İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 108. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ağrı ve çevresinde yaşanan sel felaketi hakkında

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 108. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Mayıs 2010 · 974 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 27 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AĞRI VE ÇEVRESİNDE YAŞANAN SEL FELAKETİ HAKKINDA); konuşma 974 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Ağrı ve çevresinde yaşanan sel felaketi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-05-27-agri-ve-cevresinde-yasanan-sel-felaketi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 496 sıra sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu nedenle hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, yapı kooperatifleri ortaklarına ucuz, kaliteli ve uygun ödeme şartları altında ev edinmek amacıyla kurulan kooperatifler olarakbilinir. Bu sistemde ortaklar, tasarruflarını kooperatiflere yatırarak ev sahibi olmak imkânına kavuşturulurlar. Tüm dünyada önemli bir konut edinme modeli olan yapı kooperatifleri Türkiye’de de konut edinme sistemi olarak yıllarca uygulanagelmiştir. Bir şehirdeki konut ihtiyacının kooperatifler vasıtasıyla sağlanması hem düzensiz yapılaşma ve gecekondulaşmaya engel olmakta hem de insanca yaşanabilecek konutların yapılmasına katkı sunmaktadır. Bu yönleriyle yapı kooperatiflerinin şehirleşme konusunda mahallî idarelere birçok yönden katkıları olduğu şüphesizdir ancak bu kooperatifler halkımız için önemli bir konut edinme modeli olabilecekken maalesef hak ettiği yeri ülkemizde bugün bulamamıştır.

Bunun sebepleri incelendiğinde başlıca şu sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını görüyoruz: Uzun yıllar süren ve tamamlanamayan inşaatlar hem yapı kooperatiflerine olan güveni sarsmış hem de fahiş maliyetleri ve içinden çıkılmaz sorunları beraberinde getirmiştir. Kooperatif ortakları ya kooperatif yönetimleri tarafından ya da yüklenici firmalar tarafından sürekli olarak suistimal edilmişlerdir. Finansman modeli yani kredilendirme doğru bir şekilde kurulamadığından gereken kaynak sadece ortakların mali güçleriyle sınırlı kalmıştır. Eğitim yetersizliğinden dolayı sahiplilik bilinci bu kooperatiflerde oluşmamıştır. Niteliksiz yapı teknolojileriyle yapılan yapılar daha tamamlanmadan ya kullanılmaz hâle gelmiş ya da ek yatırımlara sebep olmuşlardır. Öz denetimin etkin olmaması ve kamu denetiminde de denetim elemanı sayısındaki azlık nedeniyle denetimsiz kalan kooperatiflerde itibar ve güven eksikliği ortaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşlar, uzun yılların birikimi olarak gelir dağılımının büyük ölçüde bozulduğu ve acilen sosyoekonomik politikaların yürürlüğe konulmasına ihtiyaç duyulduğu günümüzde yapı kooperatiflerinin çeşitli yönlerden ele alınıp yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede gerçekleştirilmesi gereken başlıca hedefleri sıralayacak olursak alt ve orta gelir grubundaki vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamada en önemli kurumlardan olan kooperatiflerde ortakların mağduriyetlerini önlemek, üretim maliyetinde, verimlilikte, fiyatta ve kalitede rekabete dayanan kooperatifler oluşmasını mümkün kılmak, kooperatif teşekküllerinde yaşanan suistimaller nedeniyle kamuoyunda oluşan kötü imajı ortadan kaldırmak, idari ve yargı organlarına ulaşan şikâyetleri sonuçlandırabilecek etkin bir denetim mekanizmasını oluşturmak, kooperatif teşekküllerinin üst örgütlenmesine imkân verecek tedbirleri almak, kooperatif ortakları ile yönetici ve denetçilerini eğitmek, hak ve yükümlülükleri ile sorumluluklarının neler olduğu hususlarında bilgilendirmek, sahiplik bilincini ve ortak iş yapma kültürünü geliştirmek, kooperatifleri Avrupa Birliği mevzuatı ile uluslararası kooperatifçilik ilkelerine uygun bir yapıya kavuşturmak, bence bu konuyla ilgili olan birimlerin temel görevleri olmalıdır.

Değerli arkadaşlar, kooperatiflerin başarılı olmasının önündeki engellerden belki de en önemlisi, hiç şüphesiz kaynak sorunudur. Bu sorunun çözümlenmesi için konut yapı kooperatiflerine toplu konut kredisi derhâl sağlanmalı, ucuz arsa temin edilmeli, esnaf kredi kefalet kooperatifleri aracılığıyla verilen krediler artırılmalı ve kooperatiflerin sermaye miktarı artırılarak öz sermayeleri en kısa sürede güçlendirilmelidir. Ancak hepimiz bilmekteyiz ki bu sorunlar yıllar boyunca dile getirilmesine rağmen, çözüm yolunda önemli bir mesafe, maalesef bugüne değin alınamamıştır.

