Muş ilindeki alparslan_ı barajının oturum alanının kamulaştırılması hakkında
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 104. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Haziran 2009 · 678 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 12 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUŞ İLİNDEKİ ALPARSLAN_I BARAJININ OTURUM ALANININ KAMULAŞTIRILMASI HAKKINDA); konuşma 678 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “Muş ilindeki alparslan_ı barajının oturum alanının kamulaştırılması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2009-06-12-mus-ilindeki-alparslan-i-barajinin-oturum-alaninin-kamulastirilmasi-ha (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muş’umuzun Bulanık ilçesinde yapılan Alparslan-I Barajı’nın kamulaştırılmasından kaynaklanan ve bölgede aylardır, yıllardır yaşanan sorunlarını sizlerle paylaşmak üzere gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.
Çağımızın, daha doğrusu geleceğin en önemli stratejik maddesi olacak olan enerji konusunda arayış içinde bulunan ülkemizde hidroelektrik üretimi için her türlü kaynaklar değerlendirilmek istenirken, bu arada insanlarımıza ne tür dramlar yaşattığımızın bir örneğini sizlerin de bilgilerine sunma ihtiyacı duydum.
Söz konusu bu dram, bugün, ilimizin Bulanık ilçesinde hâlen devam etmekte, haritadan tamamıyla silinen sekiz köyde, üstelik devletin gözleri önünde, hâlen bakılarak sürdürülmektedir. 1995 yılında yapımına başlanan ve 2008 yılında -tam on üç yıl sonra- tamamlanıp su tutulmaya başlanan bu baraj ile sekiz köyün tamamı sular altında kalmış, bu yerlerdeki şahısların evleri, tarla ve her türlü arazileri bugün için istimlak edilmeden, âdeta suyun ve devletin işgaline uğramıştır. Şu anda bu kürsüden bu konuşmayı yapmakta olduğum zaman içinde de yüzlerce aile, kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi nedeniyle, çoluk çocuklarıyla beraber perişan bir durumda, çadırlarda yaşamlarını sürdürmekle karşı karşıyadırlar.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre, 2009 yılında su seviyesinin 1430 koduna kadar çıkacağı tahmin edilmiş, bu nedenle kamulaştırma işlemleri 2009 yılı için buna göre planlanmıştır ancak, yağan yağışlar ve Murat suyunun havzada bol yağış alması sonucu, suyun beklenenin üzerinde artması ve su seviyesinin bu kodun çok üstüne çıkmasıyla da kamulaştırma işlemleri yapılamadığından, köylünün ilerideki yıllarda ancak kamulaştırılacağı hesaplanan arazileri de bu yıl beklenmedik bir şekilde sular altında kalmak gibi bir durumla karşı karşıya kalmıştır.
Enerji üretimi için vatandaşı evinden barkından, arazisinden edeceksiniz, yıllardır ailenin geçimini sağladığı tarlasını, bağını, bahçesini yok edeceksiniz, arkasından da iktidar olarak, AKP Hükûmeti olarak hukuk devletinden söz edeceksiniz. Üstelik, partisinin adında “adalet” sözcüğü olacak, buna karşın vatandaşa karşı adaletsiz davranacaksınız. Bu trajikomik durum gerçekten de demokratik bir hukuk devleti olma ilkesi ile bağdaşmadığı gibi adalet duygusuyla hiç ama hiç örtüşmemektedir. Evleri ve köyleri, baraj sularının taşması nedeni ile su baskınına uğrayan köylüler, devletin ilçedeki mercisi olan ilçe kaymakamlığına barınmak ve taşkından korunmak için başvurduklarında da Sayın Kaymakam tarafından, bakın, nasıl karşılanıyor: Sayın Kaymakam, bu başvuruyu yapan -şahsın ismi bende mevcuttur, isteyene verebilirim- ilgili kişiye aynen “İnsan olsaydınız size insan gibi davranırdık.” diye yanıt verebilmektedir.
Sayın milletvekilleri, başvuruda bulunan şahsın bana anlattığı değerlendirmesiyse şudur: Bu köyün insanlarının son iki seçimde de oylarını Demokratik Toplum Partisine verdikleri için sanki devlet yöneticileri tarafından cezalandırılmak istendiği yorumunun halk içinde yaygın olarak yer bulduğunu söylemektedir. Bu husus, bu yaklaşım gerçekten üzüntü verici bir durumdur. Devletin şefkat eli bu vatandaşlara bu şekilde uzatılmamalıdır.
Şu anda Alpaslan-1 Barajı nedeni ile tüm arazisi ve evleri ile beraber sular altında kalan sekiz köy, yani benim ve bölge halkının da bildiği isimleri ile Koğak, Şeyhveliya, Kopo, Şahberat, Hırbe, Akrak, Hoşgeldi, Arincik ve kısmen Gülçimen köyleri haritadan silinmiş durumdadırlar. Bu köylerin tüzel kişilikleri devam ettiği hâlde, bu köyler için hâlen yeni yerleşim yerleri devlet tarafından belirlenmemiştir.
Bu konu ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğum soru önergesine, Sayın Çevre Bakanı Veysel Eroğlu’nun verdiği yanıtta su altında kalan köylere ilişkin harita…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Yaman.
M. NURİ YAMAN (Devamla)…ve bilgilerin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğüne intikal ettirildiği ve İskan Kanunu kapsamında gerekli çalışmaların başlatılması yönünde talepte bulunulduğu belirtilmektedir. Sayın İl Valisi ile yirmi gün önce yüz yüze yaptığım görüşmede ise henüz yeni yerleşim yerleriyle ilgili çalışmaların sonuçlanmadığını açık ve net olarak bize bildirmiştir.
Şimdi soruyorum sayın devlet yetkililerine: Evsiz ve yurtsuz kalan bu sekiz köy halkına kamulaştırma parasını ne zaman vereceksiniz? Evini başlarına yıkarak yeni yerleşim yerlerini göstermiyorsanız, bu vatandaşlar ne yapacaklar, nereye sığınacaklar? Arazisinin yakınına yaptığı evini “burası yerleşim yeri değil, meraya tecavüz ediyorsunuz” diyerek, jandarmayla, yaptığı yapısını başına yıktığınız bu işlemlerde hukuk devleti nerede, adaletin burada yeri nedir?
Değerli milletvekilleri, aslında bu barajla ilgili size teknik bilgileri de vermek isterdim. Yılda yaklaşık 500 milyon kilovatsaat enerji üretimi yapacak ve yine yılda millî ekonomiye 30 milyon dolar gibi katkısı bulunacak bir barajla ilgili yaklaşık maliyetin 870 trilyon olduğu hesaplanmıştır. Maliyetinin ancak dörtte 1’i kadar bir kamulaştırma bedeli şu anda ne yazık ki yüzde 10, yüzde 17 miktarlarında gerçekleştirilmiştir. Bu durumda bulunan vatandaşlarımız…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 12 Haziran 2009