoksul çocuğu yetmiş milyona teşhir edemezsiniz; buna hakkınız yok! Bunun, insanlıkla da ilgisi yok, Müslümanlıkla da ilgisi yok! (CHP sıralarından alkışlar) Evet, sizin hakkınız yoktur buna! Siz eğer yardım yapacaksanız… Müslümanlıkta yardım gizli yapılır. Siz doğrusunu yapmıyorsunuz.

AGÂH KAFKAS (Çorum)Dini siyasete alet etme!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bakın, sosyal güvenliği getiriyorsunuz…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 12 Nisan 2006

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook