İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · SALI

Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

Lütfü Türkkan

Kocaeli Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 25. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Aralık 2018 · 1.370 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Lütfü Türkkan (İYİ Parti), 4 Aralık 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.370 kelime.

Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli). “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lutfu-turkkan-27-2018-12-04-abonelik-sozlesmesinden-kaynaklanan-para-alacaklarina-iliskin-takibin (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=73666

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanuna dair konuşmama başlamadan evvel, HDP Grup Başkan Vekilinin bugünkü verilen mahkûmiyetlerle ilgili sözleri ve arkasından Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilinin karşı sözlerinden sonra birkaç kelam etmek istiyorum müsaade ederseniz.

Size bir cümle okuyorum şimdi: “Ben Öcalan’ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum. Belki televizyon imkânı, birçok tartışma programı izlemesi rol almıştır bu işte. Suriye’de vesaire birçok ülkede farklı aşamalardan geçti. Onlarca yıldır bu işlerin içinde olduğu için farklı bir bakış açısı da vardır.” Yani bir methiye var burada. “Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır.” Kimin için söylüyor? Abdullah Öcalan için söylüyor. “Dikkat ederseniz onun verdiği mesajlar, diğerlerinin verdiği mesajlara göre sürecin geleceğini daha çok düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.” Tarih 7 Haziran 2014, konuşan Yalçın Akdoğan.

Bir cümle daha okuyorum: HDP için “Öcalan bunları yakalasa sopayla kovalar. Bunlar eksen kayması yaşadı. Diyarbakır’dan Nişantaşı’na, Cihangir’e sapma bunları değiştirdi.” Tarih 29 Temmuz 2015, söyleyen yine Yalçın Akdoğan.

Yani bu kayıkçı kavgasının milletin nezdinde herhangi bir itibarı olmadığını beyan etmek için özellikle söylüyorum. Aranızdaki bu kayıkçı kavgasının gerçeğinin ne olduğunu millet, bu okuduğum satırlardan da biliyor, bilin istedim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi üzerine söz almıştım. Aslında burada çıkardığımız bir kanun... Vodafone, Turkcell, efendime söyleyeyim, Digiturk, bunların sahipleri kim, bilen var mı aranızda? Tahmin eden çok ama bildiğini söyleyen yok. Bütün bunların sahiplerini burada bulunan herkes biliyor ama kimse gerçek sahibinin kim olduğu söylemiyor.

Şimdi, bu şirketler, avukat paralarından, takip masraflarından bıkmışlar, diyorlar ki: “Mecliste bir kanun çıkaralım, bizim alacaklarımızı devlet takip etsin kardeşim, biz ne takip edeceğiz, bir de buna para mı harcayacağız? Bize para lazım.” Dolayısıyla Meclise böyle bir kanun hazırlatmışlar. Ben kanunu, bir kere, esas böyle anladım: “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması...” diye geçse de artık alıştığımız, bizim de söylemekten usandığımız, temcit pilavı gibi sık sık gündeme getirmekten bıktığımız bir torba yasa düzenlemesinden başka bir şey değil bu.

Bu kanun bunun dışında konkordato şartlarını da yeniden düzenliyor, ticari alacak davalarında ara bulucuya başvurma şartı getiriyor, abonelik sözleşmelerinden ve tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan hizmetten kaynaklanan para alacaklarına ilişkin ilamsız icra takiplerini düzenliyor. Yani ben size bir şey söyleyeyim mi? Vatandaş, canı boğazında, evine ekmek götürmekte zorlanırken şimdi vatandaşın boğazına bir kement daha atıyorlar bu kanunla beraber. “Bizim Digiturk paralarını da öde -Digiturk olan yoktur aralarında da- Vodafone, Turkcell paralarını da öde. İSU paralarını da öde.” “Niye?” “Belediye bizim yandaş arkadaşlara ihale verecek, bize para lazım. Bunları da ilamsız takiplerle öde…”

Bu kanun aslında neyin itirafı biliyor musunuz? Ekonominin iyice kötüye gittiğine dair bir itiraf bu. Yani konkordato meselesinin yeniden düzenlenmesi, Türkiye’de ekonominin artık gerçekten dibe vurduğuna dair bir itirafın kabulü.

Şimdi, ben Sayın Grup Başkan Vekili Mehmet Muş Bey’le konuştum, “Konkordato çok kolay oluyor, zorlaştıralım biraz.” dedi. Doğru, çok kolay konkordato, zorlaştırın. Ama konkordato ilan eden şirketlere baktığınızda zaten öküzün büyüğü teli aştı gitti, ben size söyleyeyim, kalan öküzden ne sucuk olur ne kıyma olur, hiçbir şey olmaz. Geriye kalan konkordato ilan edecek firmaların çapı filan belli, esas büyük firmalar konkordato ilan ettiler. Bu konkordato ilan eden firmalar kendilerini kurtardılar ama ne bıraktılar, biliyor musunuz? Gerisinde iflas eden binlerce firma bıraktılar. O firmalardan alacaklı olan firmalar konkordatonun ne olduğunu bilmekten bihaber. Küçük işletmelerin önemli bir kısmı iflas etti; evini barkını, arabasını, geleceğini kaybetti bu firmalar. Bütün bu işler bittikten sonra Hükûmetimizin aklına gelmiş “Ya, bu konkordato çok kolay olmaya başladı, gelin, bunu zorlaştıralım.” demişler; biz de burada bu kanunla ilgili yorum yapıyoruz şimdi. Esas sıkıntı kimde biliyor musunuz? Devletle iş yapan firmalarda. Devletle iş yapan firmalar çok çabuk konkordato ilan ettiler, onlar paçayı kurtardılar. Devletten alacaklarını alana kadar kendilerini korumaya aldılar ama onlara bağlı iş yapanlar, o alt taşeronlar ne oldu? Alt taşeronların hepsi de şu anda iflas ettiler.

Türkiye’de ekonomiyle ilgili konuşurken “Biz konkordatonun zorlaştırılmasıyla ilgili kanun çıkarıyoruz.” derseniz zaten ekonominin ne olduğunu anlatmış olursunuz, gerisinde çok fazla rakam filan söylemeye de gerek yok. Meclisin uğraştığı konu ne? “Konkordatoyu zorlaştıralım.” Niye? “Çok fazla konkordato ilan eden olmaya başladı.” Yani bunun ismi “Ey cemaat, namaz bitti, camide ne işiniz var?”dır. Ekonomi bitti, neyi konuşuyoruz biz?

Bu kanun teklifinin 13’üncü maddesi, konkordato ilan eden firmaların güvence veren denetim raporu alması gerektiğini öngörüyor; 14, 15, 16 ve 17’nci maddelerin içeriklerinde de aynı rapordan bahsediliyor. Bahsi geçen raporu almak son derece maliyetli aslında. Yani bu rapor, çok doğru, alınması gerekiyor ama bir sıkıntısı daha var: Böyle bir raporu alacağınız zaman ciddi bir maliyet teşkil ediyor. Orta ölçekli bir firmanın, zaten işi kötüye gitmiş bir firmanın böyle bir raporu hazırlatacak parası da yoktur. Bununla birlikte, bu raporu vermekle yetkili bazı kuruluşlara da ayrıca bir ayrıcalık sağlanıyor. Küçük işletmelerin konkordato ilan etme hakkının artık elinden alındığını da söylemek istiyorum bundan sonra. Biraz evvel ifade ettim, öküzün büyüğü kaçtı, geri kalandan ne kıyma olur ne sucuk.

Ticaret Bakanı Sayın Ruhsar Pekcan kasım ayında Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı açıklamada 356 firmanın konkordato ilan ettiğini söylemiş. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin verilerine göre de bu yıl içerisinde 10.295 firma kepenk kapatmış, sadece ekim ayında 1.235 firma kapanmış. Bir ay içinde 356 başvurunun olması bize ekonomimizin nereye gittiğini açıkça gösteriyor. Eğer firmalar bu işi bir kaçış rampası olarak görüyorsa bu kimin ayıbı? Her şey şahaneyse, ekonomimiz muazzamsa, Sayın Cumhurbaşkanımızın deyimiyle kriz falan da yoksa neden bunca insan, bunca firma bu yola başvuruyor? Merkez Bankası verilerine göre 2018 yılı Mayıs ayı itibarıyla bankalar haricindeki özel sektörün borcu 200 milyar doların üzerinde. Şimdi, şu soruları sormak istiyorum: Madem, abonelikle ilgili para alacaklarını düzenleyen bir kanun teklifinin arasına konkordatoyla ilgili maddeler sıkıştırılabiliyor, neden sağlıklı bir çalışma yürütülmeden adrese teslim maddeler hazırlanıyor? Konkordatonun kötüye kullanımının önüne geçecek maddeler üzerinde neden sağlıklı çalışmalar yapılmıyor? Konkordatonun yarattığı mağduriyetler neden göz ardı ediliyor? Biraz evvel ifade ettim, konkordato ilan eden firmalar yüzünden üretim yapan fabrikalar da üretimden vazgeçti. Zira, mal sattığı firmanın hemen arkasından gelen bir konkordato ilanı o fabrikayı da artık üretim yapamaz hâle getirdi. Konkordato ilan eden bu firmaların alacakları ne olacak, ne yapacaklar, onları kim düşünecek, hiç belli değil. Bunlara yönelik düzenlemeler ne zaman yapılacak, o da belli değil. Hassasiyet gerektiren, yoğun çalışma gerektiren bu konuları böyle aceleye getirmenin, bir torba kanunun içine atmanın kime ne faydası olabilir hiç bilemiyorum.

Hükûmete sorarsak ekonomimizin kötü gidişinin nedeni de dış güçler. Yani bu dış güçler lafı da bir kötü gitti ki inanamazsınız ya. Hani, bir kere daha söylemiştim kürsüden, Yezit’in halifeliğine biat etmeyen Hazreti Hüseyin’i o zaman bazı din âlimleri fitne çıkarmakla suçlamıştı ya; şimdi de bakıyorum, ülkedeki olumsuzluklar karşısında itiraz sesini yükselten kim varsa o, fitne çıkarmakla, dış güçlerin oyununa hizmet etmekle suçlanıyor. Yani buradan anlıyoruz ki hakikaten hâlâ Yezit ölmemiş, Yezit yaşıyor.

Öyle bir noktaya gelmişiz ki Türkiye’deki icra dosyalarının sayısı 20 milyona dayanmış durumda. Sayın Mustafa Elitaş, en çok da Kayseri’de, haberiniz olsun, Kayserililer sizi anıyor. 20 milyon dosyanın önemli bir kısmı da Kayseri’de, İstanbul ve Ankara’dan sonra Kayseri’de çok ciddi miktarda icra dosyası var. UYAP’ın günlük verilerine göre 2008 yılında 8 milyon icra dosyası varmış, 2018 yılında bu sayı 20 milyona ulaşmış. “Türkiye’de 20 milyon icra dosyası” demek, ne demek, biliyor musunuz? Her 4 kişiden 1 kişi icralık.

Size daha hazin bir tablo söyleyeyim mi? Şu anda Mecliste olan 600 milletvekilinin kaç tanesi icralık? Hiç az bir rakam değil, biliyor musunuz? Bu arkadaşların önemli bir kısmı çok ciddi anlamda borç içinde yüzüyorlar. Gidin, buradaki bankalardan bakın, çok basit, öğrenmek de basit artık.

Türkiye'nin bu ekonomik sisteminde konkordato kanunu çıkararak ekonomiyi düzeltmek mümkün değil. İstanbul Adliyesinde kasım itibarıyla 30 binleri geçmiş, yıl sonuna kadar 35 bini buluyor İstanbul’daki bu dosya. 3 iflas dairesi bulunduğu göz önüne alındığında, sadece İstanbul Adliyesinde 1 milyon 295 bin icra dosyası var.

Benim seçim bölgem Kocaeli’de durum daha da vahim. Kocaeli’de neredeyse icralık olmayan yok. Belediye meclisi üyesi, muhtar azası aramaya kalktığınız zaman “İcrası olmayacak.” dediğinizde aday bulamazsınız, haberiniz olsun. Adalet ve Kalkınma Partisi hariç, onlar ayrıcalıklı vatandaş, onların belediyeleri var, onların yardıma koşacak hükûmet kuvvetleri var ama Adalet ve Kalkınma Partili değilse vatandaşın önemli bir kısmı icralık.

VAHİT KİLER (Bitlis)Niye? Hepsinin alnında mı yazıyor? Yapma ya!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla)Vahit Kiler, keşke sen laf atmasaydın, seninle ilgili hiçbir şey söylemek istemem.

VAHİT KİLER (Bitlis)Yapma Allah aşkına ya!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla)Bak, bir şey söylüyorum: Seninle ilgili hiçbir şey söylemek istememiştim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

82 konuşma daha · 4 Aralık 2018

82 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook