İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 105. BİRLEŞİM · SALI

İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

Mahmut Durdu

Gaziantep Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 105. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mayıs 2005 · 1.805 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mahmut Durdu (AK Parti), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.805 kelime.

Mahmut Durdu (AK Parti, Gaziantep). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-durdu-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MAHMUT DURDU (Gaziantep)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; geçen sene bu yasayı çıkarır iken, yine, grup adına ben konuşmuş idim, İcra ve iflas Yasasının tarihçesi, safhaları hakkında bilgi vermiş idim. Şimdi, bu vesileyle, siz saygıdeğer arkadaşlarıma ve yüksek huzurunuzda aziz milletimize sonsuz selam, muhabbet ve saygılarımı sunarım. Mesainiz mübarek olsun, hayırlı olsun.

Saygıdeğer arkadaşlarım, şu ikibuçuk sene içinde Cumhuriyet Halk Partisi Anamuhalefet olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, demin arkadaşlarımın söylediği gibi, geceyarılarına kadar, kimi zaman sabahlara kadar çalışarak bir şeyler yapmaya çalıştık. Bu bapta, bir adalet sistemi kurmaya çalışıyoruz; Ceza Kanunuyla, Ceza Muhakeme Kanunuyla, İnfaz Yasasıyla. Bugün de İcra İflas Yasasıyla bir mesai vermeye çalışıyoruz.

Hangi toplumun ve ulusun kalkınmışlığına veya geri kalmışlığına bakarsanız, huzurunuza ilkönce iyi adalet sistemi veya kötü adalet sistemi çıkar. Hangi toplum ve ulus, adalet sistemini mükemmeliyete yakın, eğer, oluşturmuş ise, kalkınmıştır ve bugün saadet içinde, refah içinde yaşamaktadır. Biz, Türk toplumu olarak, ilkönce 1808'de Senedi İttifak ile, onun akabinde 1839'da Gülhane Hattı Hümayunu, diğer ismi Tanzimat Fermanı ile, onun akabinde 1856'da Islahat Fermanı ile, ondan sonra 1876'da Birinci Meşrutiyet, 1908'de İkinci Meşrutiyet ile Batı hukukuyla tanışmış bulunuyoruz.

Daha önceki konuşmamda İcra İflas Yasasının merhale ve safhalarını anlatmaya çalışmıştım. Konu başlıklarıyla tekrar ediyorum: 1295-1296 tarihinde Bazı İlamatın Sureti İcrasına Dair Muvakkat Kanun, ondan sonra 1929 tarihli İcra İflas Kanunu -ki, bu kanunda hapsen tazyik olmadığı için üç sene boyunca muharrirler ve hukukçular tarafından büyük tenkit görmüş- onun akabinde, 1932 tarihinde 2004 sayılı Yasayla, bugün hâlâ yürürlükte olan İcra İflas Kanununu çıkarmış bulunmaktayız.

Bu üçüncü safhadan sonra, 1940'ta sözünü ettiğim yasada birkısım değişiklikler, ondan sonra 1965'te 538 sayılı İcra İflas Kanunuyla, iktidarı devraldığımız devreye kadar icra iflas işlemlerini takip ettik.

Geçen sene 100'e yakın maddede değişiklik yaptık; 17.7.2003 ve 4449 sayılı Yasayla. Bu yasada, 331 inci maddeden başlayarak, takriben 25 maddeye yakın, icra ceza müeyyidelerini içeren birkısım maddelerin değişikliğini bugün yapacağız. Bununla ne yapmaya çalışıyoruz?.. 2003 yılında yaptığımız değişiklikle meydana gelmiş olan kanun maddelerinin redaksiyon hükümlerini, imla ve ibarelerinde değişiklik, cezanın üst sınırında değişiklik, alt sınırında değişiklik gibi bir çalışmanın içinde olduk. Saygıdeğer arkadaşım Muharrem Kılıç Beyefendi diyor ki: "Ceza hukuku profesörleri vasıtasıyla bu çalışmaların yapılması doğru değil." Elbette doğru değil; fakat, şunu bildiriyorum: Şu İcra İflas Yasasının değişikliğine ilişkin olan madde hükümleri üzerinde, icra iflas hukuku profesörleri, Yargıtaydaki başkanlarımız ve üyelerimiz çalıştılar. Bu metnin çalışmasında onların da katkısı olmuştur; yüksek huzurunuzda onlara da teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Saygıdeğer arkadaşlarım, şimdi, sözünü ettiğim adalet sisteminin gereği olarak, siz, Türk Ceza Kanununu, Ceza Muhakeme Yasasını, Ceza İnfaz Yasasını gözardı ederek, onu görmeyerek eğer bu İcra İflas Yasasını meriyete korsanız, uygulamada sıkıntılar olur. Bizim komisyonumuz bu eksiklikleri gördüğü için bu çalışmaya girmiştir ve bu çalışmaya da Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız gerçekten çok samimî çalışmalarıyla, katkılarıyla faydalı katkılarda bulunmuşlardır.

Saygıdeğer milletvekilleri, daha önce, konuşmaların başında, Haluk Koç arkadaşımızın bir konuşmasına aklımı taktım, ben ona bir cevap vermek istiyorum. Sayın Başbakanımız seviyeli muhalefet istiyor demiş.

HALUK KOÇ (Samsun)"Seviyesiz" dedi, "seviyeli" demedi.

MAHMUT DURDU (Devamla)Yani, seviyeli muhalefet istiyorum demiştir. "Seviyesiz muhalefet yapılıyor" demesinin Türkçe anlamı "seviyeli muhalefet istiyorum" demektir.

Siz de çok rahat bir şekilde diyebilirsiniz ki, seviyeli iktidar olunuz. Bu sizin hakkınız ve bence, çok da doğru bir söz; ama, bu demek değil ki, ben seviyeli muhalefet istiyorum demek, önümüzdeki hafta her maddede kavga çıkarmak, işi yokuşa tutmak değildir.

HALUK KOÇ (Samsun)Kavga yok ki...

MAHMUT DURDU (Devamla)Siyaseti layıkı vechile yapmak mesajı vardır bu sözün içinde.

Siz de bize deyin ki "seviyeli iktidar olunuz, kanunları doğru dürüst getiriniz" deme hakkınız vardır ve bence, bu sözler de doğrudur yani. Ben, bu tarizimi Sayın Haluk Koç'a bildirmek istiyorum.

Sonra, bir şey daha söylemek istiyorum: Sayın Başbakanımızı bu ülkenin yegâne, münhasıran sahibi olarak görmeyiniz. Siz de bu memleketin sahibisiniz, ben de bu memleketin sahibiyim, hepimiz bu memleketin sahibiyiz ve bundan da kıvanç duyacağız. Velev ki Başbakanımız hata etmiş olsa bile, bütün Meclisi gözardı ederek, Meclis çalışmalarını yokuşa sürerim gibi bir tehdit savurmanız bence doğru değildir. Saygılar sunarım Haluk Bey.

HALUK KOÇ (Samsun)Kavga yok ki... Hiçbir şey yok.

MAHMUT DURDU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bugün, şu önünüze getirdiğimiz maddeler, İcra İflas Kanununda değişikliğe müteallik olan maddeler tamamen ceza müeyyidelerine yönelik olan maddelerdir, 331'den 370'e kadar devam eden maddelerdir.

Bunların içinde borçlunun, iflas idaresinin, konkordato yönetiminin çalışanlarının kasten veya bilinçli taksirle yapabilecekleri kayırmalar, hatalar, yanlışlar, eylem ve pratikleriyle, gerek borçluyu gerek alacaklıyı zarardide edecek olan hareketlerinin müeyyideleri tanzim edilmiştir. Bunlar tanzim edilirken, Türk Ceza Kanununun, Ceza Muhakemesi Yasasının, Ceza İnfaz Kanununun hükümleri de gözönüne alınarak bir uyum içerisinde getirilmesi düşünülmüştür. Bunda, komisyondaki Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın, AK Partili arkadaşlarımızın uyum içinde çalıştıklarını memnuniyetle gördük. Bundan dolayı da, tekrar, ben, bu arkadaşlarıma teşekkür ediyorum; fakat, burada şunu da söylemek istiyorum: Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, komisyondaki Adalet ve Kalkınma Partisi komisyon üyeleri ile Cumhuriyet Halk Partisinin komisyon üyelerinin bazı hassasiyetleri farklı olabiliyor; her şey, 2 kere 2, 4 değildir arkadaşlar. O komisyon çalışmalarında, siz Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım, bir meselede 2 kere 2'ye 3 diyorsanız...

MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ)Biz 4 diyoruz, siz 3 diyorsunuz...

MAHMUT DURDU (Devamla)...bizim arkadaşlarımız da 2 kere 2'ye 5 diyorsa, takım adına biz arkadaşlarımıza uyuyoruz, doğrudur; fakat, bizimkiler bir meselede 2 kere 2'ye 3; ama, siz 2 kere 2 'ye 4 diyorsanız, siz de şahitsiniz ki, biz size uyuyoruz.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)Bu sizin şahsınız için geçirli, siz öyle yapıyorsunuz.

MAHMUT DURDU (Devamla)Teşekkür ederim.

