Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.880)
Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mayıs 2005 · 1.041 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Sağ (CHP), 11 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.880)); konuşma 1.041 kelime.
Kemal Sağ (CHP, Adana). “Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.880)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2005-05-11-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 880 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görünen o ki, 5084 sayılı Yasa görüşmeleri sırasında dile getirdiğimiz bütün sakıncalar hâlâ orta yerde durmaktadır. Mevcut sakıncalar ve yaratılan haksız rekabet düzeltilmek yerine, bu tasarıyla, maalesef daha da artırılmış olmaktadır. Hatta, yasa kapsamında yer alan teşvik enstrümanlarının yararlanacak yatırımcılar için eskisinden daha elverişli hale getirildiği ve bu ölçüde de, aynı bölgede yer almakla birlikte, yasanın uygulama alanı dışında kalan illerdeki yatırımcıları cezalandırmakta olduğu da görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, sizlere önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Hazine Müsteşarlığının gümrük birliği öncesindeki tekstil teşviklerine ilişkin uygulamasından bahsetmek istiyorum. 1993-1995 yılları arasındaki tekstil yatırımlarının teşviki için verilen binlerce belge, gümrük birliği teşvik sistemi bakımından müktesep hak olarak saydırılmadığı için elde kalmış, sayılamayacak kadar çok belge kapsamında yapılan yatırımdan sonra ortaya çıkan sonuç da 2000'li yılların başında bu sektörde yaşanan toplu iflaslar olmuştur. Çünkü, Hazine Müsteşarlığı olarak verdiğimiz belgelerin sayısını biliyor; ama, ortaya çıkacak kapasitenin büyüklüğünü bilmiyorduk. Dolayısıyla, sektörde bir arz fazlası sorunu yaşadık ve yarattığımız arzı da yönetemeyince sonuç toplu iflaslar oldu.
Büyük Millet Meclisinin temel fonksiyonlarından birisi de denetim görevidir. Denetimin basit ve basit olduğu kadar önemli bir kuralı vardır: Saymak, ölçmek ve denetlemek. Dolayısıyla, sayamadığınız şeyi ölçemezsiniz, ölçemediğiniz şeyi denetleyemezsiniz ve hatta yönetemezsiniz.
Biz, burada, teşvik belgesine bağlanmış, en azından sayısını bildiğimiz yatırımlardan söz etmiyoruz; teşvik belgesiz yatırımdan söz ediyoruz. Bu da, bilme, denetleme ve yönetme konusunda ciddî sorunlarla karşılaşacağımız anlamına geliyor.
Değerli milletvekilleri, sorun bununla da bitmiyor. Teşviki öngörülen bölge ve yatırımlardaki bu tehlike kadar ciddî başka bir tehlike de, aynı bölge içerisinde yaratacağınız haksız rekabetin iktisadî ve sosyal sonuçları olacaktır. Zira, seçicilikten uzak ve herhangi bir hesaba dayanmayan bu teşvik biçimi aslında bir sübvansiyondur. Yani, maliyet değil, fiyat avantajları yaratacaktır; verimlilik veya kârlılıkla uzaktan ya da yakından hiçbir ilgisi yoktur.
Aslında burada öngörülen, işe alınacak her bir kişinin maliyetinin bir yatırım aracılığıyla topluma ödetilmesi projesidir. Bu tarz bir istihdamı teşvik anlayışı, AKP yönetiminin siyasî istihdam anlayışının bir parçasıdır.
Kamu kurum ve kuruluşlarındaki mevcut istihdama ilave olarak, yani, personel alımı şeklindeki klasik usul yerine, mevcutlar emekliliğe zorlanmakta ve yerlerine yeni personel alınırken, bir yandan da, Emekli Sandığı ve SSK zora sokulmaktadır; yani, kaş yapayım derken göz çıkarılmakta ve ülke çapındaki maliyetler dikkate alınmamaktadır.
Değerli milletvekilleri, işte Adana. 70'li yıllardan bu yana güneydoğu ağırlıklı göç alarak şehir nüfusu 8 kat artan ve 2003 yılı itibariyle 17 800 işyeri sayısıyla ülke toplamının yüzde 2,4'üne, 226 000 işçi sayısıyla ülke toplamının yüzde 4,3'üne sahip olan Adana'daki işsiz sayısı da, resmî rakamlara göre 54 519'dur. Son iki yılda izlenen politikaların genel sonucu olarak hiç yatırım yapılmadığı da dikkate alınırsa, bugün bu sayının daha fazla olduğu izahtan varestedir. Ülke tarımı ve sanayiinin gözbebeği olan ve toplam ihracat içinde hatırı sayılır bir yer tutan Adana İlindeki işsiz sayısı, bu yasa kapsamında teşviki öngörülen birçok ilin toplam nüfusundan fazladır. Karpuz, narenciye, yerfıstığı, mısır ve soya üretiminde, ülke toplamının yüzde 50'sine yakın üretime sahip olan Adana'da, diğer illerde olduğu gibi, son yıllarda yatırım eğilimi düşmüş, yatırım kapasitesi kayda değer biçimde azalmıştır.
Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, Adana'da son beş yılda alınan toplam teşvik belgesi sayısı, tarım sektöründe sadece 11 iken, imalat sektöründe 170 ve hizmetler sektöründe 84'tür. Bu sayılar, 2000 - 2004 yılları arasındaki toplam teşvik belgesi sayısının yüzde 2'si mesabesindedir.
Teşvik belgeli yatırımların toplam tutarları ile bu yatırımlarla yaratılan istihdam imkânları arasındaki bir değerlendirmeden çıkan sonuca göre, genel olarak son beş yılda ve özellikle de 2003 - 2004 yılları arasında bir kişinin istihdamı için gerekli olan ortalama yatırım tutarı, Adana'da, ülke ortalamasından daha düşüktür. Adana'da, bir kişinin istihdamı için ihtiyaç duyulan sermaye ya da yatırım tutarı, ülkenin birçok yerinde ilave bir işçi için yapılacak yatırımdan daha düşüktür; ama, ne var ki, yatırım nerede, müteşebbis nerede! Asıl önemlisi, bunları harekete geçirecek hükümet nerede!
Değerli milletvekilleri, ülke üretiminin genel olarak ithal girdilere bağlı hale geldiği ve bu nedenle de ulusal paramızın yabancı paraların değer anlamında baskısı altında tutulduğu bir dönemde, istihdama katkı yapacağım derken, küçük ölçekli, optimum kapasitelerin altında üretim yapan, yeni girişimler yaratarak, ülke tarım ve sanayiinin rekabet gücünü azaltan sonuçlar doğurabilecek bu yasanın, daha dikkatli biçimde, seçici ve daha radikal bir anlayışla ele alınarak, kapsamı daha geniş hale getirilmelidir.
Uygulamadan mağdur olacak il sayısının 13 adet azaltılarak, yıldan yıla belirli sapmaların oluşacağı, fert başına gayri safî yurtiçi hâsıladan pay, gelişmişlik düzeyi gibi tek kriteri esas alan bir ölçüyle diğer iller dışlanmamalıdır.
Sayın milletvekilleri, Gelir Vergisi, sigorta primi, enerji desteği gibi teşvik unsurlarının 2008 yılına kadar uygulanacağı dikkate alındığında, bu kadar kısa zamanda yeni yatırımların devreye alınması ve sayılan teşvik unsurlarından yararlanması mümkün olamayacaktır. Diğer taraftan, aynı durum mevcut yatırımlar için de söz konusudur. 1 Nisan 2005 tarihinden önce işe başlamış olan müteşebbisler de, çalıştırdıkları işçi sayılarını en az yüzde 20 artırmak ve artırdıkları bu sayıyla birlikte, çalıştırdıkları toplam işçi sayısının asgarî 30 kişiye ulaşması halinde, tasarıda sayılan teşvik enstrümanlarından yararlanabilecektir; ancak, bu durumda, sağlanan avantajlar, ilave bir işçinin müteşebbise maliyetini aşmadığı sürece, ilgili müteşebbis ilave istihdamdan kaçınacaktır; çünkü, iktisadî değildir, rasyonel değildir.
Dolayısıyla, mevcut yatırımlarda çok kısa sürede bu sayıya ulaştığını beyan eden, daha doğrusu iddia eden müteşebbisler için, tasarıdaki teşvik unsurlarının uygulamaya geçmesi, hayalî istihdam bakımından da ciddî kuşkular yaratacaktır ve titizlikle takibi ve denetimi gerekli olacaktır.
Bu durumda, geriye sadece, komisyona gelen metin ile komisyonca kabul edilen metin arasındaki farktan anlaşılacağı üzere, bedelsiz yatırım yeri tahsisi kalmakta olup, anlaşılan odur ki, gerçek niyet, işte burada gizlidir. Herhalde, burada bazı yandaşlarımızı da koruma şansı yaratılabilecektir.
Yasanın bedelsiz yatırım yeri tahsisine ilişkin 5 inci maddesinin, sadece 1.1.2004-31.12.2004 tarihi itibariyle uygulama sonucunu ifade eden ve mülkiyetinin devri öngörülen 14 000 000 metrekare arazi bulunmakta olup, daha büyük bir hızla, daha çok miktarda, Orman Kanunu kapsamındakiler hariç, hazine arazisi mülkiyetinin el değiştireceğini şimdiden söylemek bir kuşku ifadesi ya da bir abartma sayılmamalıdır.
Sayın milletvekilleri, sözlerimi tamamlarken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu kürsüden çeşitli vesilelerle yaptığımız uyarıların üslubuna, ifadelerin biçimine verdiğiniz önem ve gösterdiğiniz tepkilerin, meselelerin özüne dönük ilgiler haline gelmesini diliyor ve sizleri bu ülkede yaratılacak müreffeh bir gelecek için, empoze edilmiş, dayatılmış tasarıların satır aralarını hissedecek ölçüde müteyakkız ve sadece lafzını görüştüğümüz değil, ruhunu da bildiğimiz ve bizi ortak metinlere ve akla götürecek müzakereler içinde görmeyi temenni ediyor, bu duygularla, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 11 Mayıs 2005
