Grup önerisi
Tekirdağ Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 128. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Temmuz 2010 · 907 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemalettin Nalcı (MHP), 2 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 907 kelime.
Kemalettin Nalcı (MHP, Tekirdağ). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemalettin-nalci-23-2010-07-02-grup-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (10/53) sıra sayısıyla vermiş olduğumuz, belediyelerin katı atık, altyapı ve atık su sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, belediyelerin, Türkiye’deki 2.960’a yakın belediyenin hepsinin kendine göre sorunları var fakat bilindiği üzere, Çevre ve Orman Bakanlığının 2872 no.lu Çevre Kanunu’nun işlemeyen hükümlerinin 4’üncü maddesine göre, 2004 yılından 2012 yılına kadar belediyelerin altyapı, atık su ve katı atık (çöp) toplama tesislerinin yapılması şart koşuldu ve buna cezai şartlar da getirildi. Bu cezai şartların başında, işletmeye alma süreleri, iş termin planının Bakanlığa sunulmasından itibaren -ki bu 2004 yılında çıkan bir kanundur- belediyelerde, nüfusu 100 binden fazla olanlara üç yıl, 100 bin ile 50 bin arasında olanlara beş yıl, 50 bin ile 10 bin arasında olanlara yedi yıl, 10 bin ile 2 bin arasında onlara da on yıl süreç verildi. Tabii, bunun yanında organize sanayi bölgelerine ve sanayi bölgelerine de bir süreç konuldu, bu süreç de iki yıl.
Tabii, geçen zaman içinde, şunu üzülerek belirtmek istiyorum, belediyeler ve yerel yönetimler ne yazık ki bu çevre konusunu yeterince ciddiye almadılar çünkü herhangi bir yaptırımı yok. Belediyelere bakıyoruz, her türlü etkinlik var; sünnet şölenleri var, konserler var, futbol takımlarının şeyi var, yol yaparlar -yol derken, tabii o da kaldırım- fakat ilk yapılması gereken altyapılarla ilgili, çevreyle ilgili atık su ve çöp depolama işleri için ne yazık ki şu andaki belediyelerin yüzde 85’i ne yapacaklarını bilmiyor veya yapmak istemiyor.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde yaklaşık 2.960 belediyenin içinde yüzde 67’sinin hâlen su problemi var, yüzde 81’nin kanalizasyon problemi var, yüzde 93’nün katı atık problemi var ve yüzde 92’sinin de pis su arıtma tesisleri bulunmamaktadır.
Tabii, bunların bir an önce devreye geçirilmesi ki bu Meclis başladığı zaman, Sayın Mustafa Hocam da burada, birazdan da zannedersem çıkıp konuşacak… Fakat hepimiz burada bir şeye kanaat getirdik, çevreyi kurtarabilmek için bir kere bizim altyapı ve bunlara bağlı arıtma tesislerini yapmamız gerekiyor. Şimdi, bunları yapmadığımız zaman temiz su kaynaklarını kirletiyoruz. Bu temiz su kaynakları da yer altı olsun yer üstü olsun bunun en büyük örneği var, Ergene…. Ergene’yle ilgili burada 2 sefer üst üste araştırma komisyonu kuruldu. Kuruldu ama ne oldu? 15 kişi, 16 kişi gidildi gezildi -tekinde de ben vardım- raporlar hazırlandı. Yapılacak iş de belli yani Ergene’nin iki tarafının kuşaklanması ve dışarıda bir arıtma yapılması gerekiyor. Ne yazık ki üç senedir bu konuyla ilgili bu Meclisten veya Meclisi boş verelim, Çevre Bakanlığı veya yerel idarelerden bir adım çıkmadı.
Bugün Trakya’daki bölgede inanın ki numunelik, sadece bir belediyenin arıtması var ve iki organize sanayinin arıtması var; arıtma yok. Bunları belediyeler kendi güçlerine göre, kendi imkânlarına göre yapabilirler mi? Yapamazlar. Bugün belediyelerin gelirlerine bakacak olursak, bir kere, tabii biz belediyeleri eleştirirken, hani Nasrettin Hocanın söylemiyle, hiç mi Ankara’nın suçu yok?
Şimdi, bakın, belediyelerin İller Bankası payı neye göre belirleniyor? Kişi sayısına göre. Bu, çok büyük bir haksızlığa yol açıyor. Size şöyle ki güneyden başlayalım: Mersin, ki taşucu olsun, oradaki sahil bölgeleri olsun… Gelin Antalya tarafına; Ege ve Akdeniz bölgesinde Fethiye, Kuşadası… Trakya bölgesinde, Marmara Ereğlisi ve Şarköy tarafında nüfus, yaz ve kış arasında üç kat fark ediyor ve belediyeler ne yazık ki Adrese Dayalı Nüfus Sistemi’ne göre gelir aldıkları için yeterli hizmeti veremiyorlar.
Hatırlarsanız, bundan bir buçuk sene önce büyükşehirlerin kanununu çıkardık, ben orada da bir konuşma yaptım. Şimdi, biz büyükşehirlere, toplanan vergiden bir pay aktarttık ama ne yazık ki yanındaki komşu veya diğer iller bundan faydalanamıyor. Bunu şöyle bir açmak istiyorum ben: Bugün Tekirdağ bölgesinde yaklaşık olarak 1.300 tane fabrika var. Bu 1.300 fabrikanın 1.250’sinin merkezi İstanbul’da. Bunların gelirleri de İstanbul’a gidiyor ve her gün, “taşıma nüfus” dediğimiz, Trakya, Çerkezköy, Çorlu ve Tekirdağ bölgesine İstanbul’dan 200-250 bin kişi geliyor ve bunların taşımaları yani nakliyeleri geliyor ve yollar, altyapılar ister istemez bozuluyor. Bununla ilgili herhangi bir ek bütçe yok.
Bugün, Trakya’yı yani Tekirdağ bölgesini şöyle göz önüne alırsanız, yoğunluk Tekirdağ’dan doğuya doğru, artış da o tarafa doğru. Bugün Malkara, Keşan, Hayrabolu bölgesi ters göç veriyor. Şimdi, göç almamış bir bölge zaten yatırım yapmıyor ama göç almış bölge yolunu yapmak zorunda, yeni imar planları yapmak zorunda, bunlara altyapı getirmek zorunda ama aldıkları para aynı standartta görülüyor. Bu da belediyelerin işlevlerini yerine getirememesini sağlıyor.
Şimdi, değerli milletvekilleri, belki bu döneme gelir gelmez, bir İller Bankası Kanunu var, bu Kanun’da da… Ki bu önergeyi biz 2008 yılında vermiştik, 2008 yılında -doğrudur burada yazan- 40 bin liradır. Lakin en son geçen sene, biz İller Bankasıyla ilgili bir kanun çıkarttık; gelirinin yüzde 60’ını, nüfusu 10 binin altında bulunan belediyelere hibe şeklinde, altyapılarının ve projelerinin yapılmasıyla ilgili. Ama bugün bu rakam 180 milyon civarında. Bu, hiçbir belediyeye yetmiyor.
Bakın, ben size yine Mersin’den bir örnek vereceğim: Taşucu Belediyesi sahil bölgesinde, nüfusu 10 binin altında ve toplam altyapı bedeli 50 trilyon tutuyor ama bunun ancak İller Bankasının karşılayabildiği miktar 4 trilyon, diğer kalanını Belediyenin kendi imkânlarıyla yapma imkânı yok. Birazdan belki burada arkadaşlar çıkacaklar, şunu söyleyecekler: “Bizler hibe para veriyoruz.” Yalnız bunlar 180 milyonla, 200 milyonla çözülecek işler değil. Çevre Bakanlığı da bu işe bir katkıda bulunuyor, doğrudur, yüzde 10’la 45 arasında ama bu oran, yüzde 10 kime uygulanıyor, yüzde 45 kime uygulanıyor? Bunlara da çok dikkat etmemiz lazım.
Şimdi, İller Bankası bu dönemde anonim şirket olmak istiyor. Anonim şirket olduğu zaman, bu yüzde 60 olan belediyelere altyapı katkısı yüzde 51’e düşüyor. Belediyelere genel bütçeden İller Bankasına aktarılmış olan yüzde 5 pay da kademeli olarak yüzde 3’e ve 2’ye çekiliyor. Böyle olduğu zaman, kaynağı bulunmayan belediyelerin can simidi olan İller Bankası bu belediyelere kredi veremez duruma gelecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 2 Temmuz 2010