Ama, şunu demek istiyorum; yani, pencerelerimiz bazen farklı olabiliyor. Bir gün Gaziantep'te bir demokrasi paneline katıldım; Orhan Aldıkaçtı Hocamız ve merhum Bülent Tanör, demokrasiyi anlatıyorlar, demokrasiyi çok güzel anlatıyorlar; Türkiye hususuna gelince, özel bir demokrasiden söz ettiler. Panelin sonunda, her birimize, sorularınızı sorun diye bir soru kâğıdı verdiler; tek soru sordum ben, tek soru yazdım; fakat, sağımda, eskiden Cumhuriyet Halk Partisinde il başkanlığı yapmış bir arkadaşım, solumda da yine eskiden Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlığı yapmış hukukçu arkadaşım var; senin sorunu merak ediyoruz dediler. Arkadaşım, vallahi ben bir soru soruyorum; ama, cevap vermez" dedim. Sorum da şu, arkadaşlar: "Hocam, muhterem "Hocam, muhterem hocam, faşizmin Amerika'da tarifi birdir, Almanya'da, İngiltere'de, İtalya'da, Fransa'da tarifi birdir, bir olması gerekir; sosyalizmin de tarifi, böyle, birdir, bir olması gerekir; demokrasinin, Almanya'da, İngiltere'de, Kanada'da, Amerika'da tarifi birdir, bir olması gerekir. Siz, Türkiye'de, özel bir demokrasiden söz ediyorsunuz; bu tarifi yapılan, genel tarifi yapılan, demokrasinin altında bir şey mi, üstünde bir şey mi; şunu lütfen açıklar mısınız?.." Bu soruma cevap verilmeyeceğini bile bile sordum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, siz Cumhuriyet Halk Partililer ve AK Partililer, büyük, tarihî bir yükü omzunuza aldınız. Şu millet, Parlamento içindeki partilerin -iktidarının, muhalefetinin- tamamını Parlamentodışı bıraktı. Sizi anamuhalefete, bizi iktidara taşıdı. Belki, Türk tarihinde, has bir dönem olabilir, özel bir dönem olabilir bu dönem. Bu dönemi layıkı veçhile kullanmayan İktidar Partisi ve Anamuhalefet Partisi, tarihî vebal altında kalır diye düşünüyorum. Mesaimizi güzel kullanalım, siyaseti güzel yapalım. Bu memleket, gerçekten, şu sıkıntılara müstahak bir memleket değildir.

Bir İngiliz avukatla konuştum; dünyayı gezmiş. Daha, ben Kapadokya Bölgesini görmemişim, bunu bana anlattığı zaman; ben, daha, Türkiyemizin onda 1'ini görmemişim, bunu anlattığı zaman; halbuki, o avukat, benim girdiğim davaların yanında, hiç avukatlık yapmamış, senede iki duruşmaya girmiş, dünyayı gezebilecek imkâna kavuşmuş. İsviçre'de şunlar var, İsveç'te, Norveç'te şunlar var diyor. Kıta Avrupasını övgüyle anlatırken, istirham ediyorum bunları anlatma, sen bunları anlatırken bende mağlubiyet oluyor, utanıyorum dedim. Neden; çünkü, biz, ilkokulda, ortaokulda, lisede, fakültede, çocuklarımıza, 16 tane imparatorluk kurduk diyoruz. Bizim 15 inci imparatorluk yıkıldığı zaman, senin dediğin İskandinav ülkelerinin hiçbiri yoktu, lütfen bunları anlatma, sizi bu hassasiyete davet ediyorum dedim.

Ben, bir arkadaşınız olarak, hasbî konuşan bir arkadaşınızım, dobra konuşmaya çalışan birisiyim. Bir noktada takım adamlığı da yaparım, elbette ki AK Partimizin doğru bulduklarıma katılırım, ayrı mesele; ama, şunu anlatmaya çalışıyorum: Bir arkadaşınız olarak ben, Avrupa medeniyetinin bugünkü bazı güzelliklerine hayranlığımı söylerim; ama, bu demek değil ki, ben Avrupa medeniyetin bilaistisna her şeyine hayranım. Aksini söylüyorum; biz aile yapımızla, biz geçmişimizle, biz mefahirimizle, samimî söylüyorum, Avrupa'nın çok önündeyiz, çok önündeyiz.

Değerli arkadaşlarım, geçmişte de burada bir sohbetimiz, bir konuşmamız olmuştu; demiştim ki, lütfen, fikren bana bağlanın, beşyüz sene geriye gidelim, altıyüz sene geriye gidelim, Avrupa'ya bakalım, yolculuk yapalım; hem mekân olarak yolculuk yapalım hem de zaman olarak yolculuk yapalım, Avrupa'ya gidelim, bir de Anadolu'ya bakalım, bir de mefahirimizin at sürdüğü yerlere bakalım. Evet, bir ulusun, bir toplumun medeniyetini teraziye koyuyorsanız, layıkı veçhile teraziye koyacaksınız. Bin senelik, ikibin senelik, üçbin senelik zaman dilimi içinde hükümferma olmuş bir toplumu, bugün maddî sıkıntıların yaşandığı, insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği bir kısacık devresinde siz teraziye koyarsanız, yanlışlık yaparsınız. Şarlken'e demişler ki: Ebu İlim. Niye öyle demişler; ilk kütüphaneyi kurduğu için. Ne zaman kurmuş; 15 inci Asırda. Israrla söylüyorum: Şarlken, o devlet kütüphanesini kurduğu zaman, Şam'da, Halep'te, Konya'da, Bursa'da, Ahmet Efendinin, Mehmet Efendinin kütüphanesinde, onun devlet kütüphanesindeki kitap adedinden 10 misli daha fazla kitap vardır.

Saygıdeğer arkadaşlarım, ben belagat için konuşmuyorum, gerçekten, samimî duygularımı bu vesileyle aktarmaya çalışıyorum. Ben, medeniyetler tarihini çok incelemiş birisiyim, çok okuyanlardan birisiyim. Arkadaşlarımızın içinde çok okuyan arkadaşlarımız var, çoğunu biliyorum ben, ben de okuyanlardan birisiyim. Daha 1205 tarihinde Artukoğlu saraylarında kahve ikram eden robot makinenin sahibi Ebul-İz Efendi'dir. Cabir Bin Hayyan, Muhammed Bin Cabir; daha hicri 2 nci Asırda, 1 inci Asırda bugünkü matematik ilminin, cebir ilminin, logaritma ilminin kurucularıdır bunlar. Avrupa'da, biliyorsunuz logaritmaya "Algoridmi" diyorlar. Niye başka bir isim değil de Algoridm; çünkü, El Harizmi'nin ismidir. Ama, bugün tarih öyle dönmüştür ki, bizim terahilerimiz, bizim eksikliklerimizin, bizim yapmadıklarımızın daha güzelini yaptıkları için hâkim medeniyet, güneş gibi, Avrupa'yı, Batı'yı aydınlatmaktadır. Kâinat kitabını bizden güzel okuyorlar. Bir kaplumbağanın hayatını incelemek için yüzlerce âlim, mühendis, profesör görevlendiriyorlar; bir kaplumbağanın hayatı için. Bir maymunun ailevî hayatı var mı yok mu, sosyalitesi var mı yok mu; bunu incelemek için milyarlar harcıyorlar. Böceğe de böyle bakıyorlar. Mikrokozmik âlemi de inceliyorlar, makrokozmik âlemi de inceliyorlar. Geçmişte atalarımızın yaptığı şeyi bunlar yapıyor ve bundan da, doğal sonuç olarak menfaat temin ediyorlar.

Şimdi, Avrupa'da yeni gelişmeler var, bunlara da bir bakmak istiyorum. Biz, geçen sene, 24 milletvekili arkadaşımızla birlikte Almanya'ya gittik. Orada, iktidardaki partinin, muhalefetteki partilerin ileri gelenleriyle görüştük. Bir vesileyle, buraya geldiğimde, Sayın Başbakanımızın bir toplantısında "Sayın Başbakanım, bizim bu Avrupa Birliğine giriş sürecimizin zorluklarını, zahmetlerini hep birlikte yaşıyoruz, ben bunları biliyorum; fakat, müşahede ettim ki, Fransa'da, Almanya'da, Hollanda'da gördüğüm müşahede şu ki, Avrupa Birliği hikâyesinde, onlarda daha fazla zahmetler, zorluklar var" dedim. Bunu söylediğim zaman, daha, henüz, Avrupa'da, Avrupa Anayasası hazırlanmış değildi, daha imzalanmış değildi.

Bu Avrupa Anayasasının taslağını inceledim arkadaşlar, bu Anayasa imzalandı.

1- Parlamentolarda tasdik görecek.

2- Tasdikten sonra anayasal kuruluşlar kurulacak.

3- Bu kurum ve kuruluşlar arasında münasebetler nasıl olacak?

4- Bugün, sizi Avrupa Birliğine alacağız diyen siyasî hareketler, orada, benim müşahede ettiğim kadarıyla, iktidardan kayma durumuna gelmişler.

Bundan şunu demek istiyorum: Biz, kendimize güvenelim ve şu önümüzdeki -iki sene gibi bir zamanımız kalmış- zamanı güzel yapalım; memleketimize, milletimize hizmet edelim, Rabbim bize yardımcı olur, halkımız, hiçbir zaman yapılan iyilikleri unutmaz.

Fazla da zamanınızı almamak için sizin yüksek huzurunuzu bırakacağım.

Hepinize, ama hepinize saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 31 Mayıs 2005

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook