Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 49. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Ocak 2010 · 753 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 19 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 753 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 19 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-23-2010-01-19-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen gün Sayın Bakan 1’inci madde görüşmeleri bittikten sonra kürsüye gelip bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalardan birisi şöyle; Sayın Bakan diyor ki: “Efendim, bu işe, bu meseleye ideolojik yaklaşanlar var.” Çünkü Sayın Başbakan AKP Grubunda böyle ifade etmiş.
Şimdi, Sayın Bakan, “ide” “düşünce” demek. “İdeoloji”yi de ben size Türk Dil Kurumunun sözlüğünden okuyayım: “Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren, politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünüdür.” der.
Sayın Başbakanın “ideolojik olarak” deyimini kullanmasını hadi anlayışla karşılayalım, politik olarak kullandı. Siz bir akademisyensiniz Sayın Bakanım, bir akademisyenin “ideolojik” sözcüğünün, “ide” sözcüğünün ne anlama geldiğini bilmeyip de burada dile getirmesini, doğrusunu isterseniz, esefle karşıladım.
Bir başka konuşmanız; o toplantıda yine diyorsunuz ki konuşmanızda: “Sözde bir ilde bir toplantı oluyor, o toplantıda da bir meslek kuruluşunun -adını vermiyor Sayın Bakan- bir meslek örgütünün de elemanları var. Bizim arkadaşlarımıza dönüp diyorlar ki mesele tartışılırken: “Kardeşim, bu iş kötüye gidiyor, bunlar bu işi başaracaklar.”
Sayın Bakan, sizin söylediğinize inanmamız için o meslek örgütünün adını bu kürsüde vermeniz lazım çünkü o meslek örgütü hangisiyse çıkıp size diyebilir ki: “Biz böyle bir şey söylemedik, siz gelip bunu söylüyorsunuz.” Bir yasa bir dedikoduyla savunulabilir mi arkadaşlar? Burası dedikodu üretme merkezi midir? Çıkarsınız, meslek örgütünün ismini verirsiniz, meslek örgütü çıkar “doğrudur, yanlıştır” der. Ama siz Bakansınız, Meclis kürsüsüne çıkıp dedikodu üzerine politika yapamazsınız.
Bir başka önemli nokta: Bakın, katkı payından bahsettiniz Sayın Bakan ve katkı payı rakamlarını verirken kemik iliği gibi, transplantasyon gibi en pahalı sağlık harcamalarını örnek verdiniz. Ne olursa olsun, sizin için 2 lira, 5 lira, 18 lira, 8 lira düşük bir rakam olabilir. Sizin aldığınız aylıkla bir emeklinin aldığı aylık… 7 çocuklu bir emeklinin ödeyeceği 2 liranın marjinal faydası sizin maaşınızın yanında çok yüksek kalır. Bu gerçeği bileceksiniz.
Şimdi, bakın, ben sizin konuşmanızdan, 13/07/2006 tarihli konuşmanızdan bir örnek veriyorum, şöyle diyorsunuz siz: “Aile hekimliğinde hizmetler vatandaşa ücretsiz sunulmaktadır. Bugün böyledir, yarın da genel sağlık sigortası kapsamında böyle hizmet sunmaya devam edeceğiz.”
Şimdi, siz, Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Sağlık Bakanısınız. Getirdiğiniz yasada katkı payı almayı öngördünüz mü görmediniz mi? Öngördünüz. O zaman bunu niye söylediniz? Biz bunu eleştirmeyecek miyiz? Bunu öngörüyorsunuz. İşin garip tarafı, değerli milletvekilleri, daha önce katkı paylarını “devlet ve üniversite hastaneleri”, “özel hastaneler” diye ayırmıştınız. Danıştaya gidildi, Danıştay bunu iptal etti “Böyle standart getiremezsiniz.” diye, Danıştay 10.Dairesinin kararı. Yani “Ya 2 lira herkes için yapacaksınız, farklılık yapamazsınız çünkü yasa size böyle bir yetki vermiyor denildi.” Danıştayın bu kararı çıktı, siz bunu kaldırdınız ortadan Hükûmet olarak. Sanki Danıştayla inatlaşıyormuşsunuz gibi, bu kez çıktınız, hem katkı paylarını artırdınız hem de aynı uygulamaya devam ettiniz.
Şimdi siz, yeri geldiğinde “Biz hukuk devletiyiz.” diyorsunuz. Bu nasıl bir hukuk devleti? Danıştay karar verir, üç gün uyarsınız, dördüncü gün yeni bir karar çıkarırsınız, tam tersine, inadına, daha ağırını getirirsiniz. Bu ne biçim hukuk devletidir, nasıl bir hukuk anlayışıdır? Sayın Bakan çıkıp bu hukuk anlayışını burada anlatırsa, biz de yeni bir hukuk anlayışını öğrenmiş oluruz. En azından deriz ki: Bize hukukta öğretilenlerin bir kısmı yanlıştı, demek ki dünya değişti, yasaların getirdiği değişti, yargı kararlarını uygulama dönemi zamanla sınırlandı, üç gün uyarsınız, üç günden sonra yeni bir karar alırsınız ve uymazsınız. Böyle bir şey olabilir mi?
Yine Sayın Bakanım, siz bir şey getiriyorsunuz bu yasada: “Hekimler üniversitede çalışacaklar veya devlet hastanelerinde çalışacaklar.” Hekimlerin aldıkları ücretlerin tamamı emekliliklerine sayılsın dedik, siz kısmen kabul ettiniz. Kısmen kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum, o kısmı için.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Kılıçdaroğlu, konuşmanızı tamamlayınız.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hekimlerin performanstan alacakları ücretlerin tamamı emekliliklerine sayılsın dedik, kabul edilmedi, kısmen kabul edildi. Kısmen kabul edildiği için de teşekkür ediyoruz ama ciddi bir hata yapıyorsunuz. Hekim, performans ödemesinden bütün primleri kendisi ödeyecek, işveren olarak devlet hiçbir katkıda bulunmuyor. Bunun sosyal devlette yeri var mı, sosyal devlet ilkesine aykırı değil mi bu? Anayasa’ya aykırı değil mi? Bu hekim, üniversite hocası, özel sektörde çalışsa kıyameti koparırız, işveren olarak gideriz, boynuna bineriz, “Sen, işçinin payı var, işverenin payı var, niye ödemiyorsun?” diye. Şimdi siz, devlet olarak, dünyada hiçbir sosyal güvenlik yasasında yer almayan bir düzenlemeyi getiriyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Farklı emekli aylığı mı alacaksın, o zaman götür, primini ayrıca yatır.” Size niye yatırsın, gider özel sağlık sigortasına yapar. Sizin getirdiğiniz bunun mantıkla bağdaşır bir yönü var mı? Bunlar doğru değil. Vaktim yok, vaktim olsaydı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)…Sayın Bakan, sizin, aile hekimliğiyle ilgili, diğer konularla ilgili bütün yanlışlıklarınızı burada dile getirebilirdik ama vaktimiz yok.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 19 Ocak 2010