Yapılmak istenen bu düzenlemeyle, hak, yetki ve görevleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığından alınıp Bayındırlık ve İskân Bakanlığına verilmekte, ancak yapı kooperatiflerinin yaşamış oldukları sorunlara hiçbir yapısal ve kalıcı çözüm bu düzenlemeyle getirilememektedir.

Ayrıca, tasarının da gerekçesinde belirtildiği gibi, Türkiye'de 73.080’i Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, 12.474’ü de Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı olmak üzere, toplam ülkemizde 85.584 kooperatif bulunmaktadır.

Dünkü sözlü soru önergesinde de aldığımız yanıta göre, bu kooperatiflerin, yapı kooperatiflerinin yarısına yakın bir kısmı da ya tasfiye sürecinde veya faal durumda bulunmamaktadır.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, devralacağı bu kooperatiflerin ihtiyacını karşılayacak gerekli organizasyon ve buna ilişkin personel düzenlemesini acaba yapmış mıdır? Bu, ilerideki düzenlemenin başarıya ulaşmasında çok önemli olan bir husustur.

Değerli arkadaşlar, aslında kooperatiflerle ilgili önemli bir düzenlemenin şu anda burada yapılmış olmasında, gönül isterdi ki bu kooperatiflerin büyük bir kısmını kendi bünyesinin içinde bulunduran Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da burada olmuş olsaydı ve biz de bu tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sorunlarını ve bunlarla ilgili yapılması gereken düzenlemeleri burada kendisine sunsaydık. Ancak buna rağmen, yine de bu kırsal kalkınmada köylünün ve dar gelirlilerin tek umudu olan kırsal kalkınma kooperatiflerine de değinmeden geçmek istemiyorum.

Bilindiği üzere, ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayılarında büyük düşüşler yaşanmakta ve bundan kaynaklı et fiyatları da bir önceki yıllara göre yüzde 100’lerin üzerine çıkarak sürekli artış trendi göstermiştir. Hayvancılık politikalarındaki yanlışların ısrarlı bir şekilde sürdürülmesinin ortaya çıkardığı bu tablo sektörün içler acısı hâlini gözler önüne sermektedir.

Yakın dönem verilerine bakıldığında, gelinen nokta açık ve net bir şekilde, şu şekilde gözler önüne serilebilir: 1990’ların başında ülke nüfusu 56 milyon 500 bin iken bugün 72,5 milyona ulaşmış, ancak küçükbaş hayvan sayısı 51,2 milyondan, maalesef, bunun yarısı ölçüsünde 24,5 milyona, büyükbaş hayvan sayısı da 12 milyondan yine büyük bir düşüşle 10 milyon civarına gerilemiş durumdadır. Sektör büyük bir çöküşe sürüklenirken hiçbir önlem alınmamıştır, âdeta gizli bir el devreye girmiş, hayvancılığı bitirmek için elinden geleni bugün Türkiye’de yürütmektedir. Şu günlerde ise önümüze konulan tek çözüm yolu, yurt dışından et ithal etmek olarak dayatılıyor. Oysa ithalatın çözüm olmadığını geçmişteki deneyimler göstermiştir. Hayvancılığı bugünlere getiren ithalata dayalı politikalar bu noktaya bu sektörü sokmadı mı? Bunu görmemek bir bakıma körlükle ancak izah edilebilir. Et ithalatı kısa vadede fiyatları belki düşürecektir. Ancak uzun vadede Türkiye’de zaten can çekişen hayvancılığın tamamen bitmesine neden olacaktır.

Yapılması gereken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının sektörün tüm kesimlerinin görüşleri doğrultusunda kısa, orta ve uzun vadeli stratejisi olan bir hayvancılık politikasını acilen uygulamaya koyması olmalıdır.

Yine Bakanlığın koordinesinde yürütülen TAR-ET Projesi de maalesef Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerekli ilgiyi bugüne değin bulamamıştır. On yıllık bir sürede yapılacak olan bu projede gerek yayla yasakları ve gerekse yeşil kart sahibi olan üreticinin resmî kayıt altına girmek istememesi de bu projenin önündeki en önemli engeldir.

Bu bölge için hayvancılığın gelişmesini sağlayacak en önemli proje ise tarımsal kalkınma kooperatifleri yoluyla yürütülecek olan projeler unutulmamalıdır.

Değerli arkadaşlar, yapı kooperatiflerinde olduğu gibi tarımsal kalkınma kooperatiflerinin de karşılaştıkları sorunların en önemlilerinden birisi finansman sorunudur. Kooperatiflerin günlük değişen politikalarından etkilenmeyen güvenli finansman kaynaklarına sahip olması gerekmektedir. Kooperatif temsilcileri her fırsatta ağır vergi yükü altında ezildiklerinden şikâyet etmekte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 27 Mayıs 2010

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook