İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 128. BİRLEŞİM · CUMA

Grup önerisi

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 128. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Temmuz 2010 · 969 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 2 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 969 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-07-02-grup-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Milliyetçi Hareket Partisinin belediyelerin altyapı, katı atık ve atık su yönetimindeki sorunlarını araştırmak üzere verilen araştırma önergesi aleyhine söz almış olmam, açık ve net olarak söyleyeyim, bu hakkı kullanmak amacınadır, yoksa böyle bir önergenin, böyle bir araştırmanın, ülkemizin önemli bir sorununa neşter vuracak olan bir araştırmanın aleyhinde bulunmak gibi bir lüksüm olamaz. Üstelik yıllarca bu belediyelerin iç işleriyle ilgili, işleyişleriyle ilgili, bu konularda çektikleri sıkıntıları yakından bilen ve bunu bulunduğum süre içinde de ilgililere rapor hâlinde bildiren bir kişi olarak da bu sorunun tam da bu Meclis döneminde mutlaka ele alınması gerektiğine inanan bir insanım.

Evet, araştırma önergesinin içeriğini değerlendirdiğimiz zaman, ne yazık ki ülkemizde her zaman olduğu gibi, bazı şeyler yasal düzenlemelerle düzenlenir, yasalara maddeler hâlinde geçirilir, hatta yönetmelikleri de çıkarılır ama bu yasaların, bu düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle ilgili gerekli olan altyapı ve onun insan ve parasal kaynakları ne yazık ki düşünülemez.

Bugün, bütün belediyelerimizde yaşanan, yaklaşık 3.225 belediyemizin, diyebilirim ki İstanbul, Ankara, İzmir dâhil olmak üzere, yaşadıkları bu önemli sorunlarla ilgili birçok belediyenin yeterli teknik elemanı, yeterli ekipmanı ve yeterli kaynağı da bulunmamaktadır. Parantez içinde, tırnak içinde bu kaynaklara sahip olan, başta ülkemizin göz bebeği, Avrupa kenti İstanbul’da dahi bunun nasıl çağdaş bir şehircilik anlayışıyla, bu altyapıların yapılmadığı, yağan basit bir yağmurda dahi İstanbul’un nasıl günlerce sele teslim olduğunu hepimiz görüyoruz ama bu nereden kaynaklanıyor? Bu, her şeyden önce İstanbul Belediyesinin, bu altyapıyla ilgili yetersizliğinden veya kaynağının eksikliğinden değil, bana göre rantın dağıtılmasındaki bu önemli sorunun çözümünde bazı insanların bu rant amacıyla tekniğin, bilimin ve her türlü şehircilik anlayışının öngörmediği yerlerde yapılanmaya gitmesi ve buna da on beş yıldan bu yana uygulanan AKP yönetimindeki belediyelerin göz yummasıdır.

Siz, bilindiği gibi, geçen yıllarda yaşanan TEM yolu üzerindeki Ayamama Deresi ve onu besleyen kaynakların İstanbul’u nasıl teslim aldığını, oradaki sanayi kuruluşlarından iş merkezlerine kadar buraların sele nasıl teslim olduğunu gördünüz. İşte, bu yanlış ve çağdaş olmayan kent uygulamasında buralara kayırmacı bir düşünceyle verilen ruhsatlarla yapılan yapıların bunun sonucunda da sel altında kalmasının sonucudur. Yoksa İstanbul Belediyesi gibi bir belediyenin bu altyapı sorunlarını çözmesi lazım.

Bu araştırma önergesiyle ilgili benden önce konuşan Değerli Hatibin de belirttiği gibi bu Belediyeler Birliğinin de bir makalesinde, benim okuduğum kadarıyla, altyapı hizmetleri şu anda ülkemizde hemen hemen belediyelerimizin yüzde 67’sinde yani 3.225 belediyeyi birlikte değerlendirdiğimiz zaman bunların yüzde 65 ile 70’i arasındaki bir rakamda içme suyu tesislerinin yetersiz olduğu bir gerçek. Yine, bu belediyelerin yüzde 80 ile 85’i arasında kanalizasyonu, yüzde 90 ile 95’i arasındaki katı atık ve depolama sisteminin yetersiz olduğu ama bütün bunlara rağmen en büyük yetersizliğin bu belediyelerimizin çoğunda kaynak yetersizliği olduğu, parasal yetersizlik olduğu ve teknik personel ile ekipman eksikliği olduğu da bir gerçektir.

Ben iyi hatırlıyorum, gerek Bolu’nun gerek Tekirdağ’ın ve gerekse Edirne’nin teftişlerinde, o bölgelerde çok önemli atık su ve arıtma tesisi sorunları olduğunu ve Çevre Bakanlığının çıkarmış olduğu söz konusu yasanın geçici 4’üncü maddesiyle de burada nüfusa göre çeşitli cezaların il çevre müdürlüğü tarafından uygulanacağı ve bunların da zaman zaman arıtma tesislerinin kurulu olanların da çalıştırılıp çalıştırılmadığı hakkında raporlar da gördüm ve ilgimi çekmişti.

Bilhassa Ergene Ovası’nın zehirlenmesiyle ilgili üniversite tarafından yapılan o araştırmaya da değinmeden geçemeyeceğim. Gerçekten bu Ergene Ovası’nın zehirlenmesi olayı sadece Ergenelileri, Trakya’yı ilgilendirmiyor, bu aynı zamanda orada yetişen pirinci yiyen bizleri de… Oradan alınan ürünlerde Anadolu insanının tamamını da zehirleyen birtakım atık maddelerin bu pirince, hububata ve yetişen sebzeye geçtiği bilimsel olarak da rapora bağlandığı hâlde, hâlen Sayın Tekirdağ Milletvekilimizin ve zaman zaman da bölge milletvekillerinin anlattığı kadarıyla bu sorunun çözümlenmemiş olması, ülkemiz için büyük bir eksiklik.

Ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’sunda bulunan, genelde Kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Kürt coğrafyasında ise, belediyelerin bu altyapı, içme suyu, kanalizasyon ve katı atık depolama durumlarının içler acısı olduğunu da zaman zaman oralarda yaptığım teftişlerde ve gezi gözlemlerimde gören bir kişiyim. Bunlardan sadece önemli bulduğum bir konuyu dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Van Gölü, deyim yerindeyse, sevgili Vanlı milletvekillerimin de bildiği gibi Doğu Anadolu’nun incisi ve Doğu Anadolu’da bulunan insanlarımızın çoğu “Van Gölü” demez “Van denizi” der ve o “Van denizi” dediğimiz Van Gölü’nün bize sunduğu nimetleri ne yazık ki basit birtakım değerlendirmeler sonucunda, yine gün geçtikçe kaybetmekle karşı karşıyayız.

Van ilinin teftişinde, o zamanın AKP Belediye Başkanıyla yaptığım görüşmede, gerek alınan Dünya Bankası fonları ve gerekse DAKAP dediğimiz Doğu Anadolu Kalkınma Projesi kapsamındaki ödeneklerle yapılan arıtma tesisinin, çok ilkel bir anlayışla “Fazla enerji gidiyor.” düşüncesiyle mevcut arıtma tesislerinin günde sadece göstermelik olarak bir iki saat çalıştırıldığını ne yazık ki, gözlerimle gördüm, yanımdaki arkadaşlarla birlikte tespit ettik. O güzelim Van Gölü… Bugün, büyük uğraşılarla Tatvan, Erciş ve Van’daki mevcut arıtma tesisleri yine bu DAKAP ve Dünya Bankası fonlarıyla diliyorum ki, en yakın bir sürede devreye girer ve doğuda tek “deniz” adıyla değerlendirilen bu güzel gölümüz ve çevreye sunduğu turistik hizmetler bakımından yakında kurtulur.

Yine, bu Kürt coğrafyasındaki belediyelerimizin en önemli sorunlarından biri de kış aylarındaki doğa şartlarının sertliği ve yaptıkları hizmetlerde çok büyük bir yıpranma ve aşınmayla karşı karşıya kalmaları. Gerçi, Belediyeler Yasası bazı belediyeler için gelir kaynakları olarak öz kaynak yaratma imkânları veriyor. Ancak, şunu unutmayalım ki, bu bölgedeki belediyelerimizin tamamı genel bütçeden gönderilen ödeneklerle, paylarla ancak hizmetlerini yürütecek konuma gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Yaman.

M. NURİ YAMAN (Devamla)Evet, bu kısa süre içinde, bu bölge belediyelerinin önemli bir sorunu da kendi olanaklarıyla Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı kapsamında Avrupa’da edindikleri kardeş belediyelerle birlikte değerlendirdikleri ve hayata geçirmek istedikleri projelere ise ne yazık ki, İçişleri Bakanlığı zaman zaman ideolojik yaklaşmakta ve bu ortak projelerin gerçekleştirilmesine “Neden hep doğu ve güneydoğudaki il ve ilçelere, belediyelere gidiyorsunuz da neden bir Orta Anadolu, neden bir Akdeniz veya Ege Bölgesi’ndeki belediyeye gitmiyorsunuz?” yaklaşımıyla maalesef bu ortak projeler de gerçekleşmemektedir.

Bu nedenle, bu konunun enine boyuna bu Mecliste araştırılması ve ortak bir anlayışla bu sorunun giderilmesi gerektiğini diliyor, bu önergeye her ne kadar aleyhte söz aldıysak da bütün gönlümüzle lehinde oy kullanacağımızı bildirir, hepinizi saygıyla selamlarım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 2 Temmuz 2010

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook