İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Lokman Ayva

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 76. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Mayıs 2003 · 578 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Lokman Ayva (AK Parti), 7 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 578 kelime.

Lokman Ayva (AK Parti, İstanbul). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lokman-ayva-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

LOKMAN AYVA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; ben, öncelikle, böyle bir maddenin siyasî polemik konusu olmadığını görmekten son derece mutluyum ve bunun için AK Parti milletvekillerimize, CHP milletvekillerimize, DYP ve bağımsız milletvekillerimize şükranlarımı arz etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, şu anda, ciddî bir, daha doğrusu kanayan bir yaranın üzerine, tabiri caizse, bir bez sarmaya çalışıyoruz, bir merhem sürmeye çalışıyoruz. Bir özürlü için işin ne demek olduğunu birkaç cümleyle söylemek istiyorum. Bir kişi eğer doğuştan veya sonradan özürlüyse, bu kişinin askere gitme hayalleri yoktur, bu kişinin okula gitme hayalleri yoktur, evlilik veya işe girme hayalleri yoktur, ailesinin de buna paralel hayalleri yoktur; çünkü, hayalleri, şu ana kadar alışılmış paradigmanın arkasına gizlenmiştir; yani, aciz insan paradigmasıyla, insanlar, onu eğitim göremez, çalışıp üretemez veya topluma katkıda bulunamaz, hatta, insan ilişkilerinde sağlıklı ilişki kuramaz, evlenemez olarak algılamaktadır ve şu anda görüşmekte olduğumuz kanunla edinilen iş o kadar önemli ki, bu iş, Abraham Mazlov'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde olduğu gibi, karnını doyurma, yarınını güvence altına alma, hatta, aile bireylerinden ve çevresinden itibar görme anlamına gelmektedir. Bir özürlü için iş, sadece meşgul olduğu bir şey değildir. Bir özürlü için iş, âdeta, hayatının anlamlı hale gelmesi demektir, yuva kurması demektir, toplumla sağlıklı ilişki kurabilmesi demektir. Bunun için özürlü ne yapar; eğer imkân bulabilirse -ki, çoğu da bulamaz; şu anda yüzde 3 oranındadır temel eğitim oranı- çok zorluk içerisinde okuyor -yani, bir özürlünün okula gidip ne sıkıntılar içerisinde eğitim gördüğünü tahayyül etmek bile mümkün değil, ancak yaşamakla mümkün -ve bundan sonra, okulu bitiriyor, sınava başvuruyor, işyerine gidiyor. Peki, işyerinde ne tür şartlarla karşılaşıyor... İnanın, insanlar özürlülere şöyle bakıyor: "Özürlü müsün? Pardon, işimiz yok." İşte bu, ciddî bir diskriminasyon, ayırımcılık anlamına gelir. Peki, şunun yapılması daha doğru olmaz mıydı: "Sen bilgisayar biliyor musun" veya "şunu yapabilir misin", "santral operatörlüğü yapabilir misin" öğretmenlik, psikologluk ve sair "bunları yapabilir misin" diye sorulması daha doğru olmaz mıydı?! Bu kültürün Türkiye' de acilen yerleşmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum

Türkiye'de, özürlülerin iş anlamındaki tablosu şudur; bu maddenin gerekliliği de buradan çıkar: Türkiye'de 60 000'den fazla özürlünün iş talebi bulunmaktadır. Halen, cesaret edebilmiş, rapor almış, Türkiye İş Kurumuna başvurmuş 60 000'den fazla özürlünün iş talebi vardır; fakat, iş arzı şu anda çok çok düşük durumda; yani, özel sektörde 13 000 özürlü açığı var, kamu sektöründe de 1 000 kadar işçi açığı var ve bunların toplamı, elbette ki, 60 000'i hazmedebilecek durumda değildir. Buna karşılık, eski hükümlüler için arz edilen iş talepten daha azdır. Terör mağduru kişilerle ilgili olarak da, şu anda, toplam 52 başvuru bulunmaktadır. O yüzden, bu maddenin hayatta daha anlamlı hale gelebilmesi için bu şekildeki bir düzenleme iyi olacaktır; ancak, biraz sonra vereceğimiz değişiklik önergesi de birtakım eksiklikleri giderecek şekildedir.

Değerli milletvekillerimiz, bu maddenin en önemli özelliği şu; bu maddeyle, Türkiye'de ilk defa şu kavram getirilmiş oldu: Yüzde 80'den fazla özrü olan -yani, daha ağır- özürlülere, devlet, bir katkıda bulunmayı üstlenmiş oluyor. Yani, yüzde 80'den fazla özrü olan işçi çalıştıran işverenlerin sigorta primlerinin yarısını Hazine karşılayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

LOKMAN AYVA (Devamla)Bu da, özürlüler lehine ve işverenleri teşvik anlamında çok olumlu bir çalışmadır. İnşallah, bu tür gelişmeler, bu tür zorunluluklara ihtiyaç duymadan ülkemizde hızlı bir şekilde uygulanacaktır.

Bu değişikliklerden sonra şöyle bir tabloyu hayal ediyorum; seçim bölgelerimizde veya sokakta karşılaştığımız özürlünün omuzuna dokunup -görme özürlü, ortopedik özürlü ve sair- şunu diyebileceğinizi düşünüyorum: "Sizin için bir yasa çıkardık ve bu yasa sayesinde siz, daha kolay iş bulabileceksiniz ve sizden, ülkemize katkıda bulunmanızı bekliyoruz."

İnşallah, ister özürlü, isterse özürsüz olsun, geleceğin güzel Türkiyesini beraber kuracağımızı bildiriyor, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 7 Mayıs 2003

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook