İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 87. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Nisan 2010 · 519 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 15 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 519 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-04-15-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nisan ayının bizler için önemli olan ve gelişen olayları üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce, içinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftası’nın tüm İslam âlemine ve halkımıza hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bugün 15 Nisan, hem komşu ilimiz Ağrı’nın kurtuluş günü hem de Kürt halkının yıllardır süren hak ve özgürlük mücadelesini yürüten yiğit partili çalışma arkadaşlarımın gözaltına alınıp tutuklandığı olayların birinci yıl dönümü. Tüm Ağrılı hemşehrilerimin bu gününü kutlarken yine Amed, Şırnak, Hakkâri, Van, Muş zindanlarında bu haksız ve hukuksuz tutuklamalara karşı direnen, ödünsüz özgürlük mücadelesini yürüten tüm arkadaşlarımı buradan bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, 14 Nisan 2009 tarihinde “KCK operasyonları” adı altında başlayan operasyonlar bir yılını doldurdu ve hâlihazırda tam 1.483 arkadaşımız hâlen tutuklu bulunmaktadır.

29 Mart seçimlerinden sonra bölgede yenilgiye uğrayan AKP İktidarı, bu tarihten kısa bir süre sonra operasyonlara başlamış, bir yıl boyunca Kürtlerin siyasi kadrolarını yok etmek adına elinden geleni ardına koymamıştır. Bu operasyonlar göstermektedir ki, siyasi iktidar, Kürt sorununu “açılım” adı altında çözüyormuş görüntüsü vermeye çalışırken, asıl olarak halkın özgür iradesine dayanan demokratik siyaseti tasfiye edip, yılların inkâr anlayışını çok daha ince yöntemlerle uygulamaya çalışmaktadır. Hükûmetin, demokrasinin temel taşı olan toplumun örgütlü yapılarına yönelik böylesi bir saldırganlık içine girmesi onun demokratik siyasete olan tahammülsüzlüğünü açık bir biçimde göstermiştir.

Parti üst düzey yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız, insan hakları yöneticileri, il yöneticilerimiz ve yüzlerce çalışanımız, demokrasi âdeta ayaklar altına alınan bir şekilde evleri basılarak gözaltına alınmış, haklarında hiçbir kanıt olmamasına rağmen tutuklanarak cezaevlerine konulmuş ve daha da ilginci, aradan bir yıl geçmesine rağmen savcılık tarafından hâlâ iddianame hazırlanmamış ve arkadaşlarımız hâkim karşısına da çıkarılamamışlardır. İçlerinde on iki ayı aşkın bir süredir tutuklu bulunanlar olmasına rağmen, alınmış olunan gizlilik kararının devam etmesi nedeniyle avukatlar hâlâ dosyayı inceleme şansını bulamamışlardır. Herhangi bir mahkeme yapılmaksızın tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesi açık bir şekilde adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiği, kötü muamele ve ayrımcılığa maruz bırakıldıkları anlamına gelmektedir. Devam eden bir yıllık süreçte, sözüm ona, 12 Eylül darbe Anayasası’nı değiştirmeyi planlayan Hükûmetin Kürtlere 12 Eylül uygulamalarını bile aratır bir uygulamayı layık gördüğünü açık bir şekilde görmekteyiz. Bilindiği üzere 12 Eylül döneminde gözaltına alınan kişiler doksan gün boyunca herhangi bir yargı mercisi önüne çıkarılmadan gözaltında tutulabiliyorlardı. Ancak arkadaşlarımız 2010 Türkiyesi’nde bir yıldır adalet bekliyorlar, mahkeme önüne çıkmayı bekliyorlar. Bu hukuksuzluğun daha ne kadar süreceği de belirsizliğini korumaktadır. Nitekim, bugüne kadar yetkililerle yaptığımız görüşmelerde, bizlere davanın ne zaman açılacağı konusunda net bilgi verilmemektedir. İleri sürülen soruşturmanın kapsamının büyüklüğü gerekçesi ise bize hiç makul görülmemektedir.

Değerli arkadaşlar, soruşturmanın temel dayanağını, telefon ve ortam dinlemeleriyle bazı gizli tanık ifadelerinin oluşturduğu anlaşılmaktadır. İçlerinde belediye başkanlığı görevini yürüten arkadaşlarımızın da bulunduğu siyasetçilerimiz gözaltına alınırken kelepçelenerek teşhir edilmeleri de dikkate alındığında, bu operasyonda en az gözetilen hususun hukuk ve yasalar olduğu görülmektedir. Keza Ceza Kanunu’nda tutuklamanın temel amacı olan kaçma şüphesi ve delillerin karartılması şüphesinin de bu soruşturmada tereddütsüz bir şekilde uygulanması ise soruşturmanın hukuki gerekçelerinden ziyade siyasi bir saikle yürütüldüğü kanaatimizi güçlendirmektedir.

AKP bu uygulamasıyla, yerel seçimlerden zaferle çıkmış bir halkı açık bir şekilde cezalandırmaktadır. Herkes 29 Mart 2009 seçimlerinin ve 13 Nisanda ilan edilen ateşkesin, sorunun barışçıl yöntemlerle çözüme ereceğini beklerken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 15 Nisan 2010

